babalarımızın dedelerimizin ramazanın ilk gününden başlayan eski ramazanları anlatmaya giriş şeklidir.
sahiden de onları dinlemek ramazanın güzelliğine bir de nostalji katar.anlatıyorum dinleyin:
"nerde o eski ramazanlar?arife gününde kompostolar kaynatılır,sahur için pilavlar,börekler,pideler yapılırdı.sahura kadar uyumaz heyecanla beklerdik.sahurumuzu şen şakrak eder namazımızı kılar yatardık.tabi sahurdan önce davulcunun manilerini dinlerdik.
bütün günümüz huzurlu geçerdi.akşam eve gelir ilahiler dinlerdik.tabi ozaman misafirlik çoktu.iftar sahurdan daha şen şakrak,çoluklu çocuklu geçerdi.yemeğimizi yer namazımızı kılar hep beraber
feshaneye giderdik.orada gölge oyunlarını,gösterileri izler şerbetlerimizi içerdik.çocukların eline osmanlı macunu tutuşturuluverilirdi,mutlu olurlardı.
gösteriler bitince sinemaya gider filmimizi izlerdik.ilk günler
çağrıyı oynatırdı makinist.tabi o zaman televizyon yoktu.orada gazozlarımızla çerezlerimizi yiyip içerdik.
eve giderdik babalarımız köşelerinde nargilelerini içerlerdi;bir yandan da radyoda ilahi,sonra radyo tiyatrosu programları verilirdi.komşularla çaylar içilir,bir yandan da sahura hazırlık yapılırdı.ramazan ayrı bir şenlikti;şimdiki gibi sadece oruç tutup televizyondaki ezanı dinlemezdik.zaten televizyon yok o zamanlar.toplar atılır,ezan can kulağıyla dinlenirdi,davulcular sanatçıydı o zamanlar.ahh ahh."
işte böyleymiş eski ramazanlar."nerde o eski ramazanlar" sözü içinde bunları barındırır;bu söz gerçek ramazanı anlatır işte.