ülkemiz toprakların de tek bir yazılışa sahip bayramdır en başta... nevruz diye yazılır nevruz diye okunur. newroz ise buna benzeyen bişeydir heralde.
asyanın kendine özgü bahar bayramı. türk veya iran çıkışlı olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir. bunun neticesinde bayramın çıkışı ya orta asyaya dayandırılacaktır ya da mezopotamyaya... asırlardır içiçe yaşamış iki halk olan türkler ve iranlılar (ve bunların karışımı olan kürtler) elbette birbirlerinin kültürlerinden maksimum derecede etkilenmiş, nevruzu kendi efsanelerine yormuş, değişik maksatlarla kutlamışlardır
tarihçiler kesin bir yorum getirememekle birlikte nevruzun orta asya çıkışlı olduğunu kabul etmişlerdir... buna gerekçe olarak nevruz kutlamamalarından bahsedildiği orta asya yazıtlarından daha eski bir iran kaynağı bulunmuş olmamasıdır.
demircilik türklerin milli mesleğidir diyebiliriz... türk destanlarında çoğu kez bir demirciye rastlayabiliriz. demirci kava (w ile değil v ile) efsanesi de türk destanlarıyla ile bir çok benzerlik gösterir.
ateşli mateşli olduğundan ötürü iranın zerdüştlerine yorabileceğimiz gibi, demircilik yönünden de türklüğe yorabileceğimiz bu bayram artık asyanın bayramı olmuştur...
değil türk veya iran, isterse japon bayramı olsun nevruz "bahar bayramı"dır, özgürlük, kıl, yün bayramı değildir... özgürlük bayramı 23 nisandır, 19 mayıstır, 30 ağustostur, 29 ekimdir...
(bkz: nevruz)
nevruz bayramının asyanın dört bir yanında okunuşu ve yazılış farklılaşır... bu normaldir. navroz olur, nevroz olur, newrus olur. hatta bahar yortusu bile denir... şu durumda gerçek yazılışı diye bi olay mevcut değildir. dolayısıyla ortada newroz - nevruz ikilemi de yoktur.
mesela devrim, dewrim şeklinde yazılmaz ve de okunmaz.
mesela nevruz'un ingilizce yazlımı "nawrooz" şeklinde olabilir, fakat kötü haber: bu ülkemizde geçerli bir yazılış değildir.
türkiye sınırları içinde türk-latin alfabesi ile yazılışı ve okunuşu -hiç garip olmamakla beraber- nevruzdur bu kelimenin.
ilk olarak firdevsi'nin şehname ismindeki eserinde hikayesinden bahsedilen gün. hikaye m.ö. 600 yılında asur imparatorluğunda geçmektedir. zalim kral dehak ve demirci kawa'nın hikayesidir. sonuçta mezopotamya'nın binlerce yıllık efsanelerinden biridir ve kimsenin efsanelere bölücülük atfetmesine gerek yoktur. evet bu coğrafyadaki tüm halkları etkilemiştir newroz ama ergenkon'la demir dövmekle bir ilgisi yoktur ikisi tamamen farklı olaylardır. vurgulamak gerekir ki kimseye ait bir şey değildir binyıllardır var olan bir bayramdır o kadar.
insanların hayatlarında takvim, gerekli bir kültür unsurudur. günümüzde bu konu bir bilim, meslek haline gelmiştir. geçmişte ise bu ihtiyaç bugünden farklı olarak karşı karşıya kalınan şartlara göre şekillenmiştir. türkler de konar göçer bir toplum olarak hayatlarını sürdürdükleri için kır ekonomisi yapısı içinde takvimi bilmek zorundaydılar. böylece takvim ihtiyacı içinde bir kültür kalıbı olarak ortaya çıkmıştır.geçimlerini toprağa bağlı olarak sürdüren türkler, genellikle yazın, baharın başlangıcı ile hayvan sürülerinin otlağa çıkarılması, çiftçilik yapanların ekin döneminin başlaması için geleneklere uygun olan bir takvim kullanmışlardır. bilindiği üzere, türklerde yılların adları da, ayların adları da, hayvan isimlerine bağlı olarak söylenmiştir. yeni yılın başı ise 21 mart'tır. ancak güneş yılı ile ay yılı arasında 13 günlük bir fark bulunduğundan, 21 mart tarihi, bazı topluluklarda mart'ın 9'una, nadiren bazı topluluklarda 1 - 3 nisan ve 21 haziran'a tekâbül eden kutlamalara yol açmıştır.
tabiat dinlerinin bu cins kutlamaları bünyesine alarak kutsallaştırdığı bilinmektedir. hanifilik özelliği taşıyan, "şamanlık" denilen türklerin milli inanışında yer yer türk destanlarının (ergenekon, göç, vb.), yer yer inanışların bünyesine karışmış olan "yılın başı" yahut "yeni gün", türklerin müslümanlığa geçişi sırasında farklı anlayışlarla islâmîleştirilmeye çalışılmıştır. bazı türk topluluklarında hz. ali'nin doğumu, bazı türk topluluklarında hz. ali ile hz. fatıma'nın evliliği, bazı türk topluluklarında isme hz. hüseyin'in hilâfeti almak üzere arkadaşlarıyla hareket edip, kerbela vakasıyla, bazılarının ise hz. hasan veya hüseyin'in doğum tarihi olarak kabul ettikleri "mart dokuzu", destandan menkabeye, menkabeden efsaneye, efsaneden tevâtüre ve oradan da kültür tavrının görünüşü olmuştur.
nevruz, yenisey-orhun çevresinden, altaylara, oradan da hun türkleri'nin avrupa'ya yürümesiyle macaristan'a ve balkanlar'a ulaşmış, milâttan sonra 800'den itibaren hazar'ın güneyinden anadolu'ya ve mezopotamya denilen bölgeye taşınışla birlikte yeni bir coğrafyada yaşatılmaya başlanmıştır. hatta son yıllarda yapılan ve yeni bir kıta da, amerika'da yaşayan kızılderililer hakkında yapılan karşılaştırmalı halk bilimi çalışmalarına göre bu coğrafyada da nevruz aynı ruhla kutlanmaktadır.
newroz'un doğuşu, firdevsi'nin yazdığı şehname isimli eserde geçen bir efsaneye dayanmaktadır.
bu efsane, arilerin ülkesinin asurlular tarafından yağmalandığı dönemde geçmektedir. bahsedilen yıllar, m.ö. 600 civarıdır.
burada, dehak isimli asur kralı, kral olan babasından ayrı olarak, çölde süvariler tarafından yetiştirilir. oldukça kuvvetli bir hükümdardır ve şeytan ile işbirliği yaparak babasını öldürerek asur tahtına geçer.
kendisi iyi bir savaçı olmasına rağmen, şeytanın en sevdiği günah olan* "kibir"den fazlasıyla nasibini almıştır. hayali, ünlü bir hükümdar olmaktır.
bu hayali uğruna kısa sürede iran'ı da hükümdarlığına katar. ve şeytan, yeni işgal ettiği ülkelerin halklarının da kendisine itaat etmelerini sağlamak üzere kendisine işbirliği önerir. dehak bu öneriyi reddedince de, şeytan onu cezalandırır. verdiği ceza, her iki omuzunda da birer yılanın sürekli büyümesi olur. dehak'ın en büyük acısı, bu yılanların açlık anlarında olur.
dehak'ın yılanların karnını doyurup acılarını dindirmek için, med ülkesinden iki gencin beyinlerini her gün yılanlara yedirmesi gereklidir. med padişahının soyundan gelen iki kişi saray mutfağına sızar. bu aşçılar, gelen her iki gençten birini salarlar. bu gençlerin hangi amaçla götürüldükleri bilindiğinden tekrar halkın arasına karışamazlar vedağda yaşarlar.
dehak acısını bu şekilde dindirerek yıllar boyunca zulmüne devam eder. diğer yandan, aşçıların kurtardığı birçok genç, dağlarda dehak'a isyan için hazırlanırlar.
dehak, şeytana ruhunu satmış ve ölümsüzlük kazanmış biri olarak, halkına bu kadar büyük bir zulüm etmesinden pişmandır. fakat kibiri yüzünden bundan asla vazgeçmez, kendi canına son vermez. bir gün, bütün halkı meydanda toplayıp, halktan, aslında baskıcı bir hükümdar olmadığı yönünde onay ister. korkutulan halkı onay verecekken, demirci kawa çıkar ve öldürülmüş olan oğullarının hesabını sorar. dehak halkın onayını beklerken, kawa mızrak çekip bütün halkı isyana çağırır. kendisi ve yanına kattığı diğer insanlarla beraber o da dağa gider.
isyan başladığında, aşçılardan gençlerin hepsinin ölmediğini ve hayatta olanların dağlarda bugünü beklediğini öğrenir. burada, dağın eteğine dev bir ateş yakar ve dağlarda saklanmakta olan bütün gençler bu ateşin etrafına toplanırlar. bu, newroz ateşidir. sonrasında, saraya giderek bütün muhafızlarını ve dehak'ı öldürerek hükümdarlığını sona erdirirler.
bugün, "onun doğrusu nevruzdur ve türk bayramıdır" diye iddia edenlerin birçoğunun kökenini ve efsanenin temelini bilmemesiyle beraber, bilenler de demirci kawa'nın aslında bir türk yiğidi olduğunu ve bu dev ateşin, ergenekon destanında adı geçen "tömürdü kağul" olduğunu iddia etmektedir.
tarih araştırmalarının, bunun sadece olay örgüsü bakımından değil aynı zamanda kronolojik açıdan da imkansız olduğunu açıklamasına rağmen, her sene yumurta tokuşturup mehter marşları eşliğinde "nevruz" kutlamaya devam edenler de vardır.
ilginçtir, türklerin kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri şeyler hep sonraya dairdir. kastım şu: mesela kemalizm, aslında türklerin aslında bir daha emperyal projelere karışmayacağına dair bir zımni sözleşme öneriyordu. yani kemalizmin zafer kazanmasıyla beraber, mesela pan türkizm, orta asya türkleriyle ortak cumhuriyet vs hayaller ortadan kalkmıştır. ama türkiyenin bu olaylara tekrar girişi, mesela orta asya türklerine pek bir sevgi ve sempati duymaya başlması, sovyetlerin dağılışı ve emperyalizmin özellikle de abdnin planları doğrultusunda olmuştur. yani abdnin yerleşmesi türkiyeyi pek sevindirmiştir ve birden "soydaşlarımız" palavralarına başlamıştır. aynı şey yugoslavya için de geçerlidir. yugoslavyayı kırk parçaya bölünmesine binaen davul zurna çalan türkiye, kendi kürtlerine "bölücü" demektedir. ama almanyanın bölgeye nüfuzu birden türkiyenin "müslümanlar katlediliyor" hezeyanlarına sebep oldu. bakınız aynı şey bugünlerde kerkük için de geçerli. türkiyenin "soydaş" edebiyatı abdnin ortadoğuya yerleşmesiyle oluşmuştur.
benzer şekilde newroz da kürtlerin bir özgürlük bayramı olarak sebeplenmesiyle türklerin aklını başına getirmiştir. evet, orta asyada "nevruz" kutlanmaktadır; ancak siyasi olarak bir halkarın kardeşliği ve özgürlük bayramından bahsedeceksek, "newroz" kürtlerin dünyaya armağanıdır. geçen seneki devlet erkanının katıldığı "nevruz" soytarılığı benim hala aklımda. hani şu garnizon komutanıyla valinin el ele tutuşup ateş üzerinden atlama sekanslarının gerçekleştiği "nevruz"u diyorum. kürt halkının newrozuna zorlama bir "nevruz" salvosu. olmuyor, hiç olmuyor. tarihsel köken demagojisi de işe yaramıyor. newrozun, bu memlekette türklere yahut türk devletine kürtlerin newrozu çıkana kadar hiçbir anlamı olmamıştır, "bayram" aidiyeti bile değil. o yüzden newroz alabildiğine siyasidir ve yine o yüzden "nevruz"a evrilmesi, şu şartlar altında pek bir gülünçtür.
ülkede başka bir anadil varmış gibi etnik faşizmi canlandırmak isteyen kişilerin kullandığı söz öbeği. ha bunu diyenlerin bir de sosyalist geçinmeleri vardır ki eski tüfeklerin kemiklerini mezarlarında titretir. doğrusu için,
(bkz: nevruz)
newroz, kültürel değil siyasidir. "nevruz"un kültürel bir vakıa olması, "tuna nehrinden çin seddine kadar" her yerde kutlanması, newrozu nevruz yapamamaktadır. iki örnek vereyim: birincisi 1992 newrozu. isteyen açsın baskın, araştırsın öğrensin. pkknin "ikili iktidar" tanımı yaptığı ve devrimci durum ilan ettiği 92 newrozu. bir diğeri, 96 newrozu. diyarbakır, şırnak ve sair illerde pkk kontrolü ele geçirmiş, devrim ilan etmiş ve 3 gün boyunca devleti içeri sokmamıştı. newroz kürt hareketinin ve kürt halkının siyasi/kültürel taleplerini dile getirdiği bir gün olmuştur. bu minvalde, "bütün türk dünyasında kutlanan" bir bayram değildir. tekrar söylüyorum; türkiyenin gündemine newroz diye bir gün olduğunu sokan, ondan sonra devletlülerin "kültürel" nevruz çalışmalarına ağırlık vermesine yol açan, ötesine geçip garnizon kamutanlarını yanan lastik üstünden atlatan, tsknın sitesine "nevruz kutlu olsun" diye yazdıran, beğenin ya da beğenmeyin, kürt hareketi olmuştur. daha da özelleştirelim; 80 sonrası pkksi olmuştur.
peki "bayram"da kürt halkının payına düşen ne olmuştur? kanlı newrozları hatırlayın. "bölücü provokasyon vardı" demagojisinden de vazgeçin. tek bir "terörist" unsura rastlanmayan, halkın üstüne ateş açılan, insanları öldüren askerlerin yargılanmadan kurtuldukları bir ülkeden ve onun newroza karşı piyasaya sürdüğü "nevruz"dan bahsediyoruz. karşıya da halkların kardeşliğini simgeleyen newrozu koyuyoruz.
fakat şu da var: kürt sorununun güncel boyutlarıyla gelip dayandığı nokta itibariyle, bu seneki newroza tayyibinden tutun ahmet necdet sezerine, barzanisinden tutun talabanisine çağrılması düşündürücüdür. evet; newrozda ne erdoğanın ne sezerin yeri yoktur; ama barzaniyle talabaninin de işi yoktur. sermaye düzeninin ve emperyalist işbirlikçilerin hiçbirinin newrozda yeri yoktur. ve kürt hareketinin vardığı bu nokta da ayrıca tartışma konusudur.
ve bir not: kürt halkını "işbirlikçilikle" suçlayanlar, önce kendi memleketlerindeki abd bayraklarını indirip üslerini kapatsınlar, ondan sonra gidip "pkkyi abd besliyor" filan demagojilerini fışkırtsınlar. mazallah adama "dinime söven müslüman olsa" derler, yakışık almaz.
bu yıl ilk defa genelkurmay'ın afiş basarak kutladığı bayramdır. pkk sahiplenmesin diye yapılan manevraların bir yenisidir. eskiden böyle bir bayram yok denirken şimdi "nevruz" olarak tanınıyor. e bu da bişeydir, kime ne yararı olur bu bayramın orası mechule giden uzun bir yol..
newroz kürt bayramı değildir; ama newrozu türkiyenin gündemine sokan kürt halkıdır.
anlamak zor değil. "bir kürt devleti olarak özbekistan"a bakanlar iki dakka sakin olsunlar. sakin miyiz?tamam.
tsknın "nevruz"u kutlamasını nasıl açıklamalı?ben bilmiyorum; bilen birileri varsa çıksın desin ki, tsk, bıraktım 12 eylülü, gerek dersim isyanından olsun, gerek 27 mayıstan beri olsun nevruzu kutlama mesajları yayınlamakta, "halk"ın "bahar bayramı"nı kutlamakta...desin...hadi desin.
yahut mesela ankara keçiörende mhp-bbp tayfasının sürekli "nevruza türk milleti davetlidir" diye höykürmesini bilin. bilmeyenler bilenlerden öğrenecek.
örnek olsun, ben bir garnizon komutanıyla valinin "nevruz ateşi"nin üstünden atlayıp "bayram" kutladığını ilk geçen sene gördüm, duydum. kürtlerse on yıllardır kutluyor. gerek bayram olarak, gerek siyasi olarak ama en çok siyasi olarak. "bir kürt devleti olarak özbekistan" ise "nevruz"unu kutlayabilir, hatta bu bir türk bayramıdır da diyebilir. desin. diyecektir de. ama turanda yahut büyük türkistanda yaşamıyoruz. iki dakika tutarlı olalım.
heceleye heceleye:
newrozu newroz yapan türk ya da kürt bayramı olması değildir; newroz yahut "nevruz" diye bir bayram olduğunu bu topraklara hatırlatan-hafızasına kazıyan(insanlar artık 21 martın newroz olduğunu biliyor, "bölücülük" yapıldığını düşünse de) kürt hareketi olmuştur, beğenin ya da beğenmeyin. bunu pkk mi yapmıştır, yaptıysa yaptı kardeşim, bu newrozu nevruz yapmıyor. isteyen tabii ki nevruz diyecektir; ama neden newroz olması gerektiğini söyeleyenlere "bir kürt devleti olarak özbekistan"ı örnek göstermek demagoji bile olmuyor.
dehak'ların halen inatla bitmediği, buna inat yine demirci kawa'ların her yerde bittiği, yetiştiği dehrden elbet zulmün de kâr etmediği komünist bir dünya kurulana dek mücadele günü olarak anılması doğru olan bayramdır.
nasıl 8 mart dünya emekçi kadınlar günü burjuvazi tarafından bitmek bilmez bir arsızlık ve traji-ironik bir haletle "dünya kadınlar günü" olarak anılıp, tüketim toplumunun daha da azdırılması noktası ve içi boşaltılma gayreti içinde pohpohlanıyor ve buna inat 100 yıldan fazla zaman önce yanarak ölen onlarca fabrika işçisi kadının ruhlarını ve tüm dünya emekçi kadınlarının emeğini şâd etmek için en güzel bayramlardan biri olarak kutlanıyorsa 8 mart, newroz da mezopotamya ve orta asya halklarının bugün kılık değiştirmiş izdüşümleri çokça bulunan zalim dehak'lara karşı, devrimci demirci kawa'lar olarak mücadelesinin günüdür. örgütlü bir mücadelenin hiç bitmeyecek baharı hazırladığının bilincinde ve güzelliğinde olan tüm halkların günüdür. direnen, onuruyla ve emeğiyle yaşayan tüm halklar adına kutlu olsun!..
bu yıl beklenilenden aksine istanbul valiliği tarafından istenilen tarihte kutlanılmasına izin verilmiş olan bayramdır. kutlama, 23 mart pazar günü gerçekleşecektir.
(...)newroz'un başına bunlar da gelmektedir artık. ve ne alakası var demeyin, dönüm noktası ne mhp ittifakı, ne isim tartışmaları, ne yürüyen, ne de mezarında yatan imamlardır. dönüm noktası abd'nin bağdat'ı kana ve ateşe bulamak için bir newroz arifesini seçmesi ve bağdat bombalarla yanarken kürdistan dağlarında da bayram ateşlerinin yakılmasıdır.
nevruz mu newroz mu; bunun bir önemi gerçekten olmayabilir. ancak emperyalizmin ve gericiliğin elinden kurtarılmayan bir 21 mart'ın kutlanmasının mümkün olmadığını herkes bilmelidir. bundan sonrasını, milli bayramlar listesine bir günün daha eklenmesi değil bu mücadele belirleyecektir.
amerikan konsoloslarının, ab müfettişlerinin burnuna kapıyı kapatan bir newroz ya da nevruz yaratmak ise bizim sorunumuz olmuştur.
bahar bayramı değil demirin kullanılmaya başlanması, ve bu teknolojiyle baskı kuranlardan kurtulma bayramıdır ki hikayesi de buna dayanmaktadır.
milattan önce bin-binbeşyüz yılları arasında tunç çağı başladı. tuncun özelliği hafif ve sert olmasıydı. bu metali kullanan azebeycan ve kafkasyanın ötesindeki bozkır halkları yaptıkları atlı arabalar sayesinde, savaş alanında yeni bir çığır açmıştı. bugün medeniyetin kurulduğu yerler olarak bildiğimiz mezopotamya ve mısırı işgal ettiller. o günlerde mezopotamya atların arabalar için kullanıldığını bilse de mısırlılar hayatlarında hiç at görmemişti. ki hiksoslar saldırırken, çoğu mısırlı insan yiyen canavarlar saldırıyor deyip korkudan altlarına işemişti.
tabbi bu savaş arabaları teknolojisi sadece mezopotamya ve mısırı değil indüs ile çin medeniyetlerini de zapt u rapt altına almıştı. buraları işgal edenlere çin ve hintli kaynaklar aryan demekte. neyse bu teknolojinin kırımlarından biri indüs uygarlığının yok olmasıdır. çin ise yok olmanın eşiğinden işgalcilerin hanlık kurmasıyla kurtulmuştur.
mısırı işgal eden hiksoslar ise zamanla mısır medeniyetini benimsemiş, ve afrikaya yakın mısırlılar tarafından işgalden yaklaşık yüzelli ikiyüz sene sonra kurtulabilmiştir.
mezopotamyanın kurtuluşu ise tuncun cok fazla bulunmaması itibariyle fiyatının artmış olması, ve işgalcilerin çevredeki diğer ülkeler ile tunc zırhlı araba yapımındaki yarışta geri kalmasıyla oldu. halk tuncun dışında demir kullanmaya başladı. özellikle bazı demir dövücülerin kılıçlarının çok sağlam oluşu, bazı kahramanları efsaneleştirdi. bu sağlamlık bu dövücülerin odun kömüründe yumuşattıkları demiri bilmeden çeliğe dönüştürme sanatından geliyordu. çelik yapımı millattan sonra binlere kadar yaygınlaşmadı, zira yapanlar ya şans eseri yapıyor ya da bu üstün sanatlarını paylaşmıyordu.
newroz a dönersek. hikayede anlatılan demir dövücüsünün böyle bir çelik zanaatçısı olma ihtimali yüksek. bu yeni geliştirilen zanaatla işgalcilerle başa çıkabilecek bir askeri yapılanmanın oluştuğunu da biliyoruz. bunları göz önünde bulundurursak, newrozun baharın gelişi değil, ki onun için hıdırellez gibisinden bir şeyle kutlanır anadoluda, işgalcilerden kurtulmayı sağlayan günlerin anısına kutlandığı görülür. hikayede kutlanma şekli de buna uyuyor. kıçtan götten sallanan ve sırf resmi açıklamaların boyunduruğu altında savunulan baharın gelişi açıklamalarının ne kadar abes olduğu açıktır.
kimileri newrozun anlamının yeni gün olduğunu ve bunun da baharın gelişi diye kutlandığının göstergesi olduğunu söyler. ama yeni günün öncekileri kovmuş yeni erkin söylemi olduğu belli. nasıl ki her gelen siyasetçi gelişlerinin ilk günü, bunun türk milleti için yeni bir gün olduğunu söylüyorsa, o dönemdeki erkin de böyle bir şey söylemiş olması akla çok yatkın. hem diğer yandan baharın gelişinin kutlanması olsaydı, kutlamalardaki ritüeller de bu yönde olurdu. ateş yakıp üzerinden atlayarak, ateşin kutsallığını onurlandırmak yerine, ne bileyim yeni açmış bir bahar bitkisinin süslemeleri önünde dans edilirdi.
diğer yandan newrozun mezopotamya bayramı olduğu kesin zira demiri kullanarak kendi işgalcilerinden kurtulan o dönemin tek bölgesi. mısırlılar, güçlerini toparlayarak ve aynen düşmanları gibi at arabaları teknolojisini üreterek(ve hatta geliştirerek), çinliler diplomasilerini ve sağlam bürokratik yapılarını kullanarak bozkırlardan gelen bu savaşçı kabilelerin erkleri altından kurtulmuşlardır. indüs ise yok olmuştur. mezopotamya ise demiri kullanarak ve hatta tahminen şans eseri de olsa çeliği bularak yapmıştır bunu.
ha bu hikayede kürtler veya türkler nereye girer onu bilmem; ama newrozun, aşkın bir yöntemle, tarihin yorumlanması ve ritüellerin ve ismin linguistik ve sembolik açıklamalarıyla anlamı budur.
ek: bu arada buradaki medeniyetlerin tunç çağındaki durumu ve demirin etkisi ile ilgili bilgiler dünya tarihi(william h. mcneill, çeviren: alaeddin şenel) adlı kitaptan alınmıştır. türkçesi imge yayınlarından çıktı. meraklılarına duyurulur.