görseller
nihat gençnihat genç
nihat gençnihat genç
belki ilginizi çeker
  1. · sait kofoğlu
  2. · öldürülebilir halklar
  3. · kazmalar ve maşalar
  4. · cemil meriç
  5. · realdoll
  6. · siberyılan
  7. · nihat genç in saçlarını toplama hareketi
  8. · haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır
  9. · bu adam satılmış
  10. · 10 adımda anadolu rock
gündem
  1. · tunceli alevileri dinsizdir
  2. · ahmet kaya
  3. · geniş aile
  4. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  5. · annenin gençlik fotoğrafları
  6. · insanın hayatına sıçan şeyler
  7. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  8. · mezarkabul
  9. · amerikan tarzı ile türk tarzı arasındaki farklar

nihat genç  

 sayfa  / 15
  1. bir yandan yazarken ağzından tükürükler çıktığını düşündürtecek kadar saldırgan; öte yandan da siyasi yazılar yazıyor olmasına rağmen sağcısından solcusuna herkesi kendine hayran bırakacak kadar başarılı ve farklı bir üsluba sahip, tarafımdan her zaman bilmeyenlere şiddetle tavsiye edilen yazar.
    (mechartes, 20.04.2004 23:09)
  2. türkiye gerçeklerini insanın böğrüne vurur gibi anlatan leman yazarı
    (vonalı, 18.05.2004 23:23)
  3. amerikan köpekleri, nöbetçi yazılar, edebiyat dersleri ve memleket hikayeleri kitaplarını çıkaracak leman dergisi yazarı
    (lethe, 01.09.2004 14:29)
  4. nihat genç yazıları için
    (bkz. http://www.metu.edu.tr/~ulubay/nhgliste.html)
    (lethe, 17.09.2004 20:31 ~ 14.08.2005 02:17)
  5. bir zamanların aşırı sağcısı şimdilerin ise hızlı solcusudur.türkiyede yanlış olan herşeyi korkmadan çekinmeden sert bir dille eleştiren ender yazarlardandır.yapmış olduğu eleştirileri yatsıyanlar ise bir yerlerinde yarası olduğu için yatsıyodur.değeri bilinmesi gereken önemli şahsiyetlerdendir.sanırım şuan ki siyasal düşünceleri attila ilhanla paralellik gösteriyor.
    (all of nothing, 20.12.2004 11:43 ~ 22.05.2005 03:36)
  6. çok çarpıcı ve sürükleyici yazılar yazan, agresif bir yazardır. edebiyat dersleri isimli kitabı güzeldir.
    (dreadnought, 20.12.2004 11:46)
  7. bitmez öfkesiyle bi süre sonra sıkan, "hepimiz böyle olsak ne b.k yeriz acaba" diye düşündürtmeyi kendine borç bilen adam...

    doğruları söylüyor orası ayrı. bi de en son bu adam satılmış denilebilecek insanlardan biridir*
    (neverland, 06.02.2005 21:29)
  8. "gay lobisi kurduk, ne dersin abi!" diyen gayleri, "lobiyi .ikeyim! size bişey olmasın çocuklar" diyerek teslli eden kişi.
    (canlucgodard, 21.03.2005 03:57)
  9. (bkz: nihat kahveci)
    (8844455, 21.03.2005 04:31)
  10. sait kofoğlu'nun çocukluk arkadaşı olurmuş kendisi
    (lethe, 25.03.2005 11:24)
  11. hakkında sadece veraset ve intikal davası açılmamış nevi şahsına münhasır insan
    (kısaaralıklarlalustral, 25.03.2005 21:04)
  12. halen leman dergisinde yazan edebiyatçı.bu derece mükemmel,her ideolojiden insanı kendisine hayran bırakan insan olmaz,olamaz.
    (close2death, 14.04.2005 12:15)
  13. savunduğu ideolojiyi mantığının arkasına atabildiği için hem sağ hem de sol kesimin beğenisini kazanmış sivri dilli şahsiyet.
    (battal boy cekirge, 14.04.2005 12:27)
  14. sağcı olmayı bir hastalık olarak tanımlamış, türkiyede hakkında en çok dava açılan aydın olduğunu söylemiş, bir çok ünlüye daha iyi hakaret edebilmek için okuyup yazdığını söylemiş, 82 darbesinden sonra alparslan türkeşe tepki koymak gerektiğini söyleyipte hapisten çıkınca türkeşin elini öpenleri yalakalıkla suçlamıştır.büyük insandır vesselam.
    (all of nothing, 22.05.2005 03:55 ~ 11.07.2007 22:26)
  15. yazmaz,bağırır sesini duyurmak için.en güzelini yapar.
    (geçiyordumugrad1m, 22.05.2005 03:59)
  16. 3 kasım seçimleri sonrası genç partiyi şarkıcılara konser verdirip, meydanlarda döner dağıtıp oyları çaldıklarını söyleyen mhp yöneticilerine nihat gencin cevabı aynen şöyledir:

    "cem uzan meydanlarda etli pilav veriyor diye eleştiriyorlar, yıllarca makarna, mercimek dağıtan siz değil misiniz, gözümle gördüm, eyüp aşık karadeniz köylerinde para dağıtıyor. uzan şarkıcıları miting meydanına çıkartıyor diye eleştiriliyor, yıllarca en orospu sanatçıları değil sahneye çıkartmak, milletvekile adayı gösteren çıkartan siz değil misiniz? uzan milyon dolarlarını harcıyormuş, yıllarca milyon dolar uzatanı milletvekili yapan siz değil misiniz?"

    nihat gençin makalesinin tamamı için: http://metu.edu/...
    (all of nothing, 22.05.2005 04:00 ~ 11.07.2007 22:26)
  17. yazılarının yayınlandığı dergilere bile "ulan siz de edebiyat dergisi misizi? kaç tane gerçek sanatçının hikayelerini yayınladınız?" diye ayar verebilen, en azından sözünü esirgememesiyle gözümüze girmiş yazar.
    (lightblue, 22.05.2005 16:17 ~ 16.07.2005 01:00)
  18. antiemperyalist yazar. bu yönüyle pek çok insanın sevgisini ve saygısını kazanmıştır.

    şuraya da bir yazısını iliştirelim:

    "sevgili okuyucu, derdimi gayet basit ve tane tane anlatacağım, lütfen yazımı yarıda bırakmayın, üzülürüm ve bir daha yazmam. basit anlatabilmek için ben de gayret göstereceğim, ama, kavramak için siz de biraz iştah gösterin, hadi bismillah!..

    bundan yüzelli yıl önce insanımız, ben müslümanım, osmanlıyım, dediğinde kendini ifade etmiş oluyordu. ama bugün kendini ve ülkesini ve siyasetini tarif etmekte zorlanıyor!

    çünkü duygu, düşünce ve siyasi isteklerini neyle tartıp neyle ölçüp biçeceğini bilemiyor. bir yığın tuhaf kavram içinde sıkışmış. bir literatür kuşatması altında.

    birer siyasi gömlek, birer düşünceden giysiler gibi bakın şu kavramlara, hangisini giymek istersiniz. işte dünyanın/avrupa'nın/türkiye'nin bütün köşeleri, yazarları, aydınları, her gün milyonlarca kez bu siyasi gömlekleri ölçer, biçer, tartıp, keser...

    milliyetçilik. aşırı milliyetçilik. demokrat, merkez parti. halkçı parti. sosyal demokrat. işçi partisi. radikal. muhafazakar. islamcı. ılımlı. liberal. liberal demokrat. gelenekçi. modern. çağdaş. laik. şeriatçı.. vb.

    avrupa'nın bütün gazete dergilerini gezin, her gün milyon kez karşınıza bu kavramlar çıkacak. her yerde onlar var... tüm dünyayı bu kavramlarla anlamaya çalışıyoruz.

    peki dünyamızın bu kavramlarla yol bulması mümkün mü? çoğu yakıştırma. çoğu uydurma. çoğunun karşılıkları oturmamış. gerçeklikleri şüpheli. yakın anlamları var ama, eh işte... ama bugün dünyamızda olup biten bütün siyasi tartışmaları bu kavramlarla tarif ediyoruz.

    işte bu literatürü, çelikten bir ağ gibi tüm dünya aydınlarının beynine atan, batılılardır. onların tarihi, onların siyasi kültürü, onların felsefi tartışmaları, onların sosyolojik çalışmaları bu kavramları tüm dünyaya öğretti.

    öyle ki bu kavramlar hepimiz için anne, baba, ülke, gelecek, tanrı olmuştur. mesela şöyle tabelalar görürsünüz: çağdaş... modern... ne demekse? mesela şöyle konuşan öküzler görürüz: ben liberalim. ya da, ben sosyal demokratım... ya da, ben gelenekçiyim... ne demekse?

    ya da gazetedeki köşesinden öfkeyle kudurmuş şöyle bağıran yazarlar görürsünüz 'onlar aşırı milliyetçi, onlar anti-seminist, onlar ırkçı...' ne demekseler?

    dile kolay, şu anda dünyamızda milyonlarca aydın bu kavramlarla konuşuyor bu kavramlarla didişiyor. suyun başını çeken dünyanın büyük ajansları. büyük siyasi dergiler. büyük vakıflar. büyük tv'ler. büyük holdingler. büyük araştırma kurumları. akademisyenler. tüm tartışmalarını ve dünyayı siyasi olarak, işte bu kavramlarla izah etmeye çalışıyorlar.

    mesela siz, kahvede otururken, kendi kendinize, kardeşim, pazar demek açık yer demektir, dünyada kapalı/kafes ekonomisi mi kaldı, mallar tabii ki girip çıkacak, yani, hepimiz liberaliz... kardeşim, seçim istemeyen mi kaldı, hepimiz demokratız. kardeşim ülkesini, dağlarını, kendi insanını coşkuyla sevmeyen mi var, hepimiz vatanseveriz.

    biz böyle düşünüyoruz, ama sanki, yine de tuhaf bir şey oluyor. sanki bu kavramlar beynimize bir şeyleri talim ettiriyor. biz, kendimiz gibi düşünmüyoruz sanki, bu kavramları ezberleyip talim ettikçe, bu kavramlar bize bir şeyleri öğretiyor. sonra hepimiz bu kavramları elimize alıp birbirimizin gırtlağına ciğerine sallıyoruz...

    sallıyoruz, doğru, çünkü bu kavramlar 'sallama' kavramlardır.

    vaktimiz olsa, demokrat, modern, laik, gelenekçi, sosyal demokrat gibi kavramların hepsinin altına girer burada tartışırız. ancak bir fikir edinebilmek için, mesela, 'aşırı' kelimesinin altına girelim.

    aşırı milliyetçi. aşırı. 'ne demek aşırı?' karşısında ne var! merkez parti... kitle partisi... bilemiyoruz, anlamaya çalışalım.

    şimdi yunan tarihinden bir aşırı bulalım, şu, kıbrıs'ta darbe yapan eoka'cı sampson... şöyle soralım. bugün yunanistan'ın sağ ve sol merkez partileri bu adamdan farklı mı düşünür?

    asla. peki neden birine aşırı deriz. bugün yunanistan'ın merkez partileri tıpkı bu adam gibi düşünür ve milli davalarından bir milim geri adım atmazlar, atamazlar. bütün yunanistan böyle düşünür. ayrıntılarda boğulmadan hızla geçelim.

    avrupa'da son elli yıldır aşırı milliyetçiliği yabancı/göçmen düşmanlığıyla ölçüp biçiyorlar.

    mesela bundan otuz yıl önce le pen yabancı düşmanlığını alenen haykırınca fransa ayağa kalktı, adama demediğini bırakmadılar, le pen vahşi oldu, ırkçı oldu... güya bu adamı dışladılar. şeytanileştirip sistem dışına çıkartmaya çalıştılar.

    peki bugün fransız siyasetinin merkez partileri yabancı/göçmen düşmanlığında le pen'den farklı mı düşünür? hayır! merkez partiler yabancı/göçmen sorununu en büyük milli sorun ilan etmiş ve programlarına taşımış ve göçü/yabancıyı durdurmak için habire çalışmaktalar. ülkeye girişleri yasaklamak, sınırlamak için kaç yüz yasayı ayrıntılarıyla tartışıp kanunlaştırdılar. öyle sert yasalar çıkarttılar ki, le pen gibi adamlara konuşma fırsatı kalmıyor. ve kalmadı. çünkü merkez partiler aşırı milliyetçi istekleri programlarının merkezine çoktan aldılar!..

    geçelim. aşırı milliyetçiliğin hortlamasından en çok korkulan ülke almanya / avusturya. dünyanın gözü üstlerinde. bir genç nazi amblemli şapka taksa dünya basını üstlerine çullanır ve hemen şeytanlaştırılıp medya tarafından dışlanıp kovulur.

    kohl denilen adam ise hristiyan demokrat. kohl ne yaptı? berlin duvarı çöker çökmez iki almanya'yı anında birleştirdi. bu aşırıların bile hayal edemeyeceği büyük ütopyaydı. ama bunu merkez partisi yapıverdi. tüm sert, radikal, aşırı almanlar'ın isteğini hayata geçirdi. artık aşırılar yüzde 1, yüzde 0,5'te kalır ve kohl'un saflarına geçer.

    bu örneği iyice anlayabilmek için ülkemize taşıyalım, sovyetler çöktüğünde demirel, azerbaycan'la türkiye'yi birleştirseydi, türkiye'de miliyetçi parti kalır mıydı? kalmazdı... ya da yine günümüz türkçesine çevirelim, tayyip erdoğan kerkük konusunda aslan kesilebilseydi onu yirmiyıl iktidardan kimse uzaklaştıramazdı... milliyetçi partilerin işi bitiverirdi.

    hızla geçelim. emperyalist bir savaşa başkahraman olarak katılan işçi partisi ve başkanı blair'in bu milliyetçi / sömürgeci varlığı ingiltere'de başka aşırı bırakır mı? işte en aşırı sömürgeci, istilacı, emperyalist lider: blair.. artık ingiltere'de aşırı milliyetçiler tutunabilir mi? çünkü merkez parti aşırının allah'ı, üstelik sosyalist.

    ayrıntıya girip konuyu dağıtmak da istemiyorum, ama, mesela, evangelist protestanların hakimiyetinde isveç gibi bir ülkede artık aşırı dinci olabilir mi?

    ya da, biz otuz, böceğiz, yaprağız, yeşili koruyoruz, silaha karşıyız diyen yeşiller'in, dünyaya silah satması, schröder uçak dolusu işadamıyla ortadoğu'yu gezişi, türkiyeye gelişi ve iran'a ve hatta ambargo altındaki çin'e silah satmak için her yolu denemelerinin anlamı nedir? silah satan yeşiller aşırı değil de nedir? çin'e silah satmak için çin'deki insan hakları konusunda susan, iran'a silah satmak için iran'daki mezhep iktidarı ve şeriatından hiç bahsetmeyen ve hatta iran'daki kürtler'le diyarbakır gibi hiç ilgilenmeyen bu yeşiller aşırının allah'ı değil mi?

    yani avrupa'nın radikal sağcıları avrupa'da iktidardadır. adları demokrat, yeşil, sosyalist, sağ olur, bu değişmez!

    sonuca gelelim. zengin güçlü ülkelerin aşırı milli istekleri merkez partilerinde temsil ediliyor!

    zayıf ve güçsüz ülkeler, aşırı istekleri merkezin dışına itiliyor. merkez partiler avrupa'da aşırı milliyetçi programları habire devreye sokarken, güçsüz ülkeler, aşırı milliyetçi programları hızla şeytanileştirip, dışlıyor... terörist diyor, yasadışı ilan ediyor.

    peki ne oluyor? zayıf ülkelerde 'merkez partiler' oluşamıyor! işte sırasıyla, özal, demirel, tansu, erbakan, ecevit, erbakan, hepsi yüzde otuzlarla merkeze taşındı ve hepsi üç/dört yıl içinde eriyip sıfırlanıp tarihten silindi.

    sorumuz şudur? türkiye gibi ülkelerde aşırı milliyetçi istekler neden merkez dışında kalır? yani neden hep patlak lastikle yola devam edilir. neden her seçim döneminde yedek lastiğe (stepne)ye ihtiyaç duyulur?

    şundan dolayı: zengin, güçlü ülkeyseniz, modern, çağdaş, liberal, milliyetçi, demokrat, laik, sağcı, solcu, muhafazakar, gelenekçi, vb. gibi kavramların tarifleri/anlamları başka olur..

    eğer zayıf bir ülkeyseniz, vatansever beklentilerinizi birileri bu kavramlarla sıkıştırıp, sizi dışlar, sizi terörist ilan eder, sizi yasadışı bırakmak için hukuku, avrupa'yı, dünyayı üstünüze sürer!...

    'vatan sevmeyi' dahi terörist ilan edene, yasadışı ilan edip, dışlayıp, şeytanileştirmeye çalışan bir medyamız var. çünkü bu medyamız kendisine batı tarafından sunulan işte bu kavramları aynen, tartışmadan, milimi milimine alıp kullanır!...

    vatanımızı aşırı sevmekten korkmayın, bundan bir maraz çıkmaz. avrupa'ya rezil olmayız. vatan sevmek utanılacak bir duygu değildir. bakın avrupa'ya, öyle seviyorlar ki ülkelerini, mesela almanya, beş milyon işsizin hakkından gelebilmek için yeşili bile dünyaya silah satıyor, çatır çatır satıyor, ne insan hakkı, ne yeşil, ne doğa, dinleyen yok. çünkü, almanlar mutlu olsun istiyorlar!...

    kardeşlerim. gördüğünüz gibi medya aydınları batıdan bilip bilmeden birçok kavramı alıp sizleri bu kavramlarla kırbaçlıyor. yani vatan sevmeyi bile size çok görüyorlar. vatanınızı sevdiğiniz için kelimeleri bir şekilde eğip büküp sizi utandırmaya çalışıyorlar. onlara inanmayın."

    bir de:
    http://www.aksam.com.tr/...
    (selenge, 28.05.2005 02:52 ~ 02:53)
  19. "milliyetçi sol" kavramını koftiden kullanmadığı için sağ ve sol kesimden büyük hayranları bulunan yazardır.leman,akşam gazetesi ve gençlik federasyonu yayınlarında yazarlık yapar.

    yo hayır..bence bu adamı "milliyetçi sol" kavramına sıkıştırmamalıyız."sağ",muhafazakar tavırlarla milliyetçiliktir.sol,esas anlamında ileri görüşlü,muhafazakar olmayan milliyetçiliktir..ancak cumhuriyet sonrası açılan sol&sosyal demokrat partiler "sol"u hep milliyetçilik karşıtı kullandılar ve bu günümüze kadar geldi.gençlik,solu hep milliyetçiliğin muhalefeti olarak bildi ve bütün partiler (sağ-sol) bunu gençliğe bu şekilde empoze ettiler..bu sebepten dolayı,türkiye'de sağ-sol uçurumlarının arası iyice açıldı..

    nihat genç,siyasi partilerin ülke gençliğinin arasını açarak "gençlik arasında çatışma olsun ki biz pisliklerimizi o çatışmaların arkasına gizleyelim" politikasını kolayca farketmiş bir yazardır ve bu yüzden bu siyasilere "kafası düzülmüş solcu ve sağcılar" diye hitab etmektedir..
    (close2death, 28.05.2005 03:17 ~ 03:26)
  20. boğaziçi'nde ermeni yanlısı konferans'ı eleştirmesinin hemen akabinde iletişim yayınları'yla ilişkisine son verilen yazar.
    (wondrous, 03.06.2005 15:26)
  21. kazmalar ve maşalar adlı yazısı nedeniyle iletişim yayınları ile ilşkisine son verilen yazar
    http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/05/26/yazarlar/yazarlar341.html
    (lethe, 05.06.2005 18:57)
  22. son bir kaç haftadır vatan sevgisinden dem vuran yazılar yazdığı için "faşist"likle itham edilmiş olan yazar. iletişim yayınları'nın kurucu ortağı olan murat belge'nin de telkinleriyle iletişim yayınlarıyla ilişiği kesilmiş. iyi olmuş, zira gitgide yobazlığa!? kayan tavırları olan bir yayıneviyle çalışması kendisinin değerini düşürürdü. eminim ki çok daha iyi yayınevleri kendisine sahip çıkacaktır.
    (selenge, 06.06.2005 15:28 ~ 17:12)
  23. leman dergisi'ndeki "türk gençliğine bildiri" başlıklı yazısı mutlak suretle okunmalıdır.
    (close2death, 06.06.2005 15:33)
  24. (bkz: http://www.genclikcephesi.com)
    (close2death, 06.06.2005 15:55)
  25. yalnız bırakılmamış olan yazardır.

    arslan bulut'un nihat genç hakkındaki yazısı:

    "...türk'ü savundun mu faşistsin!

    bu arada, edebiyattan söz açılmışken, iptal edilen ermeni konferansını düzenleyenleri köşesinde eleştiren nihat genç'in kitaplarının artık iletişim yayınları tarafından yayımlanmayacağının bildirilmesine de değineyim.

    nihat genç, ermeni konferansını düzenleyenlere "neden sizlerin yirmi yıllar boyunca bu topraklarda yazdığınız yazılarda, hep, rumlar, ermeniler, yahudiler, maruniler ve barzani, her defasında haklı, doğru çıkıyor? sizin yazılarınızda neden müslümanlar, türkler, farslar, araplar hep haksız çıkıyor?" diye sordu.

    konferansı düzenleyenlerden murat belge, aynı zamanda iletişim yayınları'nın ortağı.

    ve oybirliği ile nihat genç'in kitaplarını artık basmama kararı almışlar! bu karar, türkiye'de yayın sektörünün kimlerin elinde bulunduğunu göstermesi bakımından net bir fotoğraf gibidir! milli bir tavır ortaya koyan herkese yaptıkları gibi nihat genç'i de 'faşizan çizgiye kaymak'la suçluyorlar.

    türk'ü savundun mu faşistsin ama ermeni'yi savundun mu insan hakları savunucusu! kültür sanat dünyasındaki bu yabancılaşma ve türkiye'deki türk düşmanlığına, yazarların çözüm getirmesi mümkün değil.

    bu mesele, en az ermeni meselesi kadar önemli ve tehlikeli bir boyut almış durumdadır.

    sektörde etkili olan türk aleyhtarları, milli çizgideki yazarları, nihat genç'in vurguladığı gibi 'ya yok sayıyor, ya kanundışı ilan ediyor, ya da akıl dışılıkla itham ediyor.' demek ki, kısır tartışmalar yerine, öncelikle bu tür meselelerle ilgilenmek gerekiyor."



    ve ümit özdağ'ın nihat genç hakkındaki yazısı:

    "'faşizan' değinmeler

    nihat genç, ermeni(cilerin) konferansı'nı eleştirdiği için iletişim yayınları tarafından faşizan çizgiye kaymakla suçlanmış ve yayınevi artık genç'in kitaplarını yayınlamayacağını açıklamış. iletişim yayınevin'in kitapları genelde 500 ile 1000 arasında satar. nihat genç bir istisna idi iletişim yayınları için.

    genç'in kitapları 10 baskıya kadar yükselir. yani ticari açıdan vazgeçilmesi kolay bir yazar değildir nihat genç. nihat genç'in ermeni konferansı'nı eleştirirken kullandığı kavramlar her haysiyetli türk vatandaşının kullanması gereken kavramlardır. genç, milli haysiyet sahibi olduğunu bu çıkışı ile bir kez daha ortaya koymuştur.

    nihat genç'i 1980'lerin başından beri tanırım. nihat genç, o dönemde ülkücü hareket'in genç entelektüellerinin en önemli isimleri arasındaydı. 12 eylül öncesinde ülkücü dergilerde yazardı. 12 eylül rejiminin en sert geçtiği ve insanların birbirlerini tanımazlıktan geldiği dönemde nihat genç kelimenin gerçek anlamında 'sağlam' durmuştur. korkmamıştır, satılmamıştır, satmamıştır, yememiştir, yedirmiştir, giymemiştir, giydirmiştir, saklanmamıştır, saklamıştır. nihat genç'in bu yanını bilen bilir. sanıyorum bilmeyenlerin de öğrenme vakti geldi.

    bundan dolayı nihat genç 1990'lı yıllarda zaman zaman beni de eleştirdiğinde benim ve birçok onun eleştiri oklarına hedef olan arkadaşının cevabı, 'nihat, ozandır, ozanın eleştirisine ses çıkarılmaz' şeklinde olmuştur. çünkü, biliriz ki, nihat delidoludur, heyecanlıdır, kızgındır ama sevgi doludur. eleştirilerinde artniyet yoktur. sevgisi temelde insan sevgisidir. ama nihat genç, 'ben hümanistim' deyip, türklere belki de onları insan saymadığı için en ufak sevgi beslemeyen milli kimlik özürlülerden değildir.

    bir çok kez farklı düşündüğümüzü gördüğüm halde nihat'ın hayatının her safhasında sağlam bir milli kültür zemininde düşündüğünü, duyduğunu, hissettiğini inkar etmek mümkün değildi. türkiye'yi, türk tarihini, kültürünü sanırım türk'e ait olan her şeyi sever nihat. kendisi ile ilişkiyi kestikten sonra iletişim yayınevi çalışanları için 'onlar hala benim arkadaşlarım' diyerek söyledikleri kimin gerçek insan sevgisi ile dolu olduğunu, kimin ise 'faşizan eğilimli' olduğunu göstermiştir.

    iletişim yayınları'nın orhan pamuk'un 'türkler 1.5 milyon ermeni'yi kesti, 30 bin kürt'ü öldürdü' şeklindeki büyük yalanınından sonra bu yazara yönelik eleştiriler karşısında bir bildiri yayınladığını hatırlayınca nihat genç'e yapılan davranışın ağırlığı bir kez daha ortaya çıkıyor. ben kişisel olarak ermeni ve kürt milliyetçisi çizgiye kaymış, faşizan bir yayınevinin kitaplarını artık almamaya karar verdim. demokratik bir ülkede her vatandaşın ticari bir cezalandırma hakkı vardır.

    bence iletişim yayınları ticari olarak cezalandırılmalıdır. bu konuda siz okurlara büyük bir görev düşmektedir. bir kitapçıya gittiğiniz zaman satın almak istediğiniz kitabın yayınevine bakın ve eğer iletişim yayınları ise o kitabı rafa geri bırakın. bu bir kitap kurdu için zor bir davranıştır. ancak, milli haysiyet kişisel istekten daha önemlidir. bu konuda son not. bundan sonra bir sene boyunca nihat genç'in her kitabından iki tane alacağım."
    (selenge, 06.06.2005 16:55 ~ 20:59)
 sayfa  / 15

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil