merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • görseller

    • neşeli ördek tarikatı

neşeli ördek tarikatı

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. tanrıya inanmayan ancak bir gücün varlığına inanan bir grup insanın kurduğu tarikattır. bunlar kendilerine neşeli ördekler derler. kökenleri tam bilinmemekle beraber scientology tarikatından atılan bir grup post-modern tiyatro oyuncusunun kurduğu iddia edilir. müritleri çok fazladır, şeyhlerinin kim olduğu bilinmemektedir.

    neşeli ördekler içinde yaşadığımız evreni gücü pek çok şeye yeten bir varlığın yarattığına inanırlar. dikkat edin, gücü her şeye yeten bir varlığın değil. dolayısıyla tanrısal bir varlık değildir bu. ancak yoktan var etme gücü vardır örneğin. benzer şekilde pek çok şeyi bilen, oldukça uzun zaman önceden beri var olan ve daha uzun bir süre var olacak bir varlıktır bu. ancak tümüyle yetenekli olduğu söylenemez, yarattığı bu evren oldukça kusurlu ve bizim için acı verici bir ortamdır. bu da onun beceriksizliğini gösterir.

    kesinlikle adil değildir. biz öldükten sonra ruhlarımız onun yanına uçar ama onun ne yapacağı hiç belli olmaz. tipimizi severse kendi yarattığı cennete, sevmezse kendi cehennemine gönderebilir bizi. bu cennet ve cehennemde geçecek sürenin sonsuz mu yoksa çok uzun bir zaman mı olacağı ne yazık ki hesaplanabilir bir soru değildir, dolayısıyla bilinemez. hem zaten ertesi günü bizden sıkılıp cenneti cehenneme, cehennemi de cennete çevirmeyeceğinden ya da zavallı ruhumuzu hiçliğe gönderip tamamen yok etmeyeceğinden asla emin olamayız.

    bu kendisine bir isim bile verilemeyen (ve bir güç olarak tanımlanan) varlığın nereden geldiği bizim sınırlı aklımızla kavranacak bir konu değildir. belki daha büyük başka bir güç tarafından yaratılmıştır, belki de soluk bir yansıması olduğı gerçek güç tarafından yaratılmıştır. cevap her ne olursa olsun o gerçek gücün var olup olmadığı bilgisine bizim gibi sınırlı/ölümlü varlıklar aradaki gücü aşıp da vakıf olamaz. bu ne adil, ne bilge ne de yetenekli olan güç gerçek sorunun cevabıyla aramızda aşılmaz bir duvar olarak yükselmektedir.

    (bkz: gnostisizm)

    (bkz: bu giride hiçbir inanca saygısızlık yapılmamıştır)
  2. izbe evinde çin yemeği yiyen emekli bir komplo teorisyeni olarak tahminimce tarikatın lideri sinsi emellerini sözlük bünyesinde yayılarak gerçekleştirmeyi düşünmektedir.

    şimdi burada ad verip kimseyi rencide etmek istemem ancak bir ördek tarikatı herhangi bir sebzeye saygı gösterip domatase göstermiyorsa, domatesler küreselleşen dünyada daha kendi taban fiyatına sahip çıkamıyorsa, durup düşünmeli ve tüm bunların etkisini sorgularken biraz da ördek tarikatına odaklanmak ve iç muhasebe yapmak lazım.
  3. kendini bilmez bir takım laikçiler tarafından hiç hazzedilmeyen tarikattır. gözlerini kapayıp, saf bir şiddet duygusuyla düşüncelere hakaretle cevap vermeye kalkışmışlar yine. yapacak bir şey yok. bu dünya da böyle anlamsız, uyumsuz bir yer. her şeye anlam yüklemeye kalksak neşeli ördek tarikatının temel öğretisiyle çelişmiş olurduk. yine iç tutarlılığımızı korumak gerek.

    bu arada, laikçiler anlamaz tabi ki ama diğer arkadaşlar için not düşelim. neşeli ördek tarikatı gnostisizm'den esinlenmiş bir karikatürdür. platon'dan bu yana çeşitli felsefî okullarda vücut bulan (a) evrenin yaratıcısı olan varlık - (b) ilahî üstün varlık ikiliğinin başka bir yorumudur. platondan farklı olarak gnostikler evrenin yaratıcısı olan ve platon'un demiurgos dediği (yarı) tanrısal varlığı kötü, şeytanî ve üstün varlıkla aramızda dikilen bir duvar olarak görürler. platon'un ona atfetmediği yoktan var etme gücü olduğuna da inanırlar. bir nevi şeytandır bu ama ne yazık ki bizim evrenimizin tanrısı rolüne soyunmuştur. gerçeğin bilgisine de (ilahi üstün varlığa) bu şeytanî gücü aşarak ulaşmak mümkündür derler. ezoterik bir bilgi anlayışları vardır.

    bizim neşeli ördek tarikatı ise bu görüşteki idealizmi (saf kötü - saf iyi) çıkartıyor yerine uyumsuz bir evren görüşü koyuyor. artık demiurgos denen varlık şeytanî değil, sadece kafasına göre haraket eden bir varlıktır. adaletsiz değil ama adil de değil, kötü ve şeytanî değil ama iyi de değil. neyse o. bir bakıma zaten içinde yaşadığımız uyumsuz evrenin genişletilmiş versiyonudur bu. uyumsuzluk ölümden sonraki hayatta da devam ediyor sizin anlayacağınız.

    zaten bende kabahat, gnostisizmi meyveli bir dondurma çeşidi, albert camus'yü futbolcu (!), demiurgos'u da manisa'nın bir kazası sanan kafası kalın laikçilere laf anlatma hatasına düştüm.

    not: bu arada recai pengül. ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi değil. tekrarlayalım: recai pengül, hah gül, evet. ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi değil. ördek sadece benzerlik, altında bir anlam yok.
  4. sık sık ayrılıklar yaşanan tarikattır. arada bu tırt gücün aklını çözmeye çalışan gruplar ortaya atlayıp, "bakın, yemeği sol elle yedik ve şimdi zenginiz. öyleyse güç yemeği sol elle yiyenleri seviyor demektir!" gibi sonuçlara varırlar ve diğerlerini de bu sonuca ikna etmeye çalışırlar. kimisi gücün beyaz tenlileri kayırdığını, kimisi günde üç kere diş fırçalayanları kayırdığını, kimisi ise ikinci cumhuriyetçileri kayırdığına inanır. ancak ortodoks neşeli ördekler, gücün aklı hakkında böyle sonuçlar çıkarmanın saçma olduğunu düşünür ve bu tür grupları kendilerinden ayırırlar.

    ortodoks neşeli ördek olmak kolay değil. çünkü insan düzen arıyor. bazen her şey iyiye gidiyor ve hayat güzel, gücü seviyorum diyorsunuz. hop, ertesi gün kafanızda saksı patlıyıveriyor; felç kalıyorsunuz. ya da aksine, şeytanî bir gücün hüküm sürdüğü boktan bir hayat yaşadığınızı düşünürken ertesi gün sayısalda altı tutturuyorsunuz. bu tür durumlarda güç hakkında bildiğiniz şeyler bir anda tersine dönüveriyor. o yüzden yapmanız gereken bir şey bildiğinizi iddia etmemek olmalı. bunu gerçek anlamıyla becerebilirseniz şaşkın ördek statüsüne yükseliyorsunuz.

    neyse, çok fazla geyik yaptım. gücü kızdırmayayım. sonuç olarak diyorum ki: kafanızı sikeyim yavşaklar!

    ek: (bkz: edit ahlakı/@1568585)
  5. "nasıl doğa kanunlarının başka türlü olma ihtimali yoksa ve belli bir düzende ilerliyorlarsa insanlar da belli kuralların boyunduruğu altında hareket etmektedirler... özgür iradeleri yoktur, insanlar için doğa yasalarınn üstünde herhangi bir kural geçerli değildir."

    "tanrı" için de aynı cümleyi kurabiliriz. tek bir kelimeyi değiştirerek; "insan". "insanlar" yerine "tanrı" kelimesini koyarak spinoza’nın tanrı kavramını da açıklayabiliriz. spinoza’ya göre tanrı ki kendisi tüm evrendeki her zerredir ve aslında tanrı dan başka hiçbir şey yoktur, kendi doğasının kurallarına karşı çıkamayan - bu da tanrı ikinci bir tanrı ya da kaldıramayacağı ağırlıkta bir taş yaratabilir mi sorularına cevap olsun - bir varlıktır .
    peki ben bunları neden anlatıyorum: neşeli ördeklerin çıkış noktasını anlatmak için. evet, ördeklerin kökleri çok çok eskilere dayanmaktadır.

    tabi daha sonra zaman geçtikçe ördeklerin arasında da çatlak sesler çıkmış ve öğretinin içine cennet cehennem gibi kavramlar dahil edilmiştir. bunun da nedeninin bazı ördeklerin ölümden korktukları için bir "öte dünya" inancına tutunduklarını söyleyebiliriz.

    tabi hala, öğretiye ilk olduğu, saf haliyle inanan neşeli ördekler bulunmaktadır dünyanın bilinmeyen bir yerlerinde.
    evrenin bir amacı olmadığına ama "olma"nın zorunluluğuna inanan ve hiçliğin hayatın güzelliğini bozamadığını gören neşeli ördekler.

    tabi bazı koşullanmış ve asla kendi düşündüğünden başka bir düşünceyi kabul edemeyecek zihin sahipleri çıkıp küfür etmektedirler bu güzel, neşeli insanlara ama neşeli ördekler bunun da tek sebebinin “her şeyin olması gerektiği gibi olduğu” gerçeğinden kaynaklandığını bilmektedirler... çünkü ördeklere göre "havaya fırlatılan taş yarı yolda bilinç kazansa kendi iradesiyle yükseldiğini sanır."

    önyargımız kötü kaderimizdir, hepsi bu.

    yine spinoza ile bitirmek gerekirse; birbirimizi yargılamayı bırakıp işlerin nasıl yürümekte olduğu anlamaya çalışırsak hepimiz mutlu mesut neşeli ördekler olabiliriz belki bir gün. insan değişmek istiyorsa kendi doğasının işleyişine çevirmeli bakışlarını ve yola öyle devam etmeli çünkü.

    özedit: o zamanlar cümle kurmayı bilmediğimi farkettim. sağol sözlük.
  6. gnostisizm gibi hem tarihte hem de günümüzde pek insanı ve fikir akımını etkilemiş bir inanışın karikatürünü yapmak, buna biraz albert camus'den aparmalarla uyumsuzluk sosu ekleyip mizahî dille sözlükte paylaşmak müslümanların allah inancıyla dalga geçmek değildir. belki gnostikler "bizim inancımızı ne hakla böyle çarpıtırsın." diyebilirler ama bu serzenişlerinde onların da haklı olacağını sanmam.

    "bu bizim inancımızla dalga geçiyor, buna seyirci kalamayız." diyenlere kalsak herhâlde ağzımıza tanrı, güç, ulu, kutsal, yaratıcı kelimelerini alamayacağız. çünkü bırakın bu konularda bir eleştiri ya da iddia ortaya koymayı, ne islam inancı ne de allah'a referans vermeden, (vermeyi geçtim) böyle bir imada dahi bulunmadan, bana göre uyumsuzluk felsefesi gibi temelinde ateist olan bir düşünceye yakın ve bir miktar da idealizm içeren bir tarikatın karikatürünü paylaşmak bile inançla dalga geçmek oluyor. ironik oluyoruz, embesil oluyoruz, kafamızda sopa kırılıyor, yavşak oluyoruz, kafamız sikiliyor. ama inançla dalga geçen arlanmaz uslanmaz da biz oluyoruz işin sonunda nasıl oluyorsa. garajımdaki ejderha'yı tanrının yokluğunun ispatı, uçan spagetti canavarı'yla, neşeli ördek tarikatını da müslümanların inancıyla dalga geçmek olarak görenler ya girileri üstün körü okuyup yanlış anlayarak etiket yapıştıranlardır, ya da ikiyüzlüdürler.

    ikiyüzlülük diyince aklıma geldi bu arada, kafamız bir ara sikildiydi ama şu an sikilmiyor, buna da memnun olmak gerek herhâlde.

    (bkz: edit ahlakı)
    (bkz: müstehzi bakınız)
  7. neşeli ördek tarikatı, açıkça gördülüğü üzere tıpkı diğer dinler gibi ruhani değil; dünyevi koşulların dayatımı sonucu ortaya çıkmış ve bu temel gerekçe sebebiyle de "herkesin dini kendine" tipi hoşgörünün "göstermelik" tarafını "sarkastik tutum" olarak bellemeye yetecek kadar gerçek dışı görünmekte.

    inanç dediğimiz şeyi her nasıl ki asırlardır tamamıyla psikoloji ve sosyoloji destekli deneyimlere bağlayamıyorsak; neşeli ördek tarikatından rahatsız olmak, dataları kişiselleştirip alınganlık yapmak mantık ilminin esas alındığı bir evrende inanca yapılmış saygısızlıklardan birkaçı olarak sayılabilir.

    işin yüzeyde kalan kısım bundan ibaret; fakat tüm bunlardan sıyrılıp esas konuya gelirsek mutlak doğru arayışı çerçevesinde "ironi çırpınışı" sanılan bu mücadelenin temelinde yatan şeyin gnostisizm doktrininin sıradan insanlar tarafınca da hayata uyarlanabilirliğinin basit bir kanıtı olduğu görmek, en az "domates dini" yaratmak kadar sıradan bir edim. hal böyle olunca neşeli ördek tarikatı, her türlü gnostik faaliyetin kendi içlerinde geliştirmiş oldukları kabullenemezci çatıya da koşulsuz bir hoşgörü ile yaklaştıklarını halihazırda doğuş amaçları ile özetliyor; fakat alegori her nedense "bilinir" temelde "vak" denilince yalana dönüşmesinden korkulan bir tür "gerçek" olarak bellenmiyor mu, komik olan orası. gülün lan.