filmlerinde tarkovsky,mizogouchi,ozu etkileri oldukça açık bir yönetmendir nuri bilge ceylan ancak özgün bir hikaye anlayışıyla bu hayranlık ve esin karışınca ortaya tıpkı wong kar wai nin wkw imzası gibi bir imza çıkıyor bana kalırsa o da nbc elbetteki.
cehov un öykü anlayışını belkide yıllardır sinemada minimalist akım içinde doğru düzgün yansıtılamadığı düşünülürse bence nuri bilge ceylan nın adı daha uzun yıllar duyulacak ve yalnızca türk sinema tarihinde değil dünya sinema tarihinde adı saygıyla anılan biri olacaktır nuri bilge ceylan.
not:şu sıralar iklimler isimli filmini bitirmiş olan nuri bilge ceylanın bu filminde neler yaptığını sabırsızlıkla bekliyorum.
uzak isimli eseri sevilesi, ödüllere boğulası şahıs. biçimin anlatılmak istenenin de önüne geçtiği, bize "hayat ayrıntılarla güzeldir" dedirten yönetmen. ayrıca, filmlerinde, bir kıssadan hisse isteyenlerin nasreddin hoca fıkralarına bakmasının daha doğru olacağı kişi.
son filmi iklimler'in fragmanını izlemem yetmiştir. yine görüntülerine hayran bırakıp derin bir meraka sürüklemiştir. boş birşey çıkmayacağı allahın emridir.
kabul ediyorum, nbc mükemmel bir fotoğrafçı, ama yönetmenliğine gelince, kişisellik başlığı altında kolaycı ve taklitçi çok ucuz bir sinemacı, hepsi bu.
"aman ne kadar farklıyım" "ne kadar entelektüelim" "tanrım kimsenin katlanamadığı filmleri izleyebiliyorum" demek isteyenler can havliyle sarıldı bu adama, ve avrupa sineması, yıllardır aradığı "sinemacı olabilmek için türkiyeyi karalamaya hazır adam"ını bulmuş oldu, onu haketmediği ödüllere boğdu.
atıf yılmaz'a yurt dışında film yapması için "türkiye aleyhine konuşma" şartının öne sürüldüğünü, yukarıda umut filmini övdüğüm yılmaz güney'in anca türkiye'nin acı yönünü anlatan filmi "yol"la altın palmiye kazanabildiğini, yaşar kemal gibi bir devimiz varken ancak soykırım iddiasıyla ön plana çıkan "güdük yazar" orhan pamuk'a nobel ödülü verildiğini göz ardı eden bu kimseler, 2006 cannes film festivali'nin favorisi olarak gösterilen nuri bilge ceylan'ın "türkiye'yi eleştiren filmler yapacak mısınız?" sorusuna verdiği "ben siyaset yapmıyorum" cevabıyla festivali boş geçmesini ve ödülün kendi ülkesinin karanlık yüzünü gösteren ken loach'a verilmesini de "tesadüf" olarak nitelendirecektir.
nuri bilge ceylan'ın övülecek yanları yok mudur, vardır. büyük imkansızlıklar içinde olduğu dönemde sinema yapması, görüntü kalitesi ve özellikle ödül için türkiye aleyhine konuşmaması takdire şayandır, ama bu kişiye sahip olmadığı özellikler atfetmek de en başta kendisine sonra türk sinemasına büyük haksızlıktır.
velhasıl nuri bilge ceylan, avrupa'nın sinema dalında yaratmaya çalıştığı bir "orhan pamuk" vakasıdır, ve şahsen en büyük tesellim, kendisinin henüz bu oyuna alet olmamasıdır.
kimilerince entel sinemacı, kimilerince masa arkadaşlarına, hava için çekilen, kıçık kırık, tırnak içinde sanat filmleri çektiği idda edilen yönetmendir.
bu söylemlerinin en keskinini zamanında yılmaz erdoğan yapmıştı. "senin filmini üç beş entel, benim filmlerimi milyonlar izliyor hede höde" diye nuri bilge ceylanı paparazzi polemiğine sokmak istesede başaramamıştı. unutulmamalı sinema ne kadar eğlenceli, ne kadar geniş kitlelere hitap etse de özünde bir sanattır. nuri bilge ceylanın vizontele, maskeli beşler şurda burda, hababam sınıfı fındık fıstık filmlerini çekenlerle bir derdi zaten yoktur. ben resimden bir bok anlamam ama picasso nun iyi ressam olduğuna kanaat getiririm. niyemi? sevdiğim ve taktir ettiğim sanatçılar iyi dediği için. sanat böyle bir şeydir zaten. güzel zaten hep ordadır ama, güzelin güzel olduğunu size sanat gösterir. nuri bilge ceylan sineması da biraz böyle değerlendirilmeli. sevmemek farklı şeydir. ama senin filmini üç beş adam izledi, bir bok anlaşılmıyor filmlerinden demek ezikliğin ve kompleksin daniskasıdır kanımca.
nuri bilge ceylan filmleri ve türevleri zaten o on binler izlesin diye çekilir. buda sinema sanatının bir rengi, bir koludur. maskeli beşler ıraktayıda gider ben ve milyonlar izler. ama ben demem ki nuri bilge ceylan bir bokdan anlamıyor. "bu adamı avrupa yarattı ama siyasal emellerine alet edemedi demek" lincin pratik yollarının toplumun her kademesine yavaş yavaş ezberletilmesi gibi görünüyor.
burda denilmek istenende madem filmlerinden bir şey anlaşılmıyor o zaman iyi yönetmendir. hayır , bu göreceli bir kavram mesele bu. nuri bilge ceylan ile günümüz popüler sinemasını kıyaslamak armutla elmayı toplamaktan başka bir şey değildir. nuri bilgen ceylan sineması dünyada bir ilk değildir kesinlikle. binlerce örneği olan bir sinema tarzının iyi bir temsilcisidir nuri bilge ceylan. filmleri belli, üstüne kitaplar, tezler yazılmış bir sinema tarzının çok iyi örnekleridir. "sadece ben sevdim oldu, ben sevmedim o zaman kaka" tarzı sinemasal eleştiriler maalesef hoş durmuyor. bu sinemasal tarzın ne olduğunu dahi anlamadan "ama bunun filmleri şu filmden kötü, şu filmler ne şekerdi" demek her konuda guruluk yapmaktır ki, hoş bir gözlemcilik değildir. ayrıca bunu sevmeyen bunu sevmedi (bkz: andrei tarkovsky)
filmlerinde müziğe neden fazlaca yer vermediğini anlatan bir röpotajına rastlamıştım. herhangi bir heyecanlı sahnede at koşuşturmasına benzeyen * ya da duru bir sahnede sakin bir müziğin çalmasının izleyicinin duygularını yönlendirmek ve onu kandırmak olduğunu düşünmektedir. haklı mıdır? bence kısmen. filmin başarısını aşmış soundtrackler de vardır. o da ayrı bir sanattır kanımca.
önce boğaziçi üniversitesi elektrik-elektronik bölümünü bitirmiş ardından mimar sinan üniversitesi sinema-t.v. bölümünü bitirmiş usta fotoğrafçı ve sinemacı..filmlerindeki kamera kullanışlarına hayran olmamak mümkün değil..bir fotoğrafçı edasıyla kullanır kamerayı..kamerada çok az hareket vardır...mekanı öne çıkarır...hayran olunacak bir insandır...
(bkz: ailecek hayranıyız)
sitesindeki fotograf bölümünü incelendiğinde fotograf sanatının üstadı olduğu anlaşılan sanatçı.ayrıca filmleri de aldıkları ödülü haketmiş filmlerdir.gerek yönetmenliği gerek senaristliği ile türk sinemasının önemli yapı taşlarından biri olmuş.
kış ve yurdum insanını yapıtlarında motif ya da başrol olarak yansıtması başarısını perçinlemektedir kanımca. gerçi uzak filmini iklimleri izledikten sonra anladım ve sevdim diyebilirim cehaletimi kabul ederek.