anasını satayım
eurotrip geldi aklıma nedense, cinsellikle güldürmeye çalışan filmlerden nefret ediyorum.
göndermeleri bol bir film bu, kör gözüne parmak cinsinden hem de.
american beauty'deki psiko oğlan, elinde kamerası ve "dünyada gördüğüm en güzel şey" yazılı poşetiyle süfer yardı.
"dress code is strictly enforced." ->
american pie'daki rus taş "nadya" olabilir, çıplaktı.
dude where is my car daki tipler, onlar da var okulda,
sean williams,
ashton catcher.
bi' de arada
sabrina'yı gördük
melisa joan heart mı ne.
...
ve daha niceleri.
genel olarak espri yapmaya kasan amerikan filmlerinin hepsinin düştüğü
handikapa düşmüş bu film, soğuk ve tahmin edilebilir esprileri ile biraz sıktı. ama arada güzel espriler vardı ne yalan söyleyeyim. enb çok güldüğüm şu andı;
esas kızımız, çöpten insancıklarla resim yaparken arkadan yaklaşan oğlan resme baktı ve şu diyalog gerçekleşti;
- resimdeki kim
+ annem
(ilkokul günlerinde yaptığımız "
eser"lere benzeyen resme bakıp bir şey söylemesi gereken oğlan, yapılabilecek en güzel yorumu yapar)
- onun gözlerini almışsın
bu arada aklıma geldi, futbol maçı sahnesinde gizemli amca geliyordu esas oğlan jake wyler'in yanına: ba. baracus
*, arkada
a takımı theme song çalıyor, güzeldi onu bir kez daha görmek.
genel olarak, uzun zamandan beri harcadığım en boş 1 buçuk saatti.
taa burdan oraya kadar ağzına sçıyım bu filmin.
yanımdaki arkadaşım filmi izlemiyor olsaydı, hard diskimin defrag yapışını izleyecektim sanırım. eminim ki daha eğlenceli olurdu sayacın 1% artışını gözlemlemek, an be an
- god damn it.