aslı; ‘’büyük türk şairi nazım hilmet’in mezarı bir gün mutaka olması gereken yere, vatan topraklarına getirilecektir’’ şeklinde ve ötesi iddiasında, politikal samimiyetinde olan
bülent arınç demeci.ancak dikkatli bakılıp, şakşakçılık yüzeyselliğinden biraz daha derinlere inildiğinde nedense, hissettirdiği samimiyet boş bir temenniden öteye gidemeyen söz. öyle ki temenni şekli halihazırdaki durumundan beter.
berlin duvarı yıkıldı, sovyetler birliği tarihe karıştı, soğuk savaş denilen saman altından sidik yarıştırma evrensel gerizekalılığı sona erdi fakat bizim illerde o günlerden kalan buz tutmuş hasımiyet henüz çözlüp eski defterler kapatılamıyor. ki ömrünü kendi inançları doğrultusunda, ülkesi için bir sürgün hayatı içersinde geçirip, atasından kalma itibarla paşa konaklarındaki zevkü sefalığı elinin tersiyle iten
nazım hikmet'in mezarı; son isteği, vasiyeti yerine getirlip olması gereken yere getirilemiyor.
kimsede o cesaret yok. nedeni ‘’şimdi mi aklınıza geldi; şimdiye kadar aklınız neredeydi’’ sorusuyla karşılaşmak sanırım. ve tabi ki kutsal adledilen devletimizin bir nevi özrü..ama olsun, şahsım adına böylesi bir sitemden ziyade; ‘’zararın neresinden dönülse kardır’’ tesellisine sığınıp, susacağım.
* tabii zenginin keyfi oluncaya kadar fakirin canı çıkarmış. böylesi de bir handikap var.
politikal bir samimiyet…rant siyaseti, ve kasaba cingözlüğüyle pastadan paylanarak irileştirdikleri popolarıyla tbmm’nin 3’te 2sine oturan bir gürühtan çıkma belagat üstadı meclis başkanı arınç hala ‘’bir gün mutlaka’’ diyorsa, aslında her şeyden önce ‘’yasama, yürütme, yargı’’ üçlüsünü tekrar bir gözden geçirmek gerek. yıllar sonra ‘’pardon’’ deyip hem vatandaşlığını iade etmek hem de vasiyetini gerçekleştirmek için nasıl bir güç olması gerekiyor ? işte bu soru akıllara ziyan. yoksa bürokrasi denilen poligonal jetonlu düzenek sanıldığından daha mı hantal ya da oportünist söylemlerle gün mü geçiriliyor? zira eyleme geçirilemeyen, hikmet’in mezarı başında ‘’3 ihlas bir fatiha’’ ikamesi olarak tutulan arınç’ın dileğinin başka bir açıklaması olamaz.
‘’bir gün mutlaka getirilecektir…’’ siyaset bir bayrak yarışı. meclis başkanımız bu, özenini sözden öte geçiremediği dileğinin uygun vakti için, 23 nisan’da koltuğuna oturttuğu ‘’minik yavrucağın’’ başkalık dönemini de işaret ediyor olabilir, uygun zaman o gündür; kim bilir?
ama bildiğim bir şey var. o da nazım hikmet’le aynı dönemlerde yaşamış, ülkesinin güneşli günleri için bir başka pencereden bakmış ve belki de meclis başkanımızın kültürel dünyasındaki bir kaç km taşının sahibi
tarık buğra'nın bir kitabının adıdır.
yarın diye bir şey yoktur..