1. hacettepe üniversitesi biyoloji bölümünü bitirip daha sonrasında yurtdışında doktorasını yapmış ve çalışma hayatına atılmış, nasa'da çalışan bilim kadınıdır. bu yılın mart ayında türkiye'ye gelip beyin göçü üzerine panel vermiş ve aynı zamanda babasının rahatsızlığı yüzünden burada çalışmak istediğini belirtmiştir.. ama gelin görün ki bu bilim kadını asıl beyin göçüne burada uğramış ve gittiği üniversitelerin rektörlerinden ve devlet büyüklerinden "sen geri dön" yanıtını almıştır.. kalp damar hastalıkları üzerinde uzman olan neva çiftçioğlu aynı zamanda astronotların sağlığı üzerine de çalışmaktadır..

    buradan anlaşılan şudur ki: hala menderes aklını yıkamamışız.. o da demişti: "türkiye'de bilim adamı mı var ki bilimsel çalışmalara katılalım" diye.. cehaletin göz(t)üne sokayım!
  2. her cuma gazete habertürk'te yazıları yayımlanmaktadır. uzaycı kadın diye değil tabi, güncel yazılar daha çok.
  3. yıllarca nasa'da ay taşları üzerine çalışan neva çiftçioğlu, atatürk'ün kızı ödülüne layık görülmüş ve bu ödül amerika'da kendisine verilmiştir. bu tören ankara amerikan büyükelçiliği'nden canlı olarak yayınlanmış, eş zamanlı olarak annesine de bir plaket verilmiştir. fakat türkiye'ye kesin dönüş yapmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen hiçbir şirket kendisinin iş başvurusuna geri dönmemiştir. bu şirketler takdir edeceğiniz gibi türkiye'nin en üst düzey şirketleridir. öyle merdiven altı yazıhaneler, bürolar değil. peki neden mi? düşünsenize, 250 makalesi olan, yıllarca nasa gibi bir kurumda çalışmış, avrupa'nın ve amerika'nın sayılı bilim insanları arasına girmiş birini işe almadığınızı, bunun medyada çıktığını, zedelenen itibarınızı? normal tabi.

    hala değişemediğimizin kanıtı.
  4. en kötüsü de;

    "ankara tıp fakültesi'nde asistanım, doktoramı bitirmek üzereyim. astım hastalığı üzerine bir tez hazirlayıp hocalarıma sundum. o zaman bölüm başkanı olan bir hocamız hastaların yanındayken tezimi aldı, yüzüme baktı ve sonra "bu tez çöpe atılır" deyip herkesin gözü önünde kapağını bile kaldırmadığı tezimi çöpe attı. o çöpe atılan tezim birkaç yil sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde* yayınlandı. ankara bana doçentliğimi vermedi. sırf bu yüzden finlandiya'da doçentlik ünvanını alan ilk yabancı oldum."

    *: http://www.thelancet.com/... [impact factor: 2010'da 33.63, bu sayının ne ifade ettiğini akademisyen arkadaşlar iyi bilir.]

    şimdi o hocayı, kimse artık o, siker misin sabaha mı bırakırsın? ne diyeyim ki, kendisi hakkında şurada 4. giriyi girmem benim utancım.