nesne 

adana çık aradan

  1. belirli bir hacmi, ağırlığı, rengi, olan her türlü cansız varlık.
    (benign, 30.08.2004 16:25)


  2. öznenin gerçekleştirdiği, yüklemin bildirdiği işten etkilenen ögelerdir bunlar. belirtili nesne ve belirtisiz nesne olmak üzere ikiye ayrılırlar. düz tümleç olarak da adlandırılabilirler.
    (selenge, 19.11.2004 20:02 ~ 11.11.2007 14:50)
  3. bir nesnenin ne zaman kimin tarafından yaratılacağını tasarlayabilen, böyle bir problemin farkında olan bir yazılımcı aşmıştır, artık tasarlamalıdır.
    (youaremywonderwall, 12.10.2005 23:16)
  4. (bkz: object)
    (wondrous, 07.11.2005 21:52)
  5. "ne ise ne" cümlesinin kalıplaşmasından meydana gelmiş olan sözcük.
    (aytok, 10.05.2007 22:10)
  6. isim cümlesinde "zinhar" bulunmayan öğelerdir. sadece borç sözcüğünün yüklem olduğu cümlelelerde nesne bulunabilir ki buna sebeb borç sözcüğünün toharca'da aslında fiil soylu bir sözcük olmasıdır. sözcük türkçe'ye isim olarak geçmiş fakat orijinalindeki bu fiil özelliğini içkin olarak koruduğu için bugün borç'un yüklem olduğu cümlelerde nesne bulunabiliyor.
    (aytok, 14.09.2007 11:35 ~ 11:36)
  7. nesneleri nasıl algıladığımız ve bir nesneyi diğer nesnelerden nasıl ayırt edebildiğimiz bilişsel psikolojide cevaplanmaya çalışılan sorular.

    attneave, 1954'te görsel bir kontur (çevre çizgisi) üzerinde kavisi (curvature) fazla olan alanların daha fazla bilgi (information) taşıdığını, kavisi az olan düz konturlerin ise pek bilgi taşımadığını iddia etmiş [1]. örnek olarak da attneave kedisi diye bilinen bir resim kullanmış. kavisi az olan tüm çizgileri dümdüz bir çizgiyle değiştirip sadece kavisi yüksek kısımları bıraksak bile resimdeki kediyi tanımak da güçlük çekmiyoruz.

    psikoloji ders kitaplarında sık verilen diğer bir örnek ise biederman'ın fincanları. biederman bir kahve fincanı resmini alıp iki yeni resim üretiyor. birincisinde sadece kavisi yüksek olan kısımları tutup diğer kısımları atıyor, ikincisinde ise tam tersini yapıp kavisi yüksek kısımları silip düz çizgileri tutuyor. iki resim arasındaki farkı görmek için tıklayın: http://sharp.bu.edu/... (attneave kedisini de burada bulabilirsiniz.)

    "peki bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. valla sizin işinize yarar mı bilmem. ama bu bilgiyi sizinle paylaşan için bir hayır duanızı eksik etmezseniz bu fakirinizi çok bahtiyar etmiş olursunuz. hem belli mi olur bir gün bir resmi anlaşılırlığı en az zarar görecek şekilde sıkıştırmanız istenebilir. "hangi bölgedeki renkleri ve çözünürlüğü daha iyi saklayayım, hangi bölgeleri atayım?" sorusuna bir cevabınız var artık: "tabi ki kavislere bakacaksın!" (bkz: entropi ve küresel ısınma)

    [1] attneave, f. (1954). some informational aspects of visual perception. psychological review, 61, 183-193.
    [2] biederman, i. (1987).recognition by components: a theory of human image understanding. psychological review, 94, 115-147.
    (recai pengül, 11.11.2007 01:30 ~ 01:59)
  8. (bkz: sezercik nesnesi)
    (salieri ve çiğnenen onuru, 11.11.2007 01:32)
  9. feldman'ın bir önerisi ise gördümüz bir manzarada (visual scene) önce daha basit bileşenlerin kendi aralarında gruplandıkları, sonra bu grupların yine aralarındaki ilişkilere göre daha büyük gruplar oluşturkları ve bu ağaç yapısının gerektiği kadar uzadığı [1]. "ilişki" kavramını bilinçli olarak tam tanımlamıyor. paralellik, aynı renk olma, dik olma, yakın olma gibi nasıl bir çerçeve içinde çalışmak istiyorsak ona göre seçebileceğimz ilişkiler bunlar. önemli olan bileşenleri gruplamak için mutlaka da anlamlı bir ilişki olması gerekmediği. eğer böyle bir ilişki yoksa rasgelelik ilişkisi diyebileceğimiz jenerik ilişki diye bir şey öneriyor.

    basit bir örnek bir kağıt üstüne dağılmış noktalar olabilir. bir şekilde bu görüntüdeki noktaları ve aralarındaki ilişkileri kendi içinde tutarlı bir ağaç yapısı hâlinde temsil ettiğimizi düşünelim. aynı doğrultu üzerine gelmeyen noktalar jenerik ilişki, aynı doğrultu üstünde kalanlar ise doğrusallık ilişkisi ile birbirine bağlanmış olacak. feldman diyor ki "eğer jenerik ilişki düğümlerinden bu ağacı koparırsak altında güçlü bir ilişkiyle birbirine bağlanmış bir grup varsa bu grubu bir nesne olarak algılarız."

    dümdüz bir cetvel düşünün. ikiye kırıp parçaları birbirlerinin az uzağına koyduğumuzda artık iki farkl nesne görürüz. çünkü daha önceden tek bir doğrusallık ilişkisinin çocuğu olan tüm parçalar artık aralarında jenerik ilişki bulunan iki farklı gruba düşmüşlerdir. her grup kendi içinde düzenli olduğu ve tepede rasgele bir ilişkiyle bağlı oldukları için iki farklı nesne algılarız.

    [1] feldman, j. (2003). what is a visual object? trends in cognitive sciences, 7(6), 252-256.

    aynı makalaye ve düz anlatımdan daha açıklayıcı resimlere şu adresten ulalabilirsiniz: http://ruccs.rutgers.edu/...

    hayır duanızı eksik etmeyin!
    (recai pengül, 11.11.2007 13:59 ~ 14:31)
  10. nesneler algılarımızın kaynaklarıdır. bardağı oluşturan atomlar öyle bir biçimde birarada bulunmaktadırlar ki bizim algı düzeyimizde ortaya çıkan nesne "bardak"tır. ( ilk cümle russell a ait, ikinciyi ben şimdi uydurdum.) russell a dönersek o algı nesnenin bilgisinin kaynağı olacaksa az çok onu temsil etmelidir der.

    ilk gereken sadece evrenin diğer yanlarından daha çok ya da daha az bağımsız nedensel zincirlerin varlığı durumunda meydana gelir. yani bardak evrenin diğer yanlarından daha az ya da daha çok bağımsız nedensel zincirler sonucu bardak olabilmiştir. ( parantez burası içinde geçerli)

    fiziğe göre durum budur der russell ve devam eder, ışık dalgaları güneşten dünyaya doğru hareket eder ve öyle yaparkende kendi yasalarına göre hareket eder.

    sadece kaba biçimde doğrudur bu. einstein ışık ışınlarının çekimle etkilendiğini göstermiştir. atmosferimize ulaştıklarında kırılan bu ışınların kimisi daha çok saçılır. onlar insan gözüne ulaştığında başka araçla (gözden başka araçla demek istiyor) olmayacak her "nen" olur ( adam "şey" yerine "nen" diyor) ve bizim güneşi görmek dediğimiz durum ortaya çıkar.

    bizim güneşi görmemizle gökbilimcinin görmesi, yani ikimizin gözüne yansıyıp görme olarak ortaya çıkan sonuç oldukça farklıdır.

    bu durumda ortaya şöyle bir sonuç çıkartabilirim: bardağı bardak yapan üzerine düşen ışık ve gözümün algı düzeyidir. bunun sonucunda yolumuz k iskender e çıkar ya da ben çıkartırım. "karanlıkta herkes biraz zencidir."

    "fiziksel nesneler hakkındaki bilgimiz bununla birlikte, sadece belirli yapı özellikleridir. güneşin bizim gördüğümüz gibi, bir anlamda yuvarlak olduğunu bilebiliriz ( güneş özce tam bizim gördüğümüz gibi yuvarlak değildir.) ancak onun parlak ve sıcak olduğunu varsaymak için bir neden yoktur. çünkü fizik parlak, sıcak ve böyle olduğunu varsaymaksızın yuvarlağımsı göründüğünü anlatabilir. böylece bizim fizik dünya hakkındaki bilgimiz, sadece soyut ve matematiktir"
    (ahmak ı hayal, 11.11.2007 14:48 ~ 19:42)
  11. feldman ve singh, 2005'te yayınladıkları bir makalede bu kavisi fazla olan bölgelerin nesne tanıma için daha önemlidir, daha fazla bilgi (enformasyon) içerir görüşünü formalize etmeye çalışıyorlar [1]. yine çizgilerden oluşan bir kontür (ya da bir eğri) düşünelim. işleri basitleştirmek için bu eğrinin üstünde n tane birbirine eşit uzaklıkta nokta seçtiğimizi, bu noktaların arasını düz çizgi olarak kabul ettiğimizi varsayalım. n sonsuza giderken bizim üstünde çalıştığığımız basitleştirilmiş eğri gerçek eğriye doğru yakınsayacaktır. üstünde çalıştığımız basitleştirilmiş eğri ise ardarda tutturulmuş eşit uzunlukta düz çizgilerden ibaret.

    kavisi formal olarka göstermenin bir yolu ardarda gelen doğru parçacıklarının yönleri arasındaki farka bakmak. örneği yere paralel çizgiye 0 derece dersek, bu çizgiden ne kadar saptığına göre her komşu çizgizik arasında bir açı farkı hesaplanabilir. dümdüz bir eğride bu açı farklıarının hepsi 0 olacak. bir çemberde ise yine tüm farklar aynı değere sahip olacak ama bu defa 0 değil de seçtiğimiz nokta sayısına göre 360 dereceyi tamamlayan bir değerde olacaklar.

    enformasyon ölçümü için shannon'ın enformasyon entropisi (information entropy) metriğini kullanıyorlar. dümdüz bir çizgide hiç kavis yok, açı farklılıkları hep aynı, dağılım düz dağılım dolayısıyla entropi minimumda, içerdiği bilgi minimumda. bir çember de keza minimum olmasa bile açı farklılıkları hep aynı olduğu için gayet az bilgi içeriyor. ama girintisi çıkıntısı çok olan, bir oraya bir buraya kıvrılan eğrilerde açı hep değiştiği için bu açıların geldiği dağılım oldukça "dağınık" olacak. bu da yüksek entropiye sebep olacak. yüksek entropi ise fazla bilgiye işaret etmekte.

    karşımıza çıkan düzenli veya düzensiz nesnelerin görsel olarak ne kadar bilgi içerdiğini ölçmek için oldukça kullanışlı bir yol öneriyorlar. daha fazla bilgi isteyenler makalenin kendisine bakabilir. http://citeseer.ist.psu.edu/...


    [1] feldman, j., singh, m. (2005). information along contours and object boundaries. psychological review, 112(1), 243-252.
    (recai pengül, 13.11.2007 14:49)
  12. anında görüntü show'un en başarılı oyunlarından birisi.

    kolaj da yapmışlar:

    http://www.youtube.com/...

    (bkz: cıbırca)
    (bkz: dublaj)
    (bkz: dörtlü dönme)
    (closer, 28.03.2008 18:37 ~ 18:53)
  13. dışarıda olandır...onu algılar ve içeri taşırız...
    (kirlikirpi, 29.05.2008 23:25)