türkiyede yök'e bağlı 72 üniversite mevcutken amerika'da sadece harward'dan 41 tane nobel sahibi çıktığını öğrenerek aradaki farkın ne boyutta olduğunu farketmeye yol açan sav..
neden adam yetiştiremiyoruzolgusundan sonra ele almamız gereken konu.
"bırakın bilim adamını,daha işsizliği ortadan kaldıramıyoruz" şeklinde görüşleri peşisıra getirebilecek soru öbeği.türkiye'de binlerce üniversite mezunu işsiz var.bilimsel yollarla araştırma yapmak şöyle dursun,yeni çıkan ceza yasasına göre değişik tedavi yöntemleri uygulamak isteyen doktorlara da bir yasak geliyor..böylece biz de anlıyoruz ki,türkiye'de bilime verilen önem çok düşük.
zaten türkiye bilim adamı yetiştirmek şöyle dursun,varolan bilimadamlarımızı da yerin dibine sokuyor..ahmet mete ışıkara'yı onca engin bilgilerinden sonra türkiye'nin en seksi erkeği seçen biz değil miydik a gözünü sevdiğimin değerli bilim severleri?..
ülkedeki kolay para kazanma mantığı kalkmadığı sürece soracağımız soru.tüm okul hayatları boyunca ideale değil paraya yönlendirilen gençlerden tüm hayat 7 gün 24 saat çalışacakları ve sonuçta zar zor geçinebilecekleri bir işi seçmeleri;seçseler bile verimli olmaları beklenemez.ne zaman ki ideallere değer verilmeye başlanır işte o zaman bu gibi özverili işlerde de çok iyi şeyler yapan insanlar çıkacaktır.
arastıran ,irdeleyen ,yorumlayan bildiklerini harmanlayan kişiye 'en yakın arkadası;ahahahaha oğlum/aman sıkılsu malakmısın, siktiret olduğu kadarını oku geç bir halt olmaz', annesi 'aman oğlum/kızım evlen cocuk sahibi ol ev sahibi ol', hocaları da 'dediğim dedik astığım astık kestiğim kestik derste sorduklarımı cümlesiyle isterim' derse bir 1500 sene de kendimize sorup ,beynimizde playback yaptıracağımız durum.
(pudra, 30.03.2006 10:11)
az gelişmiş her ülkenin muzdarip olduğu problem (bkz:
beyin göçü)
şu adreste irdelenen konu:
http://www.yaziyaz.com/...(cerceve, 30.03.2006 17:40 ~ 17:40)
aslında pek sorulmayan bir soru. yanıtı ise evlerimizde elektronik aletlerin üzerine örtülen dantellerde billurlaşmaktadır kanımca. çocuğun 15 yıllık beta videoyu açıp kurcalamasına izin vermeyip, aleti sanat eseri gibi odanın baş köşesinde danteller içinde tutmak gençlerde analitik davranıp düşünmeye indirilmiş en büyük darbedir. kabaca kurcalama bozarsın düşüncesi, okullarımızda insanların kurcalamaya özendirilmemesi gibi etkenler.
ülkede bilim adamı sayısının neden az olduğunu vurgulayan soru. elbet 60 milyonun bu kadar üniversitenin içinden bilim adamı çıkmaktadır. fakat bu yeterli midir, dünya ortalamasının neresindedir, bunlar tartışılır.
(rafael, 30.03.2006 22:19 ~ 22:19)
üniversitenin sermayenin, özellikle sanayinin, ar-ge kurumu olarak çalışması, tübitak'ın üniversitelere deterjan deneyleri yapması için ödenek ayırması, apolitizasyon ve eğitimin piyasalaştırılması konuları ve 80 sonrası ekonomik süreç incelenirse sebebi anlaşılabilecek vahim soru.
(kerkerte, 19.01.2007 02:06 ~ 29.06.2007 14:42)
durumun ne kadar vahim olduğunu anlamak açısından şu şekilde mantıksal bir çıkarım yapılabilir;
türkiye'de üniversiteye girmek isteyen genç nüfusun sayısı belli,buna x diyelim.
öss'den sonra herhangi bir üni.ye kayıt yaptıranlar da belli,buna da y diyelim. bundan sonra elimizdeki sayı giderek azalacak.
bunların arasından kaçı istediği bölümde okuyor? sayı daha da azaldı.
bu kadar az adamın içinden kendini geliştirebileceği bölümlerde(temel bilimler, sosyal bilimler vb.) okuyanları da ayıklarsak sonuçta elde avuçta kalan sayı gerçekten de az.
tabi olay bununla bitmiyor birde mezuniyet sonrasında bu insanlara çeşitli olanaklar sağlanması lazım. eh bunlar da yok benm güzel ülkemde.burada okulların teknik ve idari altyapılarından da bahsetmedim yoksa sayfalarca daha yazı cıkar.
elde avuçta kalan 3-5 kişiyi de yurt dışına kaptırdıkmı(gidenlere asla kızmıyorum, haklılar). sorunun cevabını bulmuş oluruz.
sonuç olarak; üniversite kavramına,ilerlemeye yönelik bir araç olarak bakmak yerine "kapak atılacak" bir amaç olarak bakıldığı sürece, bizler bilim insanı yetiştiremeyiz.
(thor, 19.01.2007 02:16 ~ 02:18)
--hayata dair
spoiler--
işbu aşağıdaki yazıda herkesin bildiği veya bilip de söylemediği acı gerçekler ele alınmıştır.
ne bilimi lan? içindeki kafada ne olduğunu umursamadan dışına takılan bir bez parçasının nerde giyilip nerde giyilemeyeceğini tartışmak varken, 35 yaşında emekli olup çalışanların haklarıyla bir 30 sene daha yaşamak varken, gram fikir üretmeyip üretilenleri tüketmek varken, ben hep discovery channel izlerim şekerim deyip akşamları hangi mankenin götünü kim ellemiş merakla beklemek varken, okulda işte heryerde nasıl ne kadar çabuk kaytarırım diye düşünmek varken, fikir üreten insanları yeni icat çıkarma başımıza diye azarlamak varken, eğitim sistemine dürüstçe yönlendirilse belki de soruna çözüm olacak milyarları dersanelere hiç ses çıkarmadan akıtmak varken, (yazar burada en can alıcı yere değiniyor) sığır gibi test çözüp zar zor bir üniversite bölümünü kazanıp içinde hiç bir bok öğretilmediğini görüp de ses çıkarmamak varken ve de ülkenin yobaz pezevenkler tarafından eşe dosta peşkeş çekildiğini görüp gene de onlara oy vermek varken ne bilimi lan ne bilimi.
--hayata dair
spoiler--
ülkede bilime fazlasıyla siyasetin dinin ve ırkçılığın karıştığı düşünüldüğünde sorunun cevabı bulunuyor.
-------birebir yaşanmış bir olaydan alıntıdır------------
geleceğin bilim adamı adayı olan kişi koridorda bir başka hocanın öğrencisi ile oturmaktadır.bunu göre diğer hoca bu öğrenciye derse girerken
bak x gittiğin yol yol değil?
birinci , ikinci sınıfta başarılı bir öğrenciydin gittiğin yola dikkat et gibi bir söz söyler
bunu duyan geleceğin bilima adamı adayı bütün bir ders boyu bunu düşündükten sonra ders çıkısı hocanın yanına gidip
hocam neden böyle sölediniz ne yaptım ki ben sorusuna hocanın cevabı
takıldığın ve çalıştıgın kişileri kast ettim der.
-------birebir yaşanmış bir olaydan alıntıdır------------
bu saatten sonra geleceğin bilim adayı öğrenci ne yapsın bu kadar siyasetin bu kadar kinin fitne fesatın oldugu durumda bu düzenin çarkları arasına neden sıkışmak istesin ki?
hayatımda yapmadığım ispiyonu an itibariyle yaptırtmış muamma.
önce "neden insan yetiştiremiyoruz" diye sorulduktan sonra cevap aranması gereken konu.
hoşgörüden, paylaşımdan, saygıdan, dinlemekten, hak tanımaktan, karşıt görüştekileri yargılamadan dialog kurmaktan nasiplendiğimizde, bilim adamlarımız da yetişecek.
beni seç beni seç diye hayatımı siken siyasilerin, gümbür gümbür müzikle ruh sağlığımı bozan seçim otobüslerinin de etkisiyle sözlüktede başlık olarak karşıma çıkması, canımı sıkması, her iki başlıktan birinin siyaset ve seçim olmasına yorum yapma özgürlüğüne sahibim. beğenmeme, katılmama hakkın var. ancak kalkıp daha önce ne içtiğimi ne yediğimi bilmeden beni, karı kız başlıklarından etkilenip, gidip tuvalete 31 çeken erkek modeliyle kalıplaştırma hakkın yok. 31'e karşıyım. nasıl senin açtığın iki başlığından biri beni sıktığında, sana "iktidar yalakası", "sahte cumhuriyetçi", "yaltakçı" demiyorsam ve içimden de geçirmiyorsam, yolumuza bakmalıyız, önce hoşgörülü olmalıyız.
iyi insanlar yetiştiğinde, bilimadamları da ardına eklenir eminim.
bitki yetiştirir gibi, hayvan yetiştirir gibi insan yetiştiren bir eğitim sisteminin içinde aranması gereken sorun. fazla uzağa bakmaya gerek yok. cevap gözümüzün önünde.
ama 4-5 yıldır uygulanan yeni eğitim sistemi, ezberci, sorgulamayan, araştırmayan bireylerden ziyade; araştıran, merak eden, sorgulayan bireyleri yetiştirmeyi amaç edinmektedir. eğer bu eğitim sistemi gerçek anlamda uygulanabilirse, 20 yıl sonraki eğitim çıktıları taş gibi olacak bundan eminim.
(amedian, 25.03.2009 22:59 ~ 23:04)