belki ilginizi çeker
  1. · olası bir nükleer facia sonrası geriye kalacaklar
  2. · ahmet yüksel özemre
  3. · yenilenebilir enerji
  4. · klasik essay konuları
  5. · kararsız atom
  6. · nükleer denizaltı
  7. · nuclear propulsion
  8. · türkiye ye ürettirmedikleri
  9. · nükleer silah
  10. · küresel ısınma için çözüm önerileri
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · dinde zorlama yoktur
  2. · 18 kasım 2009 fransa irlanda cumhuriyeti maçı
  3. · geniş aile
  4. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  5. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  6. · ugg
  7. · annelerin yakışıklı anlayışı
  8. · itü den mühendis çıkar boğaziçi den yönetici
  9. · babanın yanında araba kullanmak

nükleer enerji  

 sayfa  / 2
  1. atom enerjisi...
    radyoaktif tepkimeler sonucu açığa çıkan enerji
    (bilge tonyukuk, 16.03.2005 14:01 ~ 14:02)
  2. çok tartışmalı bir konudur. münazaraların en klişe konusudur.
    (azwepsa, 16.03.2005 14:04)
  3. amerika'nın iran'a açacağı savaşın sözde (veya değil) nedeni.
    (gblack, 16.03.2005 14:14)
  4. ilk denemesi, yani dünyanın ilk nükleer reaksiyonu 1942 yılının ocak ayında gerçekleştirilmiş idi..sonrasında ise savaş sanayisinde kullanılan bir olgu olmuştu..
    (zeus, 24.05.2005 19:50 ~ 19:51)
  5. üretilen enerjilerin boyutu göz önüne alındığında, ve hala daha gelinen noktanın nükleer sistemler için henuz çok erken safhalarda olduğu unutulmazsa gelcekte bazı alternatif enerji kaynaklarıyla birlikte enerji kaynağımız. şu an kullanılmıyo mu? kullanılıyo ama gelecektekinin yanında solda sıfır. (diarum dedi dersiniz) kömür ve hidroelektirk gibi çağdışı ve başka kaynaklara akarsu rejimlerine bağlı sismik açıdan tehlikeli enerji üretimlerinin yerine temiz ve ucuz enerjiyi sonsuz yakıtıyla üretecektir. medyadaki yanlış aksettirme çalışmaları sebebiyle işlerliği yavaşlatılmaya çalışılsa bile kaynakların yetersizleşmesiyle elzem olacak enerji üretim sistemi.
    (diarum, 04.12.2005 23:44)
  6. sanıldığının aksine son derece temiz ve verimli bir enerjidir. kurulum maliyetinin yüksek olmasına rağmen işletme maliyetleri oldukça düşüktür. çevrecimsiler avrupa bundan vazgeçiyor diye iddialarda bulunurlar. evet son altı yılda iptidai kalan veya 30-40 yılını geçen verimliliği düşen 17 nükleer santral devreden çıkarılmıştır. bunlardan 10 adedine sahip olan ingiltere en genci 35 yaşında olan bu reaktörlere veda ederken yeni reaktörler üzerine çalışmalarını devam ettirmektedir. fransa 2000 ve 2002 yıllarında ikişer tane devreye almıştır. 2004 yılında 31 yaşındaki bir reaktörünü kapatan almanya epr tipi reaktörleri geliştirmektedir. çevre dostu olmasına rağmen kimileri bozuk papağan gibi "çernobil çernobil" derler.
    (azwepsa, 18.04.2006 15:29)
  7. şimdi efendim eğri oturup doğru konuşmak lazım..

    baştan peşin peşin söyleyeyim; nükleer enerji süpper düpper bir elektrik enerjisi kaynağıdır..ama yuvarlak değildir, keskindir..köşelidir, herkes kolay kolay yutamaz onu..sindirilmesi kolay değildir, hızlı hızlı yenirse hazımsızlık yapar, falan filan..

    şimdi efendiler, şöyle küçük bir detayla sözlerime başlamak isterim;

    nükleer yakıt, içerdiği yüksek enerji yoğunluğu sebebi ile enerji üretiminde çok avantajlı bir madde olarak biliniyor..çok değerli, bulunmaz bir hint kumaşı deniyor..şöyle ki;
    1 kg odun 1 kwsaat,
    1 kg kömür 3 kwsaat,
    1 kg petrol 4 kwsaat,
    1 kg uranyum 500.000 kwsaat,
    1 kg plütonyum 6 milyon (sayı ile; 6.000.000) kwsaat enerji çıkarıyor..

    anlaşılmıştır herhalde ne demek istediğim, görülüyor bu ortada..ülkemizde (rezervlerde) her ne kadar bunu çıkarmamıza izin vermeyecek olsalar da uranyum ve bonus olarak da yine yakıt olarak kullanılabilen toryum bolca bulunuyor..

    ama madalyonun öbür yüzü bize şunları gösterir..

    bu nükleer enerji kalkınmadaki devletler için çok çok avantajlı bir kaynaktır..nitekim çok da dikkatli olmak gerekir bu enerjiyi kullanırken..öte yandan bırakın santralin kurulduğu bölgeyi, tüm ülke çapında bir kaosa sürüklenebilir herşey..ilk beton atılımından, son reaktör atığının gömülmesine kadar herşeyin yüzlerce kez kontrol edilip yapılması gerekmektedir..

    ve yine, gözlemlediğim kadarıylar, türkler bu işi başarabilecek gibi durmuyorlar..

    her ne kadar türkiyenin kurulu gücü, kullanılan gücünden fazla olsa da (bkz: enerji fazlası), her ne kadar ülkemizin doğal kaynakları (bkz: hidroelektrik kaynak) mevcut baraj sayısını 4'e katlamaya yetecek olsa da, her ne kadar puant güce cevap olacak santrallerimiz yakıtı çok pahalı olduğundan (kazıklandığımızdan) dolayı çalıştırılamayacak olsa da, bu nükleer santral bu ülkede dikilmeye çalışılıyor..

    insanlar ne yaptığı bilmiyorlar, iyice daha da boktan bir duruma geleceğiz..insanlar enerji üretim sektöründe büyük paralar gördüklerinden bu sektöre resmen koşuşturuyorlar..yer kapmaya çalışıyorlar..ama bir allahın kulu çıkıp da "beyler deliler gibi elektrik üretiyoruz, peki kim kullanacak bu kadar enerjiyi??" demiyor, diyemiyor..yazık oluyor, olmaya da devam edecek..

    hadi ihracat yapalım, para kazanalım, amacımız bu olsun diyorum kendi kendime, onu da yapamayacağımız belli..sınır komşusu ülkeler zaten almış başlarını gitmişler..kıçı kırık ermenistan'a mı satacaz biz bu enerji fazlalarını..adamlar zaten burunlarından soluyor (ki biz de farklı değiliz) ama bu satış konusunda da yıldızımızın parlayacağına inanmıyorum..

    en baştan dediğim gibi bu nükleer enerji işi ve sinop'ta kurulması istenilen santral işi pek de parlak bir iş değil türkiye için..nitekim tek korkum, güvensizliktir..günümüzde dünyada 440 nükleer santral çalışıyor..inşa halinde 26 nükleer reaktör var..planlanan nükleer santral sayısı ise 32..amerika'da elektrik üretiminin % 20'si (ki oranlara bakılacak olursak çok yüksek bir değer çıkar karşımıza), almanya'da % 28'i, belçika'da %
    56'sı, bulgaristan'da % 38'i, fransa'da % 78'i, litvanya'da % 80'i, isveç'te % 50'si, isviçre'de % 40'ı, macaristan'da % 33'ü, slovakya'da % 57'si, ukrayna'da % 46'sı, slovenya'da % 46'sı nükleer santrallar yoluyla elde ediliyor..ama sonuçta adamların bir tekniği var..bu işi ciddiye alıyorlar..yakıtın atığının depolanması için de bir santral kadar maliyet gerektiğini bilmesi gerek bu projeye başlayanların..orada burada zehirli varilleri yerden pörtleyen -daha onu bile adam akıllı gömemeyen- bir ülkeye afadersiniz ben hiiiiç güvenemem..yapmasınlar, kendimizi yakmayalım, ülkemizin geleceğini yakmayalım..

    sonuçta bir nükleer santral ile tüm türkiye'yi besleyebilirsiniz ama önce bende o güveni yaratmanız gerek saygıdeğer milletvekilleri, saygıdeğer bilimadamlarımız, saygıdeğer teknisyenlerimiz..ancak ondan sonra (belki) daha önceleri onlarca yatırımlar yaptığınız, emek sarfettiğiniz, kara para aklamış olsanız bile kurduğunuz hidroelektrik santrallerini, termik santrallerini, yenilebilir enerji santrallerini göz ardı edebilirim..

    (etmem de, blöf yapıyorum)
    (zeus, 28.04.2006 03:44)
  8. (bkz: nükleer gemi)
    (wondrous, 01.08.2006 01:48)
  9. nükleer enerji atom çekirdeklerinin parçalanması/birleştirilmesi ile oluşan enerji türüdür.
    şimdi az bilinen bir gerçeği ifşa etmenin vakti gelmiştir.
    sadece bir an için düşünün ve nükleer enerjinin nasıl elektrik enerjisine dönüştüğünü bulmaya çalışın.
    --
    nükleer enerji bu amaca uygun olan elektrik santrallerinde su kaynatmakiçin kullanılır.
    kaynayan suyun buhar fazına geçmesi ile de * elektrik enerjisi üretiminde kullanılan büyük türbinler döndürülür ve elektrik elde edilir.
    yani insanoğlu atomun çekirdeğini en basit makina sistemini çalıştırmak için parçalamaktadır.
    (bkz: ironi)

    edit: nükleer enerji sadece atom çekirdeğinin parçalanması ile değil aynı zamanda birleştirilmesi ile de üretilebilir. uyarı sahibine * teşekkürler.
    (subaquatic, 05.07.2007 14:18 ~ 16:55)
  10. ekonomik maliyeti ne olursa olsun, kritik bir coğrafyada bulunan türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını azaltması için sahip olması gereken varlıktır. gelecekte doğal gazımız kesildiğinde, petrol fiyatları alıp başını gittiğinde, hidroelektrik santralleri yetersiz kaldığında, bir yedek gücün devrede olması lazımdır. herşeyi geçtim, sadece bu teknolojiyi bilmek ve know how'ına sahip olmak için bile elde bulundurulması gerekir.

    yeşil ve yenilenebilir kaynaklarına tabi ki yatırım yapılacaktır. ama gerçekler onu göstermektedir ki bu kaynaklar henüz geniş kesimlerin enerji ihtiyacını karşılayacak kapasiteden uzaktır.

    herşeyin ötesinde; insanın biraz da kendisine güveni olması lazımdır. kendimizle dalga geçmeye çok alıştık ama sanki herkes öyle inanmaya başladı ki türkler beceriksiz, akılsız adamlardır. hayır; elin polonyalısı, doğu avrupalısı senelerdir nasıl kazasız işletiyorsa o kaynakları, biz de bunun için gerekli insan kaynağına sahibiz.
    (ayziek birton, 23.08.2007 13:53)
  11. (bkz: nükleer enerji sembolü)
    (burkelle, 05.09.2007 13:15)
  12. hoş gözükmese de dünya enerji savaşları içinde kullanmamız gerekecek enerji türü. bu güne kadar pek enerji kullanan yada üreten bir ülke değildik, son 20 yılda büyük ilerleme kaydettik. ancak teknoloji ilerlemesi ve daha çok elektrik üretmek zorunda kalmamız ve fosil yakıtlarındaki azalma sonucu bir gün mutlaka kullanmak zorunda kalacağımız enerjidir.
    ayrıca tüm enerji türleri - hidroelektrik hariç - su kaynatıp türbin dödürüyor, gerçekten enerji üretiminde insanlık james watt tan daha fazla ileri gidemedi, içten yanmalı motorlar bulundu ekstradan. başka bir enerji üretim yolu bulunması lazım yoksa sonumuz 300-500 yıl sonra gelebilir, 6 milyarlık dünya yaşını düşünürsek kötü bir durum.
    (dexterity, 11.09.2007 16:54)
  13. sadece enerjide kaynak çeşitliliği için bile başvurulması gereken enerji çeşididir. fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, dünya yeni nesil nükleer reaktörlere geçerken bizim eski teknolojiden başlamamamızdır. yeterli güvenlik tedbirleri alındığı takdirde doğa için asla tehlike yaratmayacaktır. yıllardır nükleer enerji kullanan almanyada yapılan ölçümler ne havada ne de suda nükleer atıkların doğadaki radyasyon oranına fazlalık katmadığını ortaya koymuştur.(kaynak:bilim teknik 2008/5)
    nükleere karşı çıkan çevreciler ise bu konuda hiçbirşey bilmedikleri için ciddiye alınmaya değmez. çünkü bu konu tamamen bilimseldir halaysal değil. en basidinden, nükleer bozunmanın diferansiyel denklemini bile bilmezler ve bu konuda konuştukları herşey hava cıvadan ibarettir.
    (zaht, 13.05.2008 19:08)
  14. türkiyenin ne olursa olsun uzak durması gereken asla bulaşmaması gereken bir konudur . şu an avrupaya bakarsanız tüm avrupa nükleerden vazgeçiyor . yeni santral inşaa eden ülke yok norveç milyarlarca dolar yatırdığı ve hiç kullanmadığı santrali söktü italya kendini temizliyor . ama nükleer sanrtal için gerekli ekipman üreten ve satan avrupa ekonomisi bu ürünlerini nereye satacak tabiki enayi türkiyeye , bu yüzden teşvik edildiğimizi ilkokul çocukları bile biliyor artık . abd iran a uranyum zenginleştirme diyor . nükleer santral yakıtı olan uranyum saf halde yakıt olarak kullanılmaz labaratuvar ortamında zenginleştirilerek uranyum çubuğu haline gelip nükleer santrallerde kullanılır iranın yaptığı bu , adamlar silah ya da bomba üretmiyor ama tekelci batı buna bile izin vermiyor .
    çernobilden ders alınmadı . santral kurulması planlanan sinoptaki bölge dünyanın en güzel yerlerinden biri ve binlerce hektar orman katledilecek içlerinden biri bu ülke yoprağına bir fidan dikmişmi .
    santralin yapıldığı yerin ve denizin ebesini zikecekler santral kurmak kolay bir iş değil .
    yıllarca kurulması sürüyor çok maliyetli ve belli bir ömrü var ondan sonra da sökülmesi gerekiyor o da maliyetli ayrıca atıkların depolanması gerekiyor o daha da maliyetli . ve tehlikelki çevre bakanı bir yıllık atığı santralin bir su bardağı dedi o bir su bardağı atık milyonlarca insanı zehirlemeye yetiyor bu neden söylenmiyor .
    bu alanda yetişmiş elemanımız yok bu işte uzman japonlarda bile her yıl türlü kazalar oluyor . bizim türk insanının sakarlıktaki uzmanlığını bilmeyen yok .
    dışardan uzman ithal edeceğiz astarı yüzünden pahalıya gelecek böyle hassas bir iş yabancıların insafına kalacak deprem ülkesi türkiyede santral kurmak bir intihar . sadece hiçbir çaba sarfetmeden mevcut hidroelektrik ve termik santrallari tam kapasite çalıştırsak enerji ihtiyacımız kalmıyor .
    kemerköy , gökova termik santrali kurulması planlanan nükleer santralden daha verinli çalışıyor ve nükleer santralden 10 kat daha ucuza maloluyor . daha yeni afşin elbistan yöresinde 100 yıllık kömür bulundu .
    rüzgar enerjisinden hiç yararlanmıyoruz . mevcut sıcak su kaynaklarımız boşa akıyor . avrupa gaza getiriyor biz atlıyoruz başına bela almaktan başka birşey değil çevreye verdiği zarar cabası . nükleer yakıtların verimliliğinden bahsediliyor zehirli etkisinden hiç kimse bahsetmiyor . çömez mühendisler bu maceraya pek hevesliler ama biraz gerçekçi olmakta fayda var . nükleer enerji uzak durulması gereken bir konudur .
    (legendhakan, 13.05.2008 21:04 ~ 21:06)
  15. kullanma biçimi ve kapasitesi bakımından düşünüldüğünde günümüzde ülkelerin gelişmişlik seviyeleri hakkında ciddi bir etkendir.. temiz ve insanlığa yararlı bir biçimde kullanılabilir bir enerji türüdür. ayrıca sürekli olmayan kaynakların bitişinden sonra kullanılabilecek durumdaki tek enerji biçimidir..
    (broken promises, 13.05.2008 21:11)
  16. (bkz: http://www.world-nuclear.org/...)

    rüzgar ile ucuzluk açısından kapışan enerji çeşidi.
    maalesef çoğu insanın kafasına çernobil kazasını kullanarak anti-propagandası yapılan enerji çeşidi.
    verilere göre sağlam rüzgarın yoksa nükleer en iyi çözüm.
    ha bi de bonus olarak nükleer silah geliştirebiliyorsunuz reaktörünüz olduğunda, opsiyonel tabii. yoksa ben vx taraftarıyım, hümaniterim.
    (keyif pezevengi, 07.07.2008 23:39 ~ 23:55)
  17. onun hakkında çok şey söylendi.
    en çokda kötülendi.
    o bir öcü mü ?
    bir felaket timsali mi ?
    insanları öldüren, kanser eden
    karanlık gecelerin korkulu rüyası mı ?
    bence hayır!
    bir şans verin ona , bir dinleyin.
    o minicik, rahatlamaya çalışan,
    ve kendini bizim için feda eden,
    varını, yoğunu, enerjisini,
    bizim için harcayan,
    kendi halinde bir atom.
    dumanla külle, cebelleşmeden.
    ithal enerjiyle değirmen döndürmeden.
    barajdaki altın kadar kıymetli suyu,
    akıtıp ziyan etmeden.
    elektrik üretmemize yarayan,
    modern buhar makineleri onlar.
    onlar nükleer santraller.
    her bilinmeyen gibi oda korkutucu ilk başta.
    ama tanıdıkça güvenli.
    güvenli olduğunca avantajlı.
    ve dost nükleer enerji.

    herşey gibi nükleer teknolojide bilmeyince uzak,
    uzak olunca güvensiz gibi geliyor insanlara.
    birde kötü örnekler ateşe barut döküyor.
    teknolojiden korkulmaz, kullanılır diye düşünüyorum ben.
    tabi biz biraz geç kaldık. istasyondan kalkan treni kaçırdık.
    ama o tren hala yoluna devam ediyor.
    daha da hızlanarak ve yıldızı hızla parlayarak.
    daha da geç olmadan onu yakalamak, teknolojiye ayak uydurmak,
    nükleer’in elinden bir yerde tutmak lazım.
    bunu yaparken de halkı doğru bir şekilde, yeterince bilinçlendirmek gerekiyor.
    nükleer enerjiyi artık
    bizim de kullanmamızın,
    tanışmamızın vakti,
    geldi de geçiyor.
    (sade, 21.08.2008 15:16 ~ 17:17)
  18. amasya yöremizde yetişen zenginleştirilmiş uranyumdan elde ediliyor.
    (tembel, 05.09.2008 16:19)
  19. ne kadar kasılırsa kasılsın sike sike ülkemize gelecek hededir.bürokratların geleceği,siyasi liderlerin maddi takviyesi ve özel sektörün pipisini doğrultması için böyle bir rant şarttır. çok ucuza çok fazla enerji ürettiği çok doğrudur.ancak problem zaten nükleer atıkların muhafazasından kaynaklanmaktadır zira gelişmiş ülkeler sekiz dokuz tip dördüncü nesil nükleer santral üzerine kafa yorarken majör olarak düşünülen şey atık yönetimidir. petrol bazlı yakıtları yakarsınız enerjiyi üretirsiniz çıkan co2 i yakalayıp yine enerjiye çevirebilirsiniz,nükleer santral de ise ortaya çıkan bozunmuş atıkların yarılanma ve radyoaktivitelerini kaybetme süresi bin yıllarla ölçülmektedir.bu da uzun vadede maddi külfet getirdiği gibi türkiye gibi sismik olarak über aktif bir ülkede ikinci ve belki de en önemli risktir.unutmayalım ki temel kazısı yaparken metro tüneli delebilen bir inşaat sektörümüz var.tüm bunlar düşünüldüğünde ise tüm bu yazılanlar söylenenler üretilenler bir boka yaramayacaktır.allah bilir denilip yaradan sığınılacaktır.allah da bizi inşallah koruyacaktır.
    (gebesh, 05.09.2008 16:23)
  20. ekonomik açıdan bakıldığında, enerjide dışa bağımlılığın yeni bir türüdür.neticede muhtemel ki sadece oturulacak kucak değişecektir.

    şu ana kadar ülkemizde yapılmamış olmasının nedenide çevrecilerin yoğun protestolarının etkili olmasından ziyade, egemenlerin şu an için ihtiyaç hissetmemeleridir.çıkarları maksimize oduğunda çatır çatır santralleri yaparlar.bize de bu göreceli "temiz enerji"yi üretmek düşer.

    tabi birde oluşacak atıklar var bu "temiz enerji" ile bağdaşmayan, onuda çevecinin daniskası olan başbakanımıza bırakırız artık.
    (kasaba insanı, 05.09.2008 17:17)
  21. ülkeyi rus ve iran doğalgazına mahkum ettiği, rus kucağına oturttuğu için nükleer enerjiyi eleştirenlere karşı çıkılmış. halbuki türkiye nükleer teknolojiye sahipmiş gibi, bağımsız bir enerji politikası güdüleceği hangi uzuvlar kullanılarak uydurulmuş, merak içerisindeyim.

    sonuçta ülkeye kurulması planlanan nükleer santral yabancılar tarafından kurulacak. kullanılacak nükleer yakıtı üretecek teknolojiye sahip olmadığımızdan, o da dışarıdan gelecek. özetle, enerji politikasındaki dışa bağımlılıkta herhangi bir değişiklik olmayacak. e neden bahsediyorsun sen o zaman kuzum?
    (strateji, 05.09.2008 17:33 ~ 17:34)
  22. fosil yakıtların (kömür, petrol, gaz) tükenebilir olması ve atmosferik kirlenmeye yol açmaları, ayrıca, her geçen gün artan enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer santrallerin kurulması gündeme gelir..radyoaktif bir sızma olmaması durumunda en temiz ve kuruluş maliyeti hariç en ucuz elektrik enerjisi üreten santrallerdir..işte asıl tüm ikilem buradadır!

    nükleer santrallerin yakıt ihtiyacı ve atığı diğer termik santrallere göre çok azdır. örneğin; 1g u235 2.500 kg kömürün verdiği ısıya eş değer ısı vermektedir..1 kg uranyum ile üretilen elektrik 16.6 ton taşkömürü ya da 11.1 ton (80 varil) petrolle üretilen elektriğe eş değerdir..bir başka anlatımla 1 kg kömürden 3 kwh, 1 kg petrolden 4.5 kwh, 1 kg uranyumdan 50 000 kwh enerji üretilir..5 g uranyum yakıt lokması, reaktörde 3 yıl kalmakta ve 4000 kw/saat elektrik üretmektedir..1000 mw gücündeki hafif su soğutmalı bir reaktörden yılda 27 ton atık çıkarken, kömür yakıtlı bir santralde bundan 250-300 bin kat daha fazla atık çıkmaktadır..nükleer santrallerin kuruluş maliyetinin yüksek olması ve bazı arızalarda çevreye yayılan radyoaktif sızıntı, bu santrallerin tek olumsuz taraflarıdır..kaza olasılığı ve etkilerine karşı gerekli güvenlik önlemlerinin alınması şarttır..nükleer santraller çevreyi en az kirleten elektrik santralleridir..çevre dostu bir termik santral türü olduğu düşüncesi giderek yaygınlaşmaktadır..ben, şahsen, bu teknolojiyi uçak'lara benzetiyorum..gideceğiniz yere sizi en hızlı bir şekilde ulaştırıyor..zaman ve enerji kazancı mevcut..dünyanın en güvenli ulaşım tarzı..ama nadir gelişen kazaları sonucu büyük olasılıkla ölüm oluyor..dikkat edeceksiniz sonuçta, insan kontrolünde tüm teknolojiler!

    daha neyi tartışıyoruz onu anlamıyorum?!..halen yenilenebilir enerji kaynaklarına yeteri kadar önemi veremiyorsak (dünya çapında konuşuyorum, türkiye'nin ne yaptığını ya da ne yapacağını inanın hiç s.klemiyorum!!) bunun tüm suçu dünyanın en verimli enerji kaynağı nükleer enerjidir!!

    <sitem>
    hayır, bir de şu var..siz yapmamaya karar verseniz bile çevrenizdeki ülkeler (şimdi türkiye'den bahsetmeye başladım) zaten bu protokole hayvanlar gibi gönül vermiş ülkeler..bir iran, bir ermenistan, bir bulgaristan, hepsinde nükleer santraller mevcut..haa, siz nükleer santral inşa etmemekle nasıl bir gözdağı vereceğinizi sanıyorsunuz ki?! onlar da hemen "aaa türkler yapmıyor, ne duyarlılar, biz de kapatalım santrallerimizi" mi diyecekler?! gülerim ben buna işte..olacak birşey varsa, onların başına da gelir, kaza ya da meltdown..ne farkeder ki?! onları kontrol edemiyorsanız bu teknolojiyi reddetmenin ne anlamı var?! sen de yararlanacaksın ki bir esprisi olsun! belki bu işi son derece güvenli ve başarılı bir şekilde yapacaksın ki belki çevrene de örnek olacaksın!
    </sitem>

    neyse, son lafım yiğidi öldürmek isteyenlere gelsin..öldürebiliyorsanız (şayet?) hakkını vermeyi unutmayın!
    (zeus, 01.06.2009 19:37 ~ 19:48)
  23. greenpeace akdeniz'den başak, sanem ve erhan'ın yayınladığı bir duyuruda şöyle bir cümle yer alıyordu:

    - "nükleer enerjinin sadece çok tehlikeli değil, aynı zamanda pahalı bir teknoloji olduğunun bir çok ülke farkına varmış görünüyor."

    nasıl farkına varmış görünüyorlar mesela? kapatıyorlar mı bütün santrallerini? kapatılanlar vardır belki örnek gösterilebilecek. bi ülkede 30 nükleer santral varsa, eski olanlardan üç beş tanesinin kapatılması normal. yenileri de yapılmıyor çünkü yeterince santral var. son yıllarda avrupa'da ve amerika'da nükleer santral yapılmıyor, asya'da ise devam ediyor santral inşaatları. neden? avrupa ihtiyacı kadar santrale zaten sahip çünkü. ab’de 5 ülke nükleerden tümüyle vazgeçme kararı aldı. bunlar almanya, isveç, ispanya, belçika, italya. bu ülkeler türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomi ve enerji darboğazında olsalardı santrallerini asla kapatmazlardı ki ispanya'da halen 10 nükleer reaktör faaliyettedir. italya'da 4, almanya'da 36, isveç'te 13, belçika'da 8 reaktör halen faaliyettedir. greenpeace "bu ülkeler kapatma kararı aldı santralleri bakın bakın" diyor. doğru diyor ama santraller halen faaliyette.

    abd'de 100 küsur nükleer santral var. o da sadece bilinen kısmı. bu santraller, 250 milyon nüfusa sahip dünyanın en güçlü ülkesinin elektrik ihtiyacının %20'sini karşılıyor. fransa'daki nükleer santraller ülkenin enerji ihtiyacının %75'ini karşılıyor. acaba fransa da vazgeçecek mi nükleer enerjiden? çin'deki 10 nükleer santral, toplam ihtiyacın %2'sini karşılıyor. toplam nüfusa vurursak 1,3 milyar insanın yaşadığı çin'de %2'lik değer 26 milyon insan anlamına geliyor. keza hindistan'da çalışır durumda 14, inşaat halinde 8 nükleer santral var. halihazırda çalışır durumda olan santraller, 1,2 milyar nüfuslu hindistan'ın enerji ihtiyacının %3'ünü karşılıyor. japonya 54 nükleer santralden toplam ihtiyacının %25'ini karşılıyor. liste uzar gider...

    dünyadaki toplam enerji üretiminin %16'sı nükleerdir. icraati adam gibi yürütüldüğü sürece nükleer santrallerin kimseye zararı yoktur.

    türkiye bugün mecbur, yapmazsa 5-10 sene sonra daha da mecbur kalacak. türkiye'ye bikaç tane nükleer santral kurulmalı.

    ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    ermenistan'da türkiye sınırına epeyce yakın (ığdır'a 15 km mesafede) bi bölgede dünyanın en tehlikeli nükleer santrali olan metsamor nükleer santrali bulunuyor. seksenlerde ermenistan'da meydana gelen ve 25.000 kişiyi öldüren depremden sonra kapatılmasına rağmen 1995'te tekrar faaliyete geçirilmiş. bi depremi daha kaldıramayacağı belirtilen bu santral, ağrı dağı fay hattı üzerinde bulunuyor.

    ermenistan da 2001 yılında bu santrali kapatacağını duyurmuştu. muhtemelen greenpeace tayfası "bakın onlar da kapattılar" falan diyodur. enerji bakanlığı binasının tepesine çıkıp şov yapmak greenpeace'i sadece (esas amacı olan) medyatik yapar.

    greenpeace'den söz açılmışken çernobil efsanesinden de söz edelim.

    nükleer sızıntı denilen şeyi, çernobil'in yarattığı iddia edilen trajediyle kıyaslamayın. rusya'nın astrahan ve kazakistan'da yaptığı nükleer denemelerin toplamda çernobil'de açığa çıkan enerjiden (ve haliyle radyasyondan) binlerce kez daha güçlü olduğu bilinmeyen bişey değil (ki gelmiş geçmiş en büyük nükleer bomba olan tsar bomba'yı da ruslar hazırlayıp patlatmıştır, kendisi bir hidrojen bombasıdır ve 50 megaton gücündedir).

    google earth'ten baktığınızda bile net olarak görebilirsiniz ki çernobil tesisinin etrafında yeşillik çayır çimen var. greenpeace çernobil'i müthiş abartıyor. türkiye'ye söylendiği kadar zarar vermiş olsaydı karadeniz'in diğer kıyısında omuz üstünde baş koymamış olması gerekirdi. çernobil nerdedir bi fikri olan var mı? hayır rusya'da değil. ukrayna'da, belarus (eski beyaz rusya) sınırına yakın bi yerde duruyor. karadeniz'in türkiye'ye göre karşı kıyısına olan mesafesi bile yaklaşık 1000 kilometre.

    çernobil'in rize'ye olan mesafesi, istanbul, berlin, varşova ve budapeşte gibi avrupa başkentlerinden daha fazladır. belgrad ve sofya'ya aşağı yukarı aynı mesafededir. gerisini siz düşünün.

    greenpeace diyor ki:

    - "nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm avrupa üzerine yayılmış ve çernobil'den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki isveç formsmark nükleer reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada isveç'teki reaktörün değil çernobil'den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir.

    araştırmalarda ilk yıl doz açısından en fazla avrupa ülkesi bulgaristan olarak belirlenmiş."

    ben de diyorum ki:

    çernobil'in isveç'e mesafesi 2000 kilometreden fazladır. ayrıca 2000 kilometre ötedeki bir nükleer reaktörde çalışan insanların üzerlerindeki giysiye gelene kadar neden arada başka yerlerde rastlandığından söz edilmemiş. buna nasıl inanabilir mantıklı bi insan? yani aralarında yüzlerce kilometre olan iki santral var ve birinde çalışanların giysilerinden diğer santralin parçaçıkları mı bulunuyor? bu arada uranyumun hangi santralden geldiğini tespit edecek bi teknoloji henüz geliştirilmedi.

    ilk iki yıl en çok bulgaristan'ın etkilendiği hikayesi kocaman bi yalan. ukrayna ve bulgaristan arasında moldova ve romanya var. serpinti bu ülkeleri atlayıp direk bulgaristan'a mı gelmiş? ayrıca belarus, litvanya, rusya, estonya, slovakya, çek cumhuriyeti ve macaristan gibi ukrayna'ya daha yakın ülkelerdeki etkisi nasıl daha az olabilir?

    ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    çernobil'de gerçek anlamıyla bir nükleer patlama yaşanmadı. sadece sızıntı yaşandı.

    dünyada bugüne kadar yapılan nükleer denemelerin ülkelere göre listesi şöyle:

    abd: 1,030
    sovyetler birliği: 715
    fransa: 210
    ingiltere: 45
    çin: 45
    hindistan: 6
    pakistan: 6
    israil + güney afrika cumhuriyeti: 3

    bu rakamlar sızıntı değil. her biri ayrı bir nükleer patlama. silah denemesi yani. sovyetlere bi dikkat edelim. 715 nükleer denemenin toplamında açığa çıkan enerjiyi ve radyasyonu gözümüzün önüne getirelim. sonra patlama bile olmayan, sadece sızıntı olan çernobil'i düşünelim. kanserin sebebi radyasyonsa hangisinin radyasyonu?

    çernobil tek başına abartıldığı kadar yıkıcı olsaydı nükleer silah denemeleri neticesinde oluşan serpintiden dünyada adam kalmazdı. çernobil'in yarattığı söylenen etkinin büyük kısmından çernobil değil rusya'nın nükleer denemeleri sorumludur. yerden 30-40 kilometre yukarıda nükleer bomba patlatmanın yaratacağı serpintinin yanında (ki bu bombalardan yüzlerce patlatıldı) çernobil'in etkisi çok küçük kalır. çernobil'in suçu yok demiyorum, neticede çernobil sızıntısı insanların yaşadığı bölgelere daha yakında gerçekleşti.

    ancak bu fatura nükleer denemelere değil çernobil'e çıkarıldığı sürece nükleer santrallerin adı temize çıkmaz.

    çernobil suçsuz değil ama söylendiği kadar da suçlu değil. ortada suç var ama az bi kısmı çernobil'e ait.

    ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    itü'de 1979'da işletmeye açılan triga mark ıı adlı 250 kilowattlık bir nükleer reaktör var. 2002'ye kadar faaliyet gösterip sonra durdurulan bu reaktör, bulunduğu bina deprem riskine karşı güçlendirildikten sonra 21 mart 2008'de tekrar faaliyete geçirildi. halen aktif olarak çalışmakta.

    sözkonusu reaktörün müdürü prof. dr. ahmet bayülken'in bu konuyla ilgili bi açıklaması var. bizzat bayülken hocanın cümlelerinden aktarıyorum:

    "nükleer güç reaktörleri için 2 tane genel teknoloji vardır. biri doğal uranyum ile çalışanlar, diğeri de zengin uranyum ile çalışanlardır. şu anda iran'ın yaptığı da uranyum zenginleştirme...

    uranyum zenginleştirmeyi biz yapamayız ve bunu yapma teknolojisini bize vermezler. yani zengin uranyum alma açısından dışa bağımlı olabiliriz. biz üretemeyeceğimiz için bunu üreten bir yerden, abd, rusya ve fransa'dan almak zorunda kalırız.

    ancak kurmak için doğal uranyum ile çalışan reaktörler seçilirse, o zaman yakıt açısından dışa bağımlı olmayız. neden olmayız? çünkü türkiye'de uranyum var. en azından 2 reaktörü ömür boyu çalıştıracak miktarda uranyum var. bu uranyumu işleyecek teknoloji de var.

    dolayısıyla işlenen bu uranyum madeninden yakıt yapma olayı da mümkün. bu durumda yakıt açısından dışa bağımlılık olmaz ama teknolojik açıdan yine bağımlı oluruz. bu nedenle türkiye'ye sadece nükleerin gelmesi yeterli değil.

    nükleer teknolojinin de gelmesi lazım. nükleer teknoloji de 1-2 reaktör kurulması için gelmez. bu konuda güney kore güzel bir örnek. güney kore, reaktörlerini başta anahtar teslimi yaptırdı, sonra her reaktör yapılırken bir şeyler öğrenip bugün tüm nükleer santralini kendi kurabilecek duruma geldi.

    türkiye için de bu lazım. 'türkiye'de 5 tane nükleer reaktör kurayım, 5'ini de dışarıdan alayım. onları da birileri işletsin, sonra da ya bana devretsin ya da kendi işletsin' doğru bir mantık olmaz. uzun vadeli bir plan yapılması lazım ve nükleer teknoloji aşama aşama türkiye'ye girmeli."

    türkiye'nin doğal gazı yetersiz. kömür yakma teknolojisi eski. uzun vadeli plan yapılmalı. jeotermal mutlaka kullanılmalı, rüzgar kullanılmalı, yenilenebilir kaynakların hepsi kullanılmalı.

    kömür teknolojisi mutlaka iyileştirilmeli. tüm iç kaynaklar kullanılmalı ve türkiye mutlaka nükleer enerjiye geçmeli.

    türkiye'de nükleer eğitimi görmüş sadece itü'de 300'den fazla elemanın bulunuyor. dolayısıyla türkiye'de kurulacak bir nükleer enerji santralinde çalışacak uzmanların da hazır."

    ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    bir yenilenebilir enerji uzmanından dinliyoruz:

    "yıllardır herkesin uyutulduğu bir gerçek var.

    çernobil bir kaza değildir.

    çernobil bile bile ladestir.

    araştırma konularımdan biri rusya ve ülkenin enerji politikaları.

    ülke özellikle süper güç olma durumunu yitirmeye başladığında enerji talebini karşılayamamaya başladı.

    bürokratlardan reaktör çalışanlarına santralin gücünü arttırmaları ile ilgili baskılar geliyor.

    reaktör 1200 mw gücünde ancak 1000 mw çalıştırılıyor.

    nükleer reaktörlerde kontrol çubukları vardır ve tam olarak geri çekilmezler, dolayısıyla tam güçte çalştırılmazlar genelde.

    ancak 200 mw o günün rusya'sı için çok önemli bir değer olduğumdan hükümet bunun yapılmasını istemekte.

    bir gün reaktördeki nükleer mühendislere izin veriliyor, reaktör boşaltılıyor ve 3 adet elektrik mühendisi getiriliyor.

    bu mühendisler çubukları tam olarak yukarı çekmekle de kalmıyor, tamamen çıkartıyorlar.

    ardından kontrol sağlanamadığı için nötronların hareketleri kontrol altına alınamıyor ve zincir reaksiyonu uzuyor.

    reaktör de gaz-grafit reaktörü olduğu için yüksek sıcaklıkla tavan tutuşuyor ve yangın çıkıyor.

    ardından da sızıntı gerçekleşiyor.

    yani aslında ortada bir kaza filan yok, bir ihmal ve hata var. ve dünya üzerindeki o kadar reaktör içinden bula bula sadece bu bulunuyor, üstelik kaza bile değilken..."
    (john voxville, 18.06.2009 22:52)
  24. kafasız sovyetler yüzünden reaktörü patlatılan ardından "aa bu kötü sakın kullanmayın patlarsa alayınızı haritan siler " diye insanlar korkutulmuş ve nükleer enerjiye bir antipati kazandırılmıştır. ama gelin görünki en güzel örneği japonyadır. topraklarında bombası patlatılmasına rağmen(!) adamlar 2.dünya savaşından çıktıktan sonra ülkenin her yerine bu tesislerden kurarak sanayi alanında ekonomilerini türkiyenin 2 katına çıkarmışlardır. ama biz ne yapmışız bu tehlikeli patlar deyip kullanmamışız ve bunun yüzünden hala ceremesini çekmekteyiz... birde anlamadığım olay bütün komşu ülkeler kimi az kimi çok hepsi nükleer enerjinin bir tarafıyla uğraşıyor hala neden korkuyoruz ? . şimdi balkanlarda patlayan veya iranda patlayan bir nükleer tesis radyasyonu hiçmi türkiyeye geçmeyecek çernobil patladığında karadeniz etkilenmedimi sanki ? . neyse efendim bir çok daha örnek verilebilir ama bir gerçek varki bunu okuyan nesilde biliyor türkiyenin mutlak ihtiyacı olan şey nükleer enerjidir. şimdi bir köy uzuluğunda güneş paneli yaparak güneş enerjisi kullanıcaz deyip fantezi yapmanın alemi yok. nükleer enerji şarttır. üniversitedeki hocalarımızda böyle düşünüyor. ama işte bir takım çevreler buna hala karşı... son olarak nükleer enerjiye evet !
    (scamp, 18.06.2009 23:09 ~ 23:12)
  25. matbaanın keşfine karşı çıkan kafaların hala ülkemizde baskın olduğunu bize gösteren enerji.
    ne alakası var diyenleri duyuyor gibiyim.matbaa o dönemdenasıl ilerlemeyi aydınlamayı sağladıysa bugünde enerji ihtiyacı ve stratejik teknolojiler ülkelerin kaderini belirlyor.dün bu kadar katip işsiz mi kalsın diyerekten etramızdaki herkes çatır çatır kitap, gazete basarken bizi bu teknolojiden mahrum bırakan kafa şimdi de patlıyor çevreye zararlı yalanını kendine bayrak edinmiş önümüzü tıkıyor.hemen hemen aynı nüfusa sahip birçok ülke onlarca nükleer santrali çatır çatır kullanıyor, bizde daha birini kuralım mı kurmayalım mı diye tartışıyoruz.ayrıca enerji açığını geçtim yaratacağı yan alanlarla birlikte büyük bir teknoloji ve ekonomik sektör.bana kalırsa düşer diye uçağa binmeyip kaza yapar diye arabayı kullanmayıp güvenli diye at arabası ile yolculuk yapmayı savunmak kadar abes.

    ilk nükleer denemelerin üzerinden 60 yılı aşkın süre geçmiş.yani artık bu konuda insanlığın yeteri kadar bilgi birikimi oluşmuş.adamlar gemide, denizaltıda kullanıyor ötesi mi var?
    (gauldoth, 18.06.2009 23:35)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil