evvela pek hoş bir kadın olarak karşınıza çıkar, dikkatinizi çeker. siz de inceden yanaşırsınız kendisine, bir hatunu tavlamak için bildiğiniz teknikleri sırayla, ince ince uygulamaya başlarsınız. size karşı koymaz, tatlı tatlı kendine çeker.
muhabbet ilerledikçe,
ilk randevu ufukta belirmeye başlar. ikinizin de müsait olduğu bir gün buluşmak üzere anlaşırsınız ve gidebileceğiniz yerleri de taslak olarak şekillendirip, gerisini doğaçlamaya bırakırsınız. her şey gayet yolundadır, görünürde bir pürüz yoktur.
derken buluşma günü gelir. o gün daha bir heyecanla kalkarsınız yataktan, özenle hazırlanıp işe/okula gidersiniz. o da gün boyu farklı işlerde koşturacaktır tabii ki, ve akşam saatlerinde buluşacaksınızdır. gün boyu etrafa neşe saçarsınız, bir yandan da gözünüz sürekli saattedir.
sonunda o an gelir. elinize telefonu alırsınız, rehberden numarasını bulursunuz ve ararsınız. karşınızdaki ses özür dilemektedir, zira çok saçma bir sebepten dolayı sizi ekmiştir. dakika bir, gol bir. sonrası hakkında çok güzel ipuçları verir bu hareketi, ama farkında değilsinizdir.
sonraki zamanlarda size birkaç gün çok ilgili davranır, birkaç gün hafiften mesafe koyar. siz de kendinizi ona göre ayarlamaya çalışırken pek bir yorgunluk hissetmezsiniz, ama yine de bir sorun olduğunu hafiften anlamaya başlamışsınızdır. derken bir gün size öyle bir yakın davranır ki, artık resmi olarak sevgili olmuşsunuzdur. her şey harikadır.
aradan birkaç gün geçer, yine böyle saçma sapan mesafe koyma triplerine girer. kızarsınız bu sefer; artık bu tarz dengesizliklere göz yummayacağınızın sinyalini vererek aklını başına toplamasını istersiniz. bu konuda elinden geleni yapacağına dair sizi ikna eder ve ilişki aynen devam eder.
sonra gün gelir, saçma sapan bir tribiyle sizi çileden çıkartır. alır karşınıza konuşursunuz; artık iyiden iyiye saçmalamaya başladığını, ona olan sevginizi böyle saçma sapan şeylerle azaltmaya başladığını açıkça söylersiniz. bir şeyler söylemek ister ama beceremez, çünkü o da kendisindeki dengesizliğin farkındadır. arada kendini savunmak için birkaç cılız cümle söyler, ama aslında hiç de savunulacak bir yanı yoktur. yine de kafasının neden karışık olduğunu, nerede hata yaptığınızı sorarsınız ona; ama bir şey söyleyemez. çünkü sorun gerçekten sizde değildir. "
sorun sende değil bende" klişesini hiç bir zaman dile getirmez, ama hareketleriyle anlatır. durumun gerçekten bu olduğunu da ancak öyle anlarsınız zaten.
o konuşmanın üstüne biraz zaman geçer, her şey düzelmiş gibi görünmektedir. yine birlikte mutlu mesut takılmaya devam edersiniz, sanki hiç öyle sorunlar yaşamamışçasına.
sonra yine bir gün, bardağı taşıran son damla geliverir. size sormadan saçma sapan bir iş yapmaya kalkışmıştır ve size haber vermeyi de son anda akıl eder. aklı başında bir sevgili olarak siz de bari birkaç basit önlem alarak sonradan çıkabilecek sorunların önüne geçmek istersiniz, ama size engel olmaya kalkışır. işine karışılmasını istemez. üstelik bunu yapan aynı hatun; daha birkaç gün önce sizinle sarmaş dolaş otururken herhangi bir adım atmak için sizden kuzu gibi izin istiyordur. aradan geçen birkaç gün içinde de böyle işine karışılmasını istemeyen, özgürlüğüne aşırı düşkün birine dönüşüvermiştir. muhtemelen 2-3 gün sonra yine kuzu olacaktır, ama o sırada "ille de özgürlüğüm!" diye tutturmaktadır.
özgür bırakırsınız siz de onu. artık o saatten sonra bekâr bir kadın olarak canı ne isterse yapabilir.
arkasından 1 gece içip dağıtırsınız, bir sonraki gün hayat olanca hızıyla devam etmektedir...