isveç menşeili, katatonia'dan hatırladığımız dan swanö'nün dehasını konuşturduğu progressive metal grubu. şimdi nereden başlasam diye düşünüyorum. 1995 yılında kurulmuş bu grup efendim. çeşitli gruplara da yardım etmiş olan isveçli dahi müzisyen dan swanö sayesinde midir bilinmez bu grup 6 tane albüm çıkarmıştır. dan swanö vokalinin yanısıra keyboard ve gitarıyla da gruba destek olmaktadır. zaten katatonia'nıntonight's decision albümünde davulları da çalmıştı bu adam. ailecek takdir ediyoruz adamı o derece. bir tek şey var bu derece etkin ve diğer gruplara da yardıma gönüllü bir adamın içinde bulunduğu grubu karmakarışık bir hale sokmasıdır. tek kötü yanı bu olsa gerek. albümlerin çoğunda farklı müzik türlerinin etkileşimleri o derece fazla ki neredeyse gerçek tarz ortadan kaybolmuş durumda. yine de son birkaç albümde bunu toparladılar ve nightingale kendisini buldu demekteyiz. neysem onu geçelim; grup elemanları şu şekilde: bassda tom nouga, davulda tom björn bulunmakta. aslında ne desek yalan olur grupta tom björns aynı anda keyboard çalıyor falan filan. kafanız karışmasın yani. albümlere gelince. oha demek istiyorum. hayır altı albümün nesi çok derseniz anlatacak şey çok.
neyse gelelim genel anlamda bir çerçeve çizmeye. efendim aslında demolarından da bahsetmek gerekir bu grubun ama öncelikle albümlerinden gidelim. 95 çıkışlı ilk resmi albüm the breathing shadow, on şarkı ile tam anlamıyla bir ilk albümdür. farklı müzik türlerini de hissedersiniz şarkıları dinledikçe. bunda dan swanö'nün de etkisi vardır diye düşünüyorum. the dreamreader dikkat çeken şarkıların başında gelir. sakin ama aynı anda hızlı bir şarkıdır. keyboard'ların etkisini sıklıkla hissedeceğiniz türden bir şarkı olmakla birlikte albümün karaktersitik yapısıyla da bir nevi örtüşmektedir. çünkü albümdeki diğer şarkılarda da keyboard'un kullanımı baskındır. enstrümental bir şarkı olan the return to dreamland ve bu şarkıyla birlikte gypsy eyes bendenizden tavsiyedir.
ikinci albüm the closing chronicles 1996 yılında gelir. bu albümde daha sade şarkılar olmasına rağmen progressive rock/metal kimliğinin tam olmasa da karınca hızı ile yavaş yavaş oturduğu görülmektedir. keyboard yine olmazsa olmaz olarak devam etmektedir. vokalin hakimiyeti ise yine kendini belli etmektedir bu albümde de. alive again dikkate değer.
bir diğer albüm 2000 yılında gelen ı'dır. değişiklik göstermese de biraz daha hızlanan bir albüm olmuştur. tarz ise yine aynıdır aslında. daha fazla gitar duyabilmemize izin vermiştir sadece şarkılar. ilk şarkıscared for life 4dk ile bünyede güzel şeyler oluşturur. kayda değer bir diğer şarkı ise alonely'dir. şarap gibi.. bıkmadan saatlerce dinlenebilir. dan swanö'nün sesini daha tarza uygun olarak kullandığı şarkılardan biridir. breathing ise bir korku filminde kullanılabilir o derece.
geldik 4üncü albüm alive again'e. the closing chronicles'daki bir şarkının isminden yola çıkılmıştır. ı'dan 3 sene sonra çımış bu albümde yine değişiklik yok aslında. bu albüme tam progressive metal albümüdür diyemeyiz aslında yine. etkileşimi bol, bol duygulu bir albüm. tarzı da boşverdim shadowman'in introsundan sonraki o hızlanmada bir şeyleri kırmak istedim. duygunun bir albümde bu derece etkin olması bir şarkıda bu derece bütünlenmesi ne kadar tuhaf.. güzel ayrıca. ve bir de falling.. o ne solodur yaffuuu!!
2004 çıkışlı invisible albümü ise naçizane benim favori nigtingale albümümdür. içinde to the end gibi harika bir şarkının yanında birçok güzel şarkı ile tarzın oturmaya başladığının sinyallerini de vermiştir. ama yine de bence albüm adı to the end olsa daha iyi olurdu.
gelelim 2007 çıkışlı son albüme. white darkness çok kasılma bir isim bir albüme göre ama, "bunu da mı eleştiriyorsun dana?" diyeceğiniz için geçiyorum o kısmı ben. hayır aynı zamanda bir bale gösterisinin ismi olsa da napalım abi ya bir albüm adı için sevmedim bu ismi ben. şarkılar daha bir oturmuş daha bir güzelleşmiştir bu albümde ve nightingale için ilk albümlerdeki garip dönem de geride kalmış gözükmekte. tabii bundan sonrası ne olur bilinmez. sabırla bekleyip göreceğiz tabii ki.