gündem
  1. · beşiktaş
  2. · sözlük yazarlarının itirafları
  3. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  4. · ezel
  5. · darwin i bitiren balık
  6. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  7. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  8. · googlefight
  9. · ifk göteborg

nükleer santral kanununun tbmm den geçmesi  

  1. bugünkü gazete haberidir.yurdun dört bir yanını nükleer santrallarla donatabileceğiz, ne güzel diyenlerin zaferidir.

    dün akşamki meclis görüşmeleri sırasında nükleer santralları savunan bir sayın milletvekilinin termik santrallardaki atık kül probleminin nükleer santrallerde olmadığını açıklayarak cahil halkı bilinçlendirmesi çok faydalı oldu....

    bilgisizliğin dayanılmaz hafifliği mi, herkesi saf, kendini uyanık sanmanın rahatlığı mı ben bir türlü teşhis edemedim.

    birisi çıkıp da bu kişilere radyoaktif ve atık kelimelerinin anlamlarını açıklasın diyeceğim ama anlaşılan kimseyi dinlemiyor, okumuyor, izlemiyorlar. yıllardır gündemde olan bu konuda bu kadar safiyane konuşabildiklerine göre.
    (arapbebek, 09.11.2007 12:33)
  2. (anka, 09.11.2007 13:02 ~ 13:06)
  3. yap işlet devret modelinin, nasıl özelleştirileceğinin, atıklar için ayrılan ödenek yetmezse paranın kimden çıkacağının, yapılma ve işletme aşamasında aktif olacak şirketlerin özelliklerinin belirlenmediği, üstünkörü ve canice hazırlanmış bir kanunun nasıl da kolaylıkla kabul edilebildiğini gözler önüne seren olaydır.
    saat 21 sularında başına oturup ülkemi nasıl bir sömürü düzenine alet edeceklerini izledim. özelleştirilirken nasıl yabancı sermayenin eline düşeceğini, atıkların parasını vergi kaçakçılığı yapmadığımız için nasıl s... s... ödeyeceğimizi, yetkin olmayan inşaat kartellerine nasıl peşgeh çekileceğini, işletmelere nasıl denetim uygula(ya)mayacaklarını, nasıl yüzlerine gözlerine bulaştıracaklarını, insanları nasıl öldüreceklerini, kendi ülkelerinin mühendis odalarının söylemlerini nasıl anlamadıklarını ve dalga malzemesi yaptıklarını, muhalefetin ne kadar yetersiz kaldığını, bilen ve bilgiyi paylaşmak isteyen milletvekillerinin ders dinle(me)yen öğrencilerden farksız bir topluluğa konuştuğunu (ve bu topluluğa %70 yoklama zorunluluğu olmayıp gelseler de gelmeseler de her ay nasıl 4.00 tadında maaş ödendiğini), o ceylan derisi koltuklarda oturma hakkına erişen kişilerin "türban" söz konusu olmayınca evlerinden kalkıp gelmeye üşendiklerini gösterdi kanal bana.
    pek beğenmedim açıkcası ben o belgeseli. büyük ihtimalle rtük bir programı sansürledi de yerine bunu koydu dedim. umarım böyle belgeseller çekmezler. hem çok yüksek bütçeli hem de can sıkıcı oluyorlar. bu belgeselcilerin de hayal güçleri pek yüksek oluyor. ama oyuncuları takdir etmek lazım rollerini çok güzel oynadılar. bir de o programın bi yanına canlı bir yanına tbmm reklamı almasalarmış daha rahat izlerdik belgeseli. üst taraftaki ayrıntıları gölgeliyorlardı. yapımcısı da biraz acemiydi sanırım...
    (luccy in the sky with the diamonds, 09.11.2007 13:02)
  4. egeçep sözcüsü av. arif ali cangı hazırladığı nükleer güç santrallarının kurulmasına ilişkin yasanın iptali için bir dilekçe hazırlamıştır.

    "sayın abdullah gül
    t.c.cumhurbaşkanı

    konu : 9 kasım 2007 tarihli 5710 sayılı ?nükleer güç santrallarının
    kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun?un tekrar
    görüşülmek üzere tbmm?ye geri gönderilmesi hakkında.

    yasa değerlendirilirken, ?26 nisan 1986 çernobil faciası?nın gözden
    uzak tutulmaması gerektiğini? düşünüyoruz. bilindiği gibi; 26 nisan
    1986, santralde meydana gelen ana patlamadan sonra yaşanan ara
    patlamalar ve yangınlar 13 mayıs 1986 gününe kadar sürdü. patlamalardan
    sonra oluşan radyoaktif maddelerle yüklü bulutlar rüzgarın götürdüğü
    yerleri kirletti. bu kirlenmeden, başta trakya bölgesi ve karadeniz
    kıyıları olmak üzere ülkemiz de etkilendi, toprağımız, bitki örtümüz
    kirlendi.

    o günkü yöneticileri, televizyon ekranından çay içerek, çayda radyasyon
    olmadığını göstermeye çalıştılar, elbirliği içinde, yaşamımızı tehdit
    eden tehlikeyi bizden gizlediler. şimdi de ?nükleer santral kurarak,
    sinop?u marka yapacaklarını? söylüyorlar. çernobil de bir marka oldu;
    yıllar içinde yüzbin kişinin ölümüne yol açan bir facianın markası?

    yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları açısından kendi
    gereksinimimizin üzerinde zenginliğe sahip olan ülkemizde, tümüyle dışa
    bağımlı ve çok pahalı bir enerji kaynağı olan nükleer enerji?de ısrar
    edilmesi kaygı vericidir.
    - birim enerji maliyeti, birim nükleer enerji maliyetinin yarısı kadar
    olan, ve 3 ay gibi çok kısa sürede devreye girebilen rüzgar enerjisi
    dururken,
    - biz kullanmasak da her gün bizi ısıtan ve kullandığımız pek çok
    enerjiye kolayca dönüştürülebilen, en doğal enerji kaynağı olan güneş
    dururken,
    - çok zengin olduğu tüm araştırmacılarca saptanmış olan yer altı
    zenginliğimiz jeotermal dururken,
    - biyokütle, dalga enerjisi gibi kaynaklarımız dururken
    bu güne kadar, başta çernobil olmak üzere yüzden fazla kaza olduğu
    bilinen, dışa bağımlı, her yıl yaklaşık 2 milyar dolar lisans ücreti
    ödeyeceğimiz, atıkları yüzlerce yıl radyasyon yaymaya devam edecek olan
    nükleer güç santralleri macerasından vazgeçilmelidir.

    bilindiği gibi; çevre yasası?nın ?çevrenin korunmasına,
    iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler?i
    düzenleyen 3/j. maddesine göre, çevre sağlığı ve çevrenin kirlenmesi
    ile yakından ilgili olan nükleer güç santrallarının kurulması,
    işletilmesi , atıklarının bertaraf edilmesi konuları çevre ve orman
    bakanlığı?nın görev ve sorumluluğu dışında tutulmuş, türkiye atom
    enerjisi kurumu?na verilmiştir. şimdi 5710 sayılı yasa ile çevre ve
    orman bakanlığı?nın yetkisi ve denetimi dışında, nükleer güç
    santralleri kurulmaya çalışılmaktadır. bu haliyle yasanın
    uygulanmasıyla, anayasa?nın 17/1. maddesi ve 56.maddesi ile türkiye?nin
    imza koyduğu pek çok uluslararası sözleşme ile güvence altına alınan
    ?sağlıklı çevrede yaşama hakkı?nı ihlal edileceği ortadadır.

    yasanın 4.maddesi ile nükleer güç santrallerinden üretilen elektrik
    enerjisine alım garantisi verilmiştir. ülkemizde konunun uzmanı bilim
    insanları ile meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve halkın
    büyük çoğunluğu nükleer güç santrallerinin kurulmasına karşı
    çıkmaktadırlar. yasayla, karşı çıkılan santrallerden üretilen enerji
    zorla satılmak istenmektedir. bu da anayasanın 2. maddesinde yer alan
    ?demokratik sosyal hukuk devleti? ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

    yasayla kurulması öngörülen nükleer güç santrallerinin ?çevre sağlığı
    ve canlı yaşamı için büyük riskler taşıdığı? ortadadır. böylesine ağır
    riskleri bulunan tesisler için ciddi ve inanılır bir çed
    incelemesinin yanı sıra, yöre halkının bilgilendirilmesi , ikna
    edilmesi ve onaylarının alınması yasal bir zorunluluktur. bu konuda
    ülkemiz pek çok uluslar arası sözleşmenin tarafıdır. örneğin; 1992 -
    birleşmiş milletler çevre ve kalkınma üzerine rio zirvesi sonuç
    deklarasyonu;1992 - bm-rio-gündem 21 sözleşmesi,
    1992-bm-rio-biyolojik çeşitlilik sözleşmesi, 1990-agit-paris şartı
    gibi.. nükleer güç santrallerinin kurulmasında yer seçimi ve atık
    yönetimi konularında yasanın hiçbir yerinde halkın katılımı
    öngörülmemiş, çevre hukukunun vazgeçilemez bir ilkesi olan halkın
    katılımı ilkesi de yok sayılmıştır.
    yasaya eklenen geçici 2.maddeyle, ?1000 mw' tan büyük termik
    santrallere 2014 yılına kadar enerji alım garantisi getirilmiştir.
    küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan sorunları can alıcı bir
    biçimde yaşadığımız günümüzde, küresel iklim değişikliğine yol açtığı
    kabul edilen termik santrallerin kurulmasının teşvik edilmesi yaşam
    hakkının yok sayılması anlamına gelmektedir. bu düzenleme ile çevre
    sağlığı gözetilmediği gibi bu santralleri isletecek şirketlerin
    karlarının vergilerimiz tarafından karşılanması garanti altına
    alınmıştır.
    sonuç olarak; yukarıda sayılan anayasa ve uluslararası sözleşmelere
    aykırı olması nedeniyle 5710 sayılı ?nükleer güç santrallarının
    kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun?un,
    tamamının anayasanın 89/2. ve 104/a maddeleri gereğince, tekrar
    görüşülmek üzere türkiye büyük millet meclisine geri gönderilmesini
    diliyoruz. saygılarımızla."
    (aglaures, 15.11.2007 13:15)
  5. geç kalmış bir kanun tasarısı. bizim gibi nüfusu sürekli artan ülkelerin enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer santraller şart. ancak şöylede bir sıkıntı var ki kimyasal atıkları varillere koyup toprağa gömen ülkemiz sanayicileri, nükleer atıkları ne yapar bilinmez. gereken çevre tedbirleri alınırsa ülkemize faydalı olacaktır bu santraller.
    (abdkl, 15.11.2007 13:32)
  6. "yurdun dört bir yanını nükleer santrallarla donatabileceğiz, ne güzel" diyenlerin zaferi değildir. o kadar kapital kimde var ki desin?

    yasayı pek çok kişi gibi açıp okumadığım için iyi mi olmuş kötü mü bilemeyeceğim. harika olmuş dersem de ukalalık olur, boktan olmuş desem de... ama şüphesiz yasayı incelemiş insanlar da vardır sözlükte, yorumlarını paylaşıyorlardır, paylaşacaklardır.

    ülkemizde yeni bir nükleer santral kurulması yıllardır gündemde. yakın zamanda kesinleşti ve sinop'a bir tane kurulacak. peki neye göre kurulacak? özel uygulamaları olacak bir tesis. özel kuralları olacak. bir şekilde kontrol edilecek ve denetlenecek. müteahit, işletmeci ve devlet arasında nasıl bir protokol olacak? bu yasa tüm bu sorulara ve aklımıza henüz gelmeyen diğer sorulara cevap verecek bir başlangıç noktası. mükemmel bir yasa mıdır, dört dörtlük bir yasa mıdır bilemesem de olmadığını düşünüyorum. illa ki eksik ve atlanmış hususlar vardır. ama artık yola çıkıldı. bundan sonra ya gözlerimizi açıp doğru yöne giden yolu bulup takip edicez ya da gözlerimizi hiç açmadan "doğru olmayan bir yolda ilerleme ihtimalim var." diyerek geri dönecez.
    (azwepsa, 15.11.2007 13:38)
  7. greenpeace üyelerinin önümüzdeki günlerde eylem yapması muhtemeldir bu konuda.
    (abdkl, 15.11.2007 13:42)
  8. bahsi geçen yasanın tam metni:

    http://www2.tbmm.gov.tr/...
    (azwepsa, 15.11.2007 13:46)
  9. levhada belirtilen azami yüksekliğin kat kat asfalt dökülmesi nedeniyle gerçek yüksekliğe uymadığı ve kamyonların alt geçitlerde sıkıştığı, rögar kapaklarının çalınıp satıldığı, atık su arıtma tesisleri ile baca gazı filtrelerinin kontrolden kontrole çalıştırıldığı ve de endüstriyel atıkların gizlice toprağa gömüldüğü bir ülkede bu santralların işletmesi de maalesef aynı mantıkla yapılacaktır.

    iş güvenliği, çevre koruma ve insan sağlığı konularında çok katı kurallar çerçevesinde çalışan ülkelerde bile nükleer santralların tehlikeli ve pahalı olması ve çok ciddi bir radyoaktif atık sorununun bulunması nedeniyle istenmemesi, yeni yatırım yapılmaması sözkonusuyken bizde oldu bittiye getirilmesi çok tehlikelidir.
    (arapbebek, 15.11.2007 13:49)
  10. vatandaşa sorduk:

    "olum biz türkler o kadar salağız ki iki elimizle bi sik doğrultamayız. parasını versek de bize elektrik verseler... olmaz mı?"

    vatandaş da olmaz diyor, neden geçirdiler şimdi bunu? allah allah...
    (azwepsa, 15.11.2007 13:54)
  11. yasanın yürülüğe girmesini takip eden 1 ay içinde türkiye atom enerjisi kurumu (taek) santrallerin kurulması için şirketlerde aranan kriterleri bildirecek. şirket seçimi ise, türkiye elektrik ticareti a.ş. (tetaş) tarafından yapılacak yarışmanın ardından bakanlar kurulu onayıyla yapılacak.

    teşvik amacıyla, santralin kurulacağı arazilerin bedava verilmesi ve tetaş tarafından 15 yıl süreyle elektrik alımının garantilenmesi planlanıyor.

    peki, herhangi bir kaza durumunda zarar ne şekilde tazmin edilecek? (olası bi kaza durumunda, elbette zarar tazmininden çok daha öncelikli, insani bi takım sıkıntılar söz konusu ama bu giride, konunun politik ve toplumsal tepki boyutundan ziyade, kanuni içeriğini aktarıyorum.)

    zararın tazmini paris sözleşmesi'ne dayanıyor. sözleşmede bu yükümlülük 700 milyon avro iken, devlete düşen yükümlülük 500 milyon avro. oysa çernobil faciasında ortaya çıkan zarar 300 milyon avro idi.

    yasada, malesef santralin güvenliğini denetleyecek kurumla ilgili yasal bi düzenleme bulunmuyor. sadece, kaza durumunda 3. şahıslara karşı sorumlulukla ılgılı, paris sözleşmesi'nin ve ulusal ve uluslararası mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtiliyor.
    (kabuklu badem, 07.12.2007 22:35 ~ 08.12.2007 01:00)
  12. tbmm'ye girenin geçenin belli olmadığının fotoğrafıdır.
    (pa, 07.12.2007 22:49)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil