niye överek yetersiz kelimlerle seviyesini aşağılarda gösteriyoruz ki.büyük değerler kelimelere sığdırılmamalı ki insanların içinde o hep "büyük" şekliyle kalsın.ancak bu kadar insancıl,müzik üstadı ve hala alçak gönüllü olunabilir derim ve noktayı koyarım.
yüreğimizi cız ettiren onlarca türküye imza atmış büyük ozan. babası muharrem ertaş da gelmiş geçmiş en büyük ozanlardan biridir. en sevdiğim türküleri tuhaftır ki en acılı olanlarıdır zaman zaman arabeske kaçtığını düşünsem de.
(bkz: hata benim)
(bkz: yazımı gışa çevirdin)
(bkz: yalan dünya)
şuan hakkında yorum yapan sayısının 9 olduğu fakat ölünce bu sayının çok daha fazla olacağı gayette tabi övgüler yağdırılacağı bir geçek olan değeri ölmeden önce bilinmesi gereken büyük ozan...
(bkz: ölündükten sonra değere binmek)
1938 cihana kırşehirin kırtallar köyünde geldin dediler
babama muharrem anama döne demdim sen atayı bildin dediler
dizimde sızıydı anamın derdi tokacı saz yaptı elime verdi
yeni bitirdiydim üç inen dördü baba gibin sazcı oldun dediler.
o zaman babamdan öğrendim sazı engin gönüllen hakka niyazı
10 yaşında yaktı bir ahu gözü mecnun gibin çölde kaldı dediler.
zalim kader dervanımı dönderdi duttu bizi çiçek dağının ibikli köyüne gönderdi.
babam saz çalarken bana zil verdi oynadım meydanda köçek dediler.
anam döne ibikli köyünde ölünce beş tane öksüz yetim kalınca
hepimiz de hep perişan olunca babam gile burdan göçek dediler.
yörüdü göçümüz çiçek dağının tezek köyüne doğru bu halı görenin yandı bağrı.
üç çocuğun çekilmez kahrı bunlara bi ana bulun dediler.
evimizinen yozgatın kırıksoku köyüne vardık bize ana varmı diye sorduk
adı arzu derler bir ana blduk işte bu anadır buldun dediler.
en küçük kardeşi kayıp eyledik onun için gizli gizli ağladık
üstelik babamı asker eyledik gine uğursuz yetim kaldın dediler
zalim kader hep birimizi şarşırttı hade verdi dalımıza deşirtti
yardım etti yozgatın yer köyüne göçürttü biraz da burda kalın dediler.
yer köyünden kırıkkaleye geldik babam saz çalarken biz cümbüş aldık.
kırşehrine varınca kemanı çaldık aferim arkadaş çaldın dediler.
yarin aşkıylan attı hep derdin babamı bir yare dünür gönderdim.
başlığı çok istemişler haberini aldım istemiyo seni yarin dediler.
kırşehrinde 7 sene kalınca düğün düzgün hepsi bize gelince
ne yapsın çalgıcı arkadaşlar yer daralınca ankara gelder yolun dediler.
geldim ankaraya bizim sünetçi veysel ustayı buldum epeyce ağleştım yanında kaldım
bana 100 lira verdi bi panbık yatak aldım etti isen böyle buldun dediler.
bir ev kiraladım münasip biyerde kaldı kan kardaş hep kırşehirde
bu aşk hançerini vurdu derinde çaresini bulamazsan ölüm dediler
yarin aşkıynan döndüm şaşkına arada içerdim yarin aşkına
canan acımaz mı garip dostuna bunu da içeriye alın dediler.
şeklinde hayatını anlatan bi daha zor gelebilecek ama şu sıralarda ölümle pençeleşen ve devletin umarsamadığı az bulunur az çıkar bi daha da zor çıkar ozan....
kırşehir'in altın oğlu. bozkır tezenesi neşet ertaş. ilk dinlenildiği anlarda, bu ne yaa, değiştir şunu diye isyan ettirir ama, birkaç kez dinlenildikten sonra bağımlılık yapar. tiryakisi olur insan.
öyle bir saz çalışı vardır ki, muhakkak ahanda bu neşet emmi dedirtir bana -ki kardeş türkülerin bahar albümünü dinlettirdiklerinde aradaki girişinde hemen tanımışımdır...saza öyle bir vuruşu vardır ki, alır götürür memleket'e ana'ya yar'a..
-allah'tan korkum olmasa saza kendim için allah dedirtirim demiştir, ki ben de inanırım dedirteceğine...
o "yörü yörü" deyişi, "yahtın beni" deyişi...böyüksün neşet emmi valla ne diyem...
bağlamadaki bütün perdelerin arasına yeni perdeler çekerek bütün ara sesleri alabilen, böylece de bağlamasına insanı etkileyen, hüzünlendiren, hatta ağlatan bir dokunaklılık kazandırarak muhteşem bir tat yakalayan çok büyük usta. değeri ölmeden anlaşılan nadir büyük sanatçılardandır, allah ona uzun uzun ömürler verse biz de senelerce dinlesek bıkmadan...
kendinden geçercesine sazını çalan, sesi ile içimizi titreten, içindeki müzik sevgisi ve mütevazılığı hiç tükenmeyen büyük usta...
niğde bağları'nı bir söyleyişi vardır ki anlatılmaz, yaşanır...
kendisi almanya'da ikamet eder. bu nedenledir ki nadiren ülkemize gelir. neyse efendim bu ziyaretlerden birinde bir programa katılır kendisi. yanılmıyorsam ibo showdur bu program( beyaz show diye gördüm şimdi de). kendisinden bir türkü çığırması istenir ve sazını alır sahneye çıkar. gayet oynak ritimli bir türküyü çalmaya başlar.
oynak ritimli bu türküyü duyan seyirciler hemen ayaklanır oynamak için. herkes o ritmin gazıyla göbek atmaktadır sevinçle. birden sazı çalmayı bırakır üstad oynayanlara bir bakar " bu türkü eğlenceli bir türkü değil, oynanmaz bununla" gibisinden bir cümle kurar. tüm seyirciler bozularak yerlerine otururlar. üstad türküyü çalmaya ve söylemeye devam eder. hakikaten de içli bir türküdür. hak verilir kendisine.
bazen tassavufi aşkıyla oluşturduğu cümleleri izleyenleri afallatır. süper bir insandır.
ev arkadaşlarımdan birinin geceleri dinleyerek uyuduğu büyük müzik adamıdır.ev arkadaşım biraz abartmıştır tabi yatarken de neşet ertaş dinlenmez arada açar dinlersin tamam ama yatarken ne gerek var be kardeşim nasıl uyuyacaksın diye sorarlar adama ama sevgi işte ne yaparsın.
"aydost deyince yeri göğü inleten,
muharrem ustaydı bize bunu dinleten"
derken yeri göğü inletir.türkü çağırmak deyimi hayat bulmuş olur.
(bkz: severek dinliyoruz)
gitar dan sonra,herkes davul çalmak ister,bass çalmak ister,klavye v.s....ben bağlama yı seçtim.sırf bu ustanın parçalarını yorumlayabilmek için.onun çeyreği kadar da olsa anadolu ve bozlak ezgilerine parmaklarımla hayat vermek kadar güzel birşey yok.
ne denebilir ki neşet ertaş a.çok ama çok büyük ozan,sanatçı....