birde ünlükuş olanı vardı, asla aklımdan çıkaramadığım.
şehrin en işlek caddesine 3. kattan bakan, eskimo resimleri ile süslenmiş cafede oturup tarns halime geçiş yapmışken, hiç de hazzetmediğim bir popcudan duyunca adını , kendime geldim. sırasımıydı şimdi türlü türlü hayaller peşinde kafa yorarken naciyeyi hatırlamak. algıda seçicilik diye bişey vardı sahi. ve o adınla bütünleşmiş ruh halim yeniden yoğunlaşıp cümleleri aldı dilimden.
"hayat ne garip şeymiş meğer. bu yüreğimi yakan ateş, bu içinden çıkamadığım boşluk, bu beni sende kaybettiren gülümseyişin ve yokluğunda seninle geçirdiğim yıllarım, seni anlatan bütün cümlelerimin içtenliğine ve sana olan bağlılığıma tanık olsa bile, hala bir şüphe taşır mısın? hala güvenmez misin ipeksi siyah saçlarının ömrümün her saniyesine bedel olduğunu hissetmeme... ya hala hissetmez misin yüreğinde küçücük bir tepki... oysa sensiz geçirdiğim her bir saniye üzerine yemin ederim ki hayatımın tek anlamı sensin. en büyük yanlışım ve en büyük doğrum sensin. gurur ve aşk arasına sıkışıp kalmış yaşamımın tek tesellisi de sen. fakat bu sürgün öyle bir batıyor ki içime...
“benimle ilgili hiçbir şey seni ilgilendirmez” diyorsun. bu mızrağı nasıl sapladın yüreğime. ah! kelimeler. ne desem, ne desen boş. uçabildiğin yere kadar. sonsuzluğun diğer yüzü ve anlamsız bakışlar. bu cümlen kaç zamanımı alacak benden. kaç zaman daha bu cümleye karşı savaş vericem. hayır. kendimi seden kaçış sendromuna sokamam. belki soyutlarım kendimi biraz hayattan, içime kapanırım biraz daha. posta kutumu her yarım saate bir kontrol etmem, telefonum çalacak mı beklemem artık. rüyalara güvenmem belki, belki yazmam bir daha ama engel olamam zihnimdeki melodramlara. her an yeni bir sahne canlanacak gözlerimde. yeni diyaloglar, yeni başlangıçlar, yeni bir hayat ve yine sen. her zaman sen. hiç olmadığın ve olamayacağın kadar sen. ve ben yine bir melodi tutturacağım hafiften ve her melodi sonunda kapatacağım gözlerimi sıkıca. buğulanır belki biraz. ama yine gülümser geçerim. bir buket kazablanka alırım kendime, sana aldığım beyazlardan. sonra bir serçe konar avucuma, atışlarını hissederim kalbinin, ve kapanır son perde.
(bkz:
sikerim böyle aşkın ızdırabını)