|
|
- paolo coelho'nun bir kitabı.
(skubidu, 16.10.2005 20:06 ~ 07.01.2007 16:36)
- (bkz: piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım)
- din aşk ve insanoğlunun yaratılışını tekrar keşfedebilir insan bu kitapta.
- beğendiğim nadide kitaplardan biri.
(huzbe, 29.06.2006 17:41)
- bir tutkunun, bir aşkın öyküsü. öyle bir aşk ki, bir kadınla bir erkek arasındaki tutkunun, giderek bir sonsuzluk tutkusuna dönüştüğü bir aşk. gerçekle gerçeküstünü, ülkesinin mitolojisinden yararlanarak bütünleştirebilen ilginç bir yazarın, paolo coelho'nun, kaleminden yayınlanan bu roman dünyanın gizlerini içinde taşıyan bir aşkın öyküsünü dile getiriyor. 23 dile çevrilmiş ve 2,5 milyon insanla buluşmuştur.
- "efsaneye göre bu ırmağın sularına düşen herşey,yapraklar,böcekler,kuş tüyleri,bunların hepsi ırmağın yatağında taşa dönüşürmüş.ah!yüreğimi bağrımdan söküp,akıp giden sulara atabilmek için neler vermezdim...hiç acım kalmazdı o zaman,hiç pişmanlık kalmazdı içimde,anılarım olmazdı hiç.
piedra ırmağı'nın kıyısında oturdum ve ağladım.kışın soğuğu,yüzümdeki yaşları hissettirdi bana ve bu yaşlar,önümden akıp giden donmuş sulara karıştı.bu ırmak bir yerlerde bir başka ırmağa kavuşuyor,sonra bir başkasına ve bütün bu sular,gözlerimden ve gönlümden çok uzaklarda,sonunda denize kavuşuncaya kadar böyle akıp gidiyor.
gözyaşlarım böylece akıp gitsin ve aşkım,bir gün onun için ağladığımı hiç bilmesin.çok uzaklara aksın gözyaşlarım ve ben,denizi,nostaljiyi,birlikte yürüdüğümüz yoları unutayım.
yolları unutacağım,dağları ve düşlerimin tarlalarını,o düşler ki benim düşlerimdi ve ben bunun bilincinde değildim.
o büyülü anı anımsıyorum,o andan başlayarak bir 'evet'in ya da bir 'hayır'ın varlığımızı tümüyle değiştirebileceği o anı.çok gerilerde kalmış gibi geliyor bana,oysa aşkımı buluşumdan,ardından da onu yitirişimden bu yana ancak üç hafta geçti.
piedra ırmağı'nın kıyısında yazdım bu öyküyü.ellerim donmuştu,bükülmüş bacaklarım giderek ağırlaşıyordu,ve her an soluklanmam gerekiyordu yazarken.
''yalnızca içinde bulunduğun anı yaşamaya çalış.eskiyi anımsamak,bizden daha yaşlılara özgüdür.''diyordu sevdiğim adam bana.
aşk belki de vaktinden önce yaşlandırıyor bizi;sonra gençlik uçup gittiğinde yeniden gençleşmemizi sağlıyor.ama o anıları unutmaya olanak var mı?işte bu yüzden yazıyorum ben,hüznü hasrete dönüştürmek,yalnızlığı anılara dönüştürmek için.bu öyküyü bitirdiğimde,kaldırıp piedra ırmağı'na atabilmek için-böyle demişti beni ağırlayan kadın.o ermiş kadının ağzından söylersem,ateşin yazdığını böylelikle sular söndürebilirdi.
bütün aşk öyküleri birbirine benzer."
- kitabın ismi on the banks of the rivers of babylon, we sat down and wept cümlesinden türetilmiş, kanımca tek güzel yanı da ismi olan gereksiz kitap. insanı etkileyebilmesi için aşık olmadan önce okunması, tercihende ortaokul yıllarında bitirilmesi gerekir ki zaten derinliğinde kaybolduğunuz düşünceleri sığ şekilde kitapta görünce çıldırmayasınız.
- edebiyatımızdaki "leyladan mevlaya"aşk anlayışının paulo coelho tarafından bir nevi dışavurumudur diyebiliriz..hatırladığım kadarıyla ne felsefi ne de edebi bağlamda okuyucuyu yeterince doyurabilecek potansiyele sahip bir kitap değildir.okunduktan sonra yazarın simyacıdan arta kalan fikirleri boş bir hikayeyle birleştirip roman haline getirdiği anlaşılır.
- ismini duyunca "hö? bu ne be kardeşim?" gibi tepkiler verilmesine rağmen okuyunca, hakkında "dalga geçmiştim o kadar ama ağlattı beni şerefsiz" denilen kitap. paulo coelho'nun her kitabı gibi öpüp başa konulasıdır.
iki çocukluk arkadaşının yıllar sonra tekrar yollarının kesişmesi ve birbirlerine aşık olması anlatılmaktadır. ne var ki esas oğlan başka bir aşkla daha yanıp tutuşmaktadır: tanrı aşkı
din ve aşk ince bir lirizmle işlendiğinden "bu iki konu beraber bu kadar mı güzel gider?" dedirtiyor insana.
- paulo coelho nun diğer bir şaheseri . sürüklüyor ister istemez ve din kavramını tüm kitaplarında çok güzel işliyor -özellik piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım 'da . şiddetle tavsiye edilir ...
|