hayatından sıkılmak, bunalmak, yapacak bir şey bulamamak, yaşamaya sebep, gerekçe bulamamak, ama ölmeye de cesaret edememek, kendine kıyamamak. iki arada bir derede kalmak. yaşamaya gücün yoktur, ölmeyi de istemezsin. zamanla geçmesini beklemek en iyisidir. bu durumdan kurtaracak bir yüce kişi, durum, olay beklenir. çok can sıkıcı bir durumdur.
aşk acısının insanın başına getirebileceği şeylerden biri.
işsizlik, bir akrabanın ölmesi, hastalık vb olaylar da insana koyar, ama aşk acısı bir başka acıdır. damarlardan tüm enerjiyi çeker. insanı besin posasına çevirir. yoğun depresyon yaşatır.
yaşamaktan korkmak ama ölmeye de cesareti olmamaktır.
(camel, 02.08.2006 17:52)
virüs olmak istemek de olabilir, virüsler ne canlı ne de cansız sınıflandırmalarına bir türlü sokulmazlar çünkü canlı bir hücre içindeyken yaşarlar, hücre dışında ölürler.
gitmek istiyorum buralardan..
gitmek..
ama ölüm de değil!
başka bi şey..
gidip de ne yapacaksam..
*
sonsuza kadar uyumak istemek, rüyalardan kendine bir yer seçmekle sonuçlanan eylem.
"gitsem nereye kadar
kalsam neye yarar..."
(bkz:
bir derdim var)
sevgisiz kalan ama içinde küçük de olsa 'belki...' diye ümit besleyen bir kişinin ruh halidir.
kızılderili telaffuzunda " ne yaşamayı ne de ölmeyi istiyorum" demenin varyasyonudur.
yediği bir kaşık lokmadan tat alamamak, işe zorunluluktan gittiğini hissetmek, kendine zaman ayırmayı istemek ama zamanı olduğunda birşey yapmayı istememek...
maddi sıkıntılardan çok ruh sıkıntısıdır, gün gelicek çiçekler birdenbire açacaktır ve gün gelicek o çiçeklerde solacaktır.
"i don't wanna die but sometimes wish i'd never been born at all" dizesini söyleten durum.
sürekli geçmişi yaşayıp geleceği düşünmeyen, hiç doğmamış olmayı isteyen kişinin düşüncesidir.
uyuyup bir daha uyanmak istememektir.
hayattan sıkılmak ama daha ölmek isteyecek kadar nefret etmemektir..etrafa melül melül bakmaktır..
arada kalmışlığın çaresizliğin haykırışıdır. ölmek istersiniz ama bir yandan sevdiklerinizi bu dünyada bıraktıklarınızı düşünürsünüz. belki cesaret edemezsiniz ama hep aklınızın bir köşesinde vardır. ölmek... kendi kendinize hayaller kurarsınız sıkıldığınız zamanlarda. "acaba acı çekmeden en kolay nasıl ölebilirim" ama sonra vaz geçersiniz içinizden tüm acılarınızın arkasından düşündükleriniz tüm gönül yaralarının ilacı zamanla sıvanmıştır. yaşamakta istemezsiniz ki... içine kapanıklık başlar bu noktada dinlediğiniz müzik türünden giydiğiniz kıyafete kadar değişir yapınız. öyle ki çalan her şarkıda yitirdiğiniz şeyleri ararsınız ona dair anlamlar çıkarırsınız. istediğiniz şeylerin hiç birinin gerçekleşmediğini düşünür isyan edersiniz hayata dair ne varsa. çevrenizdeki insanlar sizi kırmamak için ellerinden geleni yaparlar sabır dilerler fakat siz ölümle yaşam arasında o incecik cizgidesinizdir. kimsenin dediğini önemseyecek durumda olmazsınız. sizin için kaybettikleriniz ön plandadır. ve hala geri kazanma üzerine düşünürsünüz çaresiz durumlarda ise oturup gizli gizli ağlarsınız geceleri. işte ölüme yaklaştığınız en güçlü an bu andır. bu şekil türlü düşünceler içindeyken yaşama isteğiniz sizi terketmiş gibi görünür. halbuki onu derinlere iten sizsinizdir. dışarı çıkmasına sizi de çıkarmasına izin vermeyen sizsinizdir. herşeyin elinizde olduğun bile bile bu durumu kabullenen sizsinizdir. nitekim olurda iki taraftan birini seçmek zorunda kalırsınız ya soğuk bir gecede içinizdeki yaşama isteğini tamamen bitirirsiniz sona ulaşırsınız yada "artık yeter buna bir son vermeliyim" diye düşünerek kopmamak üzere sıkı sıkı sarılırsınız hayata. herşeye yeniden başlarsınız gerçekten isterseniz başarırsınızda. eğer ki hiç birşeyde karar kılamazsanız bir süre daha yaşayan bir ölü gibi gezersiniz ortalıklarda fakat elbet bir gün sizde seçim yapmak zorunda kalacaksınızdır.
(bkz:
yaşamak için geç ölmek için erken)
(dna, 24.09.2006 16:37 ~ 16:48)
kavanozun dibinde olma durumudur.belki biri gelir de seni o kavanozdan çıkarır diye beklemektir.
mantıksızlık.insan bunaldıysa o an ölmek ister.başka birşeyi düşünmez. öteki insanları düşünüyorsa zaten yeterince bunalmamış demektir. mutluysa zaten bir sorun yok. bu sefer de mutsuzluğu düşünmez. her türlü bir noktaya ulaşır. yaşamaya devam etmek istiyorsa buna kimse engel olamaz. devam etmek istemeyip intihar etmek istiyor, hayatını sonlandırmak istiyorsa da buna kimse engel olamaz. bir şekilde engel olunuyosa bu kişi kararsızdır.ametaldir.hiçbir reaksiyona giremez.
kararsızlık, kötü karardan daha kötüdür demiş atalarımız ya da ona benzer bişi. birşeyi iste. ikisini isteme. istersen boka sarıyo işte görüyon.ya yaşa ya da öl. böyle bir felsefeyle yoluna devam et. belki bi baltaya sap olursun bu şekilde.yoksa sap gelip sap gidicen.
bir düğmem olsa keşke sıkılınca basıp beklemeye geçsem , sonra beklemekten sıkılınca basıp tekrar hayata dönsem diye düşünen insandır.ne bilim düşünmüştür.düşünsün be .
*
(bkz:
bulsunlar bunu)
karar alma mekanizmasını değiştiren bir durumdur. yaşamayı seven kişinin, en uygun şartları bozmamak adına riske girip alamayacağı kararları alabilirsiniz. diğer taraftan bakarsak ölmeyle de aranız çok iyi olmadığı için intihara meyilli kişilerin boşvermişliğide üzerinizde yoktur. fiziksel olarak hala yaşadığınız için bu kişilere nazaran daha sağlıklı kararlar alırsınız. ancak bu arada kalmışlık zamanla yormaya başlar, çünkü hedeflerinizi belirlemekte sıkıntı çekersiniz. beyaz için aldığınız kararlar siyahı, siyah için aldığınız kararlar beyazı etkilemektedir. başta güzel gibi gözüksede bi zaman sonra can sıkıntısına, depresyona sebep olur
bünyeye huzursuzluğun hakim olduğu dönemlerde ortaya çıkması muhtemel durum .
bu durumun ana besin kaynağı yaşadığın zaman,mekan ve çevrendeki insanlardan belki de gidişattan memnuniyetsiz olma durumudur. yaşamak için kendinize sebepler ararsınız bulsanız da o sebepleri pek sallamazsınız.ölmek için de sebebiniz yoktur . insan durup dururken niye ölsündür.
intihar etme düşüncesi arada bir aklınızdan geçer ;düşünsel kriz anlarında. sonra kendi intihar senaryonuzda bile düşünülmesi gereken kişiler olduğunu hissedersiniz. lanet olsun bu hayat kimin hayatı dersiniz. paşa paşa aynı hayatı sürmeye devam edersiniz.
bu durumdan kurtulmanın en sağlam yolu değişimdir gibi gelir. değişmek için sebepler ararsınız.elinize kağıdı kalemi alırsınız. bir mürekkep kokusu duyulur.yazacaksınızdır.kağıt rüzgardan uçmasın diye ince belli çay bardağı kağıdın köşesine konur. çayın devrilme ihtimali hep göz önüne alınır ama hiç önlem alınmaz ve çay devrilir genelde.
çok sağlam sebepler bulursunuz yazarken bazen . hayatınızın yörüngesine göre değişim senaryoları kurarsınız. sonra senaryolar başarısızlıkla sonuçlanınca ölüme yakın başarıyla sonuçlanınca yaşama yakın olursunuz.
hep teğet geçersiniz huzura ya da huzursuzluğa.
arafta kalmak gibidir bu yaşananlar.
aitlik hissedemezsiniz.
sahip olmak için fırsatlar sunulmamıştır size.
belki de sunulan fırsatları tepmişsinizdir.
belki sahip olasınız da yoktur.
hali kazırda içinde bulunduğumuz durumdur. biraz can sıkıntısı biraz bahar ve eksik adrenalin bu hali farketmemizi sağlar.
ne yaparsak yapalım yaşamayı da ölmeyi de seçemediğimize göre...
yoktur değişen değişmeyenler dışında. (bkz:
aynı şeyi söylüyor olmak)
insan ruhunun arafta kalması gibidir. hayattan zevk almamak, güneşli günlere karşı gelmektir. bu psikoloji içinde olan insan büyük ihtimalle aşk acısı çekiyordur.
kendi hayatınızda çok başkasının hayatını yada başkalarının hayatlarını yaşıyorsanız sıklıkla hissettiğiniz şeydir. arada olum saf mısın nesin sana ne bas git adamı koşullandırma dediğiniz olur. en olmadık anlarda bile en olmadık şeyleri düşünecek kadar takıntılı olmaktır. bir gölge gibi insanların peşisıra sürüklenmektir. uykularınızın gereksiz yere kaçmasıdır. gözlerinizin böğüre böğüre ağladıktan sonra şişmesidir. olanları bi türlü kabul etmeyip kendi hayal dünyanızda kurguladılarınıza inanmaktır. keşke herşey kafanızdaki gibi olabilse. basit ve anlamsız. yaşamış olmak için değil sadece masumiyetine inanmak istediğiniz için. git gide daha da sorunlu olmaktır. dönüp bakınca bi anlığına yok hocam ne oluyor bokmu çıkıyor ne yırtıyorsun kıçını deyip kendi kendine gaza geldikten sonra 'ama'ların bombardımanları sonucu gardınızın düşmesidir. daha sayimmi yetermi?