belki ilginizi çeker
  1. · askerlerin kurtulmasına sevinemedim
  2. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · boylumlama
  2. · bir kadının bilmesi gerekenler
  3. · yaran diyaloglar
  4. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  5. · kurban bayramı vahşeti
  6. · 100 opera
  7. · yılmaz özdil
  8. · bir daha içki içmeyeceğim
  9. · kenan kalav

oğlum şehit olmadı  

  1. son yıllarda sözde! savaş başlığı altında evlatlarını kaybeden ailelerin sarfetmekte pek de haksız sayılmayacakları cümle.

    (bkz: doğru söze ne hacet)
    (elizabeth bathory, 03.07.2007 21:59)
  2. yaklaşık bir yıl önce söylenmiş, karşılık olarak beş oğlum olsa beşini de bu vatan için şehit veririm diyeceğim söz öbeği.
    (minik kus, 03.07.2007 22:06)
  3. gerekli ders çıkarılması gereken feryattır. savaş yapıyorsan, en sert ve en profesyonel biçimde yapacaksın.
    (bkz: vatan sağolsun)
    (atlantis, 03.07.2007 22:16)
  4. bu şekilde ölürsem ailemin arkamdan yapmasını istediğim açıklamalardır bunlar.bir tek şey haricinde:"ben oğlumu en güzel yerlerde okuttum." gerçi sonradan kimsenin oğlu gitmesin demiş ve düzeltmiştir anne. bu aile birşeyin çok iyi farkındadır:vatan bu şekilde sağ olmaz.
    (a perfect tool, 03.07.2007 22:16 ~ 22:17)
  5. aslında bir yönden hak verdiğim cümledir. bu vatanı savunmaya bu vatanı gerçekten sevenler gitsin. biz kurtuluş savaşını, çanakkaleyi paralı askerlerle kazanmadık vatansever ailelerin vatansever çocuklarıyla kazandık. hatta çanakkale savaşı asteğmen muharebesi olarak tarihte yerini almıştır. nice genç okumuş vatan evladı hayatının baharında bizler için vatan için gözlerini kırpmadan çarpışmışlardır ve hiçbirinin ailesininde böyle bir cümle sarfettiğini sanmıyorum. vatan sevgisi sözle olmaz. tabiki ateş düştüğü yeri yakar ama o dağlarda gece gündüz nöbet tutan savaşan askerlerimiz olmazsa ne o ateşin düşeceği yürek kalır ne de bu memleket kalır.
    (src, 04.07.2007 00:02)
  6. artık devrin değiştiğinin belgesi olan sözlerdir.

    ordu tamamen profesyonelleşmelidir. olağanüstü hal dışında orduya adam almak yapılmaması gereken bir uygulamadır. askerlikde, mimarlık, mühendislik gibi uzmanlık gerektiren bir meslek olmalıdır. en en önemlisi bu aşamaya gelinirse eğer, çok daha az sayıda ordu mensubuyla ülke savunması sağlanabilir. şimdi 600 bin kişiden oluştuğu söylenen türk ordusu profesyonelleşmeyle birlikte belkide bu sayıyı dörtte bire kadar düşürecektir. günümüzde savaşlar kişi sayısıyla kazanılmamaktadır. ayrıca pkk ile savaşmanında kişi sayısıyla bir ilgisi yoktur çünkü bu savaş bir cephe savaşı değildir. bazı acı gerçeklerde vardır, pkkyı bitirmenin sadece askeri başarılarla sağlanamayacağı gerçeğidir buda ('kürt milliyetçiliği şişeden çıkmıştır' hasan cemal-kürtler). eğitimde fırsat eşitliği ve devletin doğu illerinde eğitim olayına sıkı sıkıya asılması uzun vadede durumu kurtarabilir. eğitimin getireceği en büyük kazanç sorgulayan bireyler olacaktır. en basitinden insan bir kez geldiği şu dünyada dağa çıkıp sefillik içerisinde savaşmalı mıdır sorusunu kendisine sorabilen insan o dağa çıkmaz. ayrıca en etkili devlet propogandası eğitim yoluyla yapılabilir. tabii bunların hayal olduğunun farkındayım ama hayal kurmak güzel şey. ayrıca iş ve aş sorununun uzun vadede çözümünün de eğitimden geçtiğine inanıyorum.

    birde şunu yaparsak çok büyük hataya düşmüş oluruz; geçmişin koşullarıyla bugünü yorumlamak. kurtuluş savaşı koşullaruyla şu an aynı değildir. her dönemin koşulları kendi içerisinde değerlendirilmelidir.hem esas o zaman kurtuluş savaşımıza da hak ettiği değeri vermeyi başarabiliriz.
    (adsız, 04.07.2007 00:53 ~ 02.07.2009 20:35)
  7. yerden göğe kadar haklı tepkidir. eğitimde 3 kurşun atıp ondan sonra güney doğuya kim gönderilirse gönderilsin, ne idüğü belirsiz uğursuz güneydoğu dağlarında gözü kapalı bir şekilde ölüme gitmektedir. ayrıca bu tepkiye milliyetçi tepkiler koyan insanların yarın öbürgün bütün yaşamlarıyla yetiştirdikleri, sevgiyle ve özenle, emekle besledikleri bebeleri güneydoğudan kopuk kollu ve bacaklı bir şekilde tabut içinde geri döndüklerine, nasıl tepki vereceklerini merak etmekteyim.

    bu insanlar çanakkale'de savaşmadılar, boşu boşuna öldüler, sonu ve başı belirsiz, kimin desteklediği muallada olan bir savaşta öldüler. bu insanların bir yaşamı vardı, ve bütün yaşanmışlıkları o savaşta sikik bir kurşunla reddedildi, değersiz bir sigara izmariti gibi topukla, postalla, kurşunla ve nefretle ezildi. bu insanların nasıl öldüklerini anlamak, hissetmekten uzak hiçbir insana da diyecek bir sözüm yok.

    savaş çığırtkanlığı yapan insanların güneydoğuya yollanıp pkk'ya karşı savaşmalarını arzu ediyorum. en azından böyle bir tercih sistemi olursa, nekrofili hastalığına tutulmuş kitleler, bütün enerjilerini bu savaşa yöneltip bu vatana bir katkıda bulunabilirler. ama ben, bütün yaşanmışlığımla, kendimi sevmemle, ailemi çevremi sevmemle, neye hizmet ettiğinden bihaber olduğumuz bu savaşta ne kolumu ne bacağımı kaybetmek istemem. bu karanlık ve sisli belaya bizi bulaştıranlara yazıklar olsun.

    profesyonel askerliğe gelince, son derece gereklidir. 3 kurşun atmış bir insan dağda ne yapabilir ki ? hayatında doğru dürüst kavga etmemiş, saldırganlık dürtüleri gelişmemiş, savaşkan bir ruha sahip olmayan, hayatında 3 tane kurşun atmış adamı oraya ne diye gönderirler ki ? faşistlik bu...
    (skuba, 15.07.2007 19:12 ~ 19:13)
  8. bir annenin veya bir babanın, oğulları bile bile azrailin kucağına gönderilip öldürüldükten sonra, "oğlunuz şehit oldu", "bu vatan için canını verdi" gibi basit teselli cümlelerine verebileceği en yerinde cevaptır.
    sen hayatında silah görmemiş adamı üç gün eğitip dağa sür, orada yıllarca gerilla eğitimi almış, dağları avcunun içi gibi bilen, uçan kuşu gözünden vuracak kadar keskin nişancı olmuş beyinsiz ölüm makinalarına hedef tahtası yap. hatta ve hatta çoğu zaman sırf bir türlü asfaltlanamayan birkaç yüz km lik yol yüzünden kalleşçe hazırlanmış mayın tuzaklarına av yap. üstüne "oğlunuz şehit oldu" de. bu zihniyete verilebilecek daha hafif bir cevap var mıdır bilemiyorum.
    (quentin, 15.07.2007 20:33 ~ 20:34)
  9. (bkz: vatan sağolsun demeyeceğim)
    (strateji, 15.07.2007 22:21)
  10. ne olduğu belli olmayan, nereden çıktığı bilinmeyen, çözümü sadece askeri yolla kavuşturulacağı sanılan terör olayları yaşanıyor 1984'ten günümüze. düşük yoğunluklu savaş diye niteleyenler var. binlerce gencimiz yaşamını yitirdi. geçmişte vatan sağolsun sözleri yükselirdi hep cenazelerde. artık insanlar da inançlarını yitirmeye / inandıkları şeyin doğru olmadığına inanmaya başladı. karanlıkta bağırmaya başladı insarlar. bunlardan birisi de 'oğlum şehit olmadı' sözüydü. üç aylık eğitimle nöbet tutan, çatışmaya giren bilgisayar mühendislerinin anneleri artık sorgulamaya başladı. biraz geç de olsa...
    (endip, 16.07.2007 17:56)
  11. oğlunu seven bir annenin feryadıdır. sabahları kahvaltıya çağıramayacağı, odasından gelen seslere kulak kabartamayacağı, hayırlısıyla mürüvvetini göremeyeceği, oğlunu seven bir annenin feryadıdır. hayattaki tek gerçeğin vatan milletten ibaret olduğunu sananların anlamayacağı feryattır. bu anadan beklenen "vatan sağolsun" deyip bağrına taş basmasıdır, ama ana yüreği farklıdır. evladının hastalığında kendini paralayan bir anadan başka ne beklenebilir ki zaten? elbette ki şehadet her aileye, her ana babaya gurur verir, ama unutmayın canından bir parça kopan siz değilsiniz, onlar. bir daha düşünün yaptığınız reva mıdır?
    (tilburgdaki erasmus ogrencisi, 09.10.2007 02:22)
  12. devlet ileri gelenlerinin çocuklarının dolmabahçelerde askerlik yaptığı ya da çürük raporu alarak yapmadığı en olmadı bedelli ayağıyla askerden yırttığı bi ülkede üstelik benim askerime kurşun sıkan oksijen tüketicilere kardeşim demekten utanmayanların bu ülkenin milletvekili olduğunu görünce hayıflanılmaması ahlar vahlar çekilmemesi anlatmak isteyen bir feryadı..
    (bitanesindenbitanesine, 09.10.2007 03:53)
  13. kalbiyle değil beyniyle konuşan bir annenin feryadı
    bitirilemeyen bu savaşı kimler kurguladı? kimlerin çocukları ölüyor...
    ve şimdi sizler bu acılı insanların karşısına geçmiş "acılı oldukları için ne dediklerini bilmiyorlar, bir anlık gaflet içinde konuşmuşlar" diyorsunuz...
    otuz yıldır çocuklarımız, kardeşlerimiz ölüyor "vatan sağolsun", "vatana helal olsun" öyle mi?
    sizler kanlı lokmalarınızı yutarken, şişirirken midelerinizi, biz helal olsun diyeceğiz ha?
    bu bir şaka mı?
    eğer öyleyse çok uzadı...
    (emigrant, 09.10.2007 07:10)
  14. (bkz: vicdani ret)
    (zarpandit, 09.10.2007 08:10)
  15. "yukarıdakilerin çocukları buralarda askerlik yapmıyor. hiçbirininki yapmıyor. tayyip erdoğan'ınkiler de yapmıyor. ama bizim çocuğumuz ölüyor işte". kısmını tekrar tekrar okutturan feryadın can alıcı kısmıdır.
    (gone with the sin, 09.10.2007 08:24)
  16. oğlunu en iyi okullarda kendisininki değil bir başka anne ve babanın oğlu (oğlulları) sayesinde okutturabildiğini, başkalarının, en iyi yerlerde okutulmuş veya bu kadar dahi şanslı olamamış, belki çoğu kez üstüne başına doğru dürüst kıyafet alamamış, ve aç kalmış oğulları sayesinde geceleri rahat rahat, osura osura uyuduğunu unutmuş düşüncesiz bir annenin feryadıdır.

    evet bir anne feryadıdır, evet içinde insan sevgisi ve anne şefkati vardır ama beyinsiz bir haykırıştır.

    eğer kendi oğlunun ölmesinin yanlışlığını hatta daha ileri giderek kendi oğlunun askere gitmemesi gerektiğinin ifadesini bu şekilde sunuyorsa bunu "işte budur, bak kalbiyle değil beyniyle konuşuyor" şeklinde değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. zira, o şehit olmak konusunda muallakta kalan o değerli oğludan daha az değerli değil hiçbir vatan evladı.
    ben daha kötü okullarda okudum ama benim annem için ben daha az değerli değilim ya da olmamalıyım veyahutta gerkçekten daha az değerliysem bile gerçekten bunu canı yanan ve değerlendirmesini bencilce yapan bir anne veya baba yapmamalı.

    eğer sen gitmezsen, göndermezsen benim oğlumun canı kıymetli diye, ben gitmezsem, o gitmezse kim gidecek. kimse gitmediğinde ben o en güzel okullarda okumayı-okutmayı görürüm, gece hayvanlar gibi zevklerden sonra rahat uykulara dalmayı görürüm.

    hiç de öyle vatan millet sakarya takılan bir insan değilim, her türk gencinin ille de askerlik yapmak zorunda olmasına da karşıyım. zira askerlik de zor bir meslektir ve her karaktere uymaz en üstünkörü değerlendirme ile bile anlaşılabilecek şekilde.

    ama şuan işleyen sistem bu ve kimseye kıyak geçilmiyorsa, herkes üzerine düşeni bir şekilde yapıyorsa sen de yapacaksın. sonuçları sırf senin katlandığın bir sonuç değil bu milletin hep berbaer yüklendiği bir sorumluluktur. bir askerimiz ölünce hepimizin canı yanar, yanıyor. yanmıyorsa kalbin kendi oğlun değil de bir garibinki şehit edildiğinde bu senin hayırsızlığındandır. ve bir başkasının evladı öldüğünde benim da canımın yanması o anneye destektir, bizim gücümüzdür. (bkz: tabi anlayana)

    bu şekilde feryat eden bir annenin, bir başkasının (mesela hayatı boyunca köyünden ayrılamamış benim amca oğlullarının) allah korusun şehit olması durumunda kayıtsız kalacağını, hiçbir şekilde vicdanının sızlamayacağını, sen böyle ölmeyi haketmiyordun demeyeceğini biliyorum. sırf kendini düşünen bu zihniyet benim acımı paylaşmıyorsa kendi acısında da (zaten kendisinin de istediği üzere) yalnız kalmaya mahkumdur. alsın o değerli oğlunu, o şehit olmayan oğlunu ne yapıyorsa yapsın.

    bazılarının ısrarla tayyibin oğlu oraya gidip ölmüyor demesi de kendi içinde tutarsızlıklar barındırıyor. herkes demiyor mu ki tayyiple asker anlaşımıyor diye. öyleyse kimsenin karışamadığı asker neden tayyibin oğlunu gıcıklığına hakkariye vermiyor. ben siyasiler hakkında olumlu veya olumsuz bir ayrım yapıldığını sanmıyorum askerin gideceği yer açısından. ancak aynı şeyi yüksek rütbeli asker yakını olanlar için söyleyemeyeceğim.

    kaldı ki beni de çok şaşırtan bir olay oldu yakın bir zamanda. ali babacan amerikada iken askerdeki kuzeninin doğuda şehit olduğunu duymuş ama ziyaretini iptal edemediğinden kuzeninin cenazesine bile yetişememişti. 70 milyon insan içinde 1000 kişinin yakınları arasında erkek olanların ve o iktidar döneminde askere gidenlerin ve gidenlerin içinde denk gelip de doğuya düşenin de o düşenler içinde şehit olanın ihtimalinin düşük olduğunu düşünüp bu değerlendirmeyi yapıyorum yoksa ha tayyip ha deniz baykal hepsi gözümde bir.
    ama bu çığlığı atan annenin yeri apayrı, sırf kendinin ve kendilerinin değerli zanneden korunmuş şımarık bir anne, baba...
    içinde her tür işin döndüğü askerlik ocağı yanlışı ile doğrusu ile bizi koruyor lan işte. bu işi de yapabilmek için kendisini oluşturan malzemeleri (insan, kan, yürek, para, can, çığlık, feryat) kullanmak ve harcamak zorunda.

    bunlar olurken ister şehit olun ister niyazi seçim sizin.
    (gomünüst, 09.10.2007 09:44)
  17. "oğlum şehit olmadı "diyerek şehitliğin mertebesini bilmeyen anne baba cümlesidir.
    (bkz: şehit)

    sen öyle desende demesende oğlun bu vatan uğruna canını feda etmiştir. isteyerekte olsa istemeyerekte olsa ve allah katında çıkabileceği en yükseğe çıkmıştır(dini fetva vermicem,kesiyorum.) .tabiki şehitlik çok güzel hadi hepimiz şehit olalım demiyorum.tabiki evlatlarımız askerliği boyunca canını feda etmek adına vatanını korusun ve anne-baba ocağına dönsün.aileleri(miz) dönüşlerindeki o sevinci yaşasın.fakat türkiyenin bir gerçeği olan terör yakamızı bırakmamaktadır.senin oğlun gitmesin,benim abim gitmesin.. eeee ne olsun? bırakalım mı memleketi pkk köpeklerine.tabiki hayır,ölmek var dönmek yok.

    babanın telaffuz ettiği "benim çocuğum şehit olmadı,çünkü o çanakkalede savaşmadı" gibi bir cümlesi vardı.evet çanakkalede savaşmamış olabilir, haksız bir savaşta olabilir bu.ama çanakkalede canını gözünü kırpmadan kendini feda eden öğretmen,doktor ve çobanlarında anneleri babaları vardı.onların çocuklarıda kıymetliydi.onlarda eşit olmayan bir savaşın içindelerdi.şimdilerde bizim:onların kanlarıyla,sadece gelecek nesile bağımsız bir vatan bırakmak için aldıkları vatanı bırakmamız için savaşmadılar,ölmediler.

    katılıyorum;devletin başına bizi korusun,yönlendirsin diye seçtiklerimizin bizleri bizlerden habersiz satmaları, çocuklarımız şehit olurken "vatan sağolsun" deyip koltuklarına çekilmeleri, vatanın yönetim kalbine(meclise) itleri sokup havlamalarına izin vermeleri,onlar havlarken bir "hoşt" bile dememeleri de haksızlık.

    işte türk olmak burda kendini gösterecek,herşeye/herkese rağmen, ne pahasına olursa olsun, vatanımız için şehit olmuş bir mehmetcik için "o şehit olmadı"demek yakışmaz kimseye.şu günlerde herkesin içinde olan öfkenin bir benzeri,bir dışa vurumu belkide annenin o isyanı.fakat çare değil.bazı itlerin,köpeklerin ekmeğine yağ sürmek.
    (dörtyapraklıyoncanındördüncüyaprağı, 09.10.2007 10:24 ~ 10:25)
  18. sanırım ilyas salman demişti bu sözü: "vatan, uğrunda ölen varsa değil, üzerinde yaşayan varsa vatandır". aksi halde ölenlerin vatan derdi olmadığını hepimiz biliyoruz.
    vatan nedir? bu kavramı kusursuz tanımlayan çıkar mı aramızdan? hani belki "uğrunda öldüğümüz; anam, bacım kadar temiz vb." hamasî şiirsel dizelelerle süsleyebiliriz de tanımı bu mudur?
    peki vatan kavramını biz ne zamandır tartışıyoruz? özellikle ideolojik serzenişinin bir yerlerinde buna değinmeden edemeyenlerimize sormalı.
    "vatan yahut silistre"yi okumadan vatanı sahiplenmek, ekmeğin ne olduğunu bilmeden fırıncı olmaya benzer.
    vatan...başla: şehit, uğrunda ölmek,şeref ,onur. başka? aklına ne geliyorsa, ona müsbet anlamda yakıştırdığın.
    eğer, vatan dediğiniz topraklarımızsa neden sadece "toprak" derdimize derman değil? vatan , bir toprak parçasına indirgenemeyecek kadar kutsal bir başka kavramsa "vatanın bölünmez bütünlüğü" ne demek?
    bulanık sular.amacım küçümsemek değil , anlamak!
    hangi kavramı mesnet alarak, argümanları ortaya koyduğumuza bakmalı. ve tüm bunlar olup biterken tanzimattan bugüne ders kitaplarında bizlere aktarılanları düşünmeli ("makbul vatandaşın peşinde" füsun üstel, iletişim yayınları).
    yani, hangi düşünce iklimi ile çevriliyiz?

    şimdi bir annenin "oğlum şehit olmadı" haykırışı hakkında söz edelim.
    savaş, silahlı mücadele herşeyden önce tecrübe gerektirir. bu sebeple harp okulları kurulur, bu işten ekmek yiyen maaşlı muvazzaf subaylar yetiştirilir. dünyanın her yerinde böyledir ( aksini iddia eden varsa bekliyorum).
    bundan dolayı keskin nişancılar, bomba imha uzmanları, savaş taktisyenleri, özel birlikler, sat ve adını sanını bilmediğiniz bir çok birim meydana getirilir. zira -dedik ya- bu tecrübe ve eğitim işidir.
    bir de bir yıl boyunca askeri eğitimden geçmiş, ondan öncesine kadar sokak kavgası haricinde hiçbir mücadeleye girmemiş 20'lik insanları ; 1984'ten bu yana tek işi savaşmak, adam öldürmek, katletmek olan; her nevi silahı kullanabilen, "gerilla taktiğinde" büyük mesafe almış, kan dökücü, pusucu, kural tanımayan, insafsız bir teröristin önüne çıkardığınızı düşünün. "şehit"ten, "kutsal vatan topraklarından" bahsetmeye hakkınız olamaz.
    uçakların, tankların, topların, trilyonlarca lira değerinde mühimmatın, yüzbinlerce mermin varken bunu savunamazsın.
    15 er şehit olduktan sonraki başatılan/başlatılacak olan operasyonu duyduk. en etkin, güçlü, eğitimli birimler yollanmış. kıscası en profesyonel olanlar. bazılarımızın adeta süper bir kahramandan bahsediyormuş gibi tapındığı, hayran olduğu askerler.
    e şimdi ne gerek var bu profesyonelleri göndermeye? vatan, uğrunda ölünecek kutsal mefhum; askerlik bir vatan görevi ise, yine 20'lik delikanlılar, sizler ve bizler gidelim dağa. ne gerek var bordo berelilere, özel birliklere? demek ki ancak onların halledebileceği kadar tehlikeli bir vaziyet var. yani demem o ki, askerlik, vatani görevden önce eğitimli ve tecrübeli insanların yapabileceği teknik bir iştir. bu sebeple erler ücretsiz, subaylar bu işi maaşlı olarak yapar.
    (altlejant, 09.10.2007 10:26 ~ 15.10.2007 09:48)
  19. (bkz: @1929799)
    (beybabacan, 09.10.2007 12:23)
  20. http://www.savaskarsitlari.org/...
    (nervikan, 20.10.2007 23:14)
  21. insanların fark etmesi gereken bir gerçeği fark etmişlerin feryadı.

    hangi savaş arkadaşlar? pkk bu savaşı(!) kazansa daha mı çok sömürüleceğiz, kapitalizm üzerimizdeki etkisini üçe mi katlayacak? acaba vatanı emperyalist güçlere karşı mı koruyoruz? orada ölen benim yatağımda rahat uyumam için mi ölüyor? söyleyin yahu, bırakın diyarbakır'ı türkiye'nin tamamını kürtler yönetse apo atakürt olsa devletin adı kürdistan olsa daha mı çok sömürüleceğiz? ingiliz emperyalizmine karşı mı savunuyoruz bu toprakları, vaktinde yaptığımız gibi?

    sürekli bir millet edebiyatı ardı arkası gelmeyen...hakkari dağ ve komando tugayının -eminim bileniniz vardır- şiirlerde geçen lojmanlarında mutfak kapılarına saplanan kurşunlar acaba benim yaşam standartlarımı özgürlük alanlarımı ekmeğimi gasp etmeye çalışanlarla, o toz konduramadığınız içi çürümüş ordunun yaptığı savaşın engelleyemediğimiz şiddetinin göstergesi mi sadece? o kurşun masum insanların evine örnekse ankara'da yaşayanlar bir şey kaybetmesin diye mi girdi? kime karşı neyin savaşını veriyoruz? ekmeğimizin mi hürriyetimizin mi?

    eminim aranızda çatışma başladığında sipere yatanlar,şarjör bitsin diye havaya kurşun sıkanlar da vardır. eminim aranızda en öne atılmak için dayanılmaz bir istek duyup zamanla bitse de kurtulsak diyeniniz de vardır. eminim aranızda her havan topunun sesiyle "acaba?" diye ürkeniniz her şeye rağmen ben bu tepede bu karakolda savaşırım diyeniniz de vardır.

    aramızda olmayanlar bir hiç için ölenler

    heyhat göremez mi olduk ne için savaştığımızı? ne diye savaştığımızı? vatan ve millet aşkı bu topraklarda yaşayanlara rağmen ülkeyi koruma aşkı..

    ayırın, kurun ünlü "free kurdistan" ı, sefalet içinde bir delilik kazanıversin, hangi toprağı kaybettik hangisi bizim? buradaki delilerin övündüğü orduları toprak bütünlükleri var onların da olsun. ne değişecek? ankara'da insanlar kıtlıktan ölecek de diyarbakır'da millet köşeyi mi dönecek?

    aman milletimiz aman türklüğümüz.aman kürdistan aman kürtlüğümüz.bir ilüzyon bir yalan bir hastalık her yerde. kimse ekonomik adaletsizliğin sikik eğitim sisteminin derdinde değil herkes milliyetçilik derdinde...
    (no pasaran, 21.10.2007 00:12)
  22. şehit cenazelerinden bile rant elde etmeye çalışan zihniyeti şoka sokan sözlerdir. savaş ne kadar yanlışsa, bunun sonucunda yaşamını yitiren insanların cenaze törenlerinde feryat figan ağlayan ailelerinin burnuna mikrofon sokup onlardan herkesin duymak istediği sözleri söyletmeye çalışmak yanlıştır, yavşaklıktır. dua etsinlerki adamlar mikrofonu gerisin geri çevirip bi taraflarına sokmamıştır. bu insanların en acı çektikleri, ki yüksek ihtimalle ömürleri boyunca unutmayacakları günlerinde acılarını sessizce yaşamalarına bile izin verilmemektedir.
    (solt, 21.10.2007 01:06)
  23. ölümü haketmeyen gencecik bir insanın boşyere can vermesi sebebiyle ailesinin haklı yakarışı.
    diyeceksiniz ki "bu vatan bizimdir,toprağının her karışını gerekirse kanlarımızla sularız.".iyi pekala,lafta hepimiz milliyetçiyiz,vatanımızı severiz.
    peki içinizden kaçı evlat acısının ne demek olduğunu bilir?
    bu ne kedi köpeğinizin,ne anne babanızın,ne kardeşinizin ölümüne benzer.canınızdan çok sevdiğiniz evladınızdır o.anneyseniz hele,ayrıdır o evlat.9 ay karnınızda taşımışsınızdır.kendi bedeninizde yaşatmışsınızdır onu.iyi kötü her anında yanında olmuş,güldüğünde gülmüş,ağladığında kahrolmuş,top oynarken düşüp dizi incindiğinde kalbinizden parçalar kalmıştır asfaltta.
    20 sine getirmişsinizdir aslan oğlunuzu.askere gidecek derler,içinizde binbir kemirgen,vatan uğruna yollamışsınızdır onu.elinizde olsa,beni götürün diyeceksinizdir.ama o da her türk erkeği gibi askerliği öğrenmelidir.çünkü bu vatan kolay alınmamıştır,her karış toprağı önemlidir bizim için.silah tutmayı öğrenecek,ülkesini koruyacak.
    ve bir gün eve haber gelir.şehit oldu oğlunuz,cevabını "vatan saolsun" beklerler.
    hayır efendi hayır!şehit olmadı benim oğlum!benim oğlum,sizin diplomatik yetersizliğinize,bozuk düzeninize,bir grup eşkıyaya kurban gitti.
    benim bakmaya kıyamadığım oğlumun canını,vatan hainleri aldı.kendi köylerimizde beslediğimiz,kardeşimiz dediğimiz vatan hainleri.
    yok efendi yok.benim oğlum şehit değil.benim oğlum kurban,o çok sevdiği ülkesinin kurbanı.o ülkesi uğruna ölmedi efendi!o yok yere öldü.o sadece,öldü...

    ve şimdi biz abilerimizi,oğullarımızı,bir grup kendini bilmez eşkıyanın önüne atarken,"en büyük asker bizim asker!" diyoruz.
    hayır efendi.ne benim abilerim,oğullarım,ne de ülkemdeki herhangi bir türk genci kurşun asker değildir.
    kurşun asker bu devlettir.herkesin üstüne basıp geçtiği,gücünü kanıtlamak için eşkıyaya kafa tutup,eşkıyanın babasından yardım isteyen bu hükümettir.
    benim abim,oğlum,babam,şehit değildir efendi...
    şehit olan insanlıktır bu dünyada...
    (onbeşdakikareklammıolurbekardeşim, 04.11.2007 22:25 ~ 22:28)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil