müzik harflerine verilen ad. do re mi fa sol la si olarak 7 adettir. isimlerini bir ilahinin ilk iki kelimesinden almışlardır. önce ut re mi fa so la ti şeklinde olan bu müzik harfleri sonra bazı değişiklerle bugünkü hallerini almışlardır. bazı dillerde bu do re vb. yerine c d e f g a b harfler ile de kullanılırlar.
müzik yazısı. notaların isimleri şunlardır: do, re, mi, fa, sol, la, si. bunlar bazı ülkelerde(bkz: ingiltere, almanya) alfabedeki harflerle okunur. do-c, re-d, mi-e, fa-f, sol-g, la-a, si-h, si bemol-b. bu almanyada kullanılan sistemdir.
birisi: bütün şarkılarınızın birbirine benzediği söyleniyor??
serdar ortaç: topu topu 7 tane nota var, kaç farklı beste yapılabilir ki!..
sanırım kendisine 12 tane notanın olduğunu açıklamalıyız artık. belki "farklı" birkaç melodi besteler kalan 5 taneyi de kullanarak. işte isveçli bilim adamlarının keşfettiği yeni notalarla birlikte geçen haftanın talihli notalarının tam listesi sayın ortaç ;
ardışık rakamlardaki notaların arasında yarım ses bulunur. si diyez, do bemol, mi diyez ve fa bemol notalarının pratikte mevcut olmamasının sebebi de si-do ve mi-fa aralıklarının hali hazırda yarım ses olmasıdır.
devletler arasındaki en basit, sıradan yazışma biçimlerinden biridir. ota, boka, uçan kuşa bile yazılır bunlar. ultimatomla karıştırılmaması icap eder. ultimatom, latince son anlamındaki ultima'dan gelir. "son sözüm budur"u bu şekilde söyler devletler.
son beş yıldır piyasa şarkıcılarının bilmemekle övündükleri müzik şeysi. şöyle bir diyalogla örneklendirilebilir:
x piyasa şarkıcısı : ben nota bilmiyorum , ama eğitime karşı değilim , tabii ki eğitim almalı şarkı söyleyecek bir insan.
bunun alt mesajı: ben o kadar harikayım ki nota öğrenmeye ihtiyacım yok, bir çift uzun bacağım, silikonlu göğüslerim, alnımdan çıkıcakmışcasına gerdirilmiş kaşlarım, sponsorlarım var.
türk dil kurumuna gidip değişmesini dilekçeyle sunacam bu kelime için.
durum: israil'in türkiye'ye nota vermesi.
yorum: ehe ehe do notası mı re notası mı hihi hihi..
lütfen türk dil kurumu günümüzü berbat eden, yaşama sevincimizi içimizden alan bu tür esprilere mahal vermemek için değiştirin şu kelimeyi. nota demeyelim sadece ultimatom diyelim. nota demeyelim ne dersek diyelim.
müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli pisagor (pythagoras, m.ö. 530-450) tarafından atılmıştır. o kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır. pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.
batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı. arezzo’lu guido’nun (gui d’arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,….) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,….) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.
aslında müziğin dört parametresi vardır: yükseklik, süre, şiddet ve tını. bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.
çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. do, re, mi, fa, sol, la, si. ingilizce’de ve almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(c=do, d=re, e=mi, f=fa, g=sol, a=la, b=si-ing.-, h=si-alm.-).
nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.
‘si’ hariç diğer notaların isim babası gui d’arezzo’dur. arezzo bu adları aziz lohannes battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. yedinci notanın adı uzun zaman ‘b’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ’si’ adını almıştır.
notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.