adile naşit'in şen kahkahalarıyla anne rolü, münir özkul'un ince bir ironi çizgisi üzerinde baba rolüyle iç sızlatması (senelerdir görmediği oğlunun iş yerine gider ve çocuk babası rolündeki münir özkul'u tanımaz. o'nu müşteri zanneder;- bir şey mi istemiştiniz diye sorar ve münir özkul'un gözleri o anda her şeyi anlatır; -seni istemiştim oğlum der. basit bir diyalog olsa da oyuncuların mimikleri izleyiciyi etkiler), şener şen'in ziya rolüyle abi ve yengesine ikili oynamasıyla ve sevgilisi rolündeki ayşen gruda' ya nasıl olsa evlenmeyecek miyiz kız demesiyle samimi ve saf haldeki rolüyle izleyiciyi her defasında ekrana çeken filmdir.
sabancı üniversitesi'nin radyosu'sundaki bir program, ayrıca her sene okul grubunun verdiği, "hayat bayram olsa, ah kalbim ben senden çok çektim.." gibi nostaljik şarkıların söylendği şen konserin adı.
1978 yılında çevrilen film,arzu film yapımıdır,yönetmen orhan aksoy ,senaryo yazarı sadık şendil, görüntü yönetmeni erdoğan engin,oyuncu kadrosunu biliyorsunuz.
bugüne kadar kaç defa izlediğimi ve bundan sonra da kaç defa daha izleyeceğimi kestiremediğim, çok çok eğlenceli yeşilçam filmi. sırf şener şen tarafından canlandırılan ziya karakteri için bile izlenebilir. özellikle "nikah şekeri işine girdiği kısım" tadından(!) yenmez. yıllar önce turşu suyu yüzünden ayrılmış olan bir çiftin (adile naşit ve münir özkul) üçü anneleriyle, üçü de babalarıla kalmış olan altı kardeş tarafından tekrar bir araya getirilmeye çalışılmalarını konu almakta, bunu yaparken de izleyenleri yarmaktadır. anne ile kalan çocuklardan olan "dağınık tek kaş harikası, gay kılıklı ahmet" karakteri de dikkatten kaçmamalıdır. star tv tarafından büyük kısmı kesilerek verildiğinden damakta bir burukluk bırakmaktadır. bir de izlerken sürekli olarak repliklere eşlik etmemden dolayı benimle birlikte kesinlikle izlenmemesi gereken filmdir. (aynı durumun geçerli olduğu diğer filmler için (bkz: geleceğe dönüş) serisi.)
turşu limon suyuyla mı yapılır yoksa sirkeyle mi? ikisinde de fermentasyon sağlanıp ürün elde edilmesine rağmen "ne fark eder abi?" diye düşünmeden her yediğim turşuda farkı elde etme çabamı körüklemiş bir fimdir.
filme en büyük seyir zevkini şener şenin kattığını düşündüğüm film.filmin konusu zaten çok eğlendirici, muazzam bir rol yeteneği,replikler de cuk oturmuş, daha ne...
ziya, jilet işine girmek için sermaye istemek amacıyla yengesine gider. saadet hanım "küçük ev"i izleyerek ağlıyordur. ziya da yanına oturup ağlamaya başlar. işte bu sahnede arkadaki ahmet'in gülmemek için kendini tutmaya çalışması beni her defasında kahkalara boğar.
hayattan bezmiş, ölümü düşünen, yaşama sevincini yitirmiş bir adamı alın; bağlayın koltuğa, izletin bu filmi. bak nasıl da dört elle sarılıyor hayata. *
aptal amerikan ve ne idüğü belirsiz türk filmlerinden bin kat daha iyi türk filmi. izlemek için günün her saati uygundur. defalarca izlense de bıkılmaz.