tek kelimeyle,
sanat eseri.
bir şarkı, insana yaşadıklarını sorgulatıp, pişmanlığa sevk edecek derecede katarsis yaşatıp o insanı aydınlatabiliyorsa, her başarılı sanat ürününün gerçekleştirdiği işi başarıyorsa, o ürün bir
sanat eseridir.
her kıtasında çeşit çeşit (duygusal)
hayata dair iç burkan detayların, akıllı ve doğal bir bütünlükte bir araya geldiği pek az şarkı var bunun gibi. günümüzde üzerine şakacılık yapıp diyaloglarımıza dize dize bir hal olduğumuz kalıp sözlerin (nothin' lasts forever and we both know hearts can change) mantık süzgecinde de sallandırılmış,
saf duygu hali.
aslına bakacak olursak, şarkıda ayrılmak üzere olan ve duyguları tavanda bir çiftin hissettiği tüm duygular, neredeyse, sırasıyla var:
1
---------------------------------------------------
"when i look into your eyes
i can see a love restrained
but darlin' when i hold you
don't you know i feel the same
'cause nothin' lasts forever
and we both know hearts can change
and it's hard to hold a candle
in the cold november rain"
sevgili ile yapılan ayrılık konuşması. "büyümeye" giriş: karşı tarafın duygularının farkında olmak. her ne kadar can yaksa da onu anlamak. var olan kuş kadar sevgiyi de muhafaza etmeye çalışmak. öte yandan, farkındalığı göstermek ve "bu bana da olabilirdi, ne yapalım dünya böyle" diyerek kendini avutmaya çalışmak.
---------------------------------------------------
2
---------------------------------------------------
"we've been through this such a long long time
just tryin' to kill the pain
but lovers always come and lovers always go
an no one's really sure who's lettin' go today
walking away
if we could take the time
to lay it on the line
i could rest my head
just knowin' that you were mine
all mine"
şarkının bu sözlerinde ton inceliyor, anlıyoruz ki sinirler yıpranmış. yalnızlığın ıssızlığından korkulduğu için bu kadar uzuun zamandır birlikte olunduğundan dem vurulup karşı tarafa yara vermeye çalışmak. fakat, ileri gitmemek ve bir takım genellemeler yaparak aşkın bu yıkım halindeki olağan suçluları aklayıp suçu genele vurmak. hemen ardından da "se sa"lı cümlelerle, "keşke" kokulu bir tonda fakat hala ümitli bir biçimde küllerden yeni -eskisi gibi- bir aşk yaratmaya çalışmak. karşı tarafı buna inandırma adına (bu yeniden doğuşun şahsi formülünü de inceden vererek) her şeyi yapacağına dair taahhütler vermek.
---------------------------------------------------
3
---------------------------------------------------
"so if you want to love me
then darlin' don't refrain
or i'll just end up walkin'
in the cold november rain
do you need some time... on your own
do you need some time... all alone
everybody needs some time...
on their own
don't you know you need some time... all alone"
sözler verildi. hararet biraz olsun atıldı. sıra karşı tarafı havaya sokmakta. karşı tarafın halinin farkındalığına dair sözler verdikten sonra, anlayışlı olma zamanı. "ben bu aşk için her duruma hazırım, seni bekliyorum. top sende" diyerek karşı tarafın gururunu okşamak. bu anlayışlı ve sevgi dolu tavrın yanına biraz da "all alone" gibi ürkütücü sözler serpiştirerek (yalnızlık ıssızlığı) karşı tarafı etkilemek.
---------------------------------------------------
4
---------------------------------------------------
"i know it's hard to keep an open heart
when even friends seem out to harm you
but if you could heal a broken heart
wouldn't time be out to charm you
sometimes i need some time... on my
own
sometimes i need some time... all alone
everybody needs some time...
on their own
don't you know you need some time... all alone"
anlayışlılık halinin burada da devam etmesi söz konusu. bu sefer karşı tarafın sosyal yaşamı ele alınmak üzere; eğer bu boka girerse gelecekteki şahsi kazançlarından bahis açarak, empatinin dibine vurmak. ve bu noktada solo girdikten sonra söylenen sözlerle birlikte karşı taraf etkilenmiş addedilip bu sefer karşı taraftan da empati (ve kısmi bir evet cevabı-msısı-) beklendiğini belirtmek lakin bunu da karşı tarafa verilen "formül"e sadık kalarak "sometimes i need some time... on my own" sözleriyle vererek, "bu işi çözmek için çırpınıyorum ancak mantığım hala yerinde, budur bizim çıkış yolumuz" havasında vermek; bu sayede güven de vermeye çalışmak. ve gene solo. (bu sololara fonetik bağlamında "sigaradan derin nefes çekme sessizlikleri" gibi görsel ve canlı bir mana yükleyebiliriz.)
---------------------------------------------------
5
---------------------------------------------------
"and when your fears subside
and shadows still remain
i know that you can love me
when there's no one left to blame
so never mind the darkness
we still can find a way
'cause nothin' lasts forever
even cold november rain"
süreç gözden geçirildikten ve bir takım çözümler ortaya atıldıktan sonra vaziyetin nihayete kavuşmasına beş kala; en vurucu sözleri ortaya dökmek (bir nevi, "in conclusion" hesabı). verilen formülün sürecini ortaya dökmek. kafadaki soru işaretlerini silmek adına en gerçekçi halde konuşmak. (son iki satıra kadar, bu kısımdaki sözler öyle vurucu ki, pek fazla şey söylenemez herhalde.) son iki satıra gelindiğinde de; sözlerin başında genelleme amaçlı kullanılan kalıbı bu sefer ayrılık üzerine kullanarak sevimli bir zeka oyunu ile ilk altı satırda söylenenleri muhteşem bir şekilde süslemek.
---------------------------------------------------
6
---------------------------------------------------
"don't ya think that you need somebody
don't ya think that you need someone
everybody needs somebody
you're not the only one
you're not the only one"
şarkının coşum ânı. gerek duygusal, gerek mantıklı, gerekse de öngörüsel tepkilerden sonra; bir önceki kısımdaki karmakarışık bir olayı çözmüş dedektif özgüveni ile karşı tarafı alenen "doğru yola" çağırmak. eğer bu kısımdaki sözler, şarkının genel ritminde ve renginde gitseydi, bu şarkı hakkında bu denli şey yazılamazdı bence. "ikna etmiş insan" coşkunluğu olması gerek zira burada, bu sözlerle. "you're not the only one" sözü ise, "fazla naz âşık usandırır" tadında,
axl rose yapısında bir insana cuk oturmuştur.
---------------------------------------------------
neticede, dört dörtlük bir şarkıdır, evet.