günlerdir konuşmaya çalıştıkça bir girdabın içindeymişim gibi dönüp duruyor ve bir türlü uygun sözcükleri bulamıyorum. parmaklarım yazmaz, dilim söylemez oldu. konuşmaya çalıştıkça kelimeler boğazımda düğümleniveriyor. yüreğimin gizli köşelerinde bir fırtınadır kopuyor günlerdir. iklimler karmakarışık oldu. baharı beklerken mevsimlerim kışa döndü. üşüyorum kutuplar arasında.
yüreğim kaf dağının ardında mı kaldı böyle? neden ben benden uzakta, neden kalemim yazmaz, dilim söylemez oldu?
bir mahkemenin soğuk duvarları arasında kalmış bir mahkum gibiyim. hüküm çoktan verilmiş kalem kırılmış ben ne yapsam nafile…
güneşim kararalı yıllar olmuş ömrümün baharına karlar yağmış neyleyim. soğuk bir hücre içinde ruhum sıkışıp kalmış. sevda diye özlemlerin harcı karılmış. sevdanın ilmiğini boynuma dolayan yine sevda değil mi? varsın olsun boynumdaki ilmiğin ipini yine o çeksin, varsın olsun ölüm ellerinden olsun.
arafta kaldı yüreğim. ne cenneti nede cehennemi yaşıyor doyasıya.
ne yaptığını bilmez bir ruhun esrarı içinde kaybolmanın eşiğine doğru sürükleniyorum.
bu geminin varacağı limanlar darmadağın edilmiş, denizleri kirlenmiş, pusulası çoktan kullanılamaz olmuş. kutup yıldızım kararmış, güneşim yerinden sökülmüş, yokluk yeni iklimim olmuş.
gözlerim bilinmeyen ufuklara dalar oldu, yüreğim enkazlar altında ezildi. yüreğime zemheri soğuğu çoktan değdi.
deryada dolaşan balıklar gibiyim. hangi yana kaçsam soğuk bir umman gibi.
gönlüm mecnunu arayan leyla’ya döndü neyleyim.