yani hem şekilsel hem de duyumsal bağlamda hoş bir cümle olmasa da, kullanan kişiyi yerden göğe kadar haklı çıkaracak bir önerme. hiç de iyi bir şair olmamasına rağmen vakti zamanında sırf politik kimliği nedeniyle gündeme gelen, daha sonra da bunun mirasıyla marjinal kişiler tarafından bir sembol haline getirilen şairimsiden nemalanan cahillerin sohbet aparatifi.
allah aşkına kaç tane nazım dizesi insanın aklında yer edebiliyor ya da beyninden vurulmuşa döndürüyor. onunla aynı dönemin şairi necip fazıl'ın günahı neydi yahu? kat kat üstün dizeleri olmakla beraber şiire getirdiği yeniliklerle de türk şiirinin rotasında önemli bir paye sağlamıştı.
dünya şiir antolojilerini su gibi bilen ve tüm şairlerin, şiir akımlarının ülkeleriyle derinlemesine inceleyen bir entellektüel olarak şunu söyleyebilirim: nazım hikmet iyi bir şairdir, o kadar, asla "top" klasmanında yer alamaz.
ne özdemir asaf'ın laf sokuşları, hazır cevaplığı, kelimelerle taşak geçişi vardır onda ne de cemal süreya'nın çocuksu fırlama çoşkusu, aşık hüneri. atilla ilhan'ın arabesk kokan samimiyetine bile uğrayamaz. edip canseverdi orhan veliydi onlardan söz etmiyorum bile. "en sevdiğim şair nazım hikmet" derken herkes durup bir düşünmeli. sırf artistlik olsun diye bir şaire converse ayakkabı muamelesi yapmak hoş değil
insan
ya hayrandır sana ya düşman
ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan - nazım hikmet
ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar - necip fazıl kısakürek
görüldüğü gibi iki şairin de akılda kalan dizeleri olabiliyormuş zira ikisini de ezberden yazdım. rahmetli olmuş literatüre geçmiş şairleri birbirine vuruşturarak ne kazanılmaya çalışıyor, neyin iddiası yapılıyor hala bir anlam veremiyorum.
peki sırf solcu olduğu için bir sanatçının sanatına b.k atabilmek, sevenlerini popülist ilan etmek kimde var?
evet, durup düşündüm ve anladım ki bu memleketin düze çıkabilmek için sanatçılarını ideolojilerinden arındırıp değerlendirebilen insanlara da çok ihtiyacı var...
nazım hikmet devrim düşüncesini toptan üstlenmiş ve sonuna kadar götürmek cesaretini gösteren bir yazardır..devrim düşüncesiyle şiirsel yük müthiş bir bütünlenme içindedir..dikkat edilmesi gereken şudur tanımlayamadığımız duyguların tabiri özdemir asaf'ın işidir düşüncesini doğurmuştur.. görecelidir.. nazım hikmet'e asla ve kat'a kötü bir şair denmemektedir..farklı kulvarlarda farklı duygu yoğunluğu yaşatmaktadırlar...
aslında yeni olmayan bir önermedir. 1950'lerden sonra yayın hayatına başlamış herhangi bir edebiyat dergisini alın içinde buna benzer bir yığın önerme bulursunuz. istenildiği kadar cevap verilmeye çalışılsın bu tür önermelere başarılı olunamaz; çünkü bu bir dar kafalı sağcı postülasıdır (dar kafalı diyorum çünkü mesala mehmet altan da sağcıdır ama böyle şeyler söylemez o.) ve siz ne kerte sağlam argümanlar sunarsanız sunun karşılığında hiçbir olumlu sonuç alamazsınız postüla sahibinden. o yüzden, "belirleyici olan daima nereye baktığın değil; nereden baktığındır" deyip kesip atılmalı, yürek tüketilmemelidir.
"üstümüzden geçti bulut
badem gözlüm beni unut" *(hiroşimaya atılan bombanın binlerce kilometre ötedeki bir gölün üzerinden geçtiği anda balıkçının radyasyon alması)
"kapıları çalan benim kapıları birer birer
gözünüze görünemem göze görünmez ölüler" * (aynı atom bombası yüzünden ölen ve bir daha şeker yiyemeyecek bir çocuk)
"adını kol saatimin kayışına kazıdım" (hapishanede kadınına duyduğu hasretle yaptığı bu kazıma işlemi hatta "sana tahtadan bir çekmece yaptım" ifadesi gerçektir. adına açılan bir sergide saat de çekmece de tarafımdan görülmüştür.)vb.
binlerce telkari gibi işlenmiş her satırından hüzün,hasret ve samimiyet akan, nefes alan binlerce şiir. onlarca dile çevrilmiş dizeler.
aşkı, hüznü, sevgiyi yapaylığa boğan ise failatun failünü tutturmak adına ne olduğu anlaşılmayan hatta doğru kullanılmayan yüzlerce arapça sözcüğü dilimize sokup şiiri de türk dilini de piç eden şairlerdir.
nazım hikmet balon bir şair değildir. bunu söyleyen yanılır. yalnız şu da vardır ki, nazım'ın iyi şairliği gerçekten yer yer abartılır. her şair gibi, nazım'ın da kötü şiirleri vardır fakat "abi bu şiir güzel değil ya.. yakışmamış nazım'a" demeyene cesareti olan yoktur.
sonuç, nazım hikmet ran, ideolojilerden bağımsız olarak iyi bir şairdir. beğenmeyen beğenmeyebilirdir, yalnız sezar'ın hakkıdır. sezar'adır.
güzel ülkemde böyle düşünen "odunsu" yaratıkların var olduğunu bilmeme neden olan ve bununla birlikte uluslararası platformlarda onur,gurur,mutluluk duymamı sağlamayacak olan,düşünce özürlü beyinlerin ürettiği aptalca "fikircik"
vakti zamanında duygu asena da buna benzer bir kelamda bulunmuştu.can baba cevabını iyi vermişti.
-nazım hikmet karpostal şairidir.
-kart sensin postal da sana girsin.
(bkz: can yücel)
"maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
şarkın kurtulduğu gün sefil ruhunu çarmıha gerer,
karşısında
cıgara içerdim..."
"mademki malubuz bu kere
netsek, neylesek zaid
gayrı uzatman sözü
mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..."
"yağmur çiseliyor
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi
yağmur çiseliyor
beyaz ve çıplak mürted ayakların
ıslak ve karanlık toprağın üzerinde koşması gibi..."
"...
fakat emin ol ki sevgili
zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse ipi boğazıma
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar nazıma!..."
"...
dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
paşalar onun arkasındaydılar.
o, saati sordu.
paşalar "üç" dediler.
sarışın bir kurda benziyordu
ve mavi gözleri çakmak çakmaktı
yürüdü uçurumun kenarına kadar
eğildi,durdu.
bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
kocatepe'den afyon ovası'na atlayacaktı.
" onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil,
hakim
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır..."
bir çırpıda, yalnızca başlığı ve açanı gördükten sonra ezberden girilmiş, ve düzeltilmeye gerek dahi görülmemiş şu dizelerin kalmadığı akıl, akıl değildir. sencesi bencesi yok.
öncelikle nazım hikmet iyi bir şairdir, bu nedenle ilk bakışta yanlış gelen bir önermedir. ancak üzerinde biraz düşünüldüğü zaman balonluktan kastın ne olduğu anlaşılabilir. aynı şekilde "ahmet haşim abartılmış balon bir şairdir." şeklinde bir önermeyle karşılaşılsa eminim ahmet haşim bu boyutlarda savunulmaz ya da iyi şair olduğu halde şu an gündemde olmayan, gençliğin converse muamelesi yapmadığı bir başka şair... körü körüne bir savunmaya girişmek, takım tutar gibi şair sevmek gözümde "sezen aksu'nun bütün insanlardan üstün olduğu gerçeği" başlığını açmaya benzer. benim nazım'ı beğenme hakkım olduğu gibi başkasının da beğenmeme hakkı vardır. edebiyat bir zevk meselesidir.
şairlerin bile moda olduğu bir dönemdeyiz. sözlüğü biraz takip edersek bazı şeylerin sırf moda olduğu için bokunun çıkarıldığını görebiliriz. nazım hikmet sırf ideolojisi, görüşü veya moda olması nedeniyle sevilemeyecek kadar büyük bir şairdir. lütfen hatunları etkileme, entelektüelim ben hey ooo, şiirle de ilgilenirim böyle de mükemmel bir insanım ucuz oyunlarına nazım hikmet'i alet etmeyiniz. çünkü "öyle mi peki en çok hangi şiirlerini seviyorsun?" dediğimde şarkı sözü olmuş şiirlerinden başka şiirini bilmeyenlerden, kült şiirlerinden başka örnek veremeyenlerden sıkıldım.
bu düşünceyi ortaya atana, en güzel cevabı şair bu dizelerinde versin.
akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi.
kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
bir dev gibi seviyordu dev.
ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi.
mini minnacıktı kadın.
rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
okuyanın kalbine ince bir çizik atan "balon" şairlerimizden biridir. bütün "balon" şairler gibi o da ruhunuza dokunur, midenize yumruk gibi oturan dizeleriyle "propaganda" yapar ve beyninizi yıkar. çok tehlikelidir çoook. hemen patlatılmalıdır bu "balonlar". yoksa allah korusun din falan elden gidebilir.
nazım özgürlüğü, sevdayı, vatan sevgisini ve gurbet duygusunu betimlemiştir şiirlerinde. yasaklı olmasına rağmen her resmi bayramda, törenlerde onun şiirleri okundu, şiirlerinden bestelenen şarkılar söylendi. bizler aşıladığı bu yoğun duygularla sevdik, bağrımıza bastık nazımı.
şimdi ise birileri cıkmış "necip fazıl daha iyidir, bu daha kötüdür" diyebiliyor. emperyalist toplumun genclere empoze ettiği "yenmek, yenilmek, rakibini bertaraf etmek vb." bakış açılarıyla sanata, şiire bakmaya çalışıyorlar. onlar icin bu, her şairden, her şiirden farklı bir haz almak, farklı bir duyguyu, düşünceyi yakalamak çabası değil. onlar "kim kimden daha iyidir? kim kimi döver?" gözüyle bakıyorlar. öyle ya hayatlarındaki tüm mücadele birilerini yenmek, ezmek, basamakları tırmanmak cabasıyla gecti. bu sebepten sanata da böyle bakmaları doğal. bu sacma sapan bakış acılarıyla ne bir şiiri anlayabiliyorlar ne de şairin okuyucuya benimseymek istediği bir duyguyu.