1. ne oldu yav bize ?
    ne ara kaybolduk?
    hangi ara iyiye ait her şeyi sevgi pıtırcıklığının, bilmem ne saçma sapan alayların konusu ettik?
    sürekli kötü sonla, intiharla, kanla biten kitaplar mı yoksa filmler mi böyle yaptı bizi?
    ruhumuz hangi ara sefaletin, çirkinin, leş seviciliğin müptelası oldu?
    eski türk filmlernin zarif güzelliğine ne oldu be?
    ofsayt osmanın finalinde gol ulan gol diye sinemaları yıkan kimlerdi, bi ara indirilmiş vazifeleri bitince geri alınan meçhul adamlar mıydı?
    erol taşın konuşma yaptığı kürsyü çürük domates yağmuruna tutan insanlar nerde?

    naif
    ne güzel kelime
    söylenişi bile ne güzel

    ruhum acıyor artık, bu kirden pastan
    içim kapkaranlık, umutsuz, derbeder,
    karpuzcu raşit abinin kayınbiraderine borç ederkten yapılan nişan yüzüklerini takmadan kaçan orospu müjgan gibi
    maddedin,
    huzursuzluğun,
    intiharın,
    çıkmazın,
    kimsesizliğin,
    depresyonun fahişesi mi oldu ruh?
    halbuki mevlana da yunus da bu topraklardan üfledi o güzel nefeslerini üzerine ayaklarını koydukları dünyaya.

    naif
    ne güzel kelime
    söylenişi bile ne güzel
  2. en yanlış kullanılan kelimelerden biri. ya da bu yanlış öyle kanıksanmış ki artık doğru olarak kabul edilebilir konumda.

    öncelikle kelimenin kökeni tdk'ya göre fransızca. fransızca'da "naïf" şeklinde yazılıyor. ingilizce'de de naive şeklinde yazılmakta. ancak kelimenin arapça veya farsça kökenli olduğuna dair de (henüz hiç bir kanıt göremedim bunun hakkında) inançlar mevcut.

    türkçe'de kullandığımız şekliyle "saf, temiz, kırılgan, doğal" gibi hep olumlu çağrışımlarda kullanılıyor. tdk tanımına göre" saf, tecrübesiz: ( “içindeki küçümsemeyi barındıran en hoşgörülüsü de batıya öykünmecilik ya da naiflik oldu.” -adalet ağaoğlu)" şeklinde.

    fransızca ve ingilizce'deki karşılıklarında da genel olarak "tecrübesiz" anlamında. hatta bön, hafif salak gibi negatif anlamları da mevcut.