the new york trilogy *

adana çık aradan

  1. paul austerin sırasıyla cam kent, hayaletler, kilitli oda isimli romanlarıyla oluşan üçleme
    (lazy, 07.03.2007 00:21)


  2. paul auster'ın cam kent, hayaletler, kilitli oda adını taşıyan eserlerini bir kitapta topladığı, dilimize "new york üçlemesi" olarak çevrilen kitaptır. her üç eserde bir insanın zihnine girmenin o kişinin düşündüğünü görmek anlamına geldiği, bunun da imkansız olduğu mesajı verilir. bir dedektif vardır. sürekli bir odaya kapanıp birini gözler çünkü keşfetmek istediği işler ve kişiler vardır. art arda okuduğunda daha anlamlıdır. hiçbirinde somut bir son yoktur ve en güzel yanı da kitap bittiğinde ee ne oldu şimdi sorusuna imkan tanımaz auster. sadece tuhaf ve farklı bir tat bırakır zihninde. heyecanlanırsın. sadece düşünürsün ve sonucu kitabın ikinci bir yazarı olarak sen hissedersin.

    the new york trilogy, city of glass, ghosts, the locked room


    * bana göre dedektif neyi mi keşfetmek ister? kendisini...
    (sunflower, 25.03.2007 17:14 ~ 22.06.2007 20:59)
  3. (bkz: şahsi bir new york biyografisi)
    (bkz: serdar turgut)
    (tazmanya canavarı, 25.03.2007 17:16)
  4. the central park- the times square- the manhattan

    veya the rockefeller center -the empire state building-the statue of liberty

    iyi birer new york üçlemesi olabilirler
    (etranger, 25.03.2007 18:00 ~ 18:01)
  5. auster'ın elinden çıkan en sağlam üç öykünün toplamı.
    her öykünün tek bir anlamda buluştuğu auster kitabı da denilebilir. “her hayat sadece kendine indirgenebilir. şöyle de söyleyebiliriz; hayatların anlamı yoktur!” özünden yola çıkarak yazılan, üçü de birbiriyle alakalı üç kilitli oda öyküsü yahut kitabın arkasında yazdığı gibi aynalarla dolu bir koridor.
    hayaletler ve kilitli oda bir yana, benim favorim, belki de ilk cümle kaynaklı, cam kent.

    “her şeyi başlatan, yanlış bir numaraydı, telefon gecenin ilerlemiş bir saatinde üç kez çalmış, karşı taraftaki ses birini istemişti, ama o biri kendisi değildi. çok sonra, başına gelenleri düşünebilecek duruma geldiğinde, rastlantı dışında hiçbir şeyin gerçek olmadığı sonucuna varacaktı.”
    (grace, 25.05.2008 00:30 ~ 01:09)
  6. paul auster'ın usta bir dedektif titizliğinde üzerinde çalıştığı,brooklyn köprüsü,kayakçı adamın babasıyla garip bir şekilde karşılaşması,humpty dumpty paradoksu gibi ilginç mini hikayelere de yer verdiği mükemmel üçleme.okuyacaksanız lütfen tek tek almayın.dili gerçekten insanı zorlayabiliyor,günlük hayatta o kadar süslü ancak akıcı ingilizce kullanılmadığından mütevellit.eğer çağdaş edebiyat yazarları moda kelimelerine pek aşina değilseniz sıkılabilrisiniz zira kitap yaklaşık 400sayfa,ancak tam bir amerikan hikayesi,filmi çekilebilecek nitelikte.
    (cwen, 02.07.2008 09:57)