mi kubbesi ve mp3.com'a ekledikleri bonus parçalarda * müzikal düzeylerinin doruk noktasına ulaşmış türk saykedelik rock grubu. itü'nün 98 şenliklerinde maçka kampüsünün bahçesinde 50 küsür kişiye verdikleri ve cem'in kendinden geçtiği konser unutulmaz.
uyandık. artık üşümüyoruz. kubbeyi farkettik. şaşırdık. dolaşmaya başladık. kubbeyi binlerce resim ve kabrtma süslüyor. yazılar da var. seyrediyoruz. dokunuyoruz. algılayamıyoruz. dört yanda dört yarık. güneş birinde doğup diğerinde batıyor. birkaç kez doğduğu yarıkta battı. kubbe mi dönüyor güneş mi? bugün de yukarıda kubbe, çevrede ufuktan başka hiçbir şey yok. duvarlar nerede? mi kubbeye ve bulabildiği tüm yüzeylere çarpıp kulaklarımızı dolduruyor. tek başına, ağır, rahatlatıyor. bazen çıldırıp başka seslerle üstümüze geliyor. henüz kaynağını bilmiyoruz. "kubbealtı" bize "tören"lerden fazlasını çağrıştırmıyordu önceleri. ama burası farklı. insanlar gelip yazıp çiziyorlar. ahşaptan iskeleler üstünde günlerce kubbeyle uğraşıyorlar. biz de katılıyoruz onlara. mi'ye ayak uydurmaya çalışıyoruz. sadece kazıyanlar var. eskileri ortaya çıkarıp öylece bırakıyorlar. yıkmaya gelenler bize de saldırıyor. yaralıyız. kubbealtı karışıyor, kararıyor. mi uzun zamandır yoktu ortada. yaralar büyüdü. yarıklar karardı. yaktığımız ateşler kendi yüzümüzü bile aydınlatamadı. fakat şimdi herşey eski haline döndü, mi burada. hiç yok olmamış galiba. peki biz? mi can çekişiyor. kubbe iyice silikleşti. kimseyi duyamıyorum artık. gözlerim kapanıyor. elimden düşeni farkediyorum. yere çarptığında cılız bir mi vererek parçalanıyor. duyduğum ilk mi'nin aynısı! ellerime bakıyorum. yerdekine bakıyorum. gevşiyorum. bitiyor muyum?"
taptığım albümlerden birinin sahipleri. doğaçlama çalışmaları özenle bestelenmiş gibidir. bassçıları antisilence gibi başka projelerde de yer almıştır.
ayrıca yukarıdaki girilerden birinde maçkada konser verdiklerini okuduğumda içimde birşeylerin depreştiğini, ve gözümden birkaç damla yaşın süzülmesiyle beraber * *neden bu fakülteye gelmek için geç kaldım ki?
*aaa benim fakültemde de sağlam adamlar varmış eskiden ki 50 kişi dolmuş o konsere.
*bugün yine konser verseler maçkada aynı ortam olur mu acaba orda?
*ben biraz geç mi doğdum yoksa dünya mı giderek boktanlaşıyor
*yeni dünya düzeni ilk benim fakültemde mi denenmeli hep? (tekno kültürü, tikiler, gözünü para hırsı bürümüş 1. sınıfken bile okula takım elbiseyle gelen insanlar...)
gibi düşüncelerin bu gece bana uykuyu haram etmek üzere yola çıktığını hissettim.
alm. die leichenöffnung; ölen bireyin ölüm nedeninin anlaşılabilmesi için 3 boşluğunun (kafa, göğüs ve karın) açılarak araştırılması faaliyeti. otopsi.
1990'da cevdet erek (davul) ve erem tanyeri (gitar) tarafından kurulan, 1 yıl sonra umut gürbüz ve cem ömeroğlu'unun katılmasıyla tamamlanan ilk albümden sonra ikinci albümü çıkarıp, konserlere başlama gibi planları varken nedense bunu gerçekleştirmeyen grup.
herşeyden önce itü çıkışlı değildirler. basçıları devamlı olarak değişmekle beraber aşağıda belirtilen üç isim yoklamalardan final vizelerini almışlardır.
cem ömeroğlu, kendisi ytü mezunudur
cevdet erek, kendisi mimar sinan mezunudur
tolga yenilmez, fizyoterapistir
yanlız cem ve cevdet itü de müzikle ilgili olarak yüksek lisans olayına bir süre takıldı.
en son olarak yanlarında kurbanın basçısı ve gene ytü den türker .... ile beraber uzun bir aradan sonra 17 mart 2005 tarihinde odtü'te konser vermişler (2004 yazında arkadaşlarının düğününde çalmış olmaları hariç) ve beraber birşeyler edebileceklerinin sinyalini vermişlerdir lakin cem'in bu günlerde vatani görevini ifa etmeye başlayacak olması gene kafaları karıştırmaktadır.
otopsiyle anlamları aynı sayılabilir ama nekropsi hayvanlar üzerinde yapılan incelemedir. dolayısıyla otopsi tıp terimi iken nekropsi daha çok veteriner hekimlikte kullanılır.
eğer bize verecekleri bu idiyse, biz bir on sene daha beklemeye razıydık... (bu sözlükteki ilk girisini nekropsi için giren gözü yaşlı bir yazarın serzenişi)
mi kubbesi'nin üzerinden hayli zaman geçmesinden sonra mp3.com'daki uzayda sular kesik isimli çalışmalarıyla albümdeki ve konserlerindeki havayı devam ettirdiklerini (en azından bana) göstermişlerdi..
sonrası sessizlik.. ara.. arayış.. dinlemekten çizilen mi kubbesi cd'leri...
derken bir odtü konseri ile kulaklara merhaba.. ama okunan yorumlardan konserin ziv ziv havasında (aşırı elektronik) geçtiği, heyecanlı izleyicinin pek de tatmin olmadığı anlaşılıyordu..
sonrasında albüm.
başa dönelim, eğer bize (bana) verecekleri buysa biz (ben) bir on sene daha beklemeye razıydık(m). iq testindeki benzerlikler gibi,
mavi sakal ile karapaks arasındaki ilişki, mi kubbesi ile aşağıdakilerden hangisi arasında kurulabilir?
evet bildiniz!! karapaks nasıl bir düş kırıklığı ise sayı 2 de o derece bir düş kırıklığı. melodiden uzaklaşılmış, akorlara yüklenilmiş, şarkı içindeki çeşitlilik yerini tekdüzeliğe bırakmış.. foklar bile 96'daki saflığından sıyrılmış, üzerine bindirilen sözleri ve soundu neredeyse taşıyamaz olmuş..
beğeniler de değişiyor, tatlar da değişiyor, tabi grupların soundları ve müzikal anlayışları da... mi kubbesi tadında şarkılara bugün pek rastlanamıyor. biraz daha 80'lerin başındaki punk havası hakim, sert ve çiğ. günümüz grupları da müziğe bu şekilde yön veriyorlar ve besleniyorlar... biz de böyle idare edeceğiz demek ki bir süre daha.
zeytinli rock fest 2007'de inanılmaz bir performans göstermelerine rağmen seyircinin "kim ki bunlar? anlamıyoruz biz böyle müzikten... hayko* neyim çıksın da böğürek!" diyerek boş gözlerle seyrettiği grup. bre seyirci, bu adamlar on yılda bir gelir, insaf...