özellikle ilkokul dönemindeki çocukların "nasılsın?" sorusuna verdiği cevap
hiiiç olur.
nedendir bilinmez ben de böyleydim, ilkokul döneminde kiminle konuşsam çoğu böyle. bazen bazı çocukların ağzından en fazla "iyiyim" lafı çıkar. "kötüyüm", "karnım ağrıyo", annemle kavga ettim, "
hayat zor ve acımasız" diyene hiç rastlamadım ben mesela.
gerçekten bir hiçliğin içinde midir o çocuklar yoksa yaptıkları, yaşadıkları, sorunları, sevinçleri büyükler tarafından
hiç önemsenmeyecek derecede önemsiz şeyler olduğu için midir bilmiyorum ama çoğunun cevabı
hiiiç olur.
+nasılsın bakalım?
-hiiiç
+hiç mi? nasıl hiç?
-...
+insan hiç
hiç olur mu?
- bilmem.. hiç işte..
eğer sonuna kadar böyle giderse yavrucağın "kimse beni anlamıyor, lanet olsun!" diyen
gotik hatun,
batsın bu dünya diyen arabesk tutkunu ya da doom metal tutkunu olmaması işten bile değildir.
ama orta okul dönemi her şeyin normalleştiği bir dönem olur neyse ki. her şey ya iyidir ya kötü. hayatımızın belki de en net olduğu dönemidir o dönem. iyiyizdir çünkü matematikten beş almışızdır, kötüyüzdür çünkü babamız sinemaya gitmemize izin vermemiştir. bu kadar..
+nasılsın?
-iyiyim, annem un kurabiyesi yaptı! sen?
+kötü, yeni aldığım cetvelim kaybolmuş böhühühü
netlik bu işte hayat, aşk-meşk sorunları yok negzel ...
neden sonra (evet çok sevdiğim bir kalıptı nihayet ben de kullandım) bir haller olur çocuklara liseye gelirler ve birden her şeye isyan ederler. hayat kötü yönünü daha fazla göstermeye başlar.
lanet olsun kimse beni anlamıyor! yakarışları daha fazla duyulur ya da hayatın monotonluğunda şikayet edilir. bir bakıma haklılar da sanırım okul-ev-dershane-öss... ne yazık bi dönem...
+nasılsın?
-aynı işte, yuvarlanıp gidiyoruz, sen?
+aynen,
monoton, okul ev okul ev...
-bizimki de hayat değil ha.. koyun olsaydık keşke sadece otlardık, ne anne baba kavgası, ne sevgili sorunu sadece yemek derdi. peeeh. bi yandan öss
+sus abi fena oluyorum.
liseden sonra ise nihayet hayata biraz daha atraksiyon girer göreceli özgürlükle birlikte. başka bir şehir, yeni bir okul, dahası üniversite mekanı, yeni bir ev üstelik anne-baba yok. bir yerde iyice artmaya başlayan kendini ifade etme çabası, özgünleşme arayışları, özgün, değişik cevap bulma yarışı.
nasılsın sorusunun cevabı
nasılsınım bile olur.
ya da sadece huzurluyum demek yerine "gün batımında kırda otlayan koyunlar kadar huzurluyum" denir.
bilgisayarından tüm arşivi silinen kişi nasıl olduğunu şöyle ifade eder:
-inanır mısın new york polis departmanı arabasının üstünde elinde starbucks kahvesi sırtında battaniye ile yoksunluk nöbetleri geçiren bir kadın gibiyim (bkz:
@1139373)
üstüne laf söylemeye gerek yok tabi
*
+nasılsın abi?
-( evet işte beklediğim fırsat. hadi olum göster kendini.. evet anahtar kelime özgünlüktü di mi.. hehh ne desem ne desemm bu ne portakal.. aha olabilir lan.. hıımm..)
suyu sıkılmış portakalın arda kalan posası gibiyim abi.. sen nasılsın?
+(ohha! lann.. iyiyim dese ölücek sanki.. şimdi bunun da altında kalmamak lazım, görürsün bakalım şimdi sen.. ama uğraşamam yav, uykum da var.. aha buldum! )
uykusu varken uyuyamayıp da koyunları çitten atlatmaya çalışan çocuk gibiyim abi.. bekliyorum ihtiyacım olan şeyi ama gelmiyor.. belki de yanlış yolu deniyorum..
-(vay ibne! çalışmış lan bu! adama bak.. püüü.. neyse..)
hayat be abi.. ehe.. neyse görüşürüz sonra hadi iyi günler..
+hadi koçum.. sana da rekonstüktif günler
*
-eyvallah..