tiçır: - oğlunuz ders esnasında göğüslerime bakıyor beyfendi..
baba - haksız da değilmiş hani...
anne - harun??
baba - şey.. vay ibne! gösteririm ben ona...
ehehe, şaka tabi. böyle bir konuşma geçmedi. asıl olayı anlatayım da azcık eğlenelim...
lise yılımın ilk aylarıydı. ergenliğin zirve kısmına tırmanıyoruz o zamanlar. suratımdaki sivilcelerden dünya haritası yaratılır sil baştan, o haldeyim. hatta coğrafya hocası dünya haritasını odasında unuttuğu vakit beni çıkardırdı tahtaya. sonrasında herkesi sırayla yanıma çağırıp, yüzümde süveyş kanalını arattırır, öyle not verirdi. bense ders bitiminde
lisede tüm erkeklerin hasta olduğu hatunu her tenefüs izler, sıkıntıdan sivilcelerimi patlatırdım. bildiğiniz üzere bu hatun lise 1. sınıfta bile olsa, lise 3. sınıfta okuyan en piç, en şerefsiz ve en zengin erkekle çıkar, biz diğer sap erkeklerde lise bitimine kadar o erkeğe içten içe söverdik. sadece benim derdim değil bu, milli bir dert.
o vakitler karşı cinse duyduğumuz ilgi, bırakın kuşun ötüp ötmemesini, tırnaklarıma kadar hissediliyor usta. dedik ya en zirvesindeyiz ergenliğin. beynim tamamen bacak arasına sıkışıp kalmış, çıkmıyor şerefsiz. sağ ve sol yumurtalıkla, sağ ve sol beyin yer değiştirmiş gibi. güzel diye tabir edebileceğimiz herhangi bir hoca içeri girip ''günaydın'' dese, sırada oturan tüm er kişilerden, ''ooyyyhhşşş'' sesi çıkıyordu. sonra haliyle hep beraber tuvalet izni alıyorduk tabi. neyse, neyse... ben asıl olaya geleyim siz sıkılmadan;
görev: öğretmen
uzmanlık alanı: kimya(bence fizik olmalıydı)
isim: unknown(söliyeyim de azıma sıçın sonra di mi?)
kimya hocamız değişmişti. iyiki de gitmiş diyorum. karı 76 yaşında, 3. emekliliğini bitirmiş afedersin ama halen, ''yok haş iki o, yok sodyum sülfat, yok maddelerin birim taşları olan atomlar ve maddelerin birbiriyle etkileşimlerini inceleyen bu bilim dalı aslında bize çok fayidesi(faydası) olan bıdı bıdıbıdı'' ulan kendi ömrünü yemiş bizimkine gelmiş sıra. bıraksana karı! dinlen lan artık! neyse işte o karı zorla emekli edilince yerine hiper, über hatta
pascal züberbühler tadında güzelliğe sahip kimya hocası atandı. yani şimdi düşünüyorum da acaba o yaşlı karı gitmeden evvel the curious case of benjamin button filmini maksimum derecede hızlı yaşayıp,
the curious case of kimya hocası şekline mi çevirdi nedir. çok güzeldi, taştı vesselam. bu hocanın kimya dersine geldiğini biz er kişiler anca nisan ayında anlayabilmiştik. zira arkasını dönerek tahtaya yazdıktan sonra tüm algılarımızı kapatıyor, derse(!) odaklanıyorduk cümleten. benim ders anındaki bu abazan dalgınlığımı farkeden x hanım, şahsımı tahtaya kaldırdıdı ve;
- bu bileşimin denklemini çöz bakalım..
hadeee.. aldın mı başını? lan ben zaten bileşen olmuşum, sen ne diyosun? o esnada öyle üstüme üstüme gelerek, ''çözsene olum'' diyor ki, sanarsın o 95 lik göğüsler konuşuyor bangır bangır. ister istemez o ikisine cevap vermek zorunda kalıyorsun. bunu farkeden bizim afet derhal dışarı davet etti beni. ama ben halen işin
dalgasındayım. acaba bodruma mı gidecez diye düşünüyorum. fantezi yapcak, iple merdiven korkuluklarına bağlayıp baştan çıkaracak beni diye düşürkeeen; ''demek göğüslerime bakarsın ha'' demez mi? ulan sıçtık! 2 saniye göz gezdirdiğimiz uzvunu kıymete bindirdi. yani bi kadın hem lise hocası olacak hem 95'liklere sahip olacak ve bakılmayacak öyle mi? nerde yaşıyormuşsun sen hoca ya? ilk defa biri göğüslerine bakıyor olamaz, inanmam. sonra ailemi aradu bu, derhal burda olmalarını ve benle ilgili çok önemli bir mevzuyu konuşmak istediğini söyledi. yarım saat içinde geldi bizimkilerde. ulan bi işiniz çıksın, gelemiyorum deyin, çarşıda gezin iki aşıklar gibi ama yoook, illa, ''ay oğlumuza noldu, kimi dövdü yine acaba, kimi elledi?'' falan paniğe kapılın. annen baban mı var derd.. neyse.
- buyrun? bir sorun yoktur umarım...
- oğlunuz dersle değil, uçkuruyla ilgileniyor beyfendi..
- anlamadım?
- saatlerdir göğüslerime odaklanıyor hayasızca! (hassiktir lan! burnuma burnuma sokan sensin. 2 saniyelik göz kaymasını sanki tecavüz etmişim gibi lanse ediyor pis karı.)
- ne? doğrum mu lan!?
- baba hayır tabiki ya.. (o esnada kaç kişi benim yerimde olmak ister lan? allah belamı versin)
- ...
- ya baba valla bak.. öyle bi terbiyesizlik yapmam. deli miyim ya?
- neyse beyfendi tamam. bu seferlik kapatalım konuyu. umarım akıllanmıştır(bana bakarak)
- sen eve gelde sorarım ben sana... (eminim sen de bakmışsındır baba. eminim annem senle bu yüzden arabada tartışmıştır. eminim evliliğinizi tekrar sorgulamışsınızdır. eminim ''onlar neydi lan öyle'' demişsindir...)
derken geçti böyle bir gün. karı sayemizde göğüslerini reklam etti aileme. inanır mısın 2 ay osbir çekmedim bu rezillikten sonra. biraz daha zorlasam ibne bilem olurdum. insanı acaip etkiliyor birader, öyle böyle değil...