islam inanışına göre, günde beş defa yapılması gereken (40 rekat), kural ve işleyişi ilahi kudret tarafından önceden belirlenmiş ibadet şekli. özellikle içindeki farzlarına göre tanımlanacak olursa; ayakta durularak belirli bir şekle tabi olmak suretiyle duaların okunması, rukua gidilmesi, secdeye gidilmesi ve ettehiyyatu suresinin okunması ve selam verilerek bitirilmesini gerektiren ibadet şeklidir.
bazı toplulukların bir gösteriş ibadeti olduğunu ve kuran'da kesin tanımlarla yer almadığı için o kadar da önemli bir ibadet olmadığını öne sürerek gerçekleştirmeyi reddettiği ibadet. oysa veda hutbesi'nde hz. muhammed "ey müminler. size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız . o emanetler, allah'ın kitabı kuran-ı kerim ve peygamberinin sünnetidir" demiştir ve kendisi savaş halinde bile namazı bırakmamıştır. hz. ali namazda şehit edilmiştir. hz. hüseyin ve yanındakiler de kerbela'da sırayla gövdelerini birbirlerine oklara karşı siper ederek namazlarını kılmıştır.
"namazı hafife alana bizim şefaatimiz nasip olmayacaktır." (imam cafer-i sadık)
huzura ermektir*.
kuran'da kesin olarak tanımlanmış, müslümanlar için farz olan ibadettir.
nasıl?
hûd sûresi 114 - (ey muhammed!) gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. çünkü iyilikler kötülükleri giderir. bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.
müslüman olan, allah'a inanan, islam dinini benimsemiş veya doğuşundan itibaren bu dine mensup olduğu söylenmiş kişinin günde beş defa yaptığı veya en azından yapması gereken ibadettir. kişinin namaz kılarken allah'la karşı karşıya olduğu söylenir.
büyük bir huzur ve dinginlik hissi verir namaz kılmak inançlı bir müslümana.
genel normlarda islamın 5 şartından biri olarak görülmekle beraber;şartlara göre değişen;vaciplerinin boyutu tartışma yaratmış bulunan;kureyş ticari hiyerarşisine mücadele döneminde rekatları esasında daha fazla olmakta olup;islami mücahitlere karşı bir ihsan olarak devamında nazil edilen ayetlerle indirilmiş bulunan bir ibadet eylemidir.
her ibadetin bir b planı olmasına rağmen,(oruç,zekat,hac) namazda böyle bir olay yoktur, kılınmaması için beyin fonksiyonlarının yitirilmiş olması yani basit olarak insanın şuurunu kaybetmiş olması gerekmektedir.( ben zaten şuursuzum deyip bektaşilik yapmayın öte de yemiyorlar.. )
cem yılmaz'ın dediği gibi kılınmaz ise öte tarafta turbo fırın var, öyle her tarafı eşit şekilde yakıyorlar.
hz muhammed'in ardarda bir kaç defa tekrarlayarak ruhunu teslim ettiği söz.o anda bile kelime-i şehadet getirmek yerine kalanları düşünüp,onlara nasihat etmeyi tercih etmiş...
bir zamanlar üşenmedim oturup kuranda geçen namazla alakalı bütün ayetleri okudum.ve hakikaten de üç vakit namazdan bahsediliyor.üstelik sabah namazı akşam namazı gibi tabirlerden çok, güneşin doğmasından önce,batmasından sonra şeklinde vakitler geçiyor.bir de orta namazı aksatmayın şeklinde bir ayet var.mesela ikindi namazından bahsetmiyor.ikindi sözünün namazla alakalı bölümlerde geçtiği tek bir ayet var o da ikindi namazı tarzında bir şey değil 'ikindi üstü allah'ı tesbih edin' anlamında bir ayet.tamam belki büyük düşünürler allah'ı an,allah'ı tesbih et şeklindeki ayetleri namaza yormuş olabilirler ama anmak ayrı,tesbih etmek ayrı,namaz kılmak ayrı..bunların hepsi ayrı..yani eğer öyle düşünülecekse bu beş vakit de arttırılabilinir.'güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar' diye bir tabir de var.valla bence zor işler bunlar,eğer kılınacaksa hiç riske atmadan direkt beş vakit kılınmalı.yapacaksan en iyisini yapacaksın değil mi ama..
hac ve zekatı zenginsek yerine getiririz; orucu ise sağlıklıysak... fakat namaz her ne olursa olsun yerine getirilmesi gereken mühim bir ibadettir. hastayken, yolculuktayken, savaştayken.... hiç bir mazaret namazı kılmaktan alıkoymuyor. sanki namaz, sözünü ettiğimiz ibadetleri de bünyesinde barındırıyor. zekatın kelime manası 'arındırmak'tır. abdest bir nevi bu fonksiyonu yerine getirir. orucun zorluğu da namazda saklıdır. ve namaz kılarken yöneldiğimiz kabe bize haccı anımsatır.
namaza atfedilen bu değer, tasavvuf kültüründe bambaşka bir dile bürünür.tasavvufta bir durumu sembollerle açıklamak alışageldiğimiz bir tavırdır. sözgelimi bir tasavvuf edebiyatından söz edebiliyoruz. bu çerçevede 'namaz' ibadetini değerlendiren kimi tasavvuf yazarları onu 'insanın bir özeti' olarak algılamışlardır.
muhyiddin ibn arabi'nin tasavvuf felsefesinde büyük etki yaratmış büyük alem-küçük alem metaforuna göre insan, bir küçük alem olarak büyük alemin özetidir. büyük alemde yani kainatta neler olup bitiyorsa aynısı insanda da gerçekleşir. bu bağlamda ibn arabi'ye göre namaz kılanın hareketleri kainattaki bazı durumlara işaret etmektedir.
kıyamdaki yani ayakta durma esnasındaki dikey vaziyet insan alemini, ardından gelen rükûdaki yatay vaziyet hayvan alemini ve yere doğru kapaklandığımız secdeyse bitki alemini sembolize eder. her ne kadar bu bakış açısında dile getirilmese de namazın sonundaki 'oturma' vaziyeti de cansız alemi sembolize ediyor olmalıdır.
işte namaz kılan bir insan, birbirini izleyen bu vaziyetler yoluyla kendisindeki 'alemin özeti olma' niteliğini gerçekleştirmiş olmaktadır.
kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadettir.müslüman,namaz kılarken günahları başı üzerine konur.her secde ettiğinde başından dökülür.namazı bitirince hiç bir günahı kalmaz.namazın dindeki yeri,başın vücuttaki yeri gibidir.
müslüman, beş vakit namazı, allah teala emrettiği için kılar. cenabı hakkın her emrinde bir çok hikmetler vardır. namaz kılarken yapılması emredilen her hareketin, hem bedene hem de ruha sağladığı faydalar vardır. namazın sağlığımız üzerindeki faydalarından bazıları şunlardır:
1. namazda yapılan hareketler hafif olduğundan kalbi yormaz. ve günün değişik saatlerinde kılındığı için insanı devamlı zinde ve dinç tutar.
2. namaz sebebiyle başını günde seksen defa yer koyan bir kimsenin beynine ritmik olarak kan fazla ulaşır. bu yüzden beyin hücreleri yeterince beslendiğinden, namaz kılanlarda hafıza ve şahsiyet bozukluklarına daha az rastlanır. bu insanlar daha sağlıklı bir ömür geçirirler. bu gün tıpta "demans senil" bunama hastalığına uğramazlar.
3. namaz kılanların gözleri, muntazam olarak eğilip doğrulmaktan dolayı, daha kuvvetli kan deveranına malik olur. bu sebeple göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındaki sıvını devamlı değişmesi temin edilmiş olur. gözü "katarakt" veya "karasu" hastalığından korur.
4. namaz kılmaktaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların karışmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreastaki enzimlerin kolay boşalmasına yardımcı olacağı gibi, kabızlığın giderilmesinde de rolü büyüktür. böbreğin ve idrar yollarının iyice çalkalanmasından, börekte taş oluşumunun önlenmesinde ve mesanenin boşalmasına da yardımcı olur.
5. beş vakitte kılınan namazdaki ritmik hareketler, günlük hayatta çalıştırılamayan adale ve eklemleri çalıştırarak artoz ve kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.
6. vücut sağlığı için temizlik muhakkak lazımdır. abdest ve gusül, hem maddi hem de manevi bir temizliktir. işte namaz temizliğin ta kendisidir. zira hem bedeni hem de ruhi temizlik olmada namaz olmaz. abdest ve gusül, bedeni temizliği sağlar. namaz ibadeti insanı ruhen ve bedenen temizlemiş dinlendirmiş olur.
7. koruyucu hekimlikte belirli zamanlarda yapılan beden hareketleri çok mühimdir. namaz vakitleri, kan dolaşımını tazelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vakitlerdir.
8. uykuyu tanzim eden en önemli unsur namazdır. hata vücutta biriken statik elektriklenme, secde yapmakla topraklama yapmış olur yani statik elektrik boşalır. böylece vücut tekrar zindeliğe kavuşur.
(hasan yavaş, namaz kitabı, s. 134)
kaynak: gözümün nûru namaz, erkam yayınları.
bildiğim kadarıyla şekli, yani kıyam, kıraat, rükû, secde, kade-i ahire olarak biçimi taa hz ibrahim'den gelmektedir. zaten kuran'da "şöyle kılınır" diye bir tarifi yok.
başlanması için nefsin* illa sabah namazı ile başla bak bu daha hayırlı olur şeklinde dillenip, sabah namazı vaktinde ise uykunun insana tonlarca ifade edilecek şekilde ağırlık yaptığı öğlen vaktinde ise zaten sabah namazını kılmadın bak gece kalkıp başlarsın şeklinde bir fasit daireye soktuğu ve başlanılmasına genelde engel olduğu farz ibadettir.
namazı bir gün yapıp aynı duaları kaydeditip, dvdye koyup her gün namaz yapılınabillir zira teknoloji ilerledi. namaz vakti oynatılınabillinir.
her gün aynı arapca kelimeleri söyleyip aynı hareketleri yapıyorsunuz allah bile sıkıldı bundan. niye depremler oluyor, güneş tutulması oluyor ,islam dünyası geri kalıyor sanıyorsunuz. arkadaşlar islamı yaymak istiyorsak kafirlere ve batıya daha yaratıcı olmalıyız.