namus herkesin kendi kafasında tanımladığı, diğer insanları da kendi kafasında oluşturduğu bu tanıma göre sınıflandırdığı bir kavram. kargaşası hatta.
namus insanın kendine yakışanı giymesidir.
herkese yakışan kıyafet farklıdır. köyde büyümüş bir kızımız efil efil yazmasıyla, rengarenk yöresel yazmasıyla basmasıyla arz-ı endam etse herkes "vay be kıza bak ne güzel giyinmiş, cafer abi'nin kızı zaten, iyi, namuslu vs" demez mi? aynı şekilde şehirde çalışan bir bayan kızımız mini eteğiyle bir bara girse ve yanına bir gecelik geçici bir zevk amacıyla yanaşan tüm erkekleri elinin tersiyle itse, o erkekler "kız da ne namuslu çıktı anasını satayım!" demezler mi?
o yüzden namus nedir diye sorsanız insanın kendine yakışanı giymesidir derim.
dip not: nedir namus? kime göre neye göre namus? hangi namus? woher kommst du?
yıllar sonra dip not: bir zamanlar üst taraflar giriydi hep. bu da biraz cevap niteliğindeydi. havada kalmış olabilir. her şey kafada.
kişilerin kendi yaptıklarına bakmadan, ondan bundan duyduklarıyla hakkında kesinlikle yorum yapmamaları gereken kavram...
ben de "küçükken" namusun sadece biriyle yatmaktan ibaret olduğunu sanırdım.. çocuk aklı işte..
namus yaşanılan ortama bölgeye göre farklı anlamlar yüklenebilecek ancak sonuçta insanların diğer insanlara duyduğu ve gösterdiği saygıya bağlanan bi kavramdır.ancak bunun yanında ortak namus tanımlarıda olduğu unutulmamalıdır.örneğin bir hırsızın yaptığı burda da namussuzluktur herhangi başka biyerdede
neden sadece kızlarla ilgili bir sahiplenme güdüsü olduğunu anlamadığım, yatakta 2 evli kişi yakalansa kadının kaltak erkeğin ise "haşin", "çapkın" gibi farklı statülerde sıfatlarla nitelenmesine yol açan algılara sahip kavram.
türkiye'de namus denince akla hemen kadın bedeni ve cinselliği gelir, namus bu dar kalıp içinde değerlendirilir. namus şovenizmliğini de en çok erkekler yapar, çünkü akılları hep bastıramadıkları doğru dürüst yaşayamadıkları cinselliktedir.namuslu-namussuz ayrımı yapılır,bir taraf ötekileştirilir ki namuslu tanımı yapılabilsin. bilimmiş ilimmiş bunlar hikaye kadınlarımız namusluysa bizden mutlusu yoktur. bir kadının kişiliği,eğitimi,duyguları,varlığı önemli değildir. onu iyi ya da kötü yapan şey evlenene kadar cinselliğini yaşayıp yaşamamasıdır. insan olarak pek bir değeri yoktur bu anlamda kadının, onu değerli yapan şey kirletilmemiş olmasıdır! cinsellik kirlidir,daha doğrusu kadının kirlendiği birşeydir, erkeği pek bağlamaz,onun doğuştan gelen hakkıdır, erkeklerin istekleri vardır, isteklerini dizginleyemeyebilirler bazen o nedenle geneleve gidebilirler ya da tek gecelik ilişkiler yaşayabilirler.. bu ise çok insani bir durumdur hiç bir ahlaksızlık yoktur hatta genelevler toplumumuzun ahlakını korur,kadınlarımızın da namusunu, yoksa genelevdeki kadınlar araçtır pek önemleri yoktur zaten.. zorla çalıştırılmaları da ahlakidir,toplumdan dışlanmaları tu kaka ilan edilmeleri de hepsi toplum ahlakını korumak içindir.. zaten tek gecelik ilişki yaşayan kadını anlamak mümkün değildir,bunlara evlenmeden cinselliğini yaşayan kadınları da ekleyebiliriz , yaptıkları şey gayri ahlakidir,cinsellik kadının isteyeceği birşey değildirki! onların da toplumda sıfatları hazırdır,hayır gelmez onlardan ,erkek önüne gelen fırsatı değerlendirir sadece onlar da araçtır..
bir kadının sevişmek istemesi gayri ahlakidir,iyi kadınlar sevişmez,onlar imzayla sevişebilir ancak böylece hep beraber mutlu mesut yaşarız.. namuslu, vicdanımız rahat .. kadınlar mı onlar kraldan çok kralcı zaten..
direk olarak tdk'nın tanımına göre namus: "bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık."
toplumumuzda ve bize benzeyen toplumlarda namus kızlık zarından, harama el uzatmaktan ve adet,gelenek ve göreneklere aykırı davranmaktan ibaret olarak görülmektedir. ancak bu çok dar ve esnek olmayan bir tanımdır. namus kavramı bir toplumu dengede tutan, o toplumun sosyal yaşamda (ahlak'ı ilgilendiren konularda) belli sınırlar arasında davranabileceğini söyleyen ve bunu sağlayan bir kavramdır. işte namus kavramına ihtiyaç duyulmasının nedeni de namusun tam tanımı da budur. mesela, bir evlat kalkıp annesine babasına bağırıp çağırdığı zaman ahlaksızca, terbiyesizce bir harekette bulunmuş olur ve bu davranış ahlak kurallarına aykırı düştüğü için namussuzca bir hareket olarak görülebilir!! bunun yanında kızlık zarı dediğimiz şey sadece iki cinsin birleşmesi sonucunda yırtılan bir biyolojik yapı değildir. kızlık zarı ince olduğu için yırtılmış olabilir, kendini tatmin etme sırasında yırtılmış olabilir ya da doğuştan olmayabilir de!! bu gibi durumları ise namussuzluk olarak addetmek çok saçma olur. tabi sürekli birileriyle yatıp kalkan, kaşar konumuna düşen birinin "namusluyum" demesi ne derece mantıklıdır orası da tartışılır. bu nedenle namus kavramını iyi irdelemek ve ne kadar ince bir çizgiye tekabül ettiğini iyi anlamak gerekir.
peki günümüzde namus kavramı neden böyledir? niçin tecavüze uğrayan kız yerine tecavüzcüsü öldürülmemektedir ya da tecavüze uğrayan kişi niçin tecavüzcüsüyle evlendirilmektedir?!! sizce en büyük namussuzluk bu değil midir? insan öldürmek ve bir insanı tecavüzcüsüyle evlendirmek, namusunu kurtarmaya çalışırken namusuzluk timsali olmak değil midir? hem de ortadaki namussuzluk tecavüzcünün eseriyken!!
işte bu gibi durumların ve soruların ortaya çıkmasının nedeni, insanların "toplum ne der?", "kimse yüzümüze bakmaz vallahi!!" gibi dar ve gerçekten yerlerde sürünen, basit düşüncelerle hareket edip, toplumun genelinin yanlış ve dinde hiçbir şekilde yeri olmayan bir kanıya sahip olabileceği ihtimalini göz ardı etmeleridir. bu insanlar ya cahildir ya da böylesi işlerine gelmektedir.
kısaca namus, sadece cinsellikle ya da sadece törelerle ölçülebilecek bir kavram değildir. çünkü benim gözümde, tecavüze uğrayan kız değil onu öldüren baba namussuzdur. çünkü benim gözümde anasına babasına küfür eden insan evladı namussuzdur.
mahalle maçlarında bile bacak arasında saklıdır.
iki bacağın arasından* atılan golün namusu götürdüğü rivayet edilir.
gol atılır ve sağ el yumruk yapılırken:*
+ namus.. diyip
aynı tempoda bir yay çizilerek santra alanına doğru gidilir.
türk halkının hayatının büyük kısmını yerini aramakla geçirdiği şeydir.
namus nedir, nerededir.
kasıkta mıdır yoksa beynin alt lobunda mı, yoksa kıçınızın içine mi kaçmıştır.
bir kesim insan sürekli ve her surette arar bunu! herkese değil tabi ama kızlarla ilgili sürekli aramakta olan ve bu uğurda türlü kavgaya giren bazı namus dedektiflerine bakınca aklıma bir anekdot geliyor.
napolyon a, düşmanlarından biri "siz para için savaşıyorsunuz biz onurumuz için" demiş
napolyon cevap vermiş, "herkes kendinde olmayana ulaşmak için savaşır"
iki bacak arasında değildir diyerek derhal modern görüntü çizmenin mümkün olduğu olgudur.
daha derin düşünmeye hiç gerek olmadığı gibi, cinsel münasebetle bir ilgisi olmadığını öne sürerek kendi kendimizi rahatlatmamız da olasıdır.
demek istediğim namusun iki bacak arasında olmadığı gibi aynı zamanda iki bacak arasını da kapsayan daha derin bir şey oluşu.
basit bir örnekle açıklamak gerekirse:
bacak arasını kilitli tutup her türlü pisliği şerefsizliği adepsizliği yapan adam ne kadar namussuzsa, arkadan konuşmayan fitne sokmayan ama her önüne gelenle de her türlü cinsel münasebetten de kaçınmayan kişi de (kadın demiyorum kişi diyorum bakın) o kadar namussuzdur.
evet namus sadece iki bacak arasında değildir. namus hem iki bacak arasında hem de karakterin bütünündedir.
kendi isteklerimizi ya da yapmayı uygun görmek istediklerimizi meşru kılmak için bu kavramın anlamını daraltmak da namussuzluk kadar olmasa da oldukça büyük bir terbiyesizliktir.
iki bacak arasında kesinlikle olmayan şeydir.
erkekler yapınca şerefsiz,köpek olmuyor kızlar yapınca kaşar oluyor.
avrupa bunu aşmıştır artık.dindar kesimlerde ne erkekler ne kadınlar yapar büyük şehirlerde herkes yapar ve anormal karşılanmaz.türkiyedede artık bu konuda ilerleme var zira birçok avrupa ülkesini geride bırakarak en çok evlilik dışı ilişkiye girilen ülkeler arasında 8. olmuşuz.
umarım birgün 1. de görürüz de sokakta kızlara laf atan öküzler ortadan kalkar.
yunancadaki nomos'tan türemiş olan kelime. yabancı dillerde namus kelimesi olmadığı gibi kaynaksız bir rivayet vardır genelde, ama doğru değildir. nomos yunanca'da ve felsefi literatürde sıkça kullanılır, anlamı "yasa"'dır, ama idari olan yasalar değil fiilen varolan adalet duygusunun ifadesi olan yasalardır. mesela tarım bakanlığı bu sene buğday rekoltesini arttırmak için genelge yazıyorsa bu nomos değildir, bu da yasaldır, ama sadece idari bi gerekliliktir. nomos ise gerçekleşmesi ruhu ve adalet duygusunu tatmin eden türden adaletin ifadesi olan yasadır, yazılı olsa da olmasa da insanların içlerinde olduğuna inanılır. eski yunan'da da nomos önceleri yazılı değildi, meclisler kurulduktan sonra yazıya geçirildi, buradan da anlaşılır zaten ne olduğu, devlete veya devletin tespitine ihtiyaç duymayan, ondan daha uzun ömürlü olan yasadır nomos.
türkiye'de daha çok cinsellikle ilgili bağlamda kullanılıyor özellikle son yıllarda. bu biraz anlam kayması oluyor, ama temelde aynı şey.
ne bacak aramda, ne kafamda, ne gözümde, ne dilimde olan bir kavram.
toplumca büyük anlamlar yüklediğimiz kavramlarımız var bizim; kavramlar büyüdükçe altının oyulduğu hiçbir şey ifade etmediği kavramlar. içlerini doldurmaya çalıştıkça, koskoca bir boşluk bırakıyoruz arkamızdan.
namus diyoruz; sevgilisi, kız kardeşi, eşi, annesi başını camdan uzatsa höt diyen insanlar var bu memlekette. namus cinayetleri işlendiği söyleniyor, bacak arasını korumadığı için intihar eden/ettirilen ya da öldürülen onlarca genç kadının memleketi buralar. ne kadınlar var bu memlekette, sırf kadın oldukları için orospu olacakları ön kabulüyle okullara gönderilmeyen. ama bu zihniyetin bu topraklarda sonsuza kadar yuva yapmasını nasıl açıklarız bilmiyorum.
bir kenarda tüm bunlar olurken, bakirelik, heteroseksüel ilişkiler kutsallaştırılıp tüm diğerleri ötekileştirilip cezalandırılması gereken konular olarak lanse edilirken bunun tam tersi yaşamlar yüzümüze vuruluyor resmen. 15 yaşındaki bir erkek çocuğuna tecavüz eden onlarca insan; 13 yaşındaki bir kıza tecavüz eden 16 kişi, kiraladığı ata tecavüz eden mühendis, taciz vakaları, pippa baccalar, tecavüzler, tecavüzler…
riyakârlık mı yoksa nasıl sosyolojik çözümlemeler yapılır bilemiyorum, ama bir kavrama * olan tapınmacılık toplumda had safhaya ulaştıkça bir yerlerden sürekli olarak tam tersi vakalar patlak veriyor. ama herkes birbirine namus dersleri veriyor hocam buralarda, bekâretini koruman gerektiği için toplumsal yaşamdan soyutlanmanı salık verip duruyorlar, kendi (erkek egemen) alanlarına girmeye veya bir şekilde kimliğini belli etmeye çalıştığında ise namussuz biri olup çıkıyorsun, etiketler gırla gidiyor.
eteği kısa diye kezzap atılan liseli genç kadınların memleketi burası, ama aynı zamanda tecavüz vakalarının ardı arkası kesilmeyen bir memleket de burası. çelişkilerin memleketi ne de olsa.
namus mu; yok öyle bir kavram hala anlamadık mı acaba?