cengiz özakıncı'nın beni dellendirmiş kitabı. zira, kitabı açıp birebir alıntı yapacağım,
varolmanın dayanılmaz hafifliği'yle ilgili götünden sallamasyona girişmiştir ve koskoca yayınevinde bir kişinin bile farketmemiş olması son derece şaşırtıcıdır. şöyle ki;
***
...
"...sıkılınca araya bir aşk romanı sokuyorum, biraz ondan, biraz bundan, iyi gidiyor."
"hangi aşk romanıymış bakayım o?"
"milan kundera'nın, varolmanın dayanılmaz hafifliği."
"okudum, biliyorum o romanı; bir yazar, tomas, iki kadın arasında kalıyor; saben ve teresa...."
...
***
alkışlıyorum sizi sayın cengiz özakıncı! öncelikle, kırk yıllık varolmanın dayanılmaz hafifliği'ni bir aşk romanı seviyesine indirgediğiniz için! diyalogun başını yazmadım ama; cengiz bey, neveser hanım'a kendi kitabı "irtica"yı okuyup okumadığını soruyordu ve neveser hanım'ın cevabı yukarıda görüldüğü gibidir. yani milan kundera'nın başyapıtı, cengiz özakıncı gibi dünya çapında(!) bir yazarın, inanılmaz edebi kitabının(!!) ağırlığını kaldıramayan bünyeleri ferahlatmak amacıyla araya sokuşturulan bir "aşk romanı" olup çıkıvermiştir! öyle mi cengiz bey??
madem öyle, bari konusunu düzgün yazabilseydiniz keşke! öncelikle, filmini dahi izlemiş olsaydınız ya da kitabınızı basımından önce bir kez daha kontrol etseydiniz şunu bilirdiniz, tomas yazar değil doktordu ve ikinci olarak da "tereza" ve "sabina"nın arasında falan da kalmamıştı! tereza karısıydı, tereza'yla başka bir kadın arasında asla kalmadı. sabina'yla dostluğu cinsel hayatı da kapsıyordu diye nasıl da "iki kadın arasında kaldı"yı yapıştırıvermişsiniz, vallahi tebrikler!
(bkz:
alkış efekti yok mu bu sözlükte)