noel gecesi, yani bir gecede, geyiklerinin çektiği uçan arabasıyla çatılara konup evlere bacalarından girerek,tüm çocuklara hediye dağıttığına inanılan hristiyanların bir çok filme de konu olan,kuzey kutbunda kendisine oyuncak yapımında yardımcı olan cüceleriyle yaşayan,sevimli tonton insan
noel baba ismi aslında dedektif sanlı'nın dedesinin dedesinin dedesi tarafından söylenmiş bir lafın az bozulmuş halidir. her sene mahalledeki evlere adamın biri bacadan girmektedir hırsız gibi. ama bişey çalmayıp aksine bişeyler bırakmaktadır. arada görgü tanıkları kırmızı kıyafetli sakallı bir adam ya da gulyabani olduğunu söylemektedir. dedektif sanlı'nın dedesinin dedesinin dedesi duruma el koyar. malum gün geldiğinde bir dama çıkar ve pusuya yatar. şanslıdır adamı kolundan tutar yakalar: "ne oluyor baba" der sakalına hürmeten...
yıllar içinde halkın arasında bu hikaye dilden dile aktarılırken "noluyo baba", "noelyo baba" ve en sonunda "noel baba"ya dönüşmüştür.
"fabrikalar pişirir,emperyalistler sunar,noel baba satar" felsefesinin baş mimarı..hep gördüğümüz kırmızı ağırlıklı kostümü kendisine ait değildir.zamanında bu noel baba çocuklara hediye dağıtmaktan her şeyini kaybetmiş dal taşak sokaklarda dolanırken coca cola firması bunu görür ve sponsorluk anlaşması yapar..
şaka bir yana,noel baba bir evrim insanıdır..emperyalist reklam piyasasının içinde zamanla şekilden şekile girmiştir.bir gün,haki yeşil bir üniforma içerisinde,hediye süsü verilmiş bombayı bacalarımızdan içeri atarsa şaşırmamak gerekir.
bir çok büyük alışveriş merkezinde noel baba kılığına giren biraderler,hediye "satar"lar..vakti zamanında kardeşim bu manzarayı görüp aynen şöyle demişti: "bu mına kodumun noel babası sadece biz türklere mi hediye satıyor abi?..elin çocuklarına bacadan girip hediye veriyor..ne şerefsiz bi adam yav"
herşeyi sahiplenme dürtüsü yüksek olan yurdum insanın bazı kesimlerinin 'onun adı nail idi.ecnebiler noel diyolar' repliği ile sahiplenmeye de çalıştığı; asıl adı st. nicola olan hristiyanların pek itibar ettikleri geyikli şahsiyet.
aziz nikola. abd'nin utanmadan ticarileştirdiği bir şey. aslında aziz nikola kayserili. fakir çocuklara bacadan kapıdan hediye atan kişi. muhtemelen kayseri'den amerika'ya göç eden ermenilerin aktardığı bir şey bu noel baba. abd'de 1890'larda böyle bir imaj çıkarıldı. hıristiyanlar bu duruma çok içerlerler. örneğin fener patriği bartholomeos aziz nikola'nın ticarileştirilmesine çok kızıyor. noel baba lafını da hiç sevmiyor. kapitalizm de bu figürü çok iyi kullanıyor.
noel baba geyiklerin çektiği arabasıyla gökyüzünde giderken nasrettin hoca eşeğinin üstünde noele doğru seslenir:
-rrrosspu çocuğu
(penguen yılbaşı kapağı)
o kostümle güney yarımkürede ciddi sıkıntılar çekmektedir. zira kendisinin image maker'ı (abd) dünyanın sadece kendi etrafından oluştuğunu zannetmektedir. oysa bu günlerde güney yarımkürede yaz mevsimi yaşanmakta, orada yaşayan kıyamet kadar hıristiyan kendini kızgın kumlardan serin sulara bırakmakta, ortalık cayır cayır yanmaktadır. papa noel de kırmızı parkasıyla isilik çıkartarak görev bilinciyle yanıp tutuşmaktadır fakir.
kuzey kutbunda emrinde çalışan bir grup elfle bir oyuncak fabrikası işlettiği söylenmektedir.geyikler tarafından çekilen ve havada uçan bir kızağı vardır ayrıca.ho ho ho diye garip bir gülmesi vardır.o göbeğiyle bacalardan nasıl geçtiği ise benim için hala bir merak konusudur.
aslında bu mail bir soru değil, yarı şaka yarı ciddi bir yazı, umarım okumaktan zevk alırsınız... bir noel baba var mı?
hollandalı göçmenlerin amerika'ya getirerek orada folklorik bir nitelik kazandırdıkları kişi. 6 aralıkta hatırlanır. çocukların koruyucu azizi olduğuna inanıldığından standart noel baba kıyafetine girmiş kişiler o günlerde çocuklara hediyeler dağıtır. gerçek noel baba ren geyiklerinin çektiği kızağıyla uçarak o gece bütün evleri dolaşır ve bacalardan evlere girerek iyi çocuklara hediyeler bırakır.
bugünkü geyik perşembesinde noel baba ve geyikleri hakkındaki gerçekleri arıyoruz.
bilinen hiçbir ren geyiği türü uçamaz. fakat bu noel baba hakkında kuşkuya düşmemiz için yeterli bir sebep değildir. çünkü yeryüzünde henüz tasnifi yapılmamış 300,000 organizma yaşıyor. bu türlerin çoğu böcek ve mikroorganizma olması sadece noel baba'nın gördüğü uçan ren geyiklerini tamamen ihtimal dışı bırakmaz.
18 yaşının altındakileri çocuk sayarsak dünyada 2 milyar çocuk var, ancak noel baba'nın müslüman, yahudi, hindu ve budist çocukları ziyaret etmediğini düşünürsek, bu sayının sadece %15'i olan 378 milyon çocuğu ziyaret edeceği ortaya çıkar. nüfus referans bürosuna göre her evde ortalama 3.5 çocuk olduğundan ziyaret edilecek ev sayısı 91.8 milyon olur. her evde hiç olmazsa bir iyi çocuğun var olduğunu kabul edebiliriz.
noel baba'nın bütün bu çocukları ziyaret edebilmesi için toplam 31 saat zamanı var. neden 24 değil de 31? çünkü dünya üzerindeki farklı zaman dilimleri noel baba'nın lehine çalışır ve ona fazladan 7 saat kazandırır. elbette ki o akıllı bir aziz olduğundan evleri ziyaret etmeye noel gecesinin girdiği en doğudaki bölgelerden başlayacak ve batıya doğru ilerleyecektir. bu durumda her saniyeye 822.6 ziyaret düşer. bu da şu demektir: noel baba en az bir iyi çocuğun bulunduğu bir evde kızağı park etmek, kızaktan inmek, bacadan aşağı kaymak, hediye konması için ayrılmış çorap vs gibi şeyleri doldurmak, diğer hediyeleri noel ağacının altına dağıtmak, yiyecek olarak bırakılan şeyleri yemek, bacadan tekrar geri çıkmak, kızağına binmek ve başka bir eve gitmek için saniyenin yaklaşık binde biri kadar bir zaman harcayabilir.
bu durmaların bütün dünya üzerinde düzgün olarak gerçekleşeceğini kabul etmek yanlış olur, ancak hesaplamalarda kolaylık olması için öyle kabul edelim. bu da yaklaşık olarak 120 milyon kilometrelik toplam yola karşılık gelir. tabi bu arada yeme, içme ve diğer beşeri ihtiyaçları için arada bir durması gerektiğini de ihmal ediyoruz. buradan basit bir hesapla da görülür ki baba'nın kızağı saniyede 1040 km hız yapmalıdır. bu ses hızının 3.000 katı kadardır.
bir karşılaştırma olması için söyleyelim ki, yeryüzünde insan eliyle yapılan en hızlı araç olan ulysses uzay keşif aracı saniyede 44 km gibi basit bir hızda hareket eder. bildiğimiz ren geyikleri ise saatte en fazla 15 km hızla koşar.
kızaktaki yük te başka ilginç bir noktadır. her çocuğa yaklaşık 1 kg ağırlığındaki orta boy bir lego takımı hediye getirildiğini kabul edersek, kızaktaki hediyelerin ağırlığının yaklaşık 322 bin ton olması gerektiğini buluruz. tabi bu hesaplamaya noel baba'nın ağırlığı dahil değildir. resimlerini görmüş olmalısınız, kendisi epey okkalı bir şahsiyettir. yeryüzündeki aşina olduğumuz geyikler 130 kg dan fazla yükü çekemez. uçan geyiklerin bundan 10 kat daha fazla yük taşıyacağını kabul etsek bile 8 veya 9 geyikle bu işin yapılamayacağını anlarız. hesaplanırsa bu kadar yükün taşınabilmesi için 214,200 geyiğin gerektiği görülecektir. geyiklerin ağırlığı da hediyeler ve noel baba'nın toplam ağırlığına eklenirse 354,430 ton yük olacaktır. buna kızağın kendi ağırlığı dahil değildir. kıyaslamak gerekirse bu bir transatlantiğin yaklaşık 4 katı kadardır.
1040 km/sa hızla giden yaklaşık 360,000 tonluk bir kütle muazzam bir hava sürtünmesi oluşturacaktır. bunun sonucunda geyikler dünya atmosferine giren uzay araçları veya meteorların ısınması gibi ısınacaktır. bu ısınma öndeki geyik çiftinin her birine saniyede 14.3 quintillion joule ısı enerjisi verecektir. kısaca ikisi de derhal alevler içinde kalacak ve bu alevleri arkadaki çifte ulaştırarak onları tutuşturacaktır. bunu sağır edici şiddette sonik bir patlama izleyecektir. yanmaya başlayan her yeni çift aynı etkiyi sağlayacaktır. tüm ren geyiği filosu saniyenin 1000 de 4.6 gibi bir kesri içinde buhar olacaktır. bu arada noel baba'nın kendisi yerçekiminden 17,500 kat daha büyük bir merkezkaç kuvvetin etkisinde kalacak ve 120 kiloluk cüssesi kızağın arkasına 1941756.75 n'luk bir kuvvetle yapıştırılacak ve vesikalık fotoğraf gibi kalacaktır.
sonuç olarak, noel baba herhangi bir noel zamanında hediye dağıtmaya kalkıştıysa, şimdi ölü olmalıdır.
*** yukarıda yazılanlar baba'yı ölüme mahkum etmişti, ancak tamamen klasik fizik yasalarına dayalı açıklamalardı. aslında baba'yı kurtaracak bir yol var: o da quantum ve relativite fiziğinin yasalarıdır. şimdi quantum ve relativite fiziğinin yasalarını kullanarak baba'yı kurtarıp kurtaramayacağımıza bakalım.
evet. doğrusunu isterseniz, quantum fiziği baba'yı kurtarır. çünkü o analizde baba'nın özel durumunda önemli hale gelen quantum olayları hiç göz önüne alınmadığından, açıklamalar ciddi bir şekilde yanlıştır. nedenlerimizi yine madde madde sıralayalım.
verilen bilgilerden de açıkça anlaşılıyor ki, noel baba'nın bazı fiziksel niceliklerini %100 kesinlikle biliyoruz. örneğin, kuru bir aralık atmosferinde uçan bir ren geyiğinin limit ya da terminal hızı kesinlikle biliniyor. baba'nın, geyiklerin, kızağın ve hediyelerin toplam kütlesi de, baba hediye dağıtımına başlamadan hemen önce kesinlikle biliniyor. hatta baba'nın doğudan batıya doğru uçması gerektiğini, yani hız vektörünün yönünü de biliyoruz. bütün bu bilgileri birleştirdiğimizde % 100 kesinlikle neyi bilmiş oluyoruz? tabii ki baba'nın momentumunu. momentum nedir? bir cismin kütlesi ile hızının çarpımıdır. örneğin 1000 kg'lık bir araç saniyede 30 m hızla batıya doğru gidiyorsa, aracın momentumu 1000*30 dan 30,000 batıya doğrudur. demek ki bu bilgiler bize noel baba'nın momentumunu kesinlikle bilme imkanı sağlıyor.
pekii, heisenberg belirsizlik ilkesine ne oldu? o da nedir? bir cismin nerede olduğunu % 100 kesinlikle bilirseniz, onun momentumunu hiç bir şekilde bilemeyeceğinizi, ya da bir cismin momentumunu % 100 kesinlikle bilirseniz onun her hangi bir anda nerede bulunduğunu asla bilemeyeceğinizi söyleyen quantum fiziği yasasıdır.
bu yasayı noel baba'nın durumuna uygularsak görürüz ki, noel arifesi gecesi verilen herhangi bir anda baba'nın nerede olduğunu bilmenin hiç bir yolu yoktur. hatta quantum saçılması sebebiyle herhangi bir anda yeryüzünün her hangi bir yerinde olabilir. dahası her yerde olabilir. yani, baba'nın bütün hediyeleri dağıtmak için bırakın 31 saati, 24 saate bile ihtiyacı yoktur. hepsini aynı bir tek anda dağıtıp, sonra da kızağına atlayarak gelecek noel'i beklemek üzere kuzey kutbu'ndaki evine gidebilir. hediye dağıtma işini bütün geceye yayıyorsa, bu sadece evlere herkes uyurken girmek istemesinden dolayıdır.
sadece quantum fiziği değil, relativistik fizik yasaları da noel baba'nın lehine işler. baba'nın ren geyiği filosu ışıktan hızlı giderek zamanda geriye gidebilir. yani, baba ara sıra takyonik hale geçerek zaman yolculuğu yapabilir. bu durumda hiç bir sorun kalmaz, çünkü bizim ölçümlerimize göre 1 gecede gerçekleşen hediye dağıtma işini baba kendi zaman akışına göre istediği kadar uzun sürede tamamlayabilir. hatta bütün hediyeleri bir anda kızağına yüklemek zorunda bile kalmaz. parça parça taşıyarak da dağıtabilir.
nasanın yaptığı araştırmaya göre,üçyüzaltmışbin geyiğin çektiği kızağındaki dörtyüzbintonluk hediyeleri dünyadaki bütün çocuklara bir gecede dağıtabilmek için,saatde yedimilyonüçyüzseksenbin km hızla gökyüzünde ilerleyen,dörtyüz metrede bir duran,dakikada altmışbin hediye dağıtan yaşlı ve hızlı biridir noel baba.heryıl bir günlük mesai ile edindiği şöhret göz önünde bulundurulursa herhalde tüm o gayretlere değmektedir.noelde yıldız kaymışcasına gök parıldadığında geldiğine inandığımız sevimli biridir.ona inanmayı,noelde uykusuz kalıp gelmediğini anladığımız ilk gece bırakmışsak bile hepimizin noel babasıdır işte,umarım herzamanda öyle kalacaktır.
arif nihat asya'nın 1960'lı yıllarda kaleme aldığı
"noel baba" başlıklı makalesi.
..................................................................
biz muharremlerle, martlarla başlayan yıllar da biliriz... ki, hiçbiri böyle şımarıklıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. hepsi efendi yıllardı.
memleketimize, herhalde, beyoğlu'ndan giren, haliç'i atlayarak fatih'lere, aksaray'lara, sonra rumeli'ye ve boğaz'ı aşarak önce kadıköy'lere, moda'lara ve sonra üsküdar'lara ve oradan anadolu'ya geçen bu bunak neyimiz olur:
babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa avrupalılıktan pirimiz mi?
istanbul'un tepebaşı'ndan adana'nın tepebağı'na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?
bir resmine bakarsanız havarilere, öteki resmine bakarsanız rasputin'e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir... bunu hiç merak ettiniz mi?
siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu:
o haçlı seferlerinden kalma bir kılınç artığıdır. o zaman silahla giremediği yerlere, şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.
o evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir piyer lermit'tir... kardeşlerini mukaddes savaşa hazırlamaktan geliyor.
o, adıyla sanıyla bir misyonerdir ki, şu memlekette ocağına incir dikildikten sonra, kılığını değiştirmiş... ve bizi avlamaya, kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan; çocuklarımızdan başlamıştır.
bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedakârlığının sebebini düşünmediniz mi?
bırakın onun hakkından ben gelirim: işte sakalını çekince gördünüz... sakalı elimde kaldı ve altından lüsifer çıktı.
bilirsiniz ki casuslar da kıyafetlerini ekseriya böyle değiştirirler.
bu, mezar beğenmeyen hortlağa ya mezarını gösterin, yahut bırakın: haç'ında çarmıha gereyim onu.
tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: muhakkak bir şeyimizi çalmıştır.
ailem tarafından bana yutturulan ve küçük bir kızken cidden geleceğini beklediğim kişi. ama hediyeyi noel babanın değil kendi babamın getiriyor olduğunu farkettiğimde üzülmüştüm doğrusu.
bugün; hakkında, coca-cola'nın reklam kölesiymiş diye enteresanlar bilgiler öğrendiğim yılbaşı ritüelidir..ondan dolayı kırmızı-beyaz renk kombosu bulunan elbiseler giydiği de belirtildi*..
bir zamanlar iskandinav topraklarında kışların zor geçmesi ve bunu biraz eğlenceli kılmak gerek düşüncesiyle, çocuklara hediye dağıtan pembe yanaklı ton ton bir amca olduğu efsanesi yaratılmıştır. (üstündeki parka bunu gösterir, abd'de bunu giyebilir mi diye 1 sn düşününüz). daha sonra bu insanlardan bazılarının abd'ye de göçmesiyle bu hikaye buraya taşınır. hristiyanların noel ritüeliyle de birleşince adı "noel baba" olur. ve son olarak da coca-cola'nın bu figürü kullanmak istemesiyle de parkası kırmızı-beyaz yapılır ve noel baba imgesi son halini alır.
türkiyede din öğretmenlerinin asıl hikayesinin şu şekilde olduğunu iddaa ettikleri ecnebi inancı:
incilde ve sonraki kitaplarda isanın tekrardan dünyaya ineceği ve bu günün yeni yıl başında yani 1 ocakta olacağı yazmaktadır.ve bazı nüshalarda isa şama inecek diye bir rivayet geçer.arapçadaki ş ve ç harflerinin zamanla yer değiştirmesiyle bazı aklı kıtlar(hocanın kullandığı tabir buydu) evlerine çam ağacı dikmeye başladı ve olurda isa bizim çama gelirde çocuklar korkar diye onlara yatıp uyuması için küçük yalanlar söylendi.bu gelenek zamanla değişerek büyüdü ve yayıldı.ve birgün bir peder bu olguyu kullanarak olayı kendi lehine çekmeyi başardı.(bkz: anlatanların yalancısıyım)