belki ilginizi çeker
  1. · haziranda ölmek zor
  2. · şairlere yazılmış şiirler
  3. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  2. · marjinal isim meraklısı aile
  3. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  4. · ezel
  5. · erkekte ses tonu
  6. · yılmaz özdil
  7. · boylumlama
  8. · hicvetmek
  9. · her şeyin şeysini çıkarıyoruz

nazım için yazılan şiirler  

  1. bir şey

    ı
    bir şey ki hava gibi ekmek gibi su gibi
    lazım insana lazım onsuz yaşanılmıyor
    ana baba gibi dost gibi yavuklu gibi
    kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor.

    bir şey ki gözümüzde memleket kadar aziz
    aşk ettiğimiz kendimize dert ettiğimiz
    adını çocuklarımıza bellettiğimiz
    bir şey ki artık hasretine dayanılmıyor.

    ıı
    bir şey daha var yürekler acısı
    utandırır insanı düşündürür
    öylesine başka bir kalp ağrısı
    alır beni ta bursa'ya götürür.

    yeşil bursa'da konuk bir garip kuş
    otur denmiş oracıkta oturmuş
    ta yüreğinden bir türkü tutturmuş
    ne güzel şey dünyada hür olmak hür.

    benerci jokond varan üç bedrettin
    hey kahpe felek ne oyunlar ettin
    en yavuz evladı bu memleketin
    nâzım ağbey hapislerde çürür.


    cahit sıtkı tarancı
    (konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın, 04.09.2009 15:32)
  2. nÂzım'ın yüreği

    usanınca gerçeklerin yalanından,
    kaygan, yüzsüz baskıdan,
    tunç nâzım'ı anımsarım
    ve sesini
    biraz hançerimsi :
    merhaba kardaşım...
    ne o, neden yüzün asık öyle
    boş ver!
    yoksa şiir mi takıldı bir yerde?
    gel, birlikte bitirelim.
    paran mı yok?
    bakarız bir çaresine, dert değil.
    kız mı?
    aldırma bulunur..."
    oysa asıl kendisinde var bir şey,
    içini kemiren
    yüz çizgilerinden dehşetle akan :
    hepsi iyi de,
    şu yürek ağrısı...
    adam sen de
    ağrıyadursun, yaşıyoruz ya..."
    kimisi için şiir bir roldür,
    kimisine bir dükkân,
    kazançtır.
    onun içinse ağrıdır şiir,
    rol değil.
    nâzım'ın yüreği de ağrıdı durdu işte.
    üzerine titreyen doktoru bir gün,
    hani pek de güvenemeyerek,
    uyarmıştı beni :
    "bakın" demişti,
    "keskin konulardan kaçının ki
    ağrımasın nâzım'ın yüreği..."
    hey gidi doktor...
    hastanız gitti.
    yaramadı çabalarınız.
    yüreğiyse onun
    gizli gizli çarparak
    sürdürdü ağrısını
    ölümünden sonra da.
    içindeki acı için ağrıyor,
    türkler için, ruslar için ağrıyor,
    kendisi gibi mahpusta özgür olanlar için
    özgürlükte mahpus gibiler için
    ağrıyor.
    hapishane acılarıyla yanan o yürek
    - ölümden sonra bile -
    dinlemiyor doktorları,
    korkak olduğumuz zaman
    ağrıyor.
    neme gerek dersek
    ağrıyor.
    onun gibi açık yürekle :
    "merhaba kardaşım..."
    diyemezsek ağrıyor...

    varsın ağrısın
    hepsi için yüreklerimiz,
    tek ağrımasın nâzım'ın yüreği.

    yevgeni yevtuşenko
    (konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın, 04.09.2009 15:36)
  3. zindanı taştan oyarlar

    sılanın ufak tefek yolları
    ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
    tepeden tırnağa şiir gülleri
    yiğidim aslanım aman burda yatıyor

    bugün efkarlıyım açmasın güller
    yiğidimden kötü haber verirler
    demirden döşeği taştan sedirler
    yatak diken diken yastık batıyor
    yiğidim aslanım aman burda yatıyor

    bir şubat gecesi tutuldu dilin
    silaha bıçağa varmadı elin
    ne ana ne baba ne kız ne gelin
    yiğidim aslanım aman burda yatıyor

    ne bir haram yedin ne bir cana kıydın
    ekmek kadar temiz su gibi aydın
    hiç kimse duymadan hükümler giydin
    yiğidim aslanım aman burda yatıyor
    döşek melil mahzun yastık batıyor

    mezar arasında harman olur mu
    onüç yıl hapiste derman kalır mı
    azrail aç susuz canın alır mı
    yiğidim aslanım aman burda yatıyor
    döşek melil mahzun yastık batıyor

    zindanı taştan oyarlar
    içine bir yiğit koyarlar
    sağa döner böğrü taşa gelir
    sola döner çırılçıplak demir
    çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir
    döşek melil mahzun yastık batıyor
    yiğidim aslanım aman burda yatıyor

    dilimde dilimi bulduğum, gücüne kurban olduğum
    anam babam gibi övdüğüm
    dayan aslan ustam yiğidim dayan
    dayan hey gözünü sevdiğim
    bugün efkarlıyım açmasın güller
    yiğidimden kötü haber verirler

    sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
    kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
    şiirin gökyüzü gibi herkesin
    sen kızılırmak'casına bizimsin
    en büyük demircisi dilimizin
    canımız ciğerimizsin

    bugün burdaysa şiirin yarın çin'dedir
    bütün hışmıyla dilimiz
    kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir

    bugün burdaysa şiirin yarın çin'dedir
    acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla
    bir yanı nur içinde tertemiz
    bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir
    bugün burdaysa şiirin yarın çin'dedir
    bütün hışmıyla dilimiz
    kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir

    bedri rahmi eyüboğlu
    (konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın, 04.09.2009 15:37)
  4. nÂzım nÂzım

    suç çağında suçsuzluğa katlananları
    ben şairim, nasıl bağışlarım
    gül değse incinen bu yürek
    yandı bir başka biçimde nâzım nâzım

    tavus tüylerine şiir dizdiler
    can gözüyle baktım ayağını gördüm
    yani çirkinliği gördüm, yani cüceliği gördüm
    ömrümde kişiye şiir yazmadım nâzım nâzım

    yurdunu satanın adını anmam
    hayına hırsıza yok sözüm
    duydum ki dünyayı aşıyorlar
    yadellerin yiğitleri, dal boyluları
    ne sağcı oldular ne solcu
    beni aşsın diye doğurduklarım
    bir kez daha yandık, bir kez daha yandım nâzım nâzım

    her bilgi bir yeni burjuva
    her üst okul birkaç kuru başı çekip çıkarmaya
    ne alçalma bir lokma bir çul için
    bir yol bulup kurtulan kurtulana
    ittin sınıfını rahatını, düştün mapusa yokluğa
    bey soylum paşa soylum güzel emekçim nâzım nâzım

    ülkende şiirlerin dolanıyor
    kavgan içten içe sürüp dayanıyor
    uzak mezarında bir kırmızı karanfil
    ne denli tutsam kendimi
    usul usul bir yerlerim kanıyor
    sonsuz gurbetçim, koca şairim nâzım nâzım

    suç çağında suçsuzluğa katlananları
    ben şairim, nasıl bağışlarım
    gül değse incinen bu yürek
    yandı bir başka biçimde nâzım nâzım

    gülten akın
    (konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın, 04.09.2009 15:40)
  5. pablo neruda'nın yazmaktan eksik kalmadığı şiirlerdir.

    güz çiçeklerinden nazım a çelenk

    niçin öldün nazim?
    ne yapariz simdi biz
    sarkilarindan yoksun?

    nerde buluruz baska bir pinar ki
    orda bizi karsiladigin gülümseme olsun?

    seninki gibi atesle su karisik
    aciyla sevinç dolu
    gerçege çagiran bakisi nerde
    bulalim?

    kardesim,
    öyle yeni duygular, düsünceler yarattin ki
    bende,
    denizden esen aci rüzgâr
    kapacak olsa bunlari
    bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir
    yasarken seçtigin
    ve ölümünden sonra sana barinak olan
    oraya, uzak topraga düserler.

    al sana bir demet sili kasimpatilari
    al güney denizleri üstündeki ayin soguk parlakligini,
    halklarin savasini, kendi dövüsümü
    ve yurdumun kederli davullarinin boguk
    gürültüsünü
    kardesim benim, dünyada nasil yalnizim sensiz,
    çiçek açmis kiraz agacinin altinina benzeyen
    yüzüne hasret,
    benim için ekmek olan, susuzlugumu gideren, kanima
    güç veren
    dostlugundan yoksun.

    hapisten çiktiginda karsilasmistik seninle,
    zorbalik ve aci kuyusu gibi los hapisten,
    zulmün izlerini görmüstüm ellerinde,
    kinin oklarini aramistim gözlerinde,
    ama parlak bir yüregin vardi,
    yara ve isik dolu bir yürek.

    ne yapayim ben simdi?
    tasarlanabilir mi dünya
    her yanina ektigin çiçekler olmadan
    nasil yasamali seni örnek almadan,
    senin halk zekani, ozanlik gücünü duymadan?
    böyle oldugun için tesekkürler,
    tesekkürler türkülerinle yaktigin ates için.
    (laein, 04.09.2009 15:44 ~ 15:45)
  6. (bkz: haziranda ölmek zor)
    (marjane und eudaimonia, 04.09.2009 15:45 ~ 12.09.2009 21:13)
  7. korkmadan yazdı şiirlerini sokağa çıkar gibi rahat
    ancak yalan söylemeyenler korkmaz rahat yazmaktan
    sokağa çıkarken bildi karıştığını kimlerin arasına
    kimlerin yanında yer alacağını kimlere karşı
    bildi bir kavgaya raslayınca kaçmayacağını
    güçlüyse bir yanı kavganın bir yanı haklı
    bildi yerini alacağını haklının yanında
    savaşacağını yılmadan boyun eğmeden güçlüye

    apaçık yazdı şiirlerini bir avuç su içer gibi yalın
    ancak haklı olanlar korkmaz yalın konuşmaktan
    ırmağa bakarken dedi su nasıl her şeyi gösterirse
    hangi kaynaktan çıktığını döküleceğini hangi denize
    ağaç nasıl sererse gözler önüne tohumu ve çiçeği
    duru olmalı öyle konuşulan söz de eylem de
    insana aykırıdır çünkü doğaya aykırı olan
    çünkü engelleyen yok bulanıklıktan başka gerçeği

    umutla yazdı şiirlerini sabahı bekler gibi doluyürek
    ancak emek verenler korkmaz yarını beklemekten
    içeri girerken düşündü bir gün açılacağını kapıların
    toprakta tohum neyse insan odur dört duvar arasında
    ne çaresizlik yaraşır ona ne eli kolu bağlı oturmak
    yeter ki bilsin terden varılacağını mutluluk harmanına
    bilsin girdi mi savaşa dayanmak gerekeceğini
    güneşin er geç buluttan çıkacağını ihanet etseler de

    verimli bir şafak dölüdür nâzım'ın şiiri
    inmiş yeryüzü tarlasına insan dilinden
    eğitir bilinç ocağında kiminin yüreğini
    kiminin ateş yağmurudur ter dökmeyen alnına

    kemal özer
    (konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın, 04.09.2009 15:50 ~ 06.09.2009 20:52)
  8. uzağı göremeyen gözleri vardı;
    fakat kalbi delip geçen...
    sımsıcak yaz sabahlarında,
    bulutsuz mavi gökyüzüne bakıp bakıp
    güneşi içenlerin türküsünü söylerdi,
    o bir komünistti.
    güneşi içenlerin türküsünüsöyledi
    ve gitti...
    (çok zor soru değil bu hadi çöz ver, 12.09.2009 16:34)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil