kendine has ruhu olan, karmakarışık, keşmekeş ama büyüleyici bir u.s. şehri.dünyanın dört bir yanından insan barındırır.siyah ırk potansiyeli oldukça fazladır.metro ağı çok geniştir fakat aynı zamanda oldukça eski ve pistir.insanların kendilerini güvende hissettikleri söylenemez.gelir düzeyi çok yukarıda olan insanlar olduğu gibi, çok fakir insanlarda yaşar bu şehirde.şehir insanları new york city'nin stresini central park'ta koşarak veya bisiklete binerek atarlar.aynı zamanda her gün binlerce kişi times square'de vakit geçirir.kalabalık, stresli, kozmopolit, pis fakat etkileyici olması nedeniyle istanbul'a benzetilebilir.
"the city never sleeps" yani hiç uyumayan şehir diye tesmiye olunur yani adlandırılır. (bu açıklamalı kullanımı ukalalık olsun diye yapmadım. böyle bir kalıp var ve onu gündeme taşımak istedim sadece) gece hayatı çok ileri düzeyde olduğundan ve sürekli bir hareketlilik olduğundan bu ünvanı elde etmiştir. ancak 9/11/2001 tarihi itibariyle new yorker'larda ... korkusu nedeniyle insomnia (uyku bozukluğu) gözlemlenmiştir. halihazırda yine hiç uyumayan şehirdir. ancak uyu(ya)mayan şehir olma yolunda ilerlemektedir.
"i wanna wake up in a city that doesn't sleep....new york...new york..." falan diye giden sözlerin frank sinatra dedemiz tarafından uğruna söylendiği şehirdir.
(bkz: frank sinatra)
amerikanın istanbuludur. nasıl ki turkiye'de başkent ankara ama en populer ve buyuk şehir istanbulsa; aynı durum new york city ve washington dc arasında da mevcuttur. bir çok yönden istanbula benzer, hem şeklen hem de hava olarak, ama pektabi istanbul bambaşkadır. her amerikalı new york hayranıdır denebilir, herkes de mutlaka i love ny (love kalp şekliylen ima edilir) tişörtü veya aksesuarı vardır. özellikle bu simge 11 eylül olaylarından sonra çok kullanılmaya başlamıştır. times square, central park, rockefeller center, radio city, empire state building, liberity island ve statue of liberity, ellis island, penn station ve madison square garden, public library, braynt park, lincoln center, wall street gezilip görülesi popüler mekanlar; american museum of natural history ve metropolitan museum of art ziyaret edilmeye değer birçok kaliteli müzenin, zannımca en iyi iki tanesidir. şehir manhattan, brooklyn, queens, the bronx ve staten island bölgelerinden oluşmaktadır. en merkezi ve en tanınan yeri olarak manhattan, bizlerin amerika adına bildiği pek çok şeyi içinde barındırmaktadır. inanılmaz kozmopolit bir yapısı olup, her ırktan her dinden insana rastlamanız pek mümkündür. gerçekten geniş ve kullanışlı (2. yüzyılımız diye hava atıyorlar) metro ağına sahiptir ama kokudan ve havasızlıktan metrolara binmek yürek ister.
3 gündür şehirdeki toplu taşıma hizmetleri çalışanlarının yaptığı grew sebebiyle adeta felç olmuş şehirdir... ne kritik birşeymiş bu toplu taşıma... lakin haberler aynı zamanda yarmaktadır bizi.
manhattan'a girecek araçlara dört kişi olma zorunluluğu getirilmiş. komşun senin arabanla gelsin bugün hesabı güzel...
taksiler dört kişiyle kalkmaya başlamıştır (aha geliyor bomba) aynı bizdeki dolmuş usulü... taksi duraklarında insanlar dolmuş kuyruğu gibi kuyruk oluşturmuş... (hehehehe bize benzediler... ama dur daha) bu uygulamaya göre taksi diyelim ki beşiktaş-taksim 5$ yazdı, taksim'de adam yolcularını boşalttığında her yolcudan 5$ alıyor. (zuhauahuahuahuahaaa) uyanıklar bir seferde böylece 2,5-4 kat para kazanıyorlar. "şöförsün dediler kız vermediler. şöförsem günahım ne" diyen amerikalı taksicilere sesleniyorum:
-sen ne zeki şeymişsin... üç kağıtçı seni. benden değil kız elton john'u bile istesen vermem sana...
dünyanın yönetildiği yer nyc ayrıca dünyada en çok suç işlenen şehir. çetelerin sayısı bilinmemekte eh haliyle polis departmanıda cok meşhurdur (bkz: nypd)
gayet başarılı tespitlerde bulunan,insanların gözünden kaçan önemsiz gördükleri aslında önemli detayları hatırlatan,sağlam bir formasyon donanımına sahip girilerini yakından takip ettiğim yazar.
insanları kendisine karşı ikiye bölen bir yazardır. görünüşe göre (dolaylı ayar başlıkları ile gizlemeye gerek yok) kendisini çok takdir eden insanlar olduğu gibi tam zıttıyla "salak lan bu herif!" diye düşünenler de var. ama tahminimce hayatının genelinde bunula karşılaştığı için alışıktır. birileri ona "çok mantıklı, düşünceli ve kültürlü insan" gözüyle bakarken birileri de "süzme salak, ağzı laf yapan, modern ayağı yapıp kız kaldıran tiki" gözüyle de bakıyordur. zannediyorum ki ikisine de alışıktır.
ilginç biri, farklı bir çevreyle yetişmiş olmalı.
sadece izliyorum, iyi veya kötü kolay karar vermem ben. hatta karar vermek zorunda olduğumu da sanmıyorum, insanların beynini okumuyorum ki.
kankası lefteyenine olan yazar. hiçbir başlığında tek giri olmadığına eminim bu yazarın. çünkü ne yazsa kankası hemen altına malum girisini giriyor. nereye kadar gidecek bu sürtüşme merak ediyorum doğrusu.