belki ilginizi çeker
  1. · bir şey yapmalı
  2. · hugo chavez
  3. · korkunç şeyler yaptım
  4. · çto delat
  5. · fanzin öyküleri
  6. · vladimir iliç lenin
  7. · edebi manifesto
  8. · yazacak güzel bir başlık ararken akşam olması
  9. · nasıl yapmalı
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  3. · demokratik sol halk partisi
  4. · prison brake
  5. · günün tek cümlelik özeti
  6. · ibrahim üzülmez
  7. · giyotine yolladılar gitmedim
  8. · gençlik parkı
  9. · uyanmak

ne yapmalı  

  1. (close2death, 21.04.2005 21:07 ~ 21:07)
  2. rusya'da işçi partisinin kurulmasından sonra "ekonomist"lerin işçilerin politik konulardan çok ekonomik sorunlarla ilgilenmesi gerektiği düşüncesine karşı, lenintarafından yazılmış kitaptır. lenin bu kitapta; işçi sınıfı hareketini politik mücadeleden ayırarak onu sadece ekonomik mücadele ile sınırlamanın, işçi sınıfını sonsuz bir ücretli köleliğe mahkum edilmesi olduğunu, ekonomik kazanımların da politik mücadele ile elde edilebileceğini anlatır.
    (01101001, 25.06.2007 00:02)
  3. (bkz: bir şey)
    (rene, 04.03.2008 00:06)
  4. (haut parleur, 04.03.2008 00:14)
  5. oktay sinanoğlunun arka sayfasında "durup dinlenmeden çalışacağız; aldatılmışları aydınlatacak, gafiller uykusundakileri uyandırmaya devam edeceğiz. allah'a şükürler olsun ki yıllardır süren, sahte ayrımcılıkların sahteliğini yıllar önce görüp milletimizin her kesimini, sağcısı, solcusu, dindarı demeden iki temel dava uğrunda tekvücut olmaya davetimizin boşa gitmediğini gördük" diyerek ülkenin kalkınması üzerine fikirlerini paylaştığı kitabıdır. kitap içerik olarak yazarın diğer kitaplarından pek farklı değildir.
    (kalbime gömerim o zaman, 04.03.2008 00:22)
  6. selim'in karanlık odasında kendinin ve geçmişinin cevaplarının peşine düşen turgut özben'in daha da derin bir bunalıma açılmasını sağlayan kilit tutunamayan(lar) bölümlerinden birisi. ne yapmalı?! ne ama ne?!

    "insan en çok kendiyle ilgilenir; ama bu ilgi bir yönteme dayanmaz ve kendini tanıma sorunu bilimsel bir yolla çözümlenmezse sonsuz bunalımlar karanlığına düşer birey. değerini tam bilmeyen kişi, gereksiz yakınmalarla gün geçtikçe daha da bozulur ve çürüyüp gider. kişisel değeri büyütmek de küçültmek de aynı derecede zararlıdır. yola çıkmadan önce altından kalkamayacakları bir yükün altına girenler daha en başından kaybolur gider: gerçek değerinin çok azını ortaya koyanlar da kısa zamanda tembelleşip bir işe yaramazlar."

    şüphesiz ki oblomovluk bütün zamanlarda olduğundan daha tatlı ve bu büyüme işi elimizde patlayacak gibi, er ya da geç comfotably numb kayalıklarında kan kaybından ölmek üzereyken bağıra çağıra korkunç kahkahalarla high hopes'u horlayacağımızı biliyoruz...

    "burdan kurtulmanın bir yolu olmalı" dedi soytarı hırsıza
    öyle bir karmaşa var ki geçmiyor hiç sıkıntım"

    ne yapmalı?! bütün bunları değiştirmek için, şehrin betondan silüetini silmek, vapurları tunalı caddesinde yüzmeye ikna etmek için, ağaçların gökte uçmasını sağlamak için, çiçeklerin sıkıcı olduğunu kendilerine anlatabilmek için, garip öğrenci evlerinde kurulan ve soytarıları yüceltirken sürekli olarak sonsuzluğu delip geçmekten bahseden daha tam olmamış garip garip felsefi konuşmaların bir halta yarayabilmesi için, güneşin daha fazla canımızı sıkmaması için, bir yahudiyle şeytanın(ki aslında sandman olur kendileri) yüzyıllar boyunca ne konuştuğunu ve eskiden, daha küçükken hayatı yiyip yutmuş ve hiçbir şeyi umursamaz gözüken barlardaki, kafelerdeki o ablaların-abilerin-hermafroditlerin şimdilerde nereye gittiğini, o korkunç melankolik sonbaharlarda bar masalarında konuşulan en kabarmış sohbetin hangisi olduğunu bilmek için ve "şoför bey, belamı bulacağım bir yerde inmek istiyorum" diyebilmek için, hayatı asla tek bir kelimede özetlemeyecek -özetleyemeyecek- olanlardan olmanın ne demek olduğunu bulabilmek için, aynalara bakıp bakıp susmanın ne çok kimsesizlik koktuğunu anlatabilmek için ve o etkinlik senin bu etkinlik benim koşturup duranların yanında, bütün bunların sonsuzluk karşısında acınası bir çaresizlik olduğunu tatmışların ve mekanı ve zamanı alev alev yakacak o kusursuz cümleyi kurana dek hiçbir şey yapmamaya ve kimse olmamaya yemin etmişlerin ah kabilesinden nerede ayrı düştüklerini çözebilmek için ne yapmalı?! ne ama ne?!

    "para babaları, içer şarabımdan, beller toprağımı sabancılar
    bilmez hiç biri ne değerlidir her zerresi bunların"

    bir diğeri önsöz'de denemişti çıkış yolunu bulmayı:

    -alo orhan pamuk mu?
    +evet ben orhan.
    -yazar orhan pamuk di mi?!
    +evet. kim arıyordu?
    -hay allah.. yani çok tuhaf.. bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. yani birden aklıma geldi, 118'i aradım ve hemen bu numarayı verdiler. ve şimdi karşımdasınız. şey pardon.. tıpkı kara kitap'taki konuşmalar gibi... birkaç dakikanız var mı?!
    +var dinliyorum.
    -şey, şimdi benim okulum bitiyor artık ve bu sakin günlerin de bittiği anlamına geliyor. bu demektir ki, yaşamak için ruhumu, beynimi: bi şeylerimi satacak aptal bir döngüye gireceğim ve buraya bir kez girdim mi bir daha kolay kolay çıkamam herhalde. sizden ricam.. altın topun izinde diye bir kitap yazdım. size bu kitabı yollarsam ve siz de beğenirseniz ve bu kitabı desteklerseniz, ki bunun için bir cümle yeter, ben de belki o fasit daireye girmem ve okul bittikten sonra da sakin sakin kitap yazmaya vakit ve nakit bulabilirim.. aksi halde kira ödeyeyim vs derken güzel beynimi heba edeceğim.. ben akıllıyım ve iyiyim. biliyorum bunu. ama iş güç derken aptal ve kötü olacağım. gitgide sığlaşan bir suda boğulmak. yani günışığının değerini gündüzden biliyorum ve.. işte böyle.
    +kitabının okunmasını istiyorsun ama neden ben?!
    -ben o tanıdık dünyasını kullanmak istemiyorum. yani.. sizi örneğin.. tanımak filan istemiyorum... siz çok zenginsiniz. yani sizde zengin de arkadaşlarım var ama hepsi eşek gibi çalışmak zorunda. çünkü daha ikinci nesil zenginler. oysa siz muhtemelen 5 nesildir zenginsiniz. bu da sizi sakin kılıyor. neyse, sonuçta siz.. beyoğlu'nda kimseye yılışmadan, bir raki sofrasında "hayran hayran dinleyen genç delikanlı rolü" kesmeden, kimse için kıçını kaldırmadan, sakin sakin kitap yazıyorsunuz. ben de bunu istiyorum.. sakin sakin kitap yazmak.
    +anlıyorum. yardımcı olmak da isterim..

    sonrasında dialog biraz daha devam ediyor ve orhan bey "tamam, gönderin okuyacağım kitabı" diyor..

    ne yapmalı?! ne ama ne?! bardak bardak akan kahveler, sabahın 8'indeki dersler, okuldan uzaklaştırmalar, kadın-erken dışında bir şeyden konuşmayan insanlar, kendi şuurunu yitirmiş sanat, çığrından çıkmış dizayn yaşamlar, pakette kalan son sigara için ne yapmalı?!

    her şey eve çağırıyor.. geçmişten sapsarı ve geçmek bitmek bilmeyen bir öğlen uyuklaması olsun istiyor.

    ne yapmalı?!

    yeryüzündeki bütün ariler olabilmek için, babil olabilmek için, han duvarları ve masalcı ve fahişe ve pezevenk ve şair ve kadim ve gece ve sevda sözleri ve cehenneme övgü ve masal ve cehennet ve kayıp ve heveslenilmiş olabilmek için, ne istediğimize karar verebilmek için ve en az bir tren garında ölü bulunmuş olabilmek için ve duvarında geçen yazdan kalma sivrisinek cesetleri taşıyan bir otel odasında en az 3 kez intihar etmiş olmak için ve "o gelecek" gibi hissetmek için ve yeryüzündeki bütün kuşluk vakitleri olabilmek, pan ile zamanda yolculuk edebilmek ve köşeye atılmış bir tapınak çanı olabilmek için...

    ne yapmalı!... gaybın kapılarında patlayabilmek için ne olmalı?!

    "heyecana gerek yok" dedi hırsız nazikçe
    çokları var ki burda, aramızda, sanırlar hayat bir şaka
    ama sen ve ben, biz, bunları aştık ve bu değil yazgımız
    bırakalım aldatmayı kendimizi, bak doluyor vaktimiz"

    ne yapmalı.. hiçbir şey yapmaya gücün yokken. ne yapmalı, yaşasaydım güzel şeyler olacaktım derken. ne yapmalı, kaybeden edebiyatı yapıyor namussuz derlerken. ne yapmalı nerede bulmalı kim olmalı ve nerde doğmalı nerde kan kusmalı ve nerde gülmeli.

    "yaklaşıyordu iki süvari, duyuldu uğultusu rüzgarın"
    (geber marla singer, 17.11.2008 12:01 ~ 20.11.2008 22:03)
  7. sonunda, sonunda, sonunda .............
    kaybeden edebiyatı yapmak, bir köşesinden kurtarmaksa kaybedilmişlikleri, yazar kahraman olur. kahramanlar unutulmaz ve son damla kanı akıtana kadar hayatın boğazına tırnaklarını geçirirler. belki işte o zaman, yani damarlarındaki kan parmakları arasında kuruyana kadar siktr çekme hakkı yoktur. kapıyı sessizce çekip gitme gibi lüksün yok senin, o kapı duyanların kulağını sağır edecek şiddette kapanacak. bir daha hiçbir müzik onları mutlu edemeyecek, melodileri duydukça çıldıracaklar.
    yağmurlu bir günde, kahveyle vaftiz olacak yeni doğmuş bebekler. anneleri kucağında mor bir kundak taşıyacak, sarmak için..iğrenç mutluluk pembesi görmeyecekler, yaşamları boyunca..
    ankara ‘nın kurak iklimine inat, şehrin merkezinden yol yol nehirler geçecek, venedikteymişiz gibi kayıklara biniceğiz, daha..
    ne yapmalı?..:
    bulandıkça saçma sapanlığa sürükleyen, iç sıkıntılara yavaş yavaş perdelerimizi kapatmalı. varlığımızın miladından beri süre gelen iç sıkıntıları öldürmek yerine, çürümeye yüz tutmuş ruhları gömmek için, aralarına mezarlıklar kazmalı. aynaların karşısına geçip işte bu sensin demeye bile gücün yokken, diğer hak etmeyenleri düşünüp aynayı bir yumrukla param parça etmeli. kırılan camların arasından lanet olası suratının biçimsizliğinin yavaş yavaş kaybolduğunu izlemeli.
    sustukların büyür içinde, unutma.. canavarı beslediğini, pakette kalan son sigaranın, bir yudum kahveli votkanın, seni beklediğini unutma..
    diğerlerinden farklı olduğunu, unutma..
    unutma ceplerimiz buram buram kurumuş papatya kokuyor hala.....
    bunlar hala sapıtmış, kifayetsiz kelimelerse gözünde, unut gitsin.. yetemediyse kin kokmuş hayatlara, unut gitsin…!!!
    (tınmaz melaike, 17.11.2008 16:58 ~ 21:11)
  8. ruscası şto dyelat olan kelime ve kitabın adıdır. gariptir ki rus denenice bir çok kişinin aklına suratına müstehzi bir gülümse raptedilmekte ve sanki tutti frutti'nin çinçin müziğini duymuş gibi olmaktadırlar.

    şüphe yok ki 90'lar da ki rus hayat kadını akını çercevesinde ve 'nataşa nataşa attın beni ataşa' gibi dizelerin mahsuludur bu gülümsemeler. elbbet bunun nedeni gorbaçov'un işleri eline yüzüne bulaştırması, ondan öncekilerin hermann goering'in tereyağı yerine top düsturunu uygulayarak ahalinin mesutluğundansa askeri harçamaları ön plana çıkarması vs vs vs diye devam eder.

    elbette hani şu dünyada her melanetin başı görülen amerika fehimnamesinin özellikle küba füze krizinden sonra yaptığı hamleler ve s.s.c.b. mahvolacağı kesin bir yarışa sürüklemesini pas geçmiyelim. yakın dünya tarihiyle işimiz yok ama olmalı.

    bir ülkenin adı geçerken müstehzi gülümsemelerin ne kadar çok sebebi var. elbette bunlar kabacası daha 1812 borodino savaşına, kutuzov'a falan, daha evveliyatındaysa prutt harbi ve korkunç ivan'a girmedik bile.

    peki ne yapmalı? başağrısıyla, ensede boza pişiren ahlaki düşüncelere akşamdan kalma sabahlarda?

    peki ne yapmalı? her allahın günü bir lam elif çizip sevmediğin insanlarla sevmediğin bir işe gidip yıprandığından dolayı şöyle ağız tadıyla krep yiyemiyorsan.

    peki ne yapmalı? otobüslerde dolmuşlarda kat kat olup marketlerde manvlarda alavereleri ve sanki almak mecburiyetindeymiş gibi kampanyalara mnaruz kalmaları ve para öderken vadaaaaaa diye bağıran makineyi balyozla parçalamamak için he kendini tutmayı?

    peki ne yapmalı? gidilecek bir menzil geri dönülecek bir menzil kalmış ise?

    peki ne yapmalı? her duygu yıpranmış, her bakış anlamsız, can bıkmış usanmış, can çökmüş zamansızsa?

    peki ne yapmalı? ödediğimiz vergilerin elektirik, su, yol olarak gelmemesine ve bunlara bir de her ay babalar gibi ödemelerimize.

    aslında pek birşey yapmaya da gerek yok. insanın varlığı iki ayağının kapsadığı bölgeyle sınırlıdır. eh bu sınıra ister gümrük duvarları inşa ederiz ister etmeyiz ama nihayetinde rilke'nin dediği gibi;

    hepimizi düşüyoruz
    bu elde düşüyor
    kimse dayanamıyor bu düşme illetine
    (ceket yok pantolon verelim, 24.11.2008 16:52)
  9. hugo chavez'in bir dahaki buluşmalarında obama'ya hediye edeceğini söylediği kitap.
    (abriskil, 30.05.2009 16:21)
  10. oktay sinanoğlu'nun kitaplarının en nadide parçasıdır.ne yapmalı?sorusunu ayrıntılı bir şekilde okuyuculara cevaplamıştır.sonunda insanlardan aldığı mektupları yayınlaması da bence çok iyi olmuştur.allah uzun ömür versin bu aydın insana.
    (türkçesavaşçısı, 05.09.2009 15:18)
  11. (bkz: çto delat)

    veya

    (bkz: şto diyelat)

    hangisi doğru, bilmiyorum.
    (pembe diş macunu, 14.09.2009 12:49 ~ 12:51)
  12. lenin in söylemek istediklerinden ufacık bir bölüm şuydu ;

    "siyaset sanatının tamamı, elimizden koparılıp alınması en güç olan halkayı, belirli bir anda en önemli olan halkayı, onu elinde tutana bütün zincirlere sahip olmayı en çok güvence veren halkayı bulmaktan ve ona olabildiğince sıkı bir biçimde sarılmaktan ibarettir."
    (pelagos, 26.10.2009 01:02)
  13. (mevlüt şekeri hüznü, 26.10.2009 01:05)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil