krallıkla yönetilmekte olup tüm o mistik görüntüsüne rağmen ülkenin üçte ikisi maocuların kontrolündedir. gerçi küçücük bir ülkede devrim yapsalar bile kimse umursamayacak gibi görünüyor ama sürekli çatışmaların çıktığı insanların öldüğü bir ülkedir. yani pek inzivaya çekilmek için uygun bir yer değildir.
dünyada farklı bir çok eşliliğin yaşandığı ülke. kadınlar birden fazla eşe sahip olabiliyor bu ülkede ama bu durum aday kocaların tek başlarına evlenilmek istenen kızın çeyizini düzecek kadar paraya sahip olmadıklarında para birleştirip çeyize ortak olmalarıyla olur.
(bkz: beş kişi danaya girmek)
2-3 yaşındaki kızları toplayıp aralarından en güzelini ergenliğe ulaşana kadar tanrıça ilan eden ve kız ergenliğe ulaştıktan sonra emekliye ayıran ve de evlenmesini yasaklayan,teknolojik yönden çok geri olan ülke.ayrıca yemekleri çok baharatlıdır ve insana gereğince önem vermezler...öyle ki nepalde yolda alelade yürümeyi kimse tercih etmez,çünkü bir kazaya kurban gidebilirsiniz..yine de gidilip kısa bir süre kalınabilecek bir yer,insanları, giyimleri,yaşam tarzları bizden oldukça farklı.
21 kasım 2006 da yıllardır kaynayan nepal de sular durulmuş, maocu gerillalarla anlaşma imzalayan devlet; onların parlamentoda ve hükümette görev alacağı taahhütünü vermiştir. maoist gerillaların başı prachanda; gerilla kuvvetlerini seçim yapılacak zamana kadar birleşmiş milletler kampına göndermeyi kabul etmiştir. bu kamp dönemi içerisinde gerillaların silahları bm deposunda saklanacaktır. çin de etkinliğini yıllar geçtikçe kaybeden maoizm ve komünizm nepal de yeniden doğmaktadır.
nihayet hindu monarşisinin feshi ve laik cumhuriyetin ilanı konusunda uzlaşılmış ülke. 1996'da nepal komünist partisi'nin başlattığı hareket, nisan 2008'de yapılacak seçimlerle son kralın koltuğundan inerek yerini yeni hükûmete bırakmasıyla amacına ulaşmış olacak. umarız nepal halkı da artık biraz huzur bulur.
iktidarda maocular muhalefette leninist bi partinin olduğu ülkedir . bi de kendi ülkemize bakiyoruz ki..insanlar sokakta açlıktan ölürken , 1 mayıs tatil edilmezken, emekçilerin tüm kazanımları sosyal güvenlik reformu denen bir aldatmacayla yitirilmeye çalışılmaktadır.
dağcılık turizminin ülke ekonomisine olan katkısını küçümseyenlerin dikkatle incelemesi gereken ülke.dağcılar için "en büyük hedef" manasına gelen 10 büyük zirvenin 8'ine sahip.bunun yanında tırmanış yapılabilen 222 tane zirvesi var.bunların hepsi güzel ; ama ne yazık ki her isteyen dağcı kendini dağlara vuramıyor nepal'de.tırmanıştan önce ödemeniz gereken bir harç var.bu harçlar dağların özelliklerine göre ( biz buna daha çok popülerlik diyelim,popülerlikle doğru orantılı olarak ödenmesi gereken harç miktarı da artıyor ) belirleniyor.everest'e tırmanmak demek büyük bir dağcılık geçmişine sahip olmak demek.en azından 6 ay gibi bir süre ayıracaksınız,ekipmanlara bir sürü para dökeceksiniz.bu zaten işin en kolay kısmı.en zor olan kısmı ise ne zorlu tırmanış rotaları ne de sert hava koşulları; işin en zoru o maceraya girmeden önce (bizzat öğrendiğim son rakamlara göre ) 150.000 $ olan tırmanış harcını ödeyebilmek.ortadirek bir dağcının hayatında göremeyeceği bir para.sonra diyorlar ki herkes everest'e tırmanamııyor.mesele tırmanmaktan ziyade "tırmanma hakkı"nı elde edebilmek.yurtdışında varolan devlet teşvikleri de bizde olmadığına göre "türkler bu spordan anlamıyor" demenin bir alemi yok.sonra merak ettim, "acaba onca parayı bu yolda heba ettikten sonra bu serüveni yarıda kesip dönen var mı?" diye.sayısal verilere göre her 10 kişiden 1'i o veya bu sebepten dolayı geri dönüyormuş.bu durumda insan verdiği onca paraya mı yanar yoksa hedefe ulaşamadığına mı?bir de bizim memlekete dönüp bakıyorum,elini kolunu sallayan ya da canı isteyen kendini dağlara vuruyor.sadece ağrı dağı'nda bir istisna söz konusu ki,jandarmayı bilgilendirmeniz gerekiyor önceden.hiç de azımsanmayacak "dağcı turist" potansiyeli varken neden alternatif turizmden elde edilecek kazançlar önemsenmez ki?her gün "zam üstüne zam yap" politikası izleneceğine "alternatif turizmden köşeyi dön" politikası izlenebilir."bundan ne kadar para kazanılır ki?" diyenler için dünya çapında uygulanan harç sistemini göz önüne alarak azami rakamlar üzerinden yaptığım hesaplamaya göre sadece bu yoldan milli gelirden milli savunma için ayırdığımız rakamın yarısı kazanılabilir.gerisi kültür ve turizm bakanı'na kalmış;resmi-hukuki düzenlemelerdir,reklamdır vs.