nokturnal mania  

adana çık aradan

  1. beşinci nesil hoş gelmiş yazar.
    (özellikle nick konusunda çok hassas olan yazar, 21.03.2008 00:47)
  2. bir girisini okuduktan sonra aklıma bir soru işareti düşüren ve içimdeki araştırmacı ruhu ortaya çıkaran, girilerinde yaptığım araştırmalar sonucu tanıdığım biri olduğunu keşfettiğim, çeviri bürosundan dedektiflik bürosuna geçme fikrini aklıma sokan, aynı ortamda bulunduğumuz zamanlarda hep kapşonlu sweatshirt'i ve kulaklıklarıyla gördüğüm, kendi halinde sakin biri olarak bildiğim bosna-herseksemalarından bildiren nesildaşım yazarcan.
    (şekspirin sonesi, 08.09.2008 08:09 ~ 12.10.2008 15:38)
  3. bir an evvel karnını doyurmasını sabırsızlıkla beklediğim beşinci nesil, pek sevgili arıdır. ayrıca anladığım kadarıyla tembeldir de. sağdan soldan yemek tarifleri toplayarak gizliden püf noktalar mı öğrenmeye çalışıyor yoksa gerçekten aç mı ya da aç ama tembel mi emin olamıyorum. bu konuda şüphelerim ve araştırmalarım devam edecek. aslında belki kendisi sahrap soysal ve gençlik üzerinde yemek yapma kültürüne dair bir çeşit sınavdan geçiriyor bizleri.

    (bkz: komplo teorisi)
    (kimulanbendenönceludmilladiyekayıtolan, 25.12.2008 23:01)
  4. kanka listemdeki tek yazardır kendileri. boşnakçası da çok iyidir aynı zamanda .
    (leon de bruxelles, 14.05.2009 19:43)
  5. statüsü an itibari ile 293 son derece kedi olan 5. nesil yazardır. statüsünden de anlaşılacağı üzere kedidir. bildiğin nankör kedi.

    bu adam " gurbetteyim. canım tatlı çekiyor lan güllüoğlundan. baklava ve türevlerini çok özlüyorum. " dedi. herkesin içini acıttı. adeta lokmaları boğazımıza dizdi. vicdan azabı yaşadık resmen. biz burada eşsiz türk mutfağı resitallerine imzamızı atarken bu adam gurbet ellerde ilim ve irfan adına kendini yollara atmış , kendini adeta bilme adamıştı. yaşadığımız vicdan azabından mütevellit bir anda merhamet süzgecinden geçerek şu cümleleri söyledim bu zat-ı muhtereme : " ulan bizim yeme şansımız var senin yok. canın çekmiş o kadar ; adresi ver seve seve gönderirim baklava sana feda olsun be. elime mi yapışacak? maksat canın çekmiş ; ye , yüzün gülsün. "

    diyaloglar bu şekilde cereyan ederken bu adam demesin mi " istanbul'dayım. ulan mutfakta bir sürü tatlı var. hangi birini yiyeceğimi şaşırdım. o değil de bu fıstıklı oluyordu hani bunun adı neydi? ". o an herşey değişti. bu adam başladı tatlı muhabbetine. karnı aç olan insanları düşünmeden , hunharca bir tavırla aç insanlara yediklerini anlatmaya başladı. insanların " yeter artık be aga ! " söylemlerine hiç aldırış etmeden , saldırılarına devam etti. gecenin 3'ünde yemek muhabbetini ballandırarak anlatan bu adam , istifini de bozma eğiliminden çok uzaktı. tabiri caizse şahsım tarafından posta koymak eylemine maruz bırakılınca bir nebze olsun kendine geldi ve hatasını anladı. özür diledi.

    muhabbet adamıdır , efendidir , delikanlıdır dedik ; böyle bildik biz bu adamı. gecenin bir vakti insanların aç olduklarını bilerek sürekli yemek temalı cümlelerine maruz bırakılmak istemedik. bundan sonra böyle bir şey yapmayacağına dair söz verdi. sözünün eri adamdır diyerek bunu da listenin bir köşesine iliştiriyorum.


    dakikalar sonra gelen edit : iş bu giri sadece mizah içindir. bahsi geçen bu adam da bunu bilmektedir. daha nice muhabbetler edeceğizdir kendisi ile.

    kaderin sillesi olan dipnot : o değil de benim statü de son derece kedi oldu iyi mi *
    (ch, 09.07.2009 04:15 ~ 05:08)