baştan sona kusursuz denebilecek mercan dede albümü. albüm hiç sıkmadan ve özellike yatarak dinliyorsanız süper biçimde dinlendirerek son buluyor. nası başlayıp nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. kapak tasarımı ayrı bir güzel zaten.
bu kadar emek ve kaliteli bir prodüksiyondan sonra korsan dinleyen top olsun başka bir şey demem.
ömür bounca alınıp verilecek adedi sayılıdır.ve her elimizdeki güzellik-nimet gibi yok olmasıyla karşılaşınca varlığının ne kadar önemli olduğunu hatırlarız.
izmirin ooze , dungeon , club 33 ,parodi ve beri blues gibi barlarındai değişen grup isimleriyle (jack daniels , pacmen )sahne almışlardır.şu an anıl altınöz,gürkan bozacı ve barış sarıoglu tarafından çekirdek kadroları ile yollarına devam etmektedir.albüm çıkarma hevesi ile istanbula yerleşen grup istanbul kadıköy voodoo barda sahne almaktadır.ayrıca anılın sesi dinlenmeye değerdir.kendisi bir pearl jam hayranıdır.bu hayranlık izmir zamanlarında eddie vedder gibi giyinmeyi, mimikleri ,ses tonunu benzetmeye kadar gitmiştir.kesinlikle dinlenmesi gereken an itibari ile amatör br gruptur.
edit:anıl altınözü yüzüne nur inmiş bir şekilde jeremy söylerken izlemekte mümkündür verilen net adresinde. http://www.nefes.com.tr/
6 aydır elimde olmasına rağmen bugüne kadar huxi'den başka hiçbir şarkısını dinlemediğim, ancak bugün baştan sona kadar dinlediğim ve saatlerdir ne dinlemeyi bırakabildiğim ne de kendimi toparlayabildiğim mercan dede albümü...
kelebek kadar ömrümüz var
sevmek lazım, hemen başlayalım
kaybedecek daha neyimiz var
aşk için ne gerekiyorsa hepsi bende var
nefes bile almadan seviyorum seni
sarmaşıklar gibi sardın kalbimi
değiştirdin kanımı koydun zehrini
örümcek gibi ördün zihnimi
düşündükce daha çok isterim seni
nefes bile almadan seviyorum seni
içimde dolaşan alkol gibi
sana gitgide sarhoş oluyorum
ruhumu kaybetmiş gibi
sadece senin için yaşıyorum
nefes bile almadan seviyorum seni
akciğerlere oksijen gitmesini sağlayan nefes almak eyleminin en küçük birimi.
alınmadığında neler olacağı merak edilen, sayesinde yaşadığımız söylenen bu iş sigara veya çeşitli otların dumanlarıyla yapılırsa insanı hayal alemine uçurabilir.
canlı dinlendiğinde tüyleri daha bir diken diken eden, doğan'ın nasıl bir ruh halinde yazdığını merak ettiğim , insanın sevgide neler yaşayabileceğini en tarifsiz sözlerle anlatan, yıllar geçsede eskimeyecek olan redd şarkısı.
yüce yönetmen kim ki duk 'un senaristliğini de yaptığı film.
yanyana iki ayrı insanın yanyana olması ile birbirleri hayatları üzerindeki tahakküm hakkının nasıl öne çıktığını ancak aşkın kişinin etrafındaki duvarları bile güzelleştirebildiği gibi, mekansızlık kavramını da getirebildiğini anlatan eser.
bir odaya hem yazı hem baharı hem sonbaharı hem kışı sığdırmak da mümkün, bir odada karşılıksız aşkı ölüme dönüştürmek de.
(bkz: breath) (bkz: soom)
levent semerci'nin 2008 yılının nisan ayında gösterime girecek filmi. emekli bir askerin güneydoğu'daki hatıralarını yazdığı bir kitabın uyarlaması olan filmdeki oyuncular, hazırlık aşamasında istanbul'daki askerî bir birlikte komando eğitimi almışlar ve çekimlerin bir kısmını da yine bir askerî birlikte gerçekleştirmişlerdir.
aslında köylerde hikayeci ninelerin ve dedelerin yaptığı şeyi yapıyor nuriye akman. köyün "tanrı misafiri" olan sırrı'ya bir türlü kavuşamayan iki sevdalıdan hikayeler dinlettiriyor.
kelimelerle nefes alıp verme ameliyesinin yapılabildiği yegane eser desem abartmış olmam sanırım. klasik roman formunun çok ötesinde, tasavvufla, anadolu efsaneleriyle ve haliyle aşkla yoğrulmuş metinlerden oluşan ilginç bir yapıt.
doğan kitap'tan çıktığı için kocaman duruyor. arka kapağında, alev alatlı, elif şafak ve mehmet eroğlu'ndan övgüler almış.
ikinci kitabı örtü'den daha aklı başında olmasıyla, iyi ki de önce ikinci kitabını okumuşum dedirtti.
aşkın en duru,en içten söylendiği redd şarkısı.dinlerken kalbinizde dolaştırır notalarını..her dinleyişte hem şarkıya hem de aşka bir kez daha aşık olursunuz.