new metal’den gelir, giren çıkan belli değildir, itinayla bok atılır.
80lerdeki müziği hepimiz dinledik, hala da dinliyoruz. evet görüyorum hep msn’de. ancak sanatı, müziği eskilere göre değil, bağlamına göre eleştirmek gerektiğini de unutuyoruz.
rock ve metal müzikte 80leri, plastik sanatlarda rönesans'a benzetebiliriz (
denge,
kompozisyon, karmaşıklık,
altın oran, teknik mükemmellik, vs.. ). bunlar nesnel kavramlardır, bunları sevebilir, bunları "
iyi", "
güzel" buluyorum diyebilirsiniz, lakin bunların bir sanat eserinde bulunması gerektiği yazmıyor fikir ve sanat eserleri kanunu’nda. bu özelliklere sahip olmayan eseri yerin dibine sokmak sadece kişinin zevklerinin bir hezeyanıdır. zaten taa 19. yüzyılda sanatçılar bunlardan (doğayı veya olayları bire bir taklit etmekten) sıkılmaya başladılar. önce
empresyonizm geldi, sonra
ekspresyonizm,
kübizm, derken bugünkü postmodern sanatlara kadar geldik. müzikteki değişimi de buna benzetebiliriz: gerçek sanatçılar ve dinleyicilerin bir kısmı mükemmel düzenlenmiş, tekniğin konuştuğu, "altın oran"lı şarkılardan başka şeyler aramaya başladılar. yeni müzikte türler birbiriyle harmanlanmaya, yeni soundlar ve fikirler üremeye başladı. evet o her öğünden sonra bok atılan
limp bizkit bile yeni bir şey yaptığı için, evet evet sanat yaptığı için yeni müzik içinde kendine sağlam bir yer edindi. tekrar ediyorum, hayır sanat sadece görkemli, karmaşık, zor olan değildir. bülent ersoy veya bob ross hiç değildir. örneğin yeni birşeyler yapmak isteyen bazı metal gruplarında gitar solosu kullanılmıyor çünkü bu tür müzik için solo artık
sanat değil
zanaat ürünü haline geldi. bunun sebepleri de uzun uzun tartışılabilir (ipucu: sanat giderek biçim olarak sadeleşiyor, hamlaşıyor, öz olarak çoğalıyor). ve hayır, satriani, vai gibi insanların bu konuyla hiçbir ilgisi yok, indir o elini.
yeni metal türlerine bok atarken en etkili silahlar en zayıf cephe olan
linkin park üzerinde deneniyor dikkat ederseniz. numetal gibi tanımı belli olmayan bir kategoride her daim zayıf noktalar bulunabilir doğal olarak. slipknot’a da numetal kategorisinde bok atan insanlar isterlerse ve dinleme lütfunda bulunurlarsa linkin park ile slipknot arasındaki 17 farkı şıp diye sayabilirler. numetal’e laf sokma ihtiyacı içindekilere en azından neyin numetal olduğunu neyin olmadığını iyice öğrenip ondan sonra işe girişmelerini tavsiye ediyorum bu noktada. maalesef kolay değil tavsiye ettiğim iş, yeni birşeyler içeren her metale numetal denebiliyor zira.
numetal konusunda 20 yaşlarında gencecik insanların dedeler gibi sabit fikirli, gerikafalı olması ve üstelik bunu yaparken kendilerini gerçekten “dede” konumunda görerek “15 yaşında veletler dinler bunu peeh” hilesine başvurmaları gerçekten kaygılandırıyor beni, uyku uyuyamıyorum. uyuyabilirsem de elinde
kill'em all plağı olan 15 yaşındaki veletlere "ne böğürüyor bu herif, asıl müzik glam rock'tır" diyen pelüş saçlı adamları görüyorum rüyamda. peşlerinden koşuyorum, diyorum ki: “rock ve metal müzikte yaşananlar yozlaşma, kirlenme değil, sanatsal çeşitlenmedir. sevmemek tabi ki size kalmış, kimse sanat teorisyeni gibi düşünmek zorunda da değildir, paşa paşa istediğinizi dinleyin, ama jonathan davis evinize gelip gitarınızı mı kırdı yavrum, bu hırs bu kin niye?”
80lerin adamlarına
jonathan davis’ten bahsetmem saçma tabi, rüya işte.