egeçep sözcüsü av. arif ali cangı hazırladığı
nükleer güç santrallarının kurulmasına ilişkin yasanın iptali için bir dilekçe hazırlamıştır.
"sayın abdullah gül
t.c.cumhurbaşkanı
konu : 9 kasım 2007 tarihli 5710 sayılı ?nükleer güç santrallarının
kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun?un tekrar
görüşülmek üzere tbmm?ye geri gönderilmesi hakkında.
yasa değerlendirilirken, ?26 nisan 1986 çernobil faciası?nın gözden
uzak tutulmaması gerektiğini? düşünüyoruz. bilindiği gibi; 26 nisan
1986, santralde meydana gelen ana patlamadan sonra yaşanan ara
patlamalar ve yangınlar 13 mayıs 1986 gününe kadar sürdü. patlamalardan
sonra oluşan radyoaktif maddelerle yüklü bulutlar rüzgarın götürdüğü
yerleri kirletti. bu kirlenmeden, başta trakya bölgesi ve karadeniz
kıyıları olmak üzere ülkemiz de etkilendi, toprağımız, bitki örtümüz
kirlendi.
o günkü yöneticileri, televizyon ekranından çay içerek, çayda radyasyon
olmadığını göstermeye çalıştılar, elbirliği içinde, yaşamımızı tehdit
eden tehlikeyi bizden gizlediler. şimdi de ?nükleer santral kurarak,
sinop?u marka yapacaklarını? söylüyorlar. çernobil de bir marka oldu;
yıllar içinde yüzbin kişinin ölümüne yol açan bir facianın markası?
yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları açısından kendi
gereksinimimizin üzerinde zenginliğe sahip olan ülkemizde, tümüyle dışa
bağımlı ve çok pahalı bir enerji kaynağı olan nükleer enerji?de ısrar
edilmesi kaygı vericidir.
- birim enerji maliyeti, birim nükleer enerji maliyetinin yarısı kadar
olan, ve 3 ay gibi çok kısa sürede devreye girebilen rüzgar enerjisi
dururken,
- biz kullanmasak da her gün bizi ısıtan ve kullandığımız pek çok
enerjiye kolayca dönüştürülebilen, en doğal enerji kaynağı olan güneş
dururken,
- çok zengin olduğu tüm araştırmacılarca saptanmış olan yer altı
zenginliğimiz jeotermal dururken,
- biyokütle, dalga enerjisi gibi kaynaklarımız dururken
bu güne kadar, başta çernobil olmak üzere yüzden fazla kaza olduğu
bilinen, dışa bağımlı, her yıl yaklaşık 2 milyar dolar lisans ücreti
ödeyeceğimiz, atıkları yüzlerce yıl radyasyon yaymaya devam edecek olan
nükleer güç santralleri macerasından vazgeçilmelidir.
bilindiği gibi; çevre yasası?nın ?çevrenin korunmasına,
iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler?i
düzenleyen 3/j. maddesine göre, çevre sağlığı ve çevrenin kirlenmesi
ile yakından ilgili olan nükleer güç santrallarının kurulması,
işletilmesi , atıklarının bertaraf edilmesi konuları çevre ve orman
bakanlığı?nın görev ve sorumluluğu dışında tutulmuş, türkiye atom
enerjisi kurumu?na verilmiştir. şimdi 5710 sayılı yasa ile çevre ve
orman bakanlığı?nın yetkisi ve denetimi dışında, nükleer güç
santralleri kurulmaya çalışılmaktadır. bu haliyle yasanın
uygulanmasıyla, anayasa?nın 17/1. maddesi ve 56.maddesi ile türkiye?nin
imza koyduğu pek çok uluslararası sözleşme ile güvence altına alınan
?sağlıklı çevrede yaşama hakkı?nı ihlal edileceği ortadadır.
yasanın 4.maddesi ile nükleer güç santrallerinden üretilen elektrik
enerjisine alım garantisi verilmiştir. ülkemizde konunun uzmanı bilim
insanları ile meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve halkın
büyük çoğunluğu nükleer güç santrallerinin kurulmasına karşı
çıkmaktadırlar. yasayla, karşı çıkılan santrallerden üretilen enerji
zorla satılmak istenmektedir. bu da anayasanın 2. maddesinde yer alan
?demokratik sosyal hukuk devleti? ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
yasayla kurulması öngörülen nükleer güç santrallerinin ?çevre sağlığı
ve canlı yaşamı için büyük riskler taşıdığı? ortadadır. böylesine ağır
riskleri bulunan tesisler için ciddi ve inanılır bir çed
incelemesinin yanı sıra, yöre halkının bilgilendirilmesi , ikna
edilmesi ve onaylarının alınması yasal bir zorunluluktur. bu konuda
ülkemiz pek çok uluslar arası sözleşmenin tarafıdır. örneğin; 1992 -
birleşmiş milletler çevre ve kalkınma üzerine rio zirvesi sonuç
deklarasyonu;1992 - bm-rio-gündem 21 sözleşmesi,
1992-bm-rio-biyolojik çeşitlilik sözleşmesi, 1990-agit-paris şartı
gibi.. nükleer güç santrallerinin kurulmasında yer seçimi ve atık
yönetimi konularında yasanın hiçbir yerinde halkın katılımı
öngörülmemiş, çevre hukukunun vazgeçilemez bir ilkesi olan halkın
katılımı ilkesi de yok sayılmıştır.
yasaya eklenen geçici 2.maddeyle, ?1000 mw' tan büyük termik
santrallere 2014 yılına kadar enerji alım garantisi getirilmiştir.
küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan sorunları can alıcı bir
biçimde yaşadığımız günümüzde, küresel iklim değişikliğine yol açtığı
kabul edilen termik santrallerin kurulmasının teşvik edilmesi yaşam
hakkının yok sayılması anlamına gelmektedir. bu düzenleme ile çevre
sağlığı gözetilmediği gibi bu santralleri isletecek şirketlerin
karlarının vergilerimiz tarafından karşılanması garanti altına
alınmıştır.
sonuç olarak; yukarıda sayılan anayasa ve uluslararası sözleşmelere
aykırı olması nedeniyle 5710 sayılı ?nükleer güç santrallarının
kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun?un,
tamamının anayasanın 89/2. ve 104/a maddeleri gereğince, tekrar
görüşülmek üzere türkiye büyük millet meclisine geri gönderilmesini
diliyoruz. saygılarımızla."