1. bütün cuma namazlarında, hutbeden sonra hem arapçası hem de türkçesi okunan allah kelamı.

    "muhakkak ki allah; adaleti, iyiliği, akrabaya ve muhtaçlara yardım etmeyi emreder. çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar düşünüp ibret alasınız diye size nasihat verir."
  2. birkaç yıldır istanbul'daki camilerde son kısmındaki "düşünüp" kelimesi atılmış şekilde, yani "...o tutasınız diye sizlere öğüt verir" olarak, okunan ayet (benim tanık olduğum kadarıyla tabi. elbette hepsini dolaşmadım ama şimdiye kadar %100).

    kimsenin günahını almak istemem, ama o kelimenin yokoluşunun zaman olarak akp'nin iktidara gelişiyle çakıştığı düşüncesi bir türlü beni bırakmıyor. zaten hatırlıyorum, bunu ilk duyduğumda "vay anasını, insanları koyunlaştırmak için gelir gelmez buna bile el atmışlar. insan kimseden korkmasa allah'tan korkar be..." diye baya bi söylenmiştim. sonra da "hemen de suçu adamlara attım lan" diye kendime kızmıştım. ama fark etmiyor, o rahatsızlık hep orada.
  3. "şüphesiz ki allah, adaleti, iyiliği, yakınlara bakmayı emreder; kötülüğü, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. tutasınız diye size öğüt verir"

    anlamına gelen ayetin latin harfleriyle yazılışı şu şekildedir:

    "innellahe ye'müru bil adli vel ıhsani ve ıta i zil kurba ve yenha anil fahşai vel münkeri vel bağy yeızüküm lealleküm tezekkerun"

    cuma namazlarında hutbenin sonunda okunduğu anda "bağdaş kurma" halinde bulunan bazı şahıslar, anında namaz kılar gibi ciddi bir şekilde oturmaya başlar. * nedeni, hutbenin yalnızca bu kısmıyla tamamlanmasıdır. (bu kadar değil tabii ki. isteyene geniş açıklama yapılır)


    edit: (goyathlay'ın son derece haklı uyarısı üzerine)
    "... düşünüp tutasınız diye size öğüt verir"
  4. düşünme kısmı hala kafama takılan, sonunda "elimin altında google var, bakalım neler bulacağım" diyerek araştırmaya koyulduğum ayet.

    ilk adım: alternatif mealler

    ayetin diyanet vakfı mealindeki türkçesi: (şahsen en katı bulduğum mealdir, recm'i onaylar falan)
    " muhakkak ki allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. o, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."

    ayetin diyanet işleri eski mealindeki türkçesi:
    "allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. tutasınız diye size öğüt verir."

    ayetin diyanet işleri yeni mealindeki türkçesi:
    "şüphesiz allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. o, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."

    ayetin süleyman ateş mealindeki türkçesi:
    "allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşa(edepsizlikten)dan, münker(fenalık)den ve bağy(azgınlık)den meneder. öğüt almanız için size böyle öğüt verir."

    ayetin orjinal elmalılı* mealindeki türkçesi:
    "haberiniz olsun ki allah size adli, ihsanı ve yakınlığı olana atâyı emrediyor ve fuhşiyyâttan, münkerden, bagiyden nehyediyor, size va'zediyor ki dinleyip anlayıp tutasınız"

    ayetin muhammed esed mealindeki türkçesi:
    "gerçek şu ki, allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı emredip utanç verici ve arsızca olanı, akıl ve sağduyuya aykırı olanı ve azgınlığı, taşkınlığı yasaklıyor; ve size [böyle tekrar tekrar] öğüt veriyor ki, böylece [bütün bunları] belki aklınızda tutarsınız."

    ayetin yaşar nuri öztürk mealindeki türkçesi:
    "şu bir gerçek ki; allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor."

    kaynaklar:
    http://www.kuranmeali.com
    http://diyanet7.diyanet.gov.tr/kuran/Kuran_Meali/KURAN.doc

    sonuçlar yeterince tatmin edici gelmediğinden bir de en sondaki "tezekkerun" kelimesini araştırdım. birçok yerde "tezekkür etmek" gibi dâhiyane bir şekilde çevrilmiş olduğu için önce tdk'ya baktım.

    tezekkür
    isim, eskimiş arapça te£ekkur
    1 . bir sorunu konuşma.
    2 . hatırlama, hatıra getirme.

    benim bulabildiğim "tezekkür etmek" yazmayan metinlerde ise "tezekkerun"un anlamının "iyice düşünüp anlayıp ders/öğüt/ibret almak" olduğu yazılı.
    (bkz: http://salihfurkan.blogspot.com/...) (birçok ayet var)
    (bkz: nas suresi) (1. ayet)
    (bkz: hud süresi) (24. ayet)
    (bkz: araf suresi) (57. ayet) - ayetlerin hepsine birden fazla mealden baktım. ya "ibret almak", ya "düşünüp ders çıkarmak" denmiş ki ikisi yeterince yakın anlamda.

    bu noktada vardığım sonucun beni rahatlatmasını sağlayan şey ise bu kadar metinin hiçbirinde "tezekkerun"un anlamının "söz dinlemek, söylenen şeye şartsız itaat etmek" gibi anlamlarda verilmemesi. hatta

    "düşünüp ibret almak. cenabı hak sadece düşünmemizi değil düşündüklerimizden de bir sonuç, ders çıkarıp onu yapmamızı istiyor. ayetlerde geçen “namaz kılın” ibareleri direkt emir olarak nasıl kabul edilmişse;“düşünüp ibret al,düşün” ibareleri de bir emir olduğundan aynı şekilde kabul edilmelidir. vahyi düşünmek, onunla yaşamak farzdır."(bkz: http://salihfurkan.blogspot.com/...)

    şeklindeki cümleler.

    "söylenene itaat etmek değil" demem çelişkili gibi ya da "allah'a itaat etmeyin" dermiş gibi görünmesin, allah'ın sözüne itaatte şüphe yok ama allah'ın sözünün gerçekte ne olduğunu anlamak için düşünmenin şart ve emir olduğunu anlatıyor bu okuduklarım ve aktardıklarım. ancak "düşünmek" kelimesi cımbızlandığında ("...o tutasınız diye sizlere öğüt verir." denince yani) bu anlam yokoluyor, tabiri caizse ayet "afyonlaştırılıyor". ve ne yazık ki her cuma zerkediliyor. (bkz: @2127567)
  5. cuma hütbelerinin peşine gelen ve kuran-ı kerim in temel ahlaki değerlerinin tek bir cümle içinde bulunduğu ayet. bazen farklı imamlar içindeki kelimeleri değişik söylese de ana fikir hep aynı.

    bizim camide şöyle ezberledim yıllardır;

    "şüphesiz ki allah adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaları bakıp gözetmeyi emreder, fenalığı, azgınlığı ve hayasızlığı yasaklar, tutasınız diye sizlere böylece öğüt verir."
  6. bizim camianın hiç de umursamadığı ayetlerden. umursuyorlar da yanlış yorumluyorlar ya da anlamak istemiyorlar gibi bence.

    islam, kimseye biat etmeyi değil özgürce düşünmeyi vermiştir. özgürcü düşünme diye bir şey olmasaydı zaten şu an inandıkları cennette olurlardı. hz. adem ile hz. havva, düşündükten sonra - yanlış bile olsa düşünmüşlerdir- yasak olan meyveyi yedikten sonra dünyaya inmişlerken, bu ayeti yanlış yorumlamak zannımca yanlıştır. bizimkiler iman ile biat etmeyi yanlış anlıyorlar gibime geliyor bence.
  7. en sevdiğim ayetlerden biridir. adalet iyilik ve akrabaya yardım. şüphesiz ki bütün insanlık sadece bu üç ahlaki kurala uysa idi dünya fazlasıyla yaşanabilecek bir yer olurdu.
  8. islam dinini anlatan en çok bilinen ayetlerden. ha bir sakallı birine tecavüz edince islama saldıranlar var ama allahın hükmü burada yazan. her sakallıyı islam önderi sanmamak lazım.
  9. "muhakkak ki allah; adaleti, iyiliği, akrabaya ve muhtaçlara yardım etmeyi emreder. çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar düşünüp tutasınız diye size öğüt verir."

    şüphesiz ki cennetin en güzel anahtarı bu sure uyup uymamak elimizde. kim olursa olsun ister siyasetçi ister çalışan ister darda olan kim uyarsa kazanan o olacaktır inşallah.