sözlüğe kazandırma çalışmalarımın son ayağı, şu an harıl harıl giri kasan dördüncü nesil çaylak.
sözlüğün ingiliz edebiyatı ve mitoloji konusunda bilgini olacağına inandığım, yazar olmasını dört gözle beklediğim, iyi ki tanışmışız dediğim çıtı pıtı, manyak kafa 'kurbağa'. **
iskandinav mitolojisinde gecenin kişileştirilmiş halini temsil eder..kimi yerlerde night olarak da geçer..
"there was a giant living in giantland called nörfi or narfi. he had a daughter named night. she was dark and swarthy, like the family to which she belonged. her first marriage was with a man called naglfari, their son was called auð. next she was married to annar, their daughter was called earth. last, delling married her, and he was of the family of the gods. their son was day, he was bright and beautiful like his father's side. then all-father took night and her son, day, and gave them two horses and two chariots and put them up in the sky, so that they should ride round the world every twenty-four hours. night rides first on a horse called hrímfaxi, and every morning he bedews the earth with the foam from his bit. day's horse is called skinfaxi, and the whole earth and sky are illuminated by his mane." -prose edda'dan.
çok pis asıldığım yazar. öyle böyle değil ama... "fazla naz etme" diyorum, "fazla naz aşık usandırır" diyorum; bana mısın demiyor. aklını çelmeye çalışmaktayım bu aralar. "evim, arabam, yatım, katım var" dedim buna. "nerede evin?" dedi. "sen iste fizan'a taşırım." dedim.kih kih güldü. baktım dadlu söz işe yaramıyor, tehdit ettim. "evimin kadını çocuklarımın anası olacaksın!" dedim. korktu bu sefer de. "sevgilim var" diyor bir de. planlar yapmaktayım rakibime dair, yakında sadece benim olacak. benim...*
bugün bir yaş daha büyümüş. büyümüş de koca kız olmuş. kartlaşmış. öyle ki yaşını hesap edemez olmuş. kırış kırış kırışmış, buruş buruş buruşmuş. ama yine de severmiş yaşını, mutlu olurmuş. öyle ki erkenden karşılarmış yeni yaşını.*
"elimi kesmişim, acıyo" dediğinde "limon sür, geçer" dedim kendisine bi defa. " ayy almayı unuttum bugün, tüh" dedi bir de ":(" koydu. "şaka yaptım, yapma öyle bir şey sakın. daha çok sızlatır" dediğimde "hadi ya, olsaydı sürerdim" cevabını aldım bir adet ":)" ile. sevdiklerine öylesine kayıtsız şartsız bir güven içinde ki, sorgulamadan inanıveriyor karşısındakine. çok kırılıyor sonra. "arkadaş" diye nitelediği insanlar gösterince keskin dişlerini, bizim koca nott karanlığıyla başa çıkamıyor onlarla. üzülüyor, üzüyor kendini. ancak her seferinde diyorum ya, çoğusu değmez yaşadıklarına. en iyisi takma. bir de şebeğe döndürüyor şu "abla"sını sonra. -büyüğüm senden naber, abla diyiceksin bundan böyle!- gülsün diye yapmadığım maymunluk kalmıyor. sonrasında değiyor mu, değiyor. kızılay semalarında, pasajları tek tek turlarken görüyorum ki iyileşmiş kendisi. ya da çok iyi rol yaparmış, bilemiycem.*
bu beraber kutladığımız üçüncü doğum günü.(kendiminkini de sayıyorum ne var?! kıskanç bir insanım ben nejdet!) biliyorum ki daha kaç kaç kaçlarcasında yine beraber olucaz. değil mi ki şu her seferinde bok attığımız, sevemediğimiz şehirde tanışabilmişiz, "dost" diye nelerimizi dökmüşüz içimizden birbirimize, şu an olduğu gibi ayrı da olsak beraber olucaz eminim.
kadehimi senin şerefine kaldırıyorum dostum, doğum günün kutlu olsun. bu şarkı sana gelsin.***
en sevilen ilk iki eseri arasında an itibariyle bir oy fark olan yazar...
önce yaran olaylara artı oy verdim,ikincilikten birinciliğe geçiş yaptı...
sonra eski birinci yeni ikinci olan abla-kardeş diyaloglarına artı oy verdim, yeniden birincilikle kucaklaştı...biraz karışık,ama çok duygusal bir andı...
kıskanç kedu. galaksim.
"kanklist"min gulü, gıymetlisi.
güya beni çok seven; hayvan kadar köpeği görünce beni önüne atan cani. hayallerimi yıktı. hala ağlıyorum ulan.
kendisini yıllardır tanıdığım yazar. halbuse herşey bir lavabo aç buharı yüzünden hafızasını kaybetmesiyle benı unutunca başladı. bir daha benı tanımasını sağlamaya calışıyorum ışte napalım
kutlanacak doğum günleri listesinin yıldız ismi, güzel insan, öteki ben.
her zaman, hep bu zamanki gibi mutlu olmasını can-ı gönülden dilediğim kızıl bonisimo.
iyi ki var, iyi ki doğmuş.
bu da benden ona gitsinmiş:
bugün ales'e girmiş yazar. en kısa zamanda kendisini üniversitemizin sıralarında dirsek çürütürken ve "lanet olsun, nerden düştüm buraya?" derken görmek istiyoruz. yine de bu, muhabbet ederken "benim bir arkadaş var, ortalaması bilmem kaçmış!" diye geyik çevirmemize ve grupça oha çekmemize engel değil tabi.