nazizmin başkenti olarak anılan
almanya/
bavyeradaki şehir. bavyera eyaletinde
münchenden sonraki en büyük şehirdir.
yamulmuyorsam beşiktaş belediyesinin kardeş belediyelerinden biridir.
nürnberg mahkemelerinin intikamını ekonomik yönden almak amacıyla kurulan ve bir nazi markası olan
grundig'e ev sahipliği yapan şehirdir.
nazi almanyasının simge şehridir
ikinci dünya savaşında en büyük nazi mitinglerinin yapıldığı şehirdir, aynı zamanda alman ordusunun uçak, denizaltı ve tank motoru kaynağıydı. 2 haziran 1945 yılında ingiliz kraliyet hava kuvvetleri ve amerikan hava kuvvetleri tarafından sistematik bir bombardıman ile şehrin %90'ı bir saatte tamamen yok edilmiş, günümüzde antalya ile kardeş şehir olmuş alman yerleşim bölgesi.
(gunship, 31.05.2007 14:31 ~ 14:36)
almanyada yaşayan bir türk için nürümberg
(bkz:
alamancı)
(leyl, 31.05.2007 15:15 ~ 15:20)
hitler'in en sevdiği şehir olmasından mütevellit eğer hitler doğru kabloyu koparıp savaşı kazansaydı burası başkent olacaktı.bunu bilen avrupalılar da burayı hınç ile yok yere dümdüz etmişlerdir.neyse ki titiz ve çalışkan alman teknolojisi bu şehri tekrar aynı eski günlerdeki olduğu gibi inşa etmiştir.bugün de sokaklarında dolaşırken binaların sonradan yapılmış olduğunu anlayamazsınız.güzel şehirdir, sakin, temiz. biraz tekdüzedir, ama sıkıcı değildir asla.
bazen içerisinde yaşadığı şehrin görülmesi gereken mekanlarını es geçebiliyor insan günlük yaşamın sıradanlığına kapılarak.aziz nesin'in istanbul'u ,istanbul'a gelen yabancı misafirlerini gezdirirken onlardan öğrendiğini anlattığı bir hikaye vardır ; insana gerçek olamazmış gibi gelir, ama gerçekten de, büyük olasılıkla çoğumuz, içinde yaşadığımız şehrin neler sakladığını tam olarak bilmiyoruz, belki de her an ulaşabilecek olmanın rahatlığı sağlıyor bunu.
uzak yoldan beni görmeye gelen misafirim olmasa, nürnberg'in bir anlamda tarihi merkezi sayılabilecek kalesine gitmek muhtemelen aklımın ucundan geçmeyecek, kıyısında yaşamını sürdürdüğüm tarihi yapıları ve yaşanmışlıkları görmezden gelmeye devam edecektim.
bugün müze haline getirilmiş ve neredeyse tamamı halka açık olan nürnberg kalesinin en çok ilgimi çeken tarafı, şehrin altından geçen su kaynağına açılan kuyu oldu. düz sayılabilecek bir şehir olan nürnberg'in kuzeyinde oldukça yüksek bir tepeye kurulmuş olan kale, aynı zamanda su kaynağına açılan yaklaşık 340 metre uzunluğunda bir kuyuya sahip. bu sayede, henüz şehre girmeden, en temiz hali ile ulaşabilmiş suya sevgili imparator hazretleri ve ailesi. bu kuyu, daha doğrusu kaynağın temiz kalması konusuna o kadar dikkat edilmiş ki, kuyunun ağzı, oldukça iyi korunmuş bir binanın içerisinde. öyle ya, kuyudan su kaynağına atılacak herhangi bir şey, mesela bir hayvan ölüsü, şehir halkını rahatlıkla zehirleyip koleradan öldürebilir. bu sebeple bu kuyunun olduğu ufak yapıya sadece belli kişiler girebiliyormuş. tabi suyu 340 metre yukarıya taşıyabilecek düzeneği taşıyabilmesi için özel olarak güçlendirilmiş, duvarlarında dışarıdan bakan birisi için anlamsız görünen taş bloklar ve taha dayanaklar bulunan bir bina bu.
bunun dışında şehrin büyük kısmını gören (ve yüksek bir alanda yer alan kaleye rağmen onlarca merdiven çıkılarak erişilen) bir kuleye sahip.kuledeyken daha önce hiç dikkat etmediğim bir şeye, nürnberg yapılarının çatılarının ne kadar güzel ve çoğunun kendine özgü olduğunu farkettim.
kalenin anlatılmaya değer başka bir kısmı da, artık modern peyzaj mimari çalışmalarını da içinde bulunduran bahçesi.açıklık ve ferahlık dolu, ama surlarla çevrili ve güvenli bu yemyeşil alan, hiç de fena sayılmayacak bir manzaraya sahip olacak kadar da yüksekte.
nürnberg hakkındaki yazılar, anlatılar devam edecek, umuyorum.
1935 tarihinde yahudilerin ikinci sınıf vatandaş olduklarını ilan eden, anti-semitizm'i meşrulaştıran yasalar da aynı isimle
nürnberg yasaları ismiyle anılır.
içerisindeki buradakilerin "eski şehir" dediği yer baştan sona tarihtir. bir tek modern yapı yok. fakat tecrübeli bir abiye sorulduğunda öğrenilmiştir ki adamlar ikinci dünya savaşından sonra aslında dümdüz olan bu eski şehri fotoğraf ve hatıralardan yararlanarak sıfırdan inşa etmiştir. yani bilmem kaç yüzyıllık gözüken kilise aslında bu yüzyılın binasıdır.
aynı bizim sur içi kavramı burada da vardır. ciddi ciddi bir çember sur vardır ve içerisi eski nürnberg'tir. eğer analog makine kullanacaksanız yanınızda 36lık 5-6 rulo olması lazım. çılgınlar gibi fotoğraf çektirir. sur dışına çıktığınızda ise yine modern şehir vardır. fakat anladığım kadarıyla göze güzel gözükmesinin sebebi yolların yayla gibi geniş olması ve insan sayısının az olmasıdır.
ingilizce
nuremberg diye geçer.
diğer yerlere genellemeyeyim (avrupa, almanya vs..).
bu şehrin klozetlerinde oturduğunuz yerde ayağınız üşümesin diye yerden ayak şeklinde ısıtma sistemi mevcut, sıcacık. ama klozetlerde musluk yok. olayı susuz hallediyorlar. kuru kağıtlarla zımpara yapıyorlardır artık.
yoksa her gün duş alıyorsunuz.
büyük noel pazarı ile, bierfesti ve düzenlenen festivalleri ile her daim renkli bir şehir.