neyzen tevfik kolaylı(1879-1953) dır tam adı.zamanın en iyi ney üstadıdır*.imparatorluk zamanında padişahın isteğiyle sarayda üflermiş neyini işi bittikten sonrada ver elini meyhane.bizim atalarımızdandır kendileri.saygı ve sevgiyle anıyoruz.ayrıca kalan müzikden yayınlanmış bir de albümü vardır.
küçük yaşlarda yakalandığı hastalığı ve aşırı içki düşkünlüğü yüzünden birkaç kere bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tedavi görmüştür. saray ve padişah hakkındaki hicivleri nedeniyle birçok kez tutuklanmıştır.
sürekli pejmürde bir halde dolaştığı anlatılagelen hiciv üstadı. neyzen bir ara sıklıkla küllük adındaki, zamanının edebi tartışmalarının yapıldığı mekana takılmaktadır. yine burada olduğu bir akşam pantolonunun düğmelerinin açık olduğunu gören bir genç, önünü kapatması için neyzen tevfik'i uyarmak ister. neyzen'in cevabı ise manidardır: "ölü evinin kapısı her vakit açık durur evlat."
atatürk'ün sofrasında bir süre üfledikten sonra herkesi hayran bırakıp susmuştur neyzen... atatürk hizmetinin karşılığında birşey vermek istediğini söyler neyzen ise "nüfusa yazılmak" istediğini söyler. atatürk şaşırarak daha önce nüfusa kayıtlı olup olmadığını sorar. neyzen yine formundadır ve "sizden önce bağlanabilecek bir hükümet bulamadım ondan." der.
cumhuriyetin getirdikleri başarılı şair ve büyük ney üstadı. neyzen tevfik'le ilgili bir çok anı anlatılır. bir rivayete göre tevfik meyhanenin birinde otururken, kulak kesildiği bir konuşmada "neyzen tevfik ney üflemeden anlamaz" derler. büyük üstadımız şarap testisini kaptığı gibi ney ile üflediği o muhteşem melodiyi çıkarır. sonra testiyi kaldırıp duvarda parçalar ve ardından adamlara dönüp "marifet neyde değil üfleyende" deyip meyhaneyi terkeder. büyük ustayı rahmetle anıyoruz...
sadrazam konaklarında yaşamayı, padişah huzurunda ney üflemeyi, sokaklarda boynuna astığı "hiç" yazısıyla içki parası bulmak için dilenmeye, tercih eden; 'dostlarım hırsızlar, yankesiciler, esrarkeşlerdi. yeni cami'de arnavut isa'nın kahvesinde gece işçileri, dızdızcılar, mantarcılar arasında yattığım zamanlar, hayatımın en mesut zamanlarıydı' diyerek edinebilme olanaklarına sahipken para, ün, şöhret gibi dünyasal olan her şeye sırt çeviren, sanatçılığı yanında, kişiliği ve yaşantısıyla normal insanları şaşırtan, ürküten ney üstadı.
ney üflerken defalarca neyi çatlamış olan, dinlerken neredeyse yüreğimi de çatlatacak olan, takmıyom lan sizin devrinizi devranınızı deyip;
bana itibar etmeyen devr-ü devranın
izzet ü ikramını ..keyim
diye beliğ mısralar döktüren canım şair.
fahrettin kerim gökay içkinin zararlarıyla ilgili bir konferans vermektedir:
-eşşek bile bir kovaya su bir kovaya rakı koysanız suyu içer, neden?
neyzen atlar hemen:
-eşşekliğinden hekim bey, eşşekliğinden.
kalan müzik'ten arşiv serisinde albümü yayınlanmış ozan. arkada bir kemanın eşlik ettiği taksimleri gerçekten insanı bedeninden çıkarıp başka bir aleme götürür. kendisi bu ülkenin yetiştirdiği en büyük bohemlerden birisidir. diğeri ise
(bkz: can yücel)
neyzen tevfik bir pir, ney elinde şekle girdi, nefesinde eridi.
neyzen tevfik şiir yazan, söz söyleyen, türkü çığırıp neşelenen, boşa gülen, doluya gülen, ota kızan, boka söven, güzel seven güzel insan. neyzen'in tek sermayesi neyi, ya elindedir ya belinde. neyzen neyi elinde ya bir meyhane masasında, ya bir tabut içinde. o dünyanın içinde, dünya onun büsbütün dışında. olmuş ya olmak gibi bir derdi yok, ölecek ya ölmek gibi bir derdi yok.
müzik aletlerinin en iptidaisi, bir sazlıktan koparılan, iki törpülenip üflenen sellülozdan mamul şey, ney onun nefesinde en münteha manasına ulaştı. o üflerken ney çatladı, dil çatladı, dil (kalp) çatladı, ciğerlerde ispirto alevi dolaştı sanki, ve gözlerde damar çatladı yıllar sonra onu dinlerken. üfleyicisi değil neyin mücessem sesiydi neyzen. vücut giymiş de insanlar arasına salınmış mücessem ney iniltisiydi.
evet belki içerdi neyzen, lakin o içmeden kendinden geçerdi. belli ki mest-i elestti, bu dünyadan ney üfültüsü gibi esti. bedenle ruhun maddeyle mananın farkını sezen bir ince haykırış neyzen.
evet neyzen elindeki kamış neyi üfledi, insanlar uyansın diye üfledi.
edit: bu yazı konsepte aykırı yazılardan olup, wondrous'un tavsiyesiyle buraya kopyalanmıştır.
şimdi bize yadigar bir nihavend taksimi kalmış, bir azab-ı mukaddes, bir de hiç. o hiç ki hiçliği içinde çok şey ifade etmiş, benim diyenlerin aczlerini yüzlerine vurmuş, o hiç ki sadrazamın aciznin ifadesi, o hiç ki hep var olacak.
neyzen'in 18000 okka rakı içtiğine dair verdiği rakam birinci dünya harbinin ahirine aittir, değilse toplam miktar bundan çok fazla olmak iktiza eder. nitekim sadri alışık kendiisinin 20000 litreden fazla içtiğini söylüyor, kaldı ki neyzen.
günümüzün düşünmezleri tarafından ayyaşlıkla itham edilmiş pir. gel gör ki o ayyaşın (!) icraatinin milyonda birini baş tacı ettiklerimizden görmedik. neyzen tevfik fareli köyün kavalcısı, üflerken muradı uyuyan nesli uyandırmaktır, yazık bu nesil o sadayı nenni zannetti, daha derin hülyalara daldı. neyzen tevfik o sesin gerçek sahibi, ses kamıştan değil neyzen'in sine-i sad paresinden geliyor, neyzen için enstruman önemli değil, ney çatlarsa bira şişesiyle de çıkarır o sesi. neyzen idrak edemediğimiz bir idrak dehası.
neyzen tevfik dünyanın hakikatine hakkıyla vakıf olmuş bir hakikatşinas. o kimseye boyun eğmemiş rabbinden başka. o ne abdulhamid hana ne gazi paşa'ya hakikati söylemekten dur olmuş, ne iltifat-ı şahane peşinde koşmuş, ne atatürk'ten bir iltifat kabul etmiş. bu millet bir gün adam olursa neyzen'in adı bulvarlara verilecek, adına üniveristeler teşkil edilip festivaller düzenlenecektir.
büyük sinema adamı, usta rejisör mümtaz ener büyük ısrarlar sonucu neyzen tevfik'i onu afettim isimli bir filmde oynamaya ikna etmiş ve filmden sonra neyzen'in sanat dehası karşısında hayret düşüncelerini ifade etmiştir. vefatında sonra neyzeni uğurlarken isimli bir de belgesel çekmiş. tabii tüm kıymetli eserler gibi bunları da piyasada bulmak namümkün.