belki ilginizi çeker
  1. · gxix
  2. · lan apo
  3. · mazlum doğan
  4. · v yerine w koymak
  5. · munzur xenekiyene
  6. · nevruz a newroz diyen enteller
  7. · nevroz
  8. · izzet kezer
  9. · 2009 eurovision şarkı yarışması
  10. · 21 mart
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · erkekte ses tonu
  2. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  3. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  4. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  5. · darwin i bitiren balık
  6. · yaran diyaloglar
  7. · the twilight saga new moon
  8. · geri zekalılar için yapılan açıklamalar
  9. · iskambil oyunları

newroz  

  1. (bınar, 20.03.2005 21:40)
  2. ülkemiz toprakların de tek bir yazılışa sahip bayramdır en başta... nevruz diye yazılır nevruz diye okunur. newroz ise buna benzeyen bişeydir heralde.
    asyanın kendine özgü bahar bayramı. türk veya iran çıkışlı olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir. bunun neticesinde bayramın çıkışı ya orta asyaya dayandırılacaktır ya da mezopotamyaya... asırlardır içiçe yaşamış iki halk olan türkler ve iranlılar (ve bunların karışımı olan kürtler) elbette birbirlerinin kültürlerinden maksimum derecede etkilenmiş, nevruzu kendi efsanelerine yormuş, değişik maksatlarla kutlamışlardır
    tarihçiler kesin bir yorum getirememekle birlikte nevruzun orta asya çıkışlı olduğunu kabul etmişlerdir... buna gerekçe olarak nevruz kutlamamalarından bahsedildiği orta asya yazıtlarından daha eski bir iran kaynağı bulunmuş olmamasıdır.
    demircilik türklerin milli mesleğidir diyebiliriz... türk destanlarında çoğu kez bir demirciye rastlayabiliriz. demirci kava (w ile değil v ile) efsanesi de türk destanlarıyla ile bir çok benzerlik gösterir.
    ateşli mateşli olduğundan ötürü iranın zerdüştlerine yorabileceğimiz gibi, demircilik yönünden de türklüğe yorabileceğimiz bu bayram artık asyanın bayramı olmuştur...
    değil türk veya iran, isterse japon bayramı olsun nevruz "bahar bayramı"dır, özgürlük, kıl, yün bayramı değildir... özgürlük bayramı 23 nisandır, 19 mayıstır, 30 ağustostur, 29 ekimdir...
    (bkz: nevruz)
    (hepten aykırı, 20.03.2005 21:59)
  3. nevruz bayramının asyanın dört bir yanında okunuşu ve yazılış farklılaşır... bu normaldir. navroz olur, nevroz olur, newrus olur. hatta bahar yortusu bile denir... şu durumda gerçek yazılışı diye bi olay mevcut değildir. dolayısıyla ortada newroz - nevruz ikilemi de yoktur.
    mesela devrim, dewrim şeklinde yazılmaz ve de okunmaz.
    mesela nevruz'un ingilizce yazlımı "nawrooz" şeklinde olabilir, fakat kötü haber: bu ülkemizde geçerli bir yazılış değildir.
    türkiye sınırları içinde türk-latin alfabesi ile yazılışı ve okunuşu -hiç garip olmamakla beraber- nevruzdur bu kelimenin.
    (hepten aykırı, 20.03.2005 22:44)
  4. kürtçe'de nevruz sözcüğüne karşılık gelen kelime.tıpkı "munchen"'e bizim "münih" dememiz gibi yazılış farklı,amacı aynıdır.
    (close2death, 21.03.2005 17:19)
  5. ilk olarak firdevsi'nin şehname ismindeki eserinde hikayesinden bahsedilen gün. hikaye m.ö. 600 yılında asur imparatorluğunda geçmektedir. zalim kral dehak ve demirci kawa'nın hikayesidir. sonuçta mezopotamya'nın binlerce yıllık efsanelerinden biridir ve kimsenin efsanelere bölücülük atfetmesine gerek yoktur. evet bu coğrafyadaki tüm halkları etkilemiştir newroz ama ergenkon'la demir dövmekle bir ilgisi yoktur ikisi tamamen farklı olaylardır. vurgulamak gerekir ki kimseye ait bir şey değildir binyıllardır var olan bir bayramdır o kadar.
    (gelecegim, 22.03.2005 22:29)
  6. (atlantis, 28.03.2005 01:37 ~ 15.06.2006 11:38)
  7. insanların hayatlarında takvim, gerekli bir kültür unsurudur. günümüzde bu konu bir bilim, meslek haline gelmiştir. geçmişte ise bu ihtiyaç bugünden farklı olarak karşı karşıya kalınan şartlara göre şekillenmiştir. türkler de konar göçer bir toplum olarak hayatlarını sürdürdükleri için kır ekonomisi yapısı içinde takvimi bilmek zorundaydılar. böylece takvim ihtiyacı içinde bir kültür kalıbı olarak ortaya çıkmıştır.geçimlerini toprağa bağlı olarak sürdüren türkler, genellikle yazın, baharın başlangıcı ile hayvan sürülerinin otlağa çıkarılması, çiftçilik yapanların ekin döneminin başlaması için geleneklere uygun olan bir takvim kullanmışlardır. bilindiği üzere, türklerde yılların adları da, ayların adları da, hayvan isimlerine bağlı olarak söylenmiştir. yeni yılın başı ise 21 mart'tır. ancak güneş yılı ile ay yılı arasında 13 günlük bir fark bulunduğundan, 21 mart tarihi, bazı topluluklarda mart'ın 9'una, nadiren bazı topluluklarda 1 - 3 nisan ve 21 haziran'a tekâbül eden kutlamalara yol açmıştır.

    tabiat dinlerinin bu cins kutlamaları bünyesine alarak kutsallaştırdığı bilinmektedir. hanifilik özelliği taşıyan, "şamanlık" denilen türklerin milli inanışında yer yer türk destanlarının (ergenekon, göç, vb.), yer yer inanışların bünyesine karışmış olan "yılın başı" yahut "yeni gün", türklerin müslümanlığa geçişi sırasında farklı anlayışlarla islâmîleştirilmeye çalışılmıştır. bazı türk topluluklarında hz. ali'nin doğumu, bazı türk topluluklarında hz. ali ile hz. fatıma'nın evliliği, bazı türk topluluklarında isme hz. hüseyin'in hilâfeti almak üzere arkadaşlarıyla hareket edip, kerbela vakasıyla, bazılarının ise hz. hasan veya hüseyin'in doğum tarihi olarak kabul ettikleri "mart dokuzu", destandan menkabeye, menkabeden efsaneye, efsaneden tevâtüre ve oradan da kültür tavrının görünüşü olmuştur.

    nevruz, yenisey-orhun çevresinden, altaylara, oradan da hun türkleri'nin avrupa'ya yürümesiyle macaristan'a ve balkanlar'a ulaşmış, milâttan sonra 800'den itibaren hazar'ın güneyinden anadolu'ya ve mezopotamya denilen bölgeye taşınışla birlikte yeni bir coğrafyada yaşatılmaya başlanmıştır. hatta son yıllarda yapılan ve yeni bir kıta da, amerika'da yaşayan kızılderililer hakkında yapılan karşılaştırmalı halk bilimi çalışmalarına göre bu coğrafyada da nevruz aynı ruhla kutlanmaktadır.
    (atlantis, 28.03.2005 01:39 ~ 03.07.2006 23:22)
  8. kardeş türkülerin bahar albümünde yer alan ,insanın içini fıkır fıkır kaynatan şarkı.
    sözleri şöyledir;

    dar û beran kom kim vêxin
    ser da bazdin, agire har kin

    kalktı, geldiler meydane
    sabahın seher vaktinde
    yana döne, yana döne
    aşk ile yanıp dönmeye
    çağlayıp nefes nefese

    bêjimar e, bêjimar e
    mîna peşkên barane
    tev belav bûn li kolanan
    dora me tije însane

    em belav kin agirê
    agirê newroz ê
    li her derê pîroz kin vê cejnê

    ewr direve, direve
    bi tirsa rojê direve
    tev xelas bû mij û dûman
    hukma rojê çi xweş e

    tev belav bûn li kolanan
    xwişk, brazî hevalan
    li bajaran û gundan

    kürtçe sözlerini vedat yıldırım , türkçeleri feryal öneyyazmıştır .
    (miçemez, 03.07.2006 16:51)
  9. newroz'un doğuşu, firdevsi'nin yazdığı şehname isimli eserde geçen bir efsaneye dayanmaktadır.

    bu efsane, arilerin ülkesinin asurlular tarafından yağmalandığı dönemde geçmektedir. bahsedilen yıllar, m.ö. 600 civarıdır.

    burada, dehak isimli asur kralı, kral olan babasından ayrı olarak, çölde süvariler tarafından yetiştirilir. oldukça kuvvetli bir hükümdardır ve şeytan ile işbirliği yaparak babasını öldürerek asur tahtına geçer.

    kendisi iyi bir savaçı olmasına rağmen, şeytanın en sevdiği günah olan* "kibir"den fazlasıyla nasibini almıştır. hayali, ünlü bir hükümdar olmaktır.

    bu hayali uğruna kısa sürede iran'ı da hükümdarlığına katar. ve şeytan, yeni işgal ettiği ülkelerin halklarının da kendisine itaat etmelerini sağlamak üzere kendisine işbirliği önerir. dehak bu öneriyi reddedince de, şeytan onu cezalandırır. verdiği ceza, her iki omuzunda da birer yılanın sürekli büyümesi olur. dehak'ın en büyük acısı, bu yılanların açlık anlarında olur.

    dehak'ın yılanların karnını doyurup acılarını dindirmek için, med ülkesinden iki gencin beyinlerini her gün yılanlara yedirmesi gereklidir. med padişahının soyundan gelen iki kişi saray mutfağına sızar. bu aşçılar, gelen her iki gençten birini salarlar. bu gençlerin hangi amaçla götürüldükleri bilindiğinden tekrar halkın arasına karışamazlar vedağda yaşarlar.

    dehak acısını bu şekilde dindirerek yıllar boyunca zulmüne devam eder. diğer yandan, aşçıların kurtardığı birçok genç, dağlarda dehak'a isyan için hazırlanırlar.

    dehak, şeytana ruhunu satmış ve ölümsüzlük kazanmış biri olarak, halkına bu kadar büyük bir zulüm etmesinden pişmandır. fakat kibiri yüzünden bundan asla vazgeçmez, kendi canına son vermez. bir gün, bütün halkı meydanda toplayıp, halktan, aslında baskıcı bir hükümdar olmadığı yönünde onay ister. korkutulan halkı onay verecekken, demirci kawa çıkar ve öldürülmüş olan oğullarının hesabını sorar. dehak halkın onayını beklerken, kawa mızrak çekip bütün halkı isyana çağırır. kendisi ve yanına kattığı diğer insanlarla beraber o da dağa gider.

    isyan başladığında, aşçılardan gençlerin hepsinin ölmediğini ve hayatta olanların dağlarda bugünü beklediğini öğrenir. burada, dağın eteğine dev bir ateş yakar ve dağlarda saklanmakta olan bütün gençler bu ateşin etrafına toplanırlar. bu, newroz ateşidir. sonrasında, saraya giderek bütün muhafızlarını ve dehak'ı öldürerek hükümdarlığını sona erdirirler.

    bugün, "onun doğrusu nevruzdur ve türk bayramıdır" diye iddia edenlerin birçoğunun kökenini ve efsanenin temelini bilmemesiyle beraber, bilenler de demirci kawa'nın aslında bir türk yiğidi olduğunu ve bu dev ateşin, ergenekon destanında adı geçen "tömürdü kağul" olduğunu iddia etmektedir.

    tarih araştırmalarının, bunun sadece olay örgüsü bakımından değil aynı zamanda kronolojik açıdan da imkansız olduğunu açıklamasına rağmen, her sene yumurta tokuşturup mehter marşları eşliğinde "nevruz" kutlamaya devam edenler de vardır.
    (chaghdash, 03.07.2006 21:05)
  10. (bkz: new rose)*
    (absent, 15.07.2006 00:07)
  11. ülkede başka bir anadil varmış gibi etnik faşizmi canlandırmak isteyen kişilerin kullandığı söz öbeği. ha bunu diyenlerin bir de sosyalist geçinmeleri vardır ki eski tüfeklerin kemiklerini mezarlarında titretir. doğrusu için,
    (bkz: nevruz)
    (dünyayı kurtaran adam, 20.03.2007 20:02 ~ 20:08)
  12. (bkz: 21 mart)
    (hell guardian, 20.03.2007 22:33)
  13. şu andan itibaren benim bayramım.

    (baktım paylaşılamıyor yeddiemin olayım dedim.)
    (wondrous, 21.03.2007 00:46 ~ 14.05.2007 20:31)
  14. türkiye cumhuriyeti'nin anadili türkçe olduğuna göre doğru yazımı nevruz olan kelime.
    (azman, 21.03.2007 10:35)
  15. dehak'ların halen inatla bitmediği, buna inat yine demirci kawa'ların her yerde bittiği, yetiştiği dehrden elbet zulmün de kâr etmediği komünist bir dünya kurulana dek mücadele günü olarak anılması doğru olan bayramdır.

    nasıl 8 mart dünya emekçi kadınlar günü burjuvazi tarafından bitmek bilmez bir arsızlık ve traji-ironik bir haletle "dünya kadınlar günü" olarak anılıp, tüketim toplumunun daha da azdırılması noktası ve içi boşaltılma gayreti içinde pohpohlanıyor ve buna inat 100 yıldan fazla zaman önce yanarak ölen onlarca fabrika işçisi kadının ruhlarını ve tüm dünya emekçi kadınlarının emeğini şâd etmek için en güzel bayramlardan biri olarak kutlanıyorsa 8 mart, newroz da mezopotamya ve orta asya halklarının bugün kılık değiştirmiş izdüşümleri çokça bulunan zalim dehak'lara karşı, devrimci demirci kawa'lar olarak mücadelesinin günüdür. örgütlü bir mücadelenin hiç bitmeyecek baharı hazırladığının bilincinde ve güzelliğinde olan tüm halkların günüdür. direnen, onuruyla ve emeğiyle yaşayan tüm halklar adına kutlu olsun!..


    newroz pîroz be!
    (lenineli, 21.03.2007 14:21 ~ 14:26)
  16. bu yıl beklenilenden aksine istanbul valiliği tarafından istenilen tarihte kutlanılmasına izin verilmiş olan bayramdır. kutlama, 23 mart pazar günü gerçekleşecektir.
    (aglaures, 19.03.2008 22:35)
  17. (bkz: nevroz)*
    (cumaya gittim gelicem, 19.03.2008 22:43)
  18. bahar bayramı değil demirin kullanılmaya başlanması, ve bu teknolojiyle baskı kuranlardan kurtulma bayramıdır ki hikayesi de buna dayanmaktadır.

    milattan önce bin-binbeşyüz yılları arasında tunç çağı başladı. tuncun özelliği hafif ve sert olmasıydı. bu metali kullanan azebeycan ve kafkasyanın ötesindeki bozkır halkları yaptıkları atlı arabalar sayesinde, savaş alanında yeni bir çığır açmıştı. bugün medeniyetin kurulduğu yerler olarak bildiğimiz mezopotamya ve mısırı işgal ettiller. o günlerde mezopotamya atların arabalar için kullanıldığını bilse de mısırlılar hayatlarında hiç at görmemişti. ki hiksoslar saldırırken, çoğu mısırlı insan yiyen canavarlar saldırıyor deyip korkudan altlarına işemişti.

    tabbi bu savaş arabaları teknolojisi sadece mezopotamya ve mısırı değil indüs ile çin medeniyetlerini de zapt u rapt altına almıştı. buraları işgal edenlere çin ve hintli kaynaklar aryan demekte. neyse bu teknolojinin kırımlarından biri indüs uygarlığının yok olmasıdır. çin ise yok olmanın eşiğinden işgalcilerin hanlık kurmasıyla kurtulmuştur.

    mısırı işgal eden hiksoslar ise zamanla mısır medeniyetini benimsemiş, ve afrikaya yakın mısırlılar tarafından işgalden yaklaşık yüzelli ikiyüz sene sonra kurtulabilmiştir.

    mezopotamyanın kurtuluşu ise tuncun cok fazla bulunmaması itibariyle fiyatının artmış olması, ve işgalcilerin çevredeki diğer ülkeler ile tunc zırhlı araba yapımındaki yarışta geri kalmasıyla oldu. halk tuncun dışında demir kullanmaya başladı. özellikle bazı demir dövücülerin kılıçlarının çok sağlam oluşu, bazı kahramanları efsaneleştirdi. bu sağlamlık bu dövücülerin odun kömüründe yumuşattıkları demiri bilmeden çeliğe dönüştürme sanatından geliyordu. çelik yapımı millattan sonra binlere kadar yaygınlaşmadı, zira yapanlar ya şans eseri yapıyor ya da bu üstün sanatlarını paylaşmıyordu.

    newroz a dönersek. hikayede anlatılan demir dövücüsünün böyle bir çelik zanaatçısı olma ihtimali yüksek. bu yeni geliştirilen zanaatla işgalcilerle başa çıkabilecek bir askeri yapılanmanın oluştuğunu da biliyoruz. bunları göz önünde bulundurursak, newrozun baharın gelişi değil, ki onun için hıdırellez gibisinden bir şeyle kutlanır anadoluda, işgalcilerden kurtulmayı sağlayan günlerin anısına kutlandığı görülür. hikayede kutlanma şekli de buna uyuyor. kıçtan götten sallanan ve sırf resmi açıklamaların boyunduruğu altında savunulan baharın gelişi açıklamalarının ne kadar abes olduğu açıktır.

    kimileri newrozun anlamının yeni gün olduğunu ve bunun da baharın gelişi diye kutlandığının göstergesi olduğunu söyler. ama yeni günün öncekileri kovmuş yeni erkin söylemi olduğu belli. nasıl ki her gelen siyasetçi gelişlerinin ilk günü, bunun türk milleti için yeni bir gün olduğunu söylüyorsa, o dönemdeki erkin de böyle bir şey söylemiş olması akla çok yatkın. hem diğer yandan baharın gelişinin kutlanması olsaydı, kutlamalardaki ritüeller de bu yönde olurdu. ateş yakıp üzerinden atlayarak, ateşin kutsallığını onurlandırmak yerine, ne bileyim yeni açmış bir bahar bitkisinin süslemeleri önünde dans edilirdi.

    diğer yandan newrozun mezopotamya bayramı olduğu kesin zira demiri kullanarak kendi işgalcilerinden kurtulan o dönemin tek bölgesi. mısırlılar, güçlerini toparlayarak ve aynen düşmanları gibi at arabaları teknolojisini üreterek(ve hatta geliştirerek), çinliler diplomasilerini ve sağlam bürokratik yapılarını kullanarak bozkırlardan gelen bu savaşçı kabilelerin erkleri altından kurtulmuşlardır. indüs ise yok olmuştur. mezopotamya ise demiri kullanarak ve hatta tahminen şans eseri de olsa çeliği bularak yapmıştır bunu.

    ha bu hikayede kürtler veya türkler nereye girer onu bilmem; ama newrozun, aşkın bir yöntemle, tarihin yorumlanması ve ritüellerin ve ismin linguistik ve sembolik açıklamalarıyla anlamı budur.

    ek: bu arada buradaki medeniyetlerin tunç çağındaki durumu ve demirin etkisi ile ilgili bilgiler dünya tarihi(william h. mcneill, çeviren: alaeddin şenel) adlı kitaptan alınmıştır. türkçesi imge yayınlarından çıktı. meraklılarına duyurulur.
    (tariktuna, 21.03.2008 20:18 ~ 20:25)
  19. ''diyarbakır'a trenle giderken, trende tanıştığım iç anadolulu neşeli
    bir köylü söylemişti: 'birileri kürtlükten birileri türklükten para
    kazanıyor bizse züğürdüz…' haklı sanırım. bir on yıl geçti galiba şu
    'w' ve 'v' tartışmasının ortaya çıkmasından beri. bu bayramın orta
    asyadan bir geleneğimiz olduğunu fark ettik ve kutlamaya başladık
    resmen. o zamanlardan beri sürüyor bu 'w','v' tartışması. ben yeni bir
    çözüm buldum diyarbakır'a giderken(!); 'vv'…

    bayrama üç gün vardı vardığımda. diyarbakır'daki aile evindeki odamda,
    bruce lee'nin zafer işareti yapmış posterine bakarak uyumuştum.
    sloganlara uyandım. ev bağlardaydı ve bağlar emek caddesi bir yasadışı
    yürüyüş merkezi haline gelmişti. ortaokul son sınıf öğrencisi
    kardeşimin pencereden, slogan atıp yürüyen kalabalığa bakıp; 'öcalan
    bizi diskoya götür' diyerek onlara eşlik etmesiyle sosyolog
    arkadaşları aramam bir oldu. alın size inceleme konusu dedim.

    bayrama iki gün kala, karedeniz teknik üniversitesi mezunu, trabzonlu
    bir öğretmen adayıyla konuşuyorduk. 'bu sene bakalım bayram nasıl
    geçecek, bir çok insanın başına kutlamalarda gelmeyen kalmadı' dedim.
    'bizim rektörde ateşin üstünden atlarken düşmüştü bir keresinde' dedi.
    ben tutuklananları, tartaklananlardan, aşağılananları, belki de hala
    bayram kutlamalarına katıldığı için cezaevinde olanları kast
    etmiştim.' ne alakası var bu bayramın kürtlerle?' gibi başlıklar
    altında sürdü konuşma.

    bir paket sigara için adam öldürecek derecede işsizlerle dolu
    kıraathanelerin birinde eski dostlarla buluştum bayrama bir gün kala.
    eski bayramlardan, yanımızda olmayan dostlardan konuştuk. laf döndü
    dolaştı o an yanımızda olmayan dört dosta geldi. nasılda coştururlardı
    milleti bayramlarda. hele attıkları sloganlar…o dört kişiden ikisi
    öğretmen, biri doktor, biride tiyatro sanatçısı oldu ve devletten
    aldıkları maaşlardanmıdır bilmem yarınki bayram kutlamalarına
    katılmayacaklar dedim.

    bu gün bayram ve dün geceden beri uyuyamadım. kutlamalara gidip
    gitmemek arasındayım. bu konuda çelişkiye düştüğüm için kürt olmamakla
    suçlanabilirim bile. en son 'sezen aksu'lu bayram kutlamalarına
    katılmıştım bu kentte. ahmet kaya'nın kutlama mesajı,yine kendisinin
    bir şarkısı eşliğinde okunmuştu ve o ara ölmüştü. yağmura karışmıştı
    gözyaşları. belki ağlamak için gitmeliyim, bilmiyorum. vatandaşlıktan
    atılmak için, önce başka bir ülke vatandaşlığı almam gerektiğini
    söyleyen içişleri bakanlığını dinleyip; bir ülke mi bulmalıyım zengin
    mi olmalıyım yoksa züğürt kalmayı sürdürmeli miyim onu da bilmiyorum.''

    gibi bir mail almama neden olan bayram.
    (city boys, 13.04.2008 00:49)
  20. "tek v" ile "duble v" (bkz: w) arasındaki farkın ne kadar büyük olabileceğini gösteren bayramdır.
    (feklavye, 26.01.2009 13:20 ~ 29.01.2009 22:36)
  21. (asayisberkendal, 19.03.2009 18:09)
  22. ilk kutlayan ben olayım dedim: başta kürtler ve diğer tüm ezilmiş halklar olmak üzere tüm insanlığın newroz bayramı kutlu olsun, baharın ilk ışıkları hepimize beraberinde hayata dair yeni umutlar getirsin...
    (trorge, 21.03.2009 18:39 ~ 22.03.2009 14:28)
  23. (bkz: nevruz)
    (babamındavulu, 21.03.2009 18:43)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil