gündem
  1. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  2. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  3. · aşk ı memnu
  4. · kar yağarken hissedilen duygular
  5. · çok istenip de olunamayan meslekler
  6. · aşk
  7. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  8. · göğüslerinden ayak parmak ucunu göremeyen kadın
  9. · hairway to steven

nur yüzlü dedeler  

  1. hayal kırıklığım olmuşlardır.

    çocukluğum boyunca, hatta yeni yetme bir gençken bile camiye giden ve her zaman kesif bir hacı yağı kokusuyla gezen ak sakallı ihtiyarlara karşı bir hayranlık duyardım. herbirini hikmetli birer derviş gibi görür, saygıda kusur etmezdim.

    neden sonra ben büyüdükçe kirlenmeye başladı sanki dünya. tonton dedeler tuhaflaşmaya başladılar. yıllar geçtikçe biri müşterisini hiç düşünmeden kazıklayan bir esnafa dönüşüyordu, diğeri ise işçilerini alabildiğine ezen zalim bir patrona. hele bir diğeri kızı yaşında bayanlara çapkın bakışlar atan kart bir zamparaya dönüşüyordu.

    nur yüzlü dedelerim birer birer gidiyordu ellerimden. hayal kırıklığım büyüyordu. dedelerimi şeytan alıp götürdü ve hepsini de sattı. hem de çok ucuz fiyatlarla.

    ve şimdi elimde sımsıkı tutuyorum dedemin hayalini. öldüğü gün bütün mahalleye dondurma ısmarlayan o adamı. ölümüyle kumkapı'nın gayrımüslümlerini dahi yasa boğan adamı. mis gibi kokan sakalını saklıyorum ve masmavi gözlerini. ütopyamı ayakta tutmak için.
    (emigrant, 08.06.2008 01:31 ~ 01:33)
  2. (dünyayı kurtaran adam, 08.06.2008 01:33)
  3. (bkz: marx)
    (bkz: proudhon)
    (bkz: rasputin)
    (madbrother, 08.06.2008 01:35)
  4. (mocococo, 08.06.2008 01:38)
  5. (arif19m, 08.06.2008 01:41)
  6. çoğu zaman insanlarda manevi duyguları ayağa kaldıran dedelerdir. ancak bazı nur yüzlü dedeler vardır ki...

    otobüs durağında beklerken, hep karşılaştığım bir nur yüzlü dede vardı. yine bu dedeyle bir gün otobüs durağında karşılaştım. dede yanıma geldi, otobüsün geçip geçmediğini sordu. nur yüzlü bir dede olduğu için gayet güleryüzlü bir şekilde cevap vermemle beraber bu dede, muhabbete başladı benimle. efendim bir iki konuşmadan sonra, kendisinin şair olduğunu ve doğa üzerine şiirler yazdığını söyledi. hemen akabinde çantasından bir adet kitap çıkarttı ve bu kitabı bana vermek istediğini söyledi.
    ben de içimden ' aman ne ince bir dede böyle bak bana kitap hediye etti' tripleriyle sevinirken, 'ben bizim camiye yardım topluyorum, o kitap 20 lira , verirsin sen onu . ehh bi cd bile 12 lira, çok mu bir kitaba 20 lira ? ' demesiyle dumur oldum. be amca bende ne gezer öyle çat diye çıkarıp verecek para .. ?
    ' aman efendim benim üzerimde o kadar para yok' dememle dede benimle çok feci pazarlığa girdi, ille bugün getir o parayı dedi. yahu ne yaparım ne ederim, şimdi anneme desem ki bir dede geldi cami için yardım topluyomuş bu kitabı bana verdi diye, oyacak beni..
    neyse efendim, bu dede ille de getir parayı, üzerinde bozuk yoksa ben parayı bozarım dedikçe ben iyiden iyiye tırstım, kitabı iade edemedim. zorla telefon numaramı da aldı bu dede. bindik otobüse, dede caminin önünde indi.
    ben de dedenin şiirlerine bir bakayım dedim. gerçekten çok çılgınlardı. özellikle akrostiş yapması ve yukarıdan aşağıya baş harflerine bakınca 'sevgi' gibi kelimeler çıkması ile bu kitabı iade etmem gerektiğine karar versem dahi dede üzerimde öyle bir psikolojik baskı kurmuştu ki acaba iade etsem çarpılır mıyım, işlerim ters gider mi diye korkmaya da başladım.
    dede de boş durmadı, o gün beni iki üç kere aradı, parayı getir diye. allahım bende nerede o para ? olsa akbilimi dolduracağım..
    akşamüstü artık dönerken, bu dedenin -kitabının arkasında ev adresi yazılıydı - evine gidip kapıdan kitabı bırakmaya karar verdim. hemen dedenin oturduğu siteye gittim, güvenlik amcalara durumu anlattım. güvenlik amcaları artık bu duruma alışmış olsa gerek 'o dede iyidir hoştur da biraz sarar' deyip pis pis sırıttılar. demek ki nur yüzlü olan, dede olmakla beraber, saf- salak yüzlü olan da benmişim !
    dedenin evini buldum, aramızda şöyle bir diyalog geçti;
    dede: oo kızım hoşgeldin, parayı mı getirdin? geç buyur içeri bir çay iç, geç kızım geç geç çekinme '
    p: (soğuk terler döküyorum, aman dede şimdi içeriye çağırıyor, üstüne bir de para istiyor... en iyisi birden söylemek) dede, ben bu kitabı aldım ama ben biliyorsunuz öğrenciyim şimdi bu kadar parayı veremem, size kitabı iade etmek için geldim.

    işte bu anda o nur yüzlü dedenin, yüzü kalmakla beraber nur kısmı tamamen gitti, ölümcül bakışlar atmaya başladı.
    dede: öyle miii
    p : ......
    dede: ver o zaman kitabı ! (elimden kitabı çektiği gibi, kapıyı suratıma kapattı)

    ilk defa suratıma kapatılmıştı kapı, bir daha da olmadı.
    daha sonraları bu dedeyle defalarca karşılaştık, ama benim yüzüme bile bakmadı.

    not: aynı sitede oturan bir başka arkadaşa daha bu kitabı vermiş ama ondan para istememiş.
    (pitipiti, 08.06.2008 04:45)
  7. (karpuzsever, 08.06.2008 05:00 ~ 05:00)
  8. böyle insanlar kötü karakterde olsalar yada konustukları ve yaptıkları davranışlar yaşına başına uygun hareketler olmasa dahi sırf sahip oldukları fiziksel görünümleri nedeniyle toplumda her zaman saygı gösterilen kişilerdir.
    (yerli plaka, 08.06.2008 05:52)
  9. eyüp cami önünde mütemadiyen çorap örüp satan dede.hem ton ton hem pambuk.
    (sureya, 24.06.2008 22:53)
  10. nur yüzlü dedeler ile ilgili en ilginç olay 70li yıllarda gerçekleşmiştir.ülkenin sağ-sol kargaşası içinde olduğu dönemde polis sol görüşlü öğrencilerin oturduğu bir eve baskın yapar.duvarda marx'ın bir resmi durmaktadır.polis öğrencilerden birine dönerek:"şu nur yüzlü dedenin torununa bak"der ve bir tokat atar.insana "gülermisin ağlarmısın" dedirten cinsten olaylara örnektir.ayrıca insanların karşı oldukları şey hakkında hiç birşey bilmeden mücadele yürütmesi de düşündürücüdür.
    (header, 25.06.2008 01:02)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil