görseller
nick drakenick drake
  
belki ilginizi çeker
  1. · mogwai
  2. · kullanıcı adlarının kökeni
  3. · fly
  4. · en iyi erkek vokaller
  5. · black eyed dog
  6. · garden state soundtrack
  7. · been smoking too long
  8. · insanın ağzına sıçan parçalar
  9. · day is done
  10. · angst essen seele auf
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  2. · 2012
  3. · yeşim salkım
  4. · disko kralı
  5. · günün tek cümlelik özeti
  6. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  7. · bir kadının bilmesi gerekenler
  8. · sözlük bana çocukluğumu ver
  9. · katherine heigl

nick drake  

  1. hüzünlü, melankolik, umutsuz ama her nasılsa sıcak şarkılar yazan, söyleyen ve bugünki kadar takdir toplamadığı bir dönemde, 74 kasımında, bach'ın brandenburg konçertoları eşliğinde yaşamına son veren, tarz sahibi, karizma sahibi müzisyen.(bkz: elliot smith, jeff buckley)" onmousedown="return bkc('520408','+%60elliot+smith%60%2C+%60jeff+buckley+%60')">elliot smith, jeff buckley)
    (2046, 24.10.2005 09:52)
  2. majör tonlarda hüznü anlatabilen müzikal deha.
    (patterns, 22.04.2007 13:04 ~ 13:04)
  3. hem içine kapanık hem de komik bir insandır. her daim dinleyebilirim. strolling down the highway 1 numaram .aslında dinleyince insan nasıl bu kadar utangaç olabilir diye de düşünüyor ama aradığını bulamadı muhtemelen. erken yaşta intihar. kendimle özdeşleştirmeye başladım tehlikeli yan da bu olabilir ama insan bu kadar içten ve güzel bir ses ve enteresan ritimlerle sadece kendi gibi insan gibi hissediyor. birazdan yağmur yağacakmış, güneş ... hep bu his var içimde.
    (brazza, 02.06.2007 21:45)
  4. kısacık hayatında olağanüstü parçalar yaratmış melankoli ozanı... onu dinlerken, bu şarkıların gencecik bir adama ait olduğu aklınızın ucuna bile gelmez... bize göre erken ölümü, kimbilir belki de erken yaşlanmış bir ruhun zamanında göçüp gitmesidir diyerek avuturum kendimi, onu hatırladığımda...

    toprağı bol olsun, dün de doğum günüydü... (19 haziran 1948)
    (siyah, 20.06.2007 23:24 ~ 23:25)
  5. gencecik gitmiş müzik ve şiir insanı. yazdıkları zamanının ötesindeydi derler... depresyondaydı intihar etti derler... bense umarım güneşin ardında, sana iyi davranan bir pembe ay bulmuşsundur diyorum...

    "to win the earth
    just wont seem worth
    your night or your day"
    (three hours, 20.06.2007 23:33 ~ 23:34)
  6. nick drake ye gün geçtikçe bağlanmamak elde değil gibi. dinledikçe daha çok beğeniyorum. hem garip bir yaşama sevinci veriyor bana hem de kendi saçma hislerime destek. bugün eski roll dergilerinde onun adı geçen dergiyi hazine sandığıymış gibi çekip kütüphaneden almak çok kendime getirdi beni. keşke hep böyle sürprizlerle her gün bir yerlerden karşıma çıksa daha çok okusam dinleyebilsem. konserlerde dinleyici kitlesiyle başedemiyormuş bu yüzden de cat stewens le neredeyse aynı zamanlarda çıkan albümü de gölgede kalınca içine kapanmış psikolojik destek almaya başlamış. hakkı olan takdiri ihtiyacı olmadığı zamanlarda ölümünden sonra bulabilmiş. ölenlerden geri gelemesini istediklerimden.
    (brazza, 01.09.2007 15:48)
  7. 26 yıl yaşayabilmiş zaten; 21 yaşında, five leaves left i çıkarmış ki içinde way to blue, cello song, river man gibi harika şarkılar var. bir müzisyen olarak yeteneklerinden hep şüphelenmiş bu gencecik insan; asla da çok kişiye çalamazmış, çalabildiği insanlara da nasıl davranacağını, ne yapacağını bilemezmiş. bu iki mesele de bir araya gelince nick in klinik günleri başlamış: gelsin antidepresanlar, gitsin psikiyatristler... bu kargaşanın arasında da son albümü pink moon u kaydetmiş, iki gece, tam gece yarılarında stüdyoya girmiş, ikişerden dört saatte kaydedip çıkmış albümü.

    bu adamı ilk been smoking too long ile dinledim, o zaman nick drake kimdir, kaç yaşındadır bu şarkıyı yazdığında, bilmiyorum. ağız dolusu sigara dumanıyla şarkı söylediğini tahmin ettiğim bu adamı kalkıp leonard cohen jenerasyonuna koymuştum (evet, çok abartmışım). her neyse, bu adamın güzelliği fazla sıkıp boğmadan anlatması derdini. üstte saydığım üç şarkısının yanında day is done, cocaine blues, one of these things first ve pink moon dinlenmelidir.
    (alternatif maliyet, 26.11.2007 11:02)
  8. yirmili yaşlarda elli olgunluğunda şarkılar yapmış olan, 4 saatte albüm kaydetmişliği olan, hak ettiği değeri elde edememiş, ettiğini de öldükten sonra görememiş insandır.
    (hairsprayqueen, 22.12.2007 13:45 ~ 06.11.2008 17:37)
  9. (three hours, 23.10.2008 17:38)
  10. tam 34 yıl önce bu gün resmi kayıtlara göre yaşamını yitirmiştir...

    he bir de ekleme yapayım, jack white abimiz hotel yorba da selam çakmıştır kendisine.
    (joeninmemeucu, 25.11.2008 00:22)
  11. yalnızlık müzisyenidir. yorucu bir günün ardından eve geldiğinizde, kim olduğunuzu hatırlamanıza yardım eder, muhteşem gitarı ve yumuşacık sesiyle. en anlamlı sözler bağırmadan söylenebilenlerdir, bir kez daha hatırlarsınız sayesinde.
    (feklavye, 12.02.2009 21:24 ~ 21:24)
  12. bütün yaşam sevincimi alan adam gece gece.. bu kadar mı depresif olunur, sanırım bu kadar olunabilir.. dinlemeye başladığınız zaman bir türlü kapatamıyorsunuz da çok acayip..
    (joachim murat, 22.05.2009 02:09)
  13. mogwai grubunun bir şarkısının ismidir.. kendisi gibi dingin, melankolik bir yapısı vardır şarkının..
    (memories never die, 22.05.2009 02:14)
  14. içedönük ses tonu kendi hikayesidir; sakin, utangaç, karamsar... akustik gitarından çıkardığı sesleri sadece kendisi gibi ; bir gitar ama birçok gitarmış gibi dışavurumlar., gitarının akordunu "kuralmış gibi sabit fikirle bilinen akord tekniği" nin aksine do sol do fa do fa (c, g, c, f, c, f) olarak çeken...(bazen başka başka da yapan) bu akort nefis bir ses dizilimdir ; river man bunun en güzel örneğidir. yirmiyedilik kısa yaşamında üç albüm ve bir de enstrümantal parçalarına kıyamadığı için albüme koymak yerine bir kalemde silen... çekici armoni dizilimlerinin içinde şairane dolaşan... kürsülere çıkmak istemeyen, çok az sahneye çıkmış (fairport convention), stüdyoda gözlerden sakınmak için çoğun duvara ya da gözsüz bir yere dönüp çalmış, söylemiş ; kayıt yaparken önce gitarını çalan sonra üzerine seslendiren... pek evden çıkmayan, az arkadaşı olan, dünyayla boşandığı gün bach' tan brandenburg konçertoları nı dinlemiş, başucunda da albert camus 'un "sysphos söyleni" ni, odasının penceresinde de o hüzün ağacını bırakan...
    (dadaruh, 18.08.2009 10:35)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil