belki ilginizi çeker
  1. · ahlak çöküyor
  2. · sosyal adalet sağlanmadıkça
  3. · uzunkaya şiirinin genel özellikleri
  4. · yaran antoloji com okuyucu yorumları
gündem
  1. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  2. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  3. · ezel
  4. · giyotine yolladılar gitmedim
  5. · yetenek sizsiniz türkiye
  6. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  7. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  8. · sürtünerek boşalmak
  9. · geyik yapmak

muzaffer uzunkaya  

  1. türk edebiyatının son dönemdeki en büyük şairlerinden. internet şiiri tarzında verdiği örneklerle entel çevrelerde nobel edebiyat ödülüne en yakın isim olarak görülüyor.
    (scherzi, 13.01.2009 01:11)
  2. aşağıdaki şiirde büyük düşünürün tarzını inceleyeceğiz :

    ahlak çöküyor

    ahlak çöküyor ülkemde,
    nereye gidecek bunun sonu.
    hani nereye gittiler,
    mehmetçik yetiştiren anneler.

    bir başlamasın ahlak çöküşü,
    nesiller boyu devam eder.
    sonu hüsrandır o ülkenin, *
    korkarım,kaybederiz her şeyi.

    hani nerde besmele ile çocuk emziren,
    abdestsiz gezmeyen anneler.
    haram-helal bilmez oldu babalar,
    annesini,babasını bakmıyor nesiller. **

    * şiirin üçüncü kıtasında yer alan bu uyak çeşidini dünyada ilk uygulayan şair muzaffer uzunkaya'dır.

    ** annesini babasını bakmak fiili ile şair burada ironi yapmış. ancak bu anlaşılmıyor, sanki -e hali ile -i halini karıştırmış gibi görünüyor. bu derin sarkazmı ile avrupa'da büyük yankı uyandırdı muzaffer.
    (scherzi, 13.01.2009 01:15)
  3. (scherzi, 13.01.2009 01:15)
  4. burada inceleyeceğimiz başka bir örnekte uzunkaya'nın vatansever tarafını ön plana çıkarıyoruz :

    (ilk kıtada geçmişten ve atalardan bahseden ve epik şiir konusundaki ustalığını gösteren şair, son dizede bir anda araya sıkıştırdığı 'güvenlik ön plandadır' ifadesi ile realizme ve 20. yüzyıl şiirine göz kırpıyor. )

    atalarımız asırlarca dünyayı yönetti unutmayalım,
    bizim özümüzde bu özellik var hep hatırlayalım,
    bu vatan başka topraklara benzemez,buna inanalım,
    güvenlik ön plandadır,bütün planlar anadolu üstünedir.

    (aynı zamanda iktisatçı kimliği ile de öne çıkan şair, burada hafiften milliyetçilik rüzgarları estirse de, imf karşıtı olduğu her halinden belli tarzıyla saygıyı hakediyor bence.)

    şimdi ekonomik bir darboğazdayız,bunu aşmalıyız,
    her zeminde düşmanımızdır,cehaletle savaşmalıyız,
    sana ne bana ne yakışmaz,biz müslüman-türk'üz,
    ülkemizi borçtan kurtarıp gerçek hürriyete kavuşmalıyız.

    (bu kıtanın üçüncü dizesinde şiirde forum tarzı nın temellerini atıyor, dinleyiciye ne dersin diye sorarak. bu atılımı ile deha sayılmaz da ne ile sayılabilir ? )

    şimdi bir karar vermesi gerekir,bu ülkede yaşayan herkesin,
    şeker var,un varken neden helva yapamıyoruz ne dersin,
    kararlı olmalıyız,çalışkan olmalıyız kimse vakit kaybetmesin,
    içimizde fatih'ler,kanuni'ler,mustafa kemal'ler var bilinsin.

    (bu şiirin son cümlesi olmuş mu be abi, diyenler için : şair kendine özgü uyak çeşitleri ile dünya literatürüne girmiş bir insandır, sadece biraz daha zaman gerek, henüz zamanının ötesinde. )

    bu savaş bitecek,biz yeneceğiz bu nankör cehaleti,
    içimizden atmalıyız,geri gelmemek üzere bu illeti,
    borçlarımızı ödeyelim,atalım üstümüzden zilleti,
    türk'e türk'ten başka dost yok,bunu bilelim.
    (scherzi, 13.01.2009 01:28)
  5. www.antoloji.com bünyesinde ayın şiiri seçilen düşler sokağı (link altta) isimli eserini, şiirin altında belirtildiği üzere star internet kafe'de kaleme almış.

    http://www.antoloji.com/...


    'duygusal ve fantastik şiirde mekan çözümlemeleri sempozyumu' nda da belirttiği üzere, halktan bir adamdır.
    (scherzi, 13.01.2009 01:33)
  6. bütün büyük sanatçılar ve dahiler gibi muzaffer uzunkaya'da manik depresif, ayrıca şizofren ve borderline kişilik bozukluğuydu. (evet kişilik bozukluğunun ta kendisiydi) aşağıdaki ezan konulu şiirinde son kıtada birden değişen psikolojisini görebiliyoruz :

    allah'ın birliğini göklere haykıran,
    mesteder gönülleri ezan sesleri,
    bize her an onu hatırlatan,
    dinmesin ülkemden ezan sesleri (aynı telden devam eden benzer 3-4 kıta)

    ayrılık zamanı geldi şebinkarahisar'dan,
    bir hüzün çöktü içime bu akşam, ( ??? ezan, allah, kitap ? işte burada dehasına sebebiyet veren bozuk psikolojiyi müşahade ediyoruz)
    ruhumu arındırdı,dinledim onu,
    beni benden aldı ezan sesleri.
    (scherzi, 13.01.2009 01:38)
  7. başlığında bu kadar övüldüğünü görünce umarsızca araştırdığım besteci ve şair. çoğu şiiriyle beni etkilese de galiba en özgün çalışması arkadaşımın aşkısın'ı coverladığı şu eseri. 4 kıtadan oluşan eserin son 2 kıtası can alıcı;

    "hep aynı sorunu yaşıyor gençler,
    bidenbire başıboş ve yalnız.
    asilik damarları kabarıyor,
    kontrolsüz gemi gibi sallanıyor.

    sen kaptırma diyorum kendini,
    vazgeçme asla okumaktan.
    sorunların ne olursa olsun,
    sen arkadaşımın oğlusun. "
    (peace sells and i m buying, 13.01.2009 01:45)
  8. uzunkaya şiirinin genel özellikleri arasında şiirde forum tarzı'nın yanında şiirde anı anlatma da vardır. özellikle aşağıdaki örnekte şair, berberde yapılan muhabbetleri şiirleştirerek türk şiirine çağ atlattı.



    çok düşündüm neden geri kaldığımızı,
    bunca kaynak varken neden daraldığımızı.
    sonunda buldum sebebini bu düşüşün,
    dinleyin arkadaşlar,hep beraber üşüşün.

    hollanda'dan gelen arkadaş anlatıyor,
    önce insan gelir diyor her işin başında.
    sosyal güvenliği var herkesin,olsa kaç yaşında.
    bütün her şey ona göre düzenlenmiş diyor.

    geçenlerde prens william aşırı hızla gitmiş,
    polis müdahale edip anında oraya bitmiş.
    tutanak tutup olay mahkemeye gitmiş,
    o da hesap vermiş adalet'in önünde.

    sordum,acaba hollanda'da çekirdek yenirmi? ,
    biz burada atıyoruz sokağa,ne geçerse elimize.
    istersen ye çekirdek dedi,büyük ceza ödersin,
    sen bu kafada gidersen,yürü anca gidersin.
    (scherzi, 13.01.2009 01:48)
  9. annelerimiz
    anneler başların tacı,
    onlar gönüllerin ilacı.
    yemeyip de yedirirler,
    giymeyip de giydirirler.

    tanrı'nın canlılara bahşettiği,
    en yüksek duygudur annelik.
    boyutu ne olursa olsun cüsselerinin,
    o anda metabolizması değişir annelerin.

    neleri görüyoruz toplumumuzda,
    annelerimizi asla incitmeyelim.
    tanrı emrediyor kutsal kitabında,
    onlara öf bile demeyelim.

    kültürümüzde bunun örnekleri var,
    çok nezih bir hayat yaşamışlar.
    o anneler çocuklarının ağzına,
    asla haram lokma koymamışlar.

    kurtuluş savaşında annelerimiz,
    sırtlarında mermi taşımışlar.
    mermiler ıslanmasın diye kağnıda,
    bebelerinin üstünü açık bırakmışlar.

    kınalamış saçını evladının,
    onu vatana kurban vermiş.
    sana sütümü helal etmem,
    düşmanla savaşmazsan demiş.

    o anneler abdestsiz gezmezmiş,
    kendini kimseye teşhir etmezmiş.
    yetiştirdiği evlatlar kahramanca savaşmış,
    her defasında yeni destanlar yazmış.

    bugün mehmetciğim yine savaşıyor,
    anneleri dualarla yolcu ediyor.
    mehmetciğim dağda şehit düşüyor,
    analarının kalbine ateş düşüyor.

    hakkını ödeyemeyiz onların,
    ne yaparsak yapalım.
    onları asla hayatımızdan,
    dışlayıp sokağa atmayalım.

    uzunkaya derki dünya fani,
    annemizin kıymetini bilelim.
    onlar bizim herşeyimiz,
    eli öpülesi annelerimiz.

    04.11.2006
    şebinkarahisar-giresun


    muzaffer uzunkaya


    evet global çapta nam yapmaya aday kişilik muzaffer bey'in analarımız şiiri. kendisinin içten içe bir oedipus kompleksi vakası olduğu ya da milf hunter olduğu düşüncesi tarafıma gark olmuştur.
    (kaldırımmühendisi, 13.01.2009 01:56 ~ 13:18)
  10. son global ekonomik kriz ve yaşanan iktisadi dalgalanmalara da kayıtsız kalmayan üstad, bu krizin firmalara yüklediği maliyetleri ve uygulanan kemer sıkma politikasını şu şiiriyle anlatmıştır.


    "şenasi bey seslendi,
    lexmark'a kağıt koyun.
    bir miktar kağıt alıp,
    yazıcıya doğru yöneldim.

    eşref bey hemen yetişti,
    kardeşim kağıt canavarımısın? ,
    bankamız bu kadar zenginmi? ,
    arkalı-önlü yazılacak.

    biraz şaşırmış olarak baktım,
    dedim müdürüm ne oldu? ,
    kağıt masrafı önemliyse eğerki,
    benim zamanım ondan değerli. "
    (peace sells and i m buying, 13.01.2009 02:05 ~ 03:55)
  11. 1956 yılında giresun'da doğan muzaffer uzunkaya, bütün şiirlerini giresun'da yazmıştır. (zaten hepsinin altında bu ibare görülmekte)

    zaten giresun'dan dışarı hiç çıkmamışsınız, neden tüm şiirlerin altına ısrarla şehir ismi yazıyorsunuz sorusuna ' ben daha ileriyi, 100 yıl- 200 yıl ileriyi düşünüyorum, o zamanlar gelecek şiirlerim okunacak' diye cevap vermiş.

    evli olduğunu tahmin ettiğim uzunkaya'nın eşinin kulakları şiir dinletisine maruz kalmaktan yeşile dönmüş olabilir.

    arkadaşımın oğlusun şiirindeki özleminde hareketle çocuk sahibi olmadığını, çocuğu olsa bile kız olduğunu tahmin ediyoruz.
    (scherzi, 13.01.2009 03:01 ~ 03:13)
  12. scherzi' nin başını çektiği grup tarafından alaya alınmış giresunlu bankada çalışan bir memur. scherzi' nin piyanist yönünü kalitesini ve başka sözlüklerde ve burda yaptıklarını bildiğim için bu eğlencelerine pek dokunmak istemiyorum, bir bildikleri vardır diye düşünüp susmak istiyorum ama dilim rahat durmuyor yazıyorum.

    kanaatimce bu gece haddinden fazla yüklenildi bu adama. tamam kabul, şiirleri ortaokul kitschi düzeyinde. ama yine de düşünüyor(!) ve böyle ifade ediyor, kahvedeki adamın şiir sesi oluyor. varsın yapsın fildişi edebiyat var ki bunu proust yapıyor joyce yapıyor atay yapıyor, bir de böyle ürünler var(dikkat edin edebiyat demiyorum). bunlar olmalı ki tutunamayan tutunamayan olsun, herkesin voltaire olduğu bir dünya da russo' nun ne değeri olur?

    scherzi' yi kendi silahıyla vurmak için bir örnek vermek istiyorum, ustam bir haydn var bir de ismail yk var. sorsan ikisi de müzik yapıyor ikisinin de dinleyeni var. hatta ismail yk 1 milyon satıyor bu ülkede, acaba tüm klasik müzik cdleri 100.000 satmış mıdır türkiye' de? yani demem o ki halk buysa, onlar için dünya ve düzeni buysa muzaffer ne yapsın? not: halkın zevki ile değer arasında bir korelasyon olmadığını tabi ki bililiyorum.

    bugün ahmet şafak gibi bir adama maruz kaldım adam şarkısında diyor ki; `''birlik olursak aşımız olur, ayrılırsak gözyaşımız olur`''. şu şarkı sözüyle iki de bu topraklar ve anadolu lafıyla sağcıların düşün dünyasının merkez adamlarından biri haline geliyor bu yönde tebrik alıyor. her topalın kör alıcısı vardır gibi bir söz vardı da tam neydi hatırlayamadım şimdi ama anladın sen. muzaffer abi de o misal bence. bitirirken, scherzi; arkadaşımın oğlusun.
    (pembe bir mısradır aşk, 13.01.2009 03:29 ~ 03:41)
  13. kendisini tanıdıktan sonra fark ettim ki, çok daha önce tanısaymışım hayatım çok daha kolay olabilirmiş.

    ezan sesleri: anneannemin ablası, yani annemin teyzesi 3 yaşındayken kısa etek giyiyorum diye söylenip bi' sebeple bu sebeple beni sabahın köründe uyandırmaya çalıştığında (zaten kendisini çok görmedim, tanımadım), (yatmadan önce bi' kere bu şiiri okusaydım, sanıyorum beni uyandırmazdı),

    fındık: ilkokulda yerli malı haftası'nda 'yerli malı yurdum malı herkes onu kullanmalı' diye bi' solukta okunan şiirlere alternatif olarak,

    annelerimiz: yine ilkokulda, hayat bilgisi dersinde,

    ahlak çöküyor: ortaokuldaki tutucu inkılap tarihi hocamla ilişkilerimi düzeltmekte,

    ah yalan dünya, ah fani dünya: çok uzun bi' duayı bi' türlü ezberleyemediğim için yine ortaokulda üstüme çok gelen din kültürü ve ahlak bilgisi hocası'ndan kurtulmak için 'onu bilmiyorum, ama bakın ben ne biliyorum' diyerek tüm şirinliğimle,

    eşref bey: hayata karşı tavrımda,

    tüketimden gelen güç: üniversite birinci sınıfta ekonomi dersinde,


    artık çok çalışacağız: geçen haftalardaki structure of turkish economy dersinin ödevinde,

    bu vatan: business finance dersinde finansal analiz raporu hazırlarken araya sıkıştırılmış bi' şekilde


    kullanabilirdim bu şiirleri sevgili sözlükçü. ve dalga geçmiyorum. geçen hafta tanımış olsaydım kendisini, ödevimin sonuna 'appendix for fun' kısmı yapar, sunumun da 5 dksını bu güzide şairimizin konuyla ilgili eserleriyle geçirirdim, sunumum oldukça eğlenceli olduğu için alacağım ekstra puanlar da cabası.
    neyse 'geçmişe hayıflanmak yerine yarınalara bakalım' diyor ve bu giriyi eksileyecek olanlara ithafen kendisinin 'asla mutlu olamazsın' adlı eseriyle noktalıyorum:

    dünya senin olsa,
    her istediğin yapılsa,
    bil ki huzur bulamazsın,
    asla mutlu olamazsın.

    yaradan öyle yaratmış,
    kainata ismini yazmış,
    onunla huzur bulunur,
    onunla mutlu olunur.

    o varken kalbimizde,
    her yer cennettir bize.
    her varlığı severiz,
    çünkü o yarattı deriz.

    varlık ile yokluk birdir,
    bir tek o yeter bize.
    verirse o vermiştir,
    rahmetle bakar hepimize.

    kalbin zengin olunca,
    artık fakirlikten korkma.
    çünkü imtihan yeri dünya,
    varlıkta şükürle, yoklukta sabırla.

    yaradan’a inanmadıysan,
    başını secdeye koymadıysan,
    hak’ kın (c.c) ismini anmadıysan,
    asla mutlu olamazsın.

    bir hastaya varmadıysan,
    yetime el uzatmadıysan,
    insanlara faydalı olmadıysan,
    asla mutlu olamazsın.

    devlet’e vergini vermediysen,
    ona borcunu ödemediysen,
    yetimin hakkını yediysen,
    asla mutlu olamazsın.

    02.12.2007
    şebinkarahisar-giresun

    muzaffer uzunkaya
    (andromeda, 13.01.2009 12:43 ~ 13:14)
  14. kendisi hakkında çok şey yazıldı, çizildi. ikinci yeniden beri türk şiiri böyle bir şair görmedi. kendisi kendine has, tıpkı kendisi gibi olan, içinden çağlayan, okuyanı imgelere boğan, uyaklar arası çatışmalarda taraf olmaya zorlayan bir tarzda; durmaksızın, kendini engellemeksizin, önüne çıkan engelleri bir çığ, bir sel gibi aşarak içinin derinliklerinde zuhur eden milf hunter tarafını bizimle paylaşan bir şairdir.

    şiiir budur dersiniz okuduktan sonra. hemen kavrayamazsınız imgelerin kafanızda yaptığı o engellenemez çağrışımları. onun dizeleri sizin beyninizin yapacağı olası çağrışımları bile içerdiğinden anlamsız gelir önceleri. "ne bu yahu?!" dersiniz, bir ilkokul çocuğu edasıyla, kendi dünyasının yansımasını bizimle fütursuzca paylaşan şair, bu tavrıyla okur yelpazesini geniş tutmayı amaçlamaktadır.

    bir gün herkes onun şiirlerine nazaran ne kadar sığ, yüzeysel, ne kadar banal olduğunu kavrayacak...işte o gün muzo'nun değeri ortaya çıkacak!!!

    ayrıl da gel !
    (kaldırımmühendisi, 15.01.2009 00:06)
  15. ah muzaffer uzunkaya yeni fenomen şair, üçüncü yeninin kurucusu bir nevi, kendisi bankacı bulsamda bankasına yazdığı şiirlerden burda bir tane yayınlasam, kapı gıcırtısına bile şiir yazan efsane insan.

    2000'li yılların şiirinden bahsederken muzaffer uzunkaya ismine atıf yapmamak türk edebiyatına hakaret olur.
    (vanyadayı, 15.01.2009 00:18)
  16. türk yazın sanatının şiir güneşidir.
    (scherzi, 15.01.2009 00:23)
  17. beş hececiler ile serbest nazım ekolünün arasında kalmış, bunun sonucu olarak da beğendiği dizeleri uyaklı ve ölçülü, beğendiği dizeleri serbest, hatta diyaloglu, sorulu, hikaye anlatmalı yazan, octavio paz'dan sonra bu topraklardan (dünya) çıkmış en entelektüel insanlardan biri.
    (scherzi, 17.01.2009 14:26)
  18. üniversitelim şiirini seslendirmiştir
    arka fon a dikkat demekten kendimi alamadığım durumdur.
    mutlaka dinlenilmeli

    (bkz: http://www.antoloji.com/...)
    (vanyadayı, 29.01.2009 00:23)
  19. muzaffer uzunkaya'nın benzerlerinin yazdığı en az onunkiler kadar progresif, sosyal içerikli, sanatsal birçok şiir ilkokulda okuyan çocuklara şarkı, şiir diye öğretilmektedir.

    hemen örnek geliyor :

    ilkokulda zorla ezberlettirilen ve her müzik dersinde kâh naif brutal vokalle, kâh opera tadında söylenen "çok çalışan olmalıyız" isimli şarkı :

    "çok çalışkan olmalıyız
    bu ulus için
    bu vatan için
    çok çalışkan olmalıyız
    her iş zordur bilmeliyiz
    güçlükleri yenmeliyiz
    bu ulus için
    bu vatan için
    çok çalışkan olmalıyız
    tembel tembel durmamalı
    günler hiç boş kalmamalı
    bu ulus için
    bu vatan için
    çok çalışkan olmalıyız."

    aşağıdaki de uzunkaya'nın bir dörtlüğü;

    "şimdi ekonomik bir darboğazdayız,bunu aşmalıyız,
    her zeminde düşmanımızdır,cehaletle savaşmalıyız,
    sana ne bana ne yakışmaz,biz müslüman-türk'üz,
    ülkemizi borçtan kurtarıp gerçek hürriyete kavuşmalıyız. "

    uzunkaya da eserlerini bir internet sitesinde paylaşmak yerine bir şekilde (jargonunu değiştirip üslubunu basitleştirdikten sonra) ilkokul müfredatına sokabilseydi şu an şu kadar kişinin dalga geçtiği biri olmak yerine şiirleri 23 nisan'da yedi yaşında bir çocuk tarafından yer yer hıçkırıklarla okunan, şarkılaştırılarak ulus devlet bilincinin, bireyciliğe karşı topluma adanmışlığın pekiştiricisi olarak müzik dersinde söylenen bir şair olabilirdi ve büyük saygı görebilirdi.
    (poltergeist, 04.02.2009 00:58)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil