üfleyerek çalınan bir türk müzik aleti. bu aletten ses çıkarmak oldukça zordur, her baba yiğidin harcı değildir. güzel çalındığında ise çok etkileyici bir sese sahiptir.
onüç adet çeşidi olan ve ilk başlayanlar için 'ya sen çatlarsın yada neyi çatlatırsın' denilen akıl almaz musıki çalgısı.ayrıca ney çalınmaz üflenir.
onüç çeşidin sekizi ana ses beşi ara sestir.
hz.muhammed insanlık için önemli olan bir sureyi kimsenin bilmemesi gerektiği halde yalnızca hz.ali'ye söyler. hz. ali bu sureyi uzun bir sureden kimseye bahsetmez. ancak bu büyük yük onu ezmaktedir. birine söylese biraz da olsa rahatlayacaktır. sonunda bir çölün ortasındaki kör bir kuyuya bağırarak bu sureyi okur. surenin etkisiyle kuyu cana gelir. coşkun akışa geçer. etrafı sulak bir arazi olur. burada kamışlar yetişir. bu kamışlar toplanır. uygun olanlarının içi boşaltılır. 7 tane delik açılır. aralıklarına çok dikkat edilir. bu sazın etkileyici sesinin de ilahi kaynaklara dayandığı söylenmektedir.
sümer toplumunda mö 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgı.çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır. assomption rahiplerinden thibaut’ un “esrârengiz, cezbedici, tatlı ve âhenkli bir ses” diye tanımladığı ve şu şekilde şiirleştirdiği ney sadâsı, her dönemde insanları derinden etkilemiş, özellikle dinsel duyguları çağrıştırmıştır.
“ kamışların üzerinden geçerken,
kuşları uyandırmaya korkan tatlı bir meltemin kanat çırpınışları”.
sadâsından gelen bu özellik neyi, ilişkide bulunduğu her toplumda önemli bir çalgı haline getirmiştir. türklerin islâmiyeti kabûl ile birlikte kullanmaya başladıkları ney, xlll. yüzyıldan itibaren islâm tasavvufunun sembolü haline gelmiştir. bunda bu yüzyılda yaşamış büyük mutasavvıf, filozof , şâir ve velî mevlânâ celâleddin-i rûmî ’nin rolü büyüktür.
eski zamanlardan bu yana ses ve genel yapısında değişiklik yapılmadan kullandığımız neyin insan sesine yakın,çok duru mistik bir sesi vardır.dini musikinin dışında klasik musikininde vazgeçilmez sazlarındandır.
tasavvufa göre ney, insan-ı kâmil, yani bazı merhalelerden geçerek olgunluğa ulaşmış insanı temsil eder.
hazret-i mevlânâ bir rubâîsinde şöyle buyurur:
"ney'i dinle ki, neler neler söylüyor. allâh'ın gizli sırlarını ifşâ ediyor. yüzü sararmış, içi boşalmış, başı kesilmiş, yâhud neyzenin nefesine terkedilmiş olduğu hâlde dilsiz ve kelâmsız feryâd ederek "allâh.. allâh.." diyor."
çünkü ney, yetiştiği kamışlıktan kesilip ayrılmış, bağrı ateşle dağlanarak delikler açılmıştır. başına, ayağına, hattâ boğumları arasına mâdenî halkalar ve teller takılmış, yâni kelepçelere mahkûm edilmiş, bundan dolayı da kupkuru ve sapsarı kesilerek benzi solmuştur.
insân da aynen böyledir. o, âlem-i ilâhîdeki mevkîinden şu dünyâya getirilmiş ve beşeriyyet kaydına alınarak ayrılık ateşiyle yüreği dağlanmış ve şerha şerha edilmiştir. ancak her insanda vâkî olan bu gerçek, tefekkür ve tehassüs itibarıyla temâyüz ederek insan-ı kâmil hâline gelindiğinde zâhire çıkar. yâni idrâk sâhasında tezâhür eder.
sesi insan sesine en çok benzeyen saz. bizde olduğu(insan oluyur bu) gibi neyde de yedi delik vardır. bu 7 delikle insanın o yitirilmiş cennete olan özlemini dile getirirmiş. mevlana'nında söylediği gibi kamıştan koparılmadan, yüreği kızgın şişlerle dağlanıp oyulmadan, bedenine 7 delik açılmadan önceki günlerini anarmış ney.
üflenmesi hakikaten zor olan bir çalgıdır. bir ney imalatçısı ile tanıştıgımda bana yapımı ile ilgili biraz bilgi vermişti. kendileri genelde antakya'dan getirdikleri kamışları atölyesinde asıp en az 15-20 sene bekletirlermiş. ancak ondan sonra kendine gelip sertleşirmiş ve yapıma hazır hale gelirmiş. boyutlarını istege göre ayarlarlarmış, tabii akordlarıyla ilgili kısmı pek aklımda kalmamıştı. yapım aşamasını ise gizli tutmakta ısrar etmişti kendisi, orası sır kalmalıymış; herkesin başka bir teknigi varmış. ney imalatçılıgı aslında yeni yeni gelişen bir meslek, çünkü eskiden neyzenler kendi neylerini kendileri yaparlarmış ve bu tür alım satım işlerine de pek de hoş bakmazlarmış. ama neye talep artınca ve pek tabii her çalmak isteyenin de imal etme şansı olmadıgından bu işten para da kazanılmaya başlanmış.