binlerce küçük sulu, kırmızı tanecikten oluşmuş tadına doyulmaz, yemesi ayrı bir zevkli meyve. karasal iklimde yetişir. ağacı suyu sevmez. ekşi ve tatlı olmak üzere iki çeşidi vardır. ekşi narlar nispeten daha küçük olur. nar ekşisi ve nar pekmezi, narın tadılması gereken türevleridir. çok bildik çocuk bilmecelerinin baş rol oyuncusudur.
çiçeklerin eksilen suyuna su,
yazın yanına hatırayı ekledik,
çekirge sesleri ve
öğle güneşi altında narın
olgunlaşmasını bekledik.
bekledik, başka başka odalarda
çektiğimiz ağrı dinsin,
bir çocukluk düşü gibi
ince bir sızıya dönsün diye
yaza sedeften bir anlam ekledik
biliyorsun,
bir başdönmesi gibi sürüyor hayat,
yazların yanına yazlar ekleniyor,
zaman uzun bir sıcağa dönüyor burada,
ağırlığına duygunun, taşınamazlığına
ve yazlar hatıraya...
sığındığımız konuşmalar kesecek mi ağrıyı?
ağacın güzelliğindeki mânâ sönmeyecek,
köklerinde sürecek mi aşk?
ah benim hayal kardeşim,
bizim bu aşktan alacağımız var,
dinsin ayrı odalarda çektiğimiz ağrı,
yaz geçip gitsin ve olgunlaşsın nar.
ayıklaması zor ama yemesi de bir o kadar zevklidir.tanelerini o beyaz kısımlarından ayırarak iyice temizleyip bir kaseye koyarsınız,sonra kaşığınızı alarak afiyetle yersiniz.ağzınızda o ilginç tadını bırakırken siz sert kısımlarını çiğnemeye ve dişlerinizin arasından temizlemeye çalışıyor olursunuz.
(bkz: olsa da yesek)
doğu edebiyatında kadına gönderme yapar. rahime daha doğrusu. baharda dalıyla koparılıp duvara değmeyecek şekilde asılırsa kışın afiyetle yenebilir, kendini saklar.
adem yaratıldığında şeytan ve ademe okuması için iki harften oluşan bir kelime gösterildi, nun ve re harfleri,
adem okudu: nur
şeytan okudu: nar
herkes kendi tabiatını okumuş oldu..
küçükken anneannem tarafından, eğer bir tek tanesini bile yere düşürmeden yersem cennete gideceğim yönünde kandırıldığım meyve.
(not 1: amma safmışım)
(not 2: anneanne, sen de az çakal değilmişsin he, dökmeyim yere diye)
(moya the song, 28.07.2006 17:22 ~ 30.07.2006 21:06)
bolluğu, bereketi simgeleyen meyve. ana tanrıça kibele'nin ve ishtar'ın elinde görülür. yılbaşı gecesi yeni yılın ilk dakikalarında eşikte nar patlatılırsa tüm yılın bolluk bereket içinde geçirileceğine inanılır.
adından da belli olduğu üzere mercan dede'nin ateşi anlattığı albümüdür. var olmanın yarattığı ateşin tezahürleridir bunlar. öz'ün sesinin ateş (nar-ı ney), coşkunun ateşi (nar-ı mey), sevgiliye duyulan ateş (nar-ı yar), her şeye duyulan, özlerin hepsi olan bütün bir'e duyulan "aşk"ın ateşi (nar-ı aşk), göğü aydınlatan güneşin ve insanın içindeki güneşlerin ateşi (nar-ı şems), hayatın yarattığı ilk kıvılcımın büyüttüğü ateş (nar-ı can), bir olmanın, bütünleşmenin yarattığı ateş (nar-ı cem) ve son olarak karanlıktan sonra doğan ışığın getirdiği ateştir (nar-ı seher) bunlar.
zihnin içindeki sisleri kaldırabilen bir albümdür.
ortaçgil'in insanla arasında muhteşem bir ilişki kurduğu meyvedir.
"nar gibi güzelliğin gizliydi, vereceklerin fazlaydı insanlar inanmadılar."
(bkz: bu su hiç durmaz)
doğurganlık sembolü olan bir meyve hatta binbir gece masallarında nar için özel bir bölüm bile vardır. narın soyulması, kan rengi damlaları ve sonrasında çoğalması; genç kızın bekareti, soyunması ve doğum olayı ile bağlanmış, çoğu yörede gerdek gecesi kapı önünde kırılan narın sebebi de bu olsa gerek dedirtmiştir.