çok küçükken söylenişini yanlış anlayıp, "yaygara şelalesi" sandığım coğrafi oluşum.
takvim yapraklarında, turizm tanıtım broşürlerinde, hep basarlar onun ve benzerlerinin resmini. insanın gidip altından geçesi gelir.. aha da örnekleri burda..
botlar ve üzerinize giydiğiniz naylon yağmurluklarla çok yakınına kadar girip seyretme şansı bulabildiğiniz, insanın doğa karşısında kendisini aciz hissetmesine yol açan, büyüleyen, tarifi imkansız bir güzellik ve ihtişam abidesi.new york sınırları dahilindeki niagara şelalesinin gürleyen suları, ontario gölüne dökülürken, sizi de kendisine hayran bıraktırır.
yakınlarına yolu düşüp de uğramayan insanı lanetler, ömrünün sonuna dek vicdan azabıyla kavrulmasını temenni ederim. zira, hakeder!!...
not: elinizi uzattığınızda değecekmişsiniz hissi veren karşı kıyının kanada olması ve arabalardan insanlara kadar pek çok detayı görebiliyor olmanızsa başka bir tuhaf/şirin ayrıntıdır.
bütün dünya dillerinin bir vesileyle türkçeyle ilgsi olduğunu ya da ondan geldiğini sananlar var. işte o topluluğun iddia ettiği şeylerden biri de kızılderililerin kökenlerinden ötürü (bkz: asyadan amerikaya göç eden kavim) türkçe ifade ile bu şelale hakkındaki yorumlarının şelaleye isim olduğudur. güya bu kzıılderililer (türk oldujları ve türkçe konuştukları için) vay be ne yaygara demişler şelalenin adı da nigara olarak değişerek bu günlere gelmiş.
amerika tarafından kanada'ya doğru akan şelaledir.kanada, şelaleyi karşıdan gördüğünden, bu taraftan seyredenlerin amerika tarafından seyredenlere nazaran çok daha şanslı olduğu söylenebilir.kanada tarafında, botla şelalenin çok yakınına kadar gelirken, amerika tarafında ise 8(2005 fiyatı) dolar karşılığında yakındaki kayalıklara inebiliyorsunuz.bundan yararlanmak isteyenlerin her ne kadar yağmurluk verilse de 55 metre yukarıdan akan bir şelalenin altında ıslanmayan yerinin kalmaması muhtemeldir.
gittiğim için kendimi şanslı hissettiğim ve ölmeden önce görülmesi gereken bilmem kaç yer adıyla yapılacak bi sıralamada üst sıralarda yer alacak bir doğa harikası.
tekneyle çıkılan turda ıslanmamak adına mavi renkte,çöp poşetlerini andıran yağmurluklar giyilmektedir.
soner günday'ın yüzbaşı albırt'ındaki bir düğün sahnesinde herkes halay çekerken arkada çalan şarkıda "gürül gürül akıyor niagara deresi, ah çok değişti nazlı yarin sosyal hayat çehresi" şeklinde geçen malum şelale.
amerikan tarafı ve kanada tarafı olarak 2 ayrı başlıkta incelenmesi gereken, bir kere gördükten sonra insanın diğer şelaleleri sadece "belli bir yükseklikten düşen ezik su" olarak algılamasına yol açacan devasa doğa olayı. amerikalıların balayı başkenti diye tabir ettikleri mekan, american falls ve daha hayvani horseshoe falls kısımlarından oluşur.
- amerikan tarafı: american falls'ın bütününü, horseshoe falls'ın ufak bir kısmını içerir. american falls'ın altına inilme ve bir güzel ıslanma olanağı vardır (cave of winds). şelaleler amerikan tarafından inişe geçtiklerinden, suyla daha bir haşır neşir olur insan, temas daha yüksek düzeydedir. nehrin etrafı parktır. gerisi otopark ve otel. kanada tarafı gibi olayın boku çıkmamıştır. daha bir yazlık yeri havası vardır. al işte şelale sana, gör ve git bekleme yapma der.
- kanada tarafı: 2 şelaleyi de karşıdan gördüğü için manzarası daha güzeldir. ama suyla temas daha düşüktür. kanada, etrafı para tuzağı haline getirmiştir. şelale çevresi kumarhaneler, alışveriş merkezleri, lokantalar (clifton hill), lunapark, atakule benzeri bi yapı (skylon tower) barındırır. şelalenin dibinden yol geçer utanmadan. al işte şelale, ama gel buyur şelaleye karşı bi yemek ye, bi çayımızı iç, 2 zar at der.
her iki tarafta da birbirinin aynı tekne turları vardır, maid of mist isminde. amerika'dan kanada'ya bi köprü yürünerek geçilebilir, vizen varsa tabi. vize yoksa da buffalo'dan hazırlıklı gidilmek şartıyla temin edilebilir.